K-Z

Kızıl:
Agrubu Beta hemalitik streptokoklar boğazda yerleşip tonsilit (bademcikiltihabı) ile birlikte ciltte yaygın kırmızı döküntülere nedenolmaktadır. Mutlaka tedavi edilmesi gereklidir, tedavi edilmeyenolgularda tehlikeli komplikasyonlar gelişebilir. Birkaç kezgeçirilebilir.
Konak:
Sütçocuklarında, saçlı deride, bazen kaşlar üzerinde sarı, yağlımsı birtabaka belirir. Seborik dermotit-konak adı verilen bu tabaka, saçlıderinin yıkandıktan sonra fırçalanması, yeterli olmazsa uygunpomatların kullanımı ile kısa sürede tedavi edilir. Tekrarlayıcıolabilir.
Konjuntivit:
Özellikleyeni doğan bebeklerde çapaktan öte, gözlerde iltihaplı akıntı +kızarıklık ile seyreder, bulaşıcıdır. Gözlerin kaynamış ılınmış su ilegazlı bezle temizlenip, antibiyotikli damla veya pomatlarınkullanılmasını gerektirir. Tekrarlayıcı olduğunda göz kanallarınıntıkanması düşünülebilir, göz pınarına masaj yapılması ve doktoradanışılması uygundur.
Krup:
Birçeşit gırtlak enfeksiyonudur. Krup nöbet şeklinde ve genelde geceleriolur, ortalama 2 ya da 3 saat kadar sürer. Krup sırasında solunumdagüçlük ve akciğerlerden ses gelmesi gözlenir.
Bu durumda çocuğunuzun solunumunu kolaylaştırmak için odasına kaynayan su koyarak nemlendirin ve doktorunuzu arayın.

Kulak Sorunları:
Kulakenfeksiyonları zamanında ve iyi tedavi edilmezse ileride daha büyükproblemlere sebep olabilir. Kulağın anatomisinin içinde dış kulak ortakulak, iç kulak, kulak zarı ve işitme siniri yer alır. Ayrıca östakiborusu boğazın arkasında kulağa açılır.
DışKulak İltihabı: Dış kulağın derisinde klorlu suda çok kalmakla ya dadış kulak derisinin yabancı bir cisim tarafından çizilmesiyle dış kulakiltihabı meydana gelir.
Belirtileri
Kulak içi kaşıntısı ve kanalda kızarıklık olabilir. Ayrıca kulaktanakıntı gelebilir. Bu gibi belirtilerde doktorunuzu arayın. Dikkatedilmesi gereken bir durumda çocuğu yıkarken kulağına sukaçırılmamasına dikkat edilmesidir.

Orta Kulak İltihabı: Orta kulak iltihabını geçiren hastaların büyükçoğunluğunu çocuklar oluşturmakta erişkinlerde daha az görülmektedir.Özellikle kulak ağrısının oluşmasındaki en büyük faktörüoluşturmaktadır. Orta kulaktan bir bölüm üst solunum yollarıylabirleşmektedir ve bu nedenle de üst solunum yollarında bir rahatsızlıkolması durumunda orta kulakta da sorun oluşabilmektedir. Orta kulakiltihabı yaşayan çocuklara tedavi amaçlı antibiyotikler verilmekte vehastalık bu şekilde tedavi edilmeye çalışılmaktadır. Kulak zarınınzarar görmesi, duyma duyusunun kaybolması, sinir felci ya da menenjitgibi hastalıklar kulak kenarındaki kemikte oluşan iltihabıniyileşmemesi durumunda ortaya çıkabilmektedir. Bu hastalığayetişkinlerde oldukça az rastlanmaktadır. Bu nedenle risk faktörüçocuklardır.
Kulağa yabancı bir madde girmesi nedeniyle orta kulaktan kulağa salgıiletilmektedir. Bu salgıda boğaza inmektedir. Orta kulaktan boğazasalgının inmesini sağlayan kanal bir üst solunum enfeksiyonu nedeniylekapandığında salgı boğaza akamamaktadır. Bu durumda da orta kulaktailtihap oluşur. Bu nedenle gripal enfeksiyonla birlikte orta kulakiltihabına rastlamak mümkündür. Kulak kenarındaki kemiğin büyümesi,orta kulaktan kulağa salgının akmasını sağlayan kanalın şişmesi alerjikdurumlarda ortaya çıkabilir. Ayrıca kulak kenarındaki kemikte iltihabınoluşmasının bir nedenide bakteriler olabilir.
Tedavi amaçlı kulak zarı temizlikleri, antibiyogram ve kültüryapılabilir. Ancak antibiyogram ve kültür tedavisi kulaktan bir akıntıgelmesi halinde yapılmaktadır. Tedaviye başlarken öncelikle yapılmasıgereken kulak kenarındaki kemiğin iltihaplanmasına engel olmaktır.Şiddetli ağrı ve ateşlerde ağrı kesici ve ateş düşürücü ilaçlaralınabilir. Ciddi durumlarda, örneğin kulak zarının delinmesi halindepansuman yapılabilir. Kulak zarı delindiğinde kulaktan bir sıvıgeldiğide görülür. Antibiyotik alınmasını gerektiren durumda iltihabaneden olan bakterilerdir. İlaç tedavisiyle orta kulaktaki salgınınboğaza akmasını sağlayan kanalın şişkinliği de biraz giderilebilir.
Belirtileri
Çocuklarda,
• Yüksek ateş olması
• Burun akması
• Uyku halinde ağlama
• Elini sürekli kulağında tutma
• Yeme problemleri
• Uyuma problemleri ve beraberinde gelen huzursuzluk
Erişkinlerde,
• Mide bulantıları ve kusma
• Titremeyle birlikte ateş yükselmesi
• İşitme güçlüğü
• Sürekli devam eden kulak ağrıları
• Kulağın şişmiş olduğunu hissetme
• Burunda kanama olma
Yukarıdaki belirtilerin görülmesi durumunda orta kulak iltihabı oluşmuşolabilir. Siz ya da çocuğunuz kulağınızdaki ağrıyla birlikte duymaktazorlukta çekiyorsanız, ayrıca yüksek ateş de oluşuyorsa doktorabaşvurmalısınız. Kulak kenarındaki kemiğin iltihaplanması ve tedaviedilmemesi halinde önemli derecede işitme problemleriyle karşı karşıyagelinebilir.

