[FONT="Franklin Gothic Medium"]Sağanak yağmurlara yakalanır bazen yüreğin.
Hele de şemsiyesizsen o sıra, yüreğinin iliklerine kadar işler soğuk damlalar.
Her doğa olayının bir nedeni olduğu gibi, bu apansız bastıran sağanak da esaslı bir nedene dayanıyordur.
Ne kadar esaslı olursa olsun bu neden, yine de boşunadır onca soğuğu yemen. Çünkü sen ağrıdan, sancıdan kıvranırken, esaslı neden her neyse, ıslık çalarak, keyifle yoluna devam ediyordur.
Bir tas sıcak çorba verip, bir iki cümleyle seni yatıştıracak kimsen de yoksa yanında -ki böyle durumlarda herkesin çok önemli işleri çıkar - koyu bir karanlığa yumup gözlerini, sağanağın dinmesini beklersin.
Yine de kimse görmesin istersin yüreğinin sırılsıklam, buz gibi ıslandığını.
Dost bildiklerini gözden geçirirsin birer birer. Bir omuz ararsın, bir insan sıcağı ararsın.
Çölde bir yudum su arar gibi…
Dostlar birer birer gelip dizilir karşına.
Bir tabur asker gibi, hazırol duruşunda, devinimsiz…
Belki onlar değil de sensindir devinimsiz olan.
Yaprak kıpırdamaz yüreğinde. Ağlamak istersin, ağlayamazsın; bağırmak istersin, bağıramazsın.
Bir tabur asker, hep bir ağızdan o bildiğin, ezberlediğin, artık bıktığın ezgiyi söylemeye başlar.
Böyle durumlarda kafan hiç çekmez koroları. Özellikle de soloları çekmez kafan.
Ne kadar detone ses varsa bu sololarda ortaya çıkar.
Dalgalı bir denizde yol almaya çalışan vapur gibisindir artık.
Her an karaya vurabilir, parçalanabilirsin. Fırtınanın geçmesini beklemekten başka yapacağın şey yoktur.
Evet, fırtına eninde sonunda dinecektir; ama senin yelkenini, direğini, güverteni darmadağın ederek…
Yeniden yola çıkmak için dağılanları toparlaman, kırılanları onarman gerekecektir.
Her fırtına, her yeni limanı biraz daha uzağa atacaktır. Sonunda, bir limana vardığında, beklemekten usanıp çekip gittiğini anlarsın bekleyenlerinin. Al sana, yeni bir yıkım daha !

Hayat böyledir işte.

Bazen sen treni kaçırırsın, bazen de tren zamanında gelmez.
Bir de bakarsın ki treni kaçırmanın “esaslı nedenler”i, senin kaçırdığın trene atlamışlar, sana el sallıyorlar trenin penceresinden.
Kendini aptal ve aldatılmış hissedersin. Daha doğrusu birileri senin kendini böyle hissetmenden müthiş bir keyif alırlar.
Çünkü zeki ve uyanık olmak, savaşı kazanmaktır bu sistemde.
Aslında iyi insan olmak, hatta dost bulmak da bir o kadar kolaydır.
Kimseye derdini açmayan, ama herkesin acısına, derdine ortak olan, hiç şikayet etmeyen, eleştirmeyen, sorgulamayan, haksızlığa baş kaldırmayan biri gibi görünebilir, biraz da cömert davranabilirsen, etrafında kalabalık bir dost çemberi görürsün.
Sen sen ol, kimseye derdini açma, kimseye iç karartıcı bir şeyler söyleme !


Alıntı

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 331
favori
like
share
GÜLveMasal Tarih: 27.01.2009 23:27
Emeğinize sağlıkkk....
İCEMİNE Tarih: 27.01.2009 20:52
emeğinize sağlık teşekkür
rahat insan Tarih: 27.01.2009 19:00
harika bir çalışma.yüreğinize sağlı
KaRaKıZ Tarih: 27.01.2009 15:56
Bazen sen treni kaçırırsın, bazen de tren zamanında gelmez.

hayat okadar süprizle doluku herşeyi öğreniyor saol ablişim:45:
Asiyan Tarih: 27.01.2009 15:45
Sen sen ol, kimseye derdini açma

ben kendime geldim gibi öğrendim çok şeyi teşekkürler pedaliza :3: