[FONT="Courier New"]Yıllarca peygamberler tarafından yönetildiler

Kırk yıllık dönemde önce Harun aleyhisselam, ardından da Musa aleyhisselam vefat etti. Allah Teâlâ Yuşa aleyhisselamı onlara peygamber gönderdi. Tîh müddeti bitince Yuşa aleyhisselam Yahudileri Beytülmakdis'e götürdü. Orayı kuşatıp fethettiler. Yuşa aleyhisselamın sağlığında çevredeki diğer fetihler tamamlandı. Onun ölümüyle beraber de peygamberlerle yönetildikleri dönem bitti. Onun ardından yargıçlar tarafından yönetildiler.

Bu dönemde on iki kol arasında ihtilaflar büyüdü. Aralarında savaşıp durdular. Dinden dönmeler, zina çoğaldı. Bu dönem iki asır kadar devam etti. Peygamber terbiyesinden tamamen uzaklaştılar. Ahlak eridi. İftiracılıkta ve yalanda o derece aşırı gittiler ki, kendi peygamberlerine bile ağır iftiralarda bulundular. İftiralarının bir kısmını da ellerindeki Tevrat'a ilave ettiler.

Krallık sistemine geçtiler. Allah Teâlâ da onlara hem kral hem peygamber olan peygamberler gönderdi. Davud ve Süleyman aleyhimesselam böyle peygamber oldu onlara.

Krallıklara bölündüler; kendi aralarında bile birlik oluşturamadılar. Âşuriler ve Babil krallığı onlara karşı toplu imha savaşları yaptı, topraklarını işgal etti, Yahudilerin tümünü topraklarından sürdü. Sürgüne giden veya Babil işgali altında kalan Yahudilerin dinleri tamamen bozuldu, putperest düşünceler inançlarına tesir etti.

Tarihin her sahnesine fesat ve fitne bulaştırdılar

Fesatçı ve fitneci bir güruh oldukları için defalarca baskınlara ve sürgünlere katlanmak zorunda kaldılar. İsyanlar çıkardılar. Her isyandan sonra biraz daha ağır darbe yediler. En son miladi 135 yılında Roma imparatoru Adriyanus onlara çok ağır bir darbe vurdu. Filistin yöresinden tamamen sürüldüler. Bu tarihte de devlet olarak İsrailoğulları bitmiş oldu. Şu andaki İsrail devleti kuruluncaya kadar bir daha devlet olamadılar. Dünyanın muhtelif yerlerinde sürgün hayatına mahkûm oldular.

Küçük cemaatler halinde yaşadıkları yerlerde, yaşadıkları ülkelerin halkını huzursuz edecek davranışlardan vazgeçmedikleri için çeşitli dönemlerde ağır hayat şartlarına mecbur tutuldular. Sürüldüler, işkencelere tabi tutuldular. Âşuriler, Mısırlılar, Babil krallığı, Yunanlılar, Roma, Avrupalılar tarafından baskı altında tutuldular. 1200'lü yıllarda İngilizler, Fransızlar, 1540'larda İtalyanlar, on iki, on dördüncü ve on dokuzuncu asırlarda Almanlar binlerce Yahudi'yi öldürdü. Ölümden kurtulanlarını sürgün etti. Mezbahanelerde hayvanlar gibi Yahudi boğazladılar. Avrupalılar, Yahudilere karşı elleri kolları bağlı duruyorlarsa, geçmişi iyi bildiklerinden kaynaklanan sebeplerden etkileniyor olmalarındandır.

Bu onların, Allah'ın emirlerine aykırı hayat tarzını, fitne fesatçılığı tercih etmelerinin sonucuydu. Onların şu andaki devletleri, güçleri, dünya kamuoyunun onlara sağladığı desteği kimseyi şaşırtmasın! Onların geçmişi belli olduğu kadar, gelecekleri de bellidir. Geçmişlerinde on yıl üst üste huzurlu yaşadıkları bir dönem olmadığı halde nasıl kalıcı bir huzur ve rahatlık bekleyebilirler? Fitneciler, peygamberlere iftira etme cüreti gösterenler onlar değil midir? Peygamber katilleri değil midirler? Şimdi onları Müslümanların ortasına mayın gibi yerleştiren İngiltere ve Avrupa, yakın asırlarda onları hayvan gibi boğazlamadı mı, gemilere doldurup denize atmadılar mı? Yahudileri hiçbir zaman sevmedi Avrupalılar! Büyük bir şer planının gereği olarak onları bir süre için destekleyip, devlet sahibi yaptılarsa bu sevgilerinin eseri değildir; menfaatlerinin gereğidir.

Kur'an onları çok iyi tanıtıyor

Masum bir millet görüntüsü ile kendilerine acındıran Yahudilerin gerçek yüzü, Kur'an'da onlarca ayette görülebilir. Onların, müminlerin geçmişte ve gelecekte en büyük düşmanları olduğu, fitne ve fesattan, yeryüzünü ateşe vermekten hiçbir zaman kaçınmayacaklarını anlamak için şu ayetler incelenebilir.

Onları Allah yarattı, O tanıtıyor. Onların kendilerini, Allah'ın seçilmiş kulları olarak tanıtmaları ne anlam ifade edecek; işte Allah'ın kitabı. Onlarca ayetten sadece şu ayetler onları tanımak ve akıbetlerini öğrenmek için yeterlidir:

Bakara, 51-52, 54, 61, 79, 88-89, 94-95, 140, 159, 246-247; Âl-i İmran, 21-22, 78, 87; Nisa, 46-47, 50-52; Maide, 13, 18, 20-21, 41, 60-64, 78-82; Â'raf, 137, 148-149, 171; Tevbe, 30; İsra,104; Tâhâ, 87-88; Şuara, 57-59; Cuma, 6-8.

Nereden Filistin onların oldu?

Kenanlılar ve Finikeliler Yahudilerden binlerce yıl önce Filistin'de yaşadılar. Onlar, Musa aleyhisselamın emrine uymayıp, oraya girmekten mahrum bırakıldılar. Yuşa aleyhisselamla beraber Filistin'e girebildiler ve orada iki asırla üç asır arasında bir zaman kalabildiler. Bunun dışında Filistin hiçbir zaman onların olmadı. Onların 'Tevrat'ta böyle yazıyor.' demelerinin ne değeri vardır? Ellerindeki Tevrat, onların elinin değdiği, tahrif ettikleri Tevrat değil midir?

"Geçmişlerinde on yıl üst üste huzurlu yaşadıkları bir dönem olmadığı halde nasıl kalıcı bir huzur ve rahatlık bekleyebilirler? Fitneciler, peygamberlere iftira etme cüreti gösterenler onlar değil midir? Peygamber katilleri değil midirler? Şimdi onları Müslümanların ortasına mayın gibi yerleştiren İngiltere ve Avrupa, yakın asırlarda onları hayvan gibi boğazlamadı mı, gemilere doldurup denize atmadılar mı? Yahudileri hiçbir zaman sevmedi Avrupalılar! Büyük bir şer planının gereği olarak onları bir süre için destekleyip, devlet sahibi yaptılarsa bu sevgilerinin eseri değildir; menfaatlerinin gereğidir."

nureddin yıldız

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 552
favori
like
share
fetihnesli Tarih: 01.02.2009 20:54
yazmadım, beğendiğim makalelerden alıntı yapıyorum...

tabiki sizlere faydalı olmak adına...
a-yan Tarih: 01.02.2009 20:47
Bizde tanıdık inşallah merak ediyorum kardeş bu kadar yazıyı nasıl yazıyorsun