Çocuğunuzun İşitme Kaybı Olup Olmadığını Belirleyin: Eğer çocuğunuzunişitme kaybı olduğuna inanıyorsanız bu doğru olabilir. Aşağıdakisorular bunu belirlemenizde size yardımcı olacaktır. Lütfen hepsinidikkatli bir şekilde okuyun, size, ailenize ve çocuğunuza uyanfaktörleri belirleyin.
İşitme kaybının belirtileri:
Gebelik sırasında
·Anne kızıl, soğuk algınlığı veya viral bir enfeksiyon geçirmiş,
·Anne alkollü içecekler kullanmış,
·Ailede bir ya da birden fazla kişiden hayatın erken dönemlerinde ortaya çıkan kalıcı işitme kaybının olması.
Yeni doğan (doğumdan ilk 28’inci güne kadar)
·1500 gramın altında doğum tartısı,
·Yüzde normal olmayan görünüm,
·Doğuştan sarılığının olması ve kan değişimi uygulanması,
·Beş günden fazla çocuk yoğun bakım ünitesinde kaldı mı?
·Damardan verilen bir antibiyotik aldı mı?
·Menenjit oldu mu?
Bebek (9 günlükten 2 yaşına kadar)
·Damardan verilen bir antibiyotik aldı mı?
·Menenjit geçirdi mi?
·Nöroljik bozuklukları oldu mu?
·Kulağından kan geldiği veya gelmediği ağır bir kafatası kırığı geçirdi mi?
·Kulağından sıvı gelen, üç aydan fazla süren ve tekrar eden kulak enfeksiyonları geçirdi mi?
Çevreye olan yanıt (konuşma ve dil gelişimi)
Yeni doğan (doğumdan 6 aylığa kadar)
·Beklenmedik yüksek bir sese karşı hareket ederek, ağlayarak vey aherhangi bir şekilde yanıt verdi mi?
·Gürültüde uyanıyor mu?
·Sesleri serbeste olarak taklit eder mi?
·Sadece ses ile teskin edilebiliyor mu?
·Kafasını sizin sesinizin geldiği yöne çeviriyor mu?
Genç bebek (6-12 aylık)
·Sorulduğu zaman tanıdık bir kimseyi veya nesneyi gösteremez.
·Saçma sapan sesleri hiç çıkarmadı.
·12 aylıkken el salla veya ellerini çırp gibi basit ifadeleri anlamıyor.
Bebeğin (18 aylık-2 yaş)
·Yumuşak bir sesin geldiği yöne ilk çağırışta bakmaz,
·Çevredeki seslere karşı tepki göstermez,
·Ilk çağrıya cevap vermez,
·Sese cevap vermez veya sesin nereden geldiğiniz bulamaz,
·Tanıdık kişiler veya nesneler için basit kelimeler kullanmaya başlamaz,
·Kendi yaşlarının kullandığı sesleri veya dili kullanmaz,
·Televizyonu anormal sesle dinlemez,
·Anlamada ve kelime kullanmada sürekli bir gelişim göstermez.
Tüm bu durumlarda dikkatli olunuz! Siz ne yapmalısınız?
Eğer yukarıda belirtilenlerden birini veya daha fazlasını çocuğunuzdabuldunuzsa, normalden daha fazla olarak işitme kaybı gözükme şansıvardır.
Eğer çocuğnuzda bunlardan biri varsa muhakkak bir kulak muayenesini veişitme testi yaptırmalısınız. Bu her yaşta yahıbalir. Doğumdan hemensonra bile mümkündür.
Eğer bunların hiçbirini bulamamanıza rağmen hala şüpheleniyorsanız ozaman bir odyologa işitme testi ve bir konuşma uzmanına da konuşmayı vedil gelişimini inceletebilirsiniz. Eğer işitme kaybı yoksa testyaptırmakla bir şey kaybedilmeyecektir. Ancak eğer çocuğunuzun işitmekaybı varsa teşhisin gecikmesi konuşma ve dil gelişimini etkileyecektir.
Bu broşür sadece çocuklarıyla ilgilenenler için hazırlanmışıtr. Hiçbirzaman kulak muayenesinin veya işitme testinin yerini tutamaz.Yukarıdakilerden hiçbir olmadan da çocuklarda işitme kaybı olabilir.
Siz ve aileniz genelde ilk olarak bunu fark edersiniz. Eğer herhangibir an çocuğunuzun işitmesinden şüphe ederseniz bunu doktorunuzlatartışın.
Bebeğinizin işitmesi her yaşta profesyonel olarak ölçülebilir.
İşitme testleri yeni doğanlara da test yapma imkanı sağlamaktadır. Bazıbebeklerin işitme kaybına uğrama şansları diğerlerinden daha fazladır.Eğer çocuğunuzda yukarıdakilerden herhangi birini veya daha fazlasınıbulursanız muhakkak bir işitme testi yaptırmalısınız.
Bütün çocuklar okula başlamadan önce işitme testinden geçirilmelidir.Bu aile veya çocuk tarafından fark edilmeyen küçük kayıpları ortayakoyar. Bir kulakta meydana gelen işitme kaybı da bu yolla tespitedilebilir. Böyle bir kayıp aşikar olmamasına rağmen konuşma ve dilgelişimini etkiler.
İşitme kaybı kulak kiri veya kulakta sıvı varsa da oluşabilir. Bu tipçocuklar tıbbi veya cerrahi tedaviden sonra işitmelerini kazanırlar.
Geçici işitme kayıplarının aksine bazı çocuklarda sinirlerdekiproblemden dolayı kalıcı işitme kayıpları oluşur. Bu çocukların büyükçoğunluğunda kullanılabilir işitme vardır. Çok azı tamamen sağırdır.Erken teşhis, erken işitme yardımı ve özel eğitime erken başlanmasıçocuğun var olan işitmesinden maksimum olarak yararlanmasını sağlar.
Doç. Dr. Dilaver ÖZTURAN

Bebeğiniz Sizi Duyuyor mu?: Akraba evlilikleri doğum öncesinde ve doğumsonrasında yaşanan sorunlar çocuklarda işitme kaybına neden oluyor.Acıbadem Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. AliDemir, “Aileler doğumsal işitme bozukluğunu bebeklerini iyi izleyerekyakalayabilirler,” diyor.
Türkiye’de akraba evliliklerinin ve enfeksiyon hastalıklarının görülmesıklığının yüksek olduğu, bunun da doğumsal işitme kayıplarınıartırdığı belirtiliyor.
Op. Dr. Ali Demir, yenidoğanlardaki doğumsal işitme kaybının ABD veİngiltere’de yapılan araştırmalara göre binde 2-4 olduğunu belirtiyor.Türkiye’deki oranın bundan daha fazla olduğunun tahmin edildiğinisöyleyen Op. Dr. Ali Demir, nedenlerin doğumsal ve edinsel olarak ikiyeayrıldığını vurguluyor.
Doğumsal işitme kaybına neden olan çok sayıda genetik hastalık var.Genetik hastalıklar dışında annenin gebelik sırasında geçirdiği,kızamıkçık, toksoplazma, herpes simpleks gibi enfeksiyonlar, gebelikteototoksik ilaç ve alkol kullanımının önemli rol oynadığına dikkat çekenOp. Dr. Ali Demir, şöyle konuşuyor:
“Doğum sırasında ve hemen sonrasındaki sorunlar işitme kaybına nedenolabiliyor. (Örneğin erken doğum, düşük doğum tartısı). Çocuğungeçirdiği menenjit, kabakulak, kızıl, kızamık ve kulak iltihapları gibienfeksiyon hastalıkları, edinsel işitme kaybının önde gelennedenleridir.”
İşitme kaybı nasıl anlaşılır?
0-1 yaş arası bebeklerde işitme işlevinin aile tarafındandeğerlendirilebileceğini belirten Op. Dr. Ali Demir, şu bilgiyi veriyor:
Doğumdan hemen sonraki dönem: Bebeğiniz, el çırpması, kapı çarpmasıgibi seslerle irkilmeli ve bu seslere yanıt olarak gözlerini kırpmalıveya açmalıdır.
1 aylıkken: Bebeğiniz,elektrik süpürgesi sesi gibi ani ve uzayan sesleri fark etmeli ve busesler başladığında bir an durup dinlemelidir.
4 aylıkken: Sizigörmediğinde bile sesinize tepki göstermelidir. Bu tepki sakinleşme yada gülümseme şeklinde olabilir. Arkasına yaklaşıp yandan onunlakonuştuğunuzda başını veya gözlerini size doğru çevirebilir.
7 aylıkken: Başkaşeylerle çok meşgul değilse, odanın öbür ucundan gelen sesinize veyaher iki yanından gelen çok alçak sesli uyaranlara doğru hemendönmelidir.
9 aylıkken: Günlük olağan sesleri dikkatledinlenmeli, görüş alanı dışındaki alçak sesleri araştırmalıdır. Yükseksesle mırıldanmaktan, hecelemekten hoşlanmalıdır.
1 yaşında: İsmineve anne, baba, dede, mama gibi tanıdık isimlere az çok yanıt verebilir.“Hayır”, “cıs”, “bay bay” gibi sözcüklere eşlik eden jesti görmese biletepki gösterebilir.”
Bir yaşından sonra da ailenin gözlemininsürmesi büyük önem taşıyor. Konuşma 3-4 yaşına kadar gecikebilirse debu tür konuşması geciken çocukların kulak burun boğaz muayenesinden vetam bir odyolojik incelemeden geçirilmesi gerekiyor. Op. Dr. Demir,daha ileri yaşlarda televizyon sesinin fazla açılmasının ve okulbaşarısızlığı gibi gözlemlerin aileleri uyarması gerektiğinihatırlatıyor.
Tedaviye ne zaman başlanmalı?
Çocukların konuşabilmesi için işitiyor olması gerekiyor. Doğumdan sonrakulağın tam olarak geliştiğini belirten Op. Dr. Demir, “İşitmeninbeyindeki bağlantı yolları ve merkezleri 2-3 yaşına kadar tamamlanır.Bu nedenle tedaviye ne kadar erken başlanırsa sonuç da o ölçüde iyiolur” diye konuşuyor.
Teşhisi nasıl yapılıyor?
İşitme bozukluğu ile ilgili olarak kulak burun boğaz muayenesi veodyolojik testlerle teşhis konulabiliyor. Yenidoğan döneminde en uygunyöntemin otoakustik emisyon testi olduğunu söyleyen Op. Dr. Demir, “Heryeni doğanın bu yöntemle taranması gerekiyor. Bunların yanısıraelektrokokleografi, ABR; saf ses odyometri ve impedans odyometri deteşhiste kullanılır. Çocuğun yaşı ve işitme kaybının türüne göre butestlerin biri veya birkaçı birarada uygulanır” diye ekliyor.
Tedavisinden hangi yol izleniyor?
İşitme kaybının derecesine göre tedavide izlenen yol değişiyor. İçkulak tipi işitme kayıplarında, çocuk kaybın derecesine göre işitmecihazı veya koklear implant (biyonik kulak) uygulaması yapılıp yoğunbir işitme ve konuşma eğitimine tabi tutuluyor.

Bebeğim Normal Duyuyor mu?: Çocuğunuzun işitme kaybı olup olmadığını belirleyin
Eğer çocuğunuzun işitme kaybı olduğuna inanıyorsanız, bu doğruolabilir. Aşağıdaki sorular bunu belirlemenizde size yardımcıolacaktır. Lütfen hepsini dikkatli bir şekilde okuyun. Size, ailenizeve çocuğunuza uyan faktörleri belirleyin.
İşitme kaybının belirtileri
Gebelik sırasında
· Anne, kızıl, soğuk algınlığı veya viral bir enfeksiyon geçirmişse,
· Anne, alkollü içecekler kullanmışsa,
· Ailede bir ya da birden fazla kişide hayatın erken dönemlerinde ortaya çıkan kalıcı işitme kaybı varsa.
Yeni doğan
(Doğumdan ilk 28’inci güne kadar)
· 1500 gramın altında doğum tartısı,
· Yüzde, normal olmayan görüntü,
· Doğuştan sarılığın olması ve kan değişimi uygulanması,
· Beş günden fazla çocuk yoğun bakım ünitesinde kalması.
· Damardan verilen bir antibiyotik almış olması.
· Menenjit geçirmiş olması.
Bebek (9 günlükten 2 yaşına kadar)
· Damardan verilen bir antibiyotik almış olması.
· Menenjit geçirmiş olması.
· Kulağından kan gelsin veya gelmesin ağır bir kafatası kırığı geçirmiş olması.
· Kulağından sıvı gelen, üç aydan fazla süren, tekrar eden kulak enfeksiyonları geçirmiş olması.
· Nörolojik bozuklukları olması.
Çevreye olan yanıt (Konuşma ve Dil Gelişimi)Yenidoğan (Doğumdan 6 aylığına kadar)
· Beklenmedik yüksek bir sese karşı hareket ederek, ağlayarak veya herhangi bir şekilde yanıt verdi mi?
· Gürültüde uyanıyor mu?
· Sesleri serbest olarak taklit eder mi?
· Sadece ses ile teskin edilebiliyor mu?
· Kafasını sizin sesinizin geldiği yöne çeviriyor mu?
Genç Bebek (6-12 aylık)
· Sorulduğu zaman tanıdık bir kimseyi veya nesneyi gösteremez.
· Saçmasapan sesleri hiç çıkarmadı.
· 12 aylıkken el salla veya ellerini çırp gibi basit ifadeleri anlamıyor.
Bebeğim (13 aylık-2 yaş)
· Yumuşak bir sesin geldiği yöne ilk çağırışta bakmaz.
· Çevredeki seslere karşı tepki göstermez.
· İlk çağrıya cevap vermez.
· Sese cevap vermez veya sesin nereden geldiğini bulamaz.
· Tanıdık kişiler veya nesneler için basit kelimeler kullanmaya başlamaz.
· Kendi yaşıtlarının kullandığı sesleri veya dili kullanmaz.
· Televizyonu normal sesle dinlemez.
· Anlamada ve kelime kullanmada sürekli bir gelişim göstermez.
Tüm bu durumlarda dikkatli olunuz.

Kulak İltihabı (OTİT): Özelliklesüt çocuklarında ortakulak ile nezoforinks arasındaki öztaki borunundüz olmasından kaynaklanan, yatarak beslenme şeklinin de olumsuz etkenolduğu ortakulak iltihapları sıkça görülür.
Çift taraflı daolabilir. Bakteriler veya virüsler gelişiminden sorumludur. Ortakulakiltihabı, süt çocuğunda ateş, kusma, ağlama gibi belirtilerle büyükçocukta ise ek olarak, kulak ağrısı ile birlikte seyreder.
Otoskop adı verilen aygıt ile kulağa bakıldıktan sonra tanı konup, uygun ilaç tedavisi yapılmalıdır.
Kulağın üzerinde baı yapıldığında bebeğin ağlaması kulak iltihabı varlığını göstermez.
Dış kulak yolu iltihapları daha çok büyük çocuklarda görülür.

Kusma:
Anne sütü ile beslenen bebeklerde bazen gaz çıkarmalar sırasında küçükkusmalar olur. Bebeğin tartı akımı normal ise, sorun yoktur. Ama, bazende kusma bir hastalığın belirtisi olabilir, apandisitte, ishaller,idrar yolu enfeksiyonu, menenjit, travmalar, kulak iltihabı, tonsillit,sarılık (hepatit) gibi hastalıklar ve bazı metabolizma hastalıklarıkusma ile seyreder. Süt çocuklarında tartışlasında duraklama vefışkırır tarzda, gittikçe ilerleyen sıklıkta kusmalarda pilav stenozudenilen, mide çıkıntısında daralma ile seyreden bir hastalık düşünülür,kusma, altta yatan neden belirlenirken tedavi edilmelidir. Ağızkenarından sızıntı tarzında kusan süt çocuklarında telaşa kapılmamalı,ancak safralı kusan, dışkı yapmayan veya gaz çıkarmayan bebekler içindoktora başvurulmalıdır.

Menenjit:
Beyin zarlarının iltihabı, (bakteri, virüs gibi) kusma, yüksek ateş,başağrısı vücutta döküntüler gibi belirtilerle doktora başvuruyugerektirir. Günümüzde uygun antibiyotiklerle çok iyi sonuçlaralınmaktadır.
Süt çocuklarında bıngıldağın kabarık ve hareketli oluşu şüphe çeken birbulgudur. Tedavi ve omurilik sıvısındaki laboratuvar bulguları vetekene göre planlanır. Hastane tedavisi gereklidir. Tedavi edilmeyenolguların seyri iyi değerdir.
Beyinde ve omurilikte bulunan zarların iltihaplanması menenjit olaraktanımlanmaktadır. Hastaların büyük çoğunluğunda, menenjit vücudun diğerbölümlerinde ortaya çıkan enfeksiyonlar nedeni ile kendinigöstermektedir. Virüslerden ortaya çıkan menenjit hastalarda ciddisağlık sorunları yaratmazken bakterilerden ortaya çıkan menenjit dahaciddi sorunların yaşanmasına neden olur.
Menenjit toplu halde yaşanılan ortamlarda bulaşıcı olabilmektedir.Genel olarak henüz ikinci yaşını doldurmamış çocuklarda ortayaçıkmaktadır.
Menenjit bebeklerde en nelirgin şekilde kendini uzun süreli ağlamalarlave bıngıldaklarda şişmeyle göstermektedir. Bebeklik dönemini geçmişolan çocuklarda ise ışığa bakamama, nöbet, zaman zaman bilinç kaybı,başağrısı, sırt, ense ve omuz bölgelerinde gerilme, bazı bölgelerdekırmızı döküntü, ateş, mide bulantısı, kusma ve ayrıca hastanın öneeğik durması halinde sırtta ağrı hissedilmesi şeklinde kendinigösterebilmektedir.
Belirtilen şikayetleri çocuğunuzda gözlemliyorsanız vakit kaybetmedendoktora gitmeniz gerekmektedir. Hastanın belinden alınan su ile hücresayımının yapılmasının ardından, protein, glikoz ve basınç miktarıölçülür. Bu işlemin ardından kan ve idrar tahlilleri yapılır. Kulak veburundan alınan sıvılar ile hastalığa neden olan bakteri tespit edilir.
Hastalık tespit edilen kişiler derhal müşayede altına alınır ve tedavibu şekilde tamamlanır. Menenjit bulaşıcı bir hastalık olduğu için hastayakınları incelenmelidir.


Mongol Lekeleri:
Özellikle esmer bebeklerde yaklaşık bir yaşlarında kaybolan, lekeler,sırt, bazen de bacaklarda morarma doğumsal lekeler olur. Nedeni bellideğildir, kendiliğinden geçer ve bir hastalık belirtisi değildir.
Nefrit:
Böbreklerin iltihabı hastalığıdır. Çocukta et çalkantı suyu gibiidrarı, göz kapaklarında ödem görülmesi gibi bulgular nefritidüşündürdüğünden bu tür yakınmalarda mutlaka doktora danışılmalıdır.Nefritler çok çeşitlidir, bazen tansiyon yüksekliği de eşlik eder,ileri araştırmalar yapılması nedene yönelik tedaviye olanak verecektir.
Omurga Eğriliği:
Adım adım Skolyoz cerrahisi
Skolyoz, gelişme çağında omurganın yana doğru eğilmesiyle oluşan birsağlık problemi. Okullarda yapılacak taramalarla erkenden saptanmasımümkün olan skolyoz, her 100 kişiden 1 ya da 3’ünde görülebiliyor.İlerlemiş skolyoz vakalarının %80’inin nedeni bilinmiyor. Diğer %20’likgrupta ise ilerleyici kas ve sinir hastalıkları, kemiktekienfeksiyonlar skolyoz oluşumuna neden oluyor. Tedavi edilmediğindeciddi sırt ağrılarına yol açan skolyoz, erişkinlik döneminde kalp veakciğer hastalıklarına neden oluyor. Acıbadem Hastanesi Ortopedi vetravmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Osman Güven skolyozun ameliyatla tedavisihakkında merak edilen soruları yanıtladı:
Skolyozun tedavisinde ameliyatın rolü nedir?
Skolyoz erken teşhis edilirse egzersiz ve korse kullanımı ile bilinçlibir takip yapıldığı takdirde ameliyat gerektiren vaka sayısı %9-20arasındadır. Ancak erken teşhis yapılmaz ve gereken konservatif tedavive yakın takip yapılmazsa ameliyat gerektiren vaka sayısı %40-50’lereulaşır.

Hastalığın seyri açısından kız-erkek farklılığı var mı?
Erken teşhis edilmesi halinde eğriliğin derecesi 6-10 derece arasındaise kız erkek oranı eşittir. Eğrilik 11-20 dereceler arasında ise kızerkek oranı 1,5/1’ dir. Derece arttıkça kız oranı yükselir. 20derecenin üzerinde 5/1 oranında kızlarda daha fazla, ameliyat olanhastalarda ise kızlar erkeklerden 7 kat daha fazladır.
Ne zaman ameliyat kararı alınıyor?
Teşhis yapıldıktan sonra hastalar 3-6 aylık aralarla izlenir. Hızlıilerleme gösteren vakalar sık aralıkla diğer vakalar 6 aylık aralarlaizlenir. Her kontrolde röntgen çekilerek eğriliğin derecesi ölçülür.İlerleme olup olmadığı tespit edilir. İzleme sırasında eğriliğinderecesi hızla artar, 40 dereceye ulaşırsa ve hastanın büyüme indeksi(Risser belirtisi) 1-2 ise ameliyat edilmesi gerekir. Hızlı ilerlemeyendengeli eğriliklerde 40-45 derecelerde izlemeye devam edilebilir. Diğerönemli bir faktör gövde dengesinin bozulmasıdır. Denge bozulmuşsa hızlıilerleme olmasa da 40 derecelerde ameliyat kararı alınabilir. Diğerönemli bir faktör eğriliğin yeridir. Özellikle aşağı bel bölgesiniolumsuz etkileyen eğriliklerde ameliyat gerekebilir. Bunun dışındabüyümesi durmasına rağmen erişkinlerde 50 derecenin üzerinde eğrilik,denge bozukluğu ve ağrı varsa yine ameliyat gerekir.
Ameliyatın riskleri var mı?
Ameliyat kararı, hasta ve ailesi ile birlikte alınır. Karar verildiktensonra ameliyatın, riskleri ve faydaları aileye izah edilir. Büyümeçağında veya genç hastalarda özellikle omurga esnekse tek seanslıarkadan yapılacak olan skolyoz ameliyatının riski oldukça düşüktür.Ancak ameliyatın bu konuda uzmanlaşmış kişilerce yapılması halinde riskdüşüktür. Bugün artık skolyoz ameliyatları bu konularda uzmanlaşmışkişiler dışında yapılmamaktadır.

Ameliyatta nasıl bir teknik kullanılıyor?
Ameliyatın amacı özel geliştirilmiş metal implantlar kullanılarakeğriliğin düzeltilmesi ve bu düzeltilmiş pozisyonda omurga kemiklerininbirbirine kaynamasıdır. Son yıllarda titanyum çubuk ve vidalarkullanmaktayız. Bu kaynama süreci 6 ay 1 senedir. Hastaların çoğunluğuokul çağındadır. Genelde ameliyattan 1 ay sonra çocuğun okula gitmesineizin verilir.

