[color="#b29b64"]O gece aslında her zamanki gibi başlamıştı, hiçbir şey farklı değildi, aynı insanlar aynı sokaklar, aynı mekanlar…Bütün bu monotonluğun ardından gelecek olanlar farkında olmadan cafe’ye girdiğinde gözüme bazı şeyler değişik gelmeye başladı, Sanki insanlar ona bakıyordu, herkes muhabbetine, içtiği nargileye, tüttürdüğü sigaraya ara vermiş gözlerine bana dikmişlerdi. Koca mekanda kimse konuşmuyor, hiçbir ses çıkmıyordu. Kendisini çıplak, korumasız hissediyordu, elleri soğumaya vücudu titremeye başlamıştı. Arkadaşlarından birinin dürtmesiyle kendisine geldi, bir anda insanlar tekrar eski hallerine dönmüş, yüzlerce ağızdan çıkan uğultu mekanı kaplamıştı.

Ağaçlarda yaşayan bir adam vardır, her ağacın üstünde görebilirsiniz onu, bazen ağaçların içinde uyur, bazen yanında bekler, genelde ise yaprakların üzerinden aşağıda olanları gözetler, aşağıda kendisini bekleyen müşterileri gözetler, birini buldu mu zamanı durdurur ve ağaçtan hızla inip, o kişinin yanına gelir, ona bir teklifte bulunur, reddedilmeyecek bir teklif değildir bu, genelde de reddedilir ama bazı zamanlar ağaçlarda yaşayan adam farklı insanlarla da tanışır…

Ağaçlarda yaşayan adam bir gece tekrar aşağı indi, kendisini bekleyen adamın yanına usulca yaklaştı ve yanındaki boş koltuğa oturdu. Kendini tanıttı, işinden bahsetmedi, müstakbel müşterisine bir çay ısmarlamak istedi garsonu çağırıp sipariş verdikten sonra konuşmaya başlamıştı.
‘’ Sizi bir yerlerden hatırlıyor gibiyim ama çıkaramıyorum ‘’
‘’Olabilir, insanlar benzerler ama ne yalan söyleyeyim benimde gözüm sizi ısırıyor’’
‘’Acaba daha önce sizinle konuşmuş olabilir miyiz, belki bir iş yapmışızdır?’’
‘’Belki de, tabii bu sizin ne iş yaptığınıza bağlı’’
‘’O, evet, size bahsedeceğim, önce çaylarımız gelsin sonra konuşuruz’’

Ağaçlarda yaşayan adam bu kişiyi cafe’nin ortasındaki ağacın üzerinde beklerken görmüştü. Canından bezmiş bir halde dolanan bu kişi hemen dikkatini çekmişti. Çünkü ağaçlarda yaşayan adamın gözleri pek iyi görmezdi, şekilleri algılayamazdı, biz siyah bir kare masa görürken o sadece siyah bir nokta görürdü, onun bu göz bozukluğu yüzünden renklerden oluşan bir dünyası vardı, bu özelliği onun renkleri ayırt etmesini kolaylaştırıyordu. Bizler siyahlar içindeki gri noktaları algılayamazken o gri noktalardan o kadar rahatsız olurdu ki, bakamazdı bile. Bu yüzden ona bir gözlük vermişlerdi, rahatsız olduğu zamanlar bizler gibi olabilsin diye bu gözlüğü ona hediye etmişlerdi. Gözlüğünü taktığında şekilleri algılayabiliyordu, o bizleri rahatça görürken biz de onu görebiliyorduk. Ağaçta yaşayan adam ağaç üzerinde görünmeyi ve bizleri telaşlandırmayı sevmediğinden dolayı gözlüklerini sadece aşağı indiğinde takardı.

O gece ağaçlarda yaşayan siyahlar içinde iki kocaman gri noktayı görünce başını çevirmiş önce bakmamak istemişti, Gözlerine kısarak tekrar başını çevirdiğinde iki gri noktanın birbirine doğru yaklaştığını ve giderek büyüdüklerini görmüştü. İşte o zaman yeni bir müşterinin kendisini beklediğini anlamıştı. Çok nadiren taktığı gözlüğünü cebinden çıkarıp ağaçtan aşağı inmişti. Gözlüğü taktıktan sonra biraz önce gri nokta olarak gördüğü bu kişinin yanına gitmişti. Hiç çekinmeden adamın yanındaki boş koltuğa oturmaya yeltenmiş ve daha önce tanımadığı bu adama bir şeyler konuşmak istediğini söylemişti. Adam ilk başta şaşırmış, sonra merakından bu yabancının konuşma isteğini kabul etmişti. Bunun üzerine ağaçlara yaşayan adam ona çay ısmarlamak için garsonu çağırdıktan sonra adam arkadaşlarından masayı birkaç dakikalığına terk etmelerini rica etmişti. Çaylar gelip ikisi yalnız kaldıklarında ağaçlarda yaşayan adam teklifini yapmıştı.

‘’Ben insanları mutlu ederim’’
‘’Ne yani işiniz bu mu?’’
‘’Evet, işim bu, insanları mutlu ederim’’
‘’Pekala, nasıl bir mutluluk bu, yani ne yapıyorsunuz?’’
‘’Her türlü şey olabilir, isteğe bağlı, bir araba almak seni mutlu edecekse bunu sağlarım, ya da ne bileyim dediğim gibi her türlü şey olabilir’’
‘’İlginç yani kusura bakmayın ama karşılığında ne istiyorsunuz?’’
‘’Üzülmenizi’’
‘’Nasıl yani?’’
‘’Şöyle açıklayayım, Size bir mutluluk vereceğim ve daha sonra bunu geri alacağım çok şiddetli bir üzüntü vereceğim, bu kadar basit’’
‘’Anladım, peki ben bunu neden isteyeyim ki, yani kim üzülmek ister ki’’
‘’Kim mutlu olmak istemez ki?’’
‘’ Mutlu olmak için buna ihtiyacımız olduğunu sanmıyorum yani saçma bir teklif bu kusura bakmayın ama ’’
‘’Sözünü kestim pardon, çoğu kişi bunu kabul etmiyor zaten. Bu noktada bana düşen teklifimi yapmak ve kararı size bırakmak, bu arada bir şeyi merak ettim mutlak mutluluk diye bir şey yaşadınız mı?’’
‘’Mutlak mutluluktan kastınız, hiç üzülmeden hep mutlu olmaksa bu imkansız zaten’’
‘’İşte benim teklifimde bundan bahsediyor, kabul edin ve mutlu olun, daha önce olmadığınız kadar mutlu olun, sonrasında üzüleceksiniz evet hem de çok üzüleceksiniz ama zaten hep olan bu değil mi o zaman neden bu teklifi geri çevireceksiniz ki, ben size farklı bir şey önermiyorum, ben size hayatın gerçeğini öneriyorum, ne diyorsunuz?’’
‘’Bilmiyorum, sanırım haklısınız, yani mutluluklar geçicidir tıpkı üzüntüler gibi ama bilmiyorum, mutlu olmak için çok fazla üzülmeyi göze alabileceğimi sanmıyorum.’’

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 349
favori
like
share
Gundii Tarih: 27.01.2009 22:27
emeginize saqlık..
teşekkürler..