[color="#939162"]"Yeni bir ülke bulamazsın, yeni bir deniz bulamazsın. Bu şehir arkandan gelecektir" demiş, suyun öte yakasından bize seslenen Kavafis. Her Yunan gibi o da aklını denizlerle, alıp başını gitmekle; o ada senin bu ada benim dolaşmakla bozmuş belli ki bir ara. Zülfü Livaneli'nin güzel şarkısında dendiği gibi, yelkovan kuşlarının peşi sıra.

Yaz sıcakları da bastırdıkça gazetelerde okuduğumuz, televizyonda gördüğümüz kara haberler daha bir çekilmez oluyor. Hele bizim buralarda yaşanan kederler külçe gibi çöküyor, günlük dertleri zaten güç bela taşıyan omuzlara. İster istemez yeni bir kötümserlik rüzgârına kapılıyorsunuz. Çocuklarınızın nasıl bir ülkede, ne şartlarda yaşayacağını düşünüyor, bunun için endişeleniyorsunuz.

Sizin ve sevdiklerinizin çocukları için; Lâl, Söz, Can ve Ümitsu... Kim bilir hangi rüzgârlar, onları nerelere götürecek. Yelkenlerini hangi zaferler, hangi yenilgiler, sevinçler ve "keşke"ler dolduracak. Bir türlü rahata kavuşamayan ülkemiz onlara hangi hüzünleri hazırlıyor acaba?

Çocuk sahibi olmanın en dramatik tarafı da bu galiba; ilk gençliğinizde kaldığını sandığınız gelecek kaygıları tekrar su yüzüne çıkıyor; sarıyor, sıkıştırıyor sizi. Yeni endişeler yükleniyor rahata erdi diye sevindiğiniz ruhunuza. Zaten beni bilenler bilir; zaman zaman bu konulara kafayı takarım.

Camdan başını uzatıp size küfreden taksiciye bakarken ister istemez düşünüyorsunuz çünkü: "Yeni bir ülke bulabilir miyim çocuğuma? Yeni bir deniz, yepyeni bir ada onu mutlu eder mi? Bunu sağlamak için ne kadar çalışmam, ne kadar kazanmam lazım?"

Bugünlerde durmadan inip bindiğim uçaklardan birini beklerken, havaalanında düşünüyorum bunları. Hayatımın her şeyin birbiriyle yarıştığı, dörtnala dönemlerinden birine girdiğini hissediyorum. "Kendini verimsiz hissetmek" kefesi, "kendine ayıracak zaman bulamamak" kefesine doğru akıyor çaktırmadan.

"Sana ulaşamıyoruz..." Bugünlerde en çok duyduğum sözlerden biri. Bense uzunca bir yolculuktan sonra kendime ulaşmış olmanın saadetini yaşıyorum aslında. Sonuçta bu işleri kimse bana tabanca zoruyla kabul ettirmedi değil mi?

Çocuk sahibi olmak da öyle... Kimse kolay kolay zorlayamaz sizi buna. Kendiniz kaşınır, ister ve yaparsınız. Pişman olmayacağınızı bilirsiniz çünkü. Odasından eteklerini savura savura gelip size resmini gösteren eseriniz, size bugüne kadar yaptığınız her şeyden daha çok gurur verir.

Ona baktıkça yeni bir denizin özlemiyle yanarsınız ama... Onu, bulandığınız tozdan topraktan uzak tutmanın çarelerini ararsınız. Bazen iyi fikirler gelir aklınıza, bazen de yapılması gereken şeyler büyür gözlerinizde; tıpkı çocuklar gibi.

"Nasıl tükettiysen ömrünü burada, bu köşecikte, öyle tüketeceksin demektir, tüm yeryüzünde de" diyor, şiirin sonunda Kavafis.

Ona "var başka denizler" diye cevap vermek geliyor içimden: "Umudun aptallık, dürüstlüğün enayilik, içtenliğin yapmacıklık, başarının günah sayılmadığı başka denizler var ve çocuklarımız orada atmalı büyük kulaçlarını."

Biz ihtiyarlar da, paslı gözlerimizi sonuna kadar açıp seyretmeliyiz onların sularla dansını...

Havaalanındayım; etrafımda büyük bir hareket var. Ayrılanlar, kavuşanlar, bekleyenler... Birazdan uçağa binip gözlerinin içi gülen bir kalabalıkla buluşmak üzere Anadolu'ya gideceğim. Beraber eğlenip dertleneceğim kişiler bekliyor olacak beni.

Bir kez daha anlayacağım onların sayesinde; başka denizler var. En azından kendi içimizde.


İclal Aydın

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 359
favori
like
share