Ameliyat ne kadar sürer, hasta ne zaman iyileşir?
Ameliyat ortalama 3,5-4 saat süren ortopedik cerrahinin en uzunameliyatlarından biridir. Ameliyattan sonra hasta 3. gün ayağakaldırılır, oturma ve ve tuvalete gitmesine izin verilir. 7 veya 8’incigünlerde dikişler alınır. 1 ay süre ile ev içinde harekete izinverilir. Ameliyat sonrası cerrahın kararına göre bazı hastalarda 1-2 aykorse kullanılabilir. Küçük çocuklarda korse kullanmıyoruz. Hasta 1,5ay sonrasında 3. ay, 6.ay, 1 sene ve 2 sene sonunda kontrollereçağrılarak röntgen çekilir. 2 senesi dolan hastalar takipten çıkarılır.6 aydan sonra hasta şiddetli egzersizler dışında normal sosyal yaşamagirmiş olur. Yüzme ameliyat sonrası faydalıdır. 6 hafta sonrasındayüzmeye izin verilir. Sert eğriliklerde ve erişkin hastalardagenellikle birincisi önden ve ikinci basamağı arkadan olmak üzere ikikademeli ve ortalama 8 saat süren bir ameliyat gereklidir. Öndenyapılan ameliyatta omurga gevşetmesi yapılır. İkinci seansta metalçubuklarla düzeltme yapılır. Büyümesi durmamış olan çocuklarda ameliyatyapılacaksa erken yapılması gerekir. Doğuştan olan skolyozlarda ilk 5yaş içindeki bazı düzeltici veya büyümeyi düzenleyici, implantkullanılmayan ameliyatlar yapılır. Bu çocuklarda dışardan alçı tespitiyapılır. Bu yaşlarda iyileşme çok daha hızlıdır.
Normal vücut görünümü
· Kafa kalçaların orta hizasında
· Omuzlar ve kürek kemikleri simetrik
· Kalça seviyeleri simetrik
· Kollar ve vücut arasında eşit mesafe
· Üst ve alt sırtın her iki tarafı simetrik

Muhtelif skolyoz
· Kafa, kalçaların ortasından bir tarafa doğru yerleşmiş
· Bir omuz daha yüksek
· Bir kürek kemiği daha yüksekte durarak tümsek yaratmış
· Bir kalça daha belirgin
· Kollar ve vücut arasındaki mesafede eşitsizlik
· Göğüs kafesi ve/veya alt sırtın bir tarafı asimetrik
Skolyos:
Omurganın üç boyutlu eğimidir. Normal omurga önden veya arkadanbakıldığında düzdür. Yine normal olarak yanlardan bakıldığında omurgagöğüs bölgesinde, arkaya “kifoz” bel bölgesinde öne “lordoz” doğrueğilimlidir. Skolyozda yukarıdan aşağıya bakıldığında tüm vertebralarsırt veya bel bölgesinde bir yöne doğru eğilmişlerdir. Omurganınmerkezinde üstten aşağıya bakıldığında omurgaların bir kısmıbükülmüşlerdir. Bu da “genelde sağ” kaburgaların çıkıntılı olmasısonucunu doğurur. Skolyoz ailenin birden fazla üyesinde aynı vayafarklı kuşaklarda ortaya çıkabilir. “skolyoz, çocuğun veya ailesininyaptığı veya yapamadığı bir şey nedeni ile gelişemez”. ötü vücutpostürü veya ağır çanta taşımak skolyoza neden olmaz. Skolyoz geneldebuluğ çağında ortaya çıkan bir omurga deformitesidir.
Skolyozun en çok görülen bulgularından birisi sağ tarafta belirginleşenkürek kemiği çıkıntısıdır. Bir omuz diğerinden daha yüksek olabilir veçocuk bir tarafa eğilmeye eğilimdir. Kalça kemikleri simetrikolmayabilir ve biri diğerinden daha yüksekmiş gibi görünür. Skolyozubozuk duruş ile karıştırmamak gerekir. Sıklıkla skolyozun ilkbelirtilerinden biri daha önce giyilebilen giysilerin vücuda tamoturmamasıdır. Bu kızlarda eteğin veya giysinin çizgilerin asimetrikolması ile belirginleşir. En çarpcı bulgulardan birisi skolyozlu birçocuğun öne eğilmesi ile ortaya çıkan kaburga çıkıntısının ortayaçıkmasıdır.
Skolyoz araştırma topluluğuna göre her 10 buluğ çağındaki insandan 1tanesi, hehangi bir derecede skloyoza sahiptir. Bunun anlamı sadece ABD‘de 1 milyon skolyozlu çocuk var demektir. Bu çocukların aşağı yukarıdörtte biri (veya %2-%3) tıbbi tedaviye ihtiyaç duyar. Bu tedaviçocuğun yaşı, eğikliğin derecesine göre korse ve egzersizlerle takiptenameliyat olma yoluna gider. Bazı skolyoz vakalarında eğikliğin derecesio kadar hafif olabilir ki, tedavi hiç bir zaman gerekli olmayabilir.Hafif skolyozun erkeklerdeki sıklığı neredeyse kızlardaki kadardır.Ancak ciddi eğriklikler kızlarda erkeklerdekinden 5-8 kat dahafazladır. Tüm dünyada yürütülen çalışmalar oluşumunda gerçekten ırksalveya etnik durumdan bir fark olmadığı ortaya konmuştur.
Şu anda ne skolyoz başlangıcını önleyecek ne de skolyozu cerrahiolmayan yöntemlerle tedavi edilebilecek bir yöntem mevcut değil.Skolyoz tespit edilebildiğinde doktor hastayı değerlendirme ve tedaviiçin ortopedik spinal cerrah göndermelidir. Böylelikle hasta ayaktaçekilen omurga röntgeni ve periodik kontrol muayeneleri şeklinde takibealınır. Eğer skolyoz erken teşhis edilirse büyük eğilimler bileBreyslerle önelenebilir. Ciddi eğilimler cerrahi gerektirebilir.
Yetişkinde, skolyoz hafif ise bu durum değişemeden kalabilir veyayıllar içinde çok yavaş ilerleyerek ciddi problemlere yol açmaz. Bunarağmen bazı kişilerde belirgin değişiklikler oluşabilir. Çok ciddivakalarda solunumda bir problem olabilir. Eğimin büyüklüğü artarak ağrıyapabilir. Ve fonksiyonları engelleyebilir. Osteoporoz (kemiklerinzayıflaması) ilerleyen yaşla beraber hafif bir eğimin belirginleşmesineyol açabilir. Skolyozlu hastalarda osteoporozun tedavi edilmesiözellikle önemlidir. Yetişkinlerdeki skolyoz bluğ çağında tdaviedilmemiş bir eğimin devamı olacağı gibi, yaşla beraber gelişendejenerasyon sonucunda olabilir.
Skolyozun pek çok nedeni vardır. Hastaların %80-85’inde idiopatik tipskolyoz mevcuttur. Idiopatik kelimesinin anlamı belirli bilinen birnedeni olmayışıdır. İdiopatik skolyoz sıklıkla aileseldir. Ve genetikfaktörlere bağlı gibi gözükmektedir. Asıl anlamadığımız, eğimingelişmesini tetikleyen faktörlerdir. Diğer bir deyişle neden bazıeğimler hızla ilerler de bazıları yavaş ilerler. Skolyoz tam anlamıylasağlıklı çocuklarda gelişebileceği gibi beyin felçli, kas hastalıklı,çocuk felçli, çocuklarda da oluşabilir. Doğumsal omurga anormalliklerive bağ dokusu hastalıkları da sebepler arasındadır. Skolyozun nedeninierken teşhis, uygun tedaviye yardımcı olabilir.
Buluğ çağında skolyoz ağrı yapmaz ve tespit edilmesi zordur. Skolyozunfark edilmesinden bir kaç yıl önce başlamış olabilir. Skolyozuntespitindeki en kolay yollardan biri öne eğilme muayenesidir. Çocuğunomurgasını büyüme tamamlanıncaya kadar düzenli olarak kontrol etmelidirçünkü skolyoz buluğ çağ içindeki hehangi bir zaman diliminde ortayaçıkabilir.

Öksürük:
Bazen üst solunum, bazen alt solunum yolu enfeksiyonunun belirtisiöksürük, yabancı cisimlerin soluk borusuna kaçması ile de belirebilir.Öksürük ve ateş varlığında enfeksiyonu düşündürür. Alerjikhastalıklarda öksürük ve nefes darlığı birlikte olabilir.
Öksürüğe balgam da eşlik edebilir, bazen öksürükle birlikte balgamçıkaramadığı için çocuk kusabilir. Uzayan öksürüklerde, ateş veya nefesdarlığı birlikteliğinde doktora başvurulmalıdır.

Pamukçuk:
Özellikle yeni doğanlar ve süt çocuklarında ağızda asit ortamdamantarların üremesiyle gelişir. Karbonatlı su ile ağızdaki tabakanıntemizlenmesi ve uygun ilaç kullanımı ile tedavi edilir.
Raşitizm:
Diyetten alınan kalsiyum ancak D vitamini aracılığı ile kemiklereyerleşir. Eğer bebek güneşsiz ortamda kalır, annesi de gebeliği boyuncagüneşten az yararlanırsa veya ağız yolu ile beslenmeye ek olarak Dvitamini almaz ise, kemiklerindeki kireçlenmenin az olmasına bağlı birtakım semptomları sergiler. Zira güneş ışınları deride D vitaminininsentezine yardımcı olur, ancak bu yeterli değildir, dışardan daverilmesi gerekir. Raşitizm, büyüyen çocukta kemiklere yeterli mineralçökmesi olmadığı için kemikte eğrilikler, baş kemiklerinde yassılıklar,göğüs kafesi kemiklerinde kıkırdak birleşme yerinde ve el bileklerindesızılar ile seyreder. Bıngıldak kapanması gecikir. Anne bebeğin fazlaterlediğinden yakınır. Bebek büyümeye başladığında yeterli kireçlenmeolmadığından bacaklarda eğrilikler görülür.
Ancak yeterli D vitamini (günde 400 – 800 U) alan ve anne sütü veyayaşına uygun bir diyette beslenen bebeklerde terleme, her zamanraşitizme işaret etmez. Tedavide doktora danışılmadan ilaç verilmesi (Dvitamini ampulleri!) tehlikeli olabilir ve eğer bebeğe bu tür ilaçlardaha önceden verilmişse bunun doktora mutlaka bildirilmesi gerekir.“Süt iğnesi”, “kemik iğnesi” adı altında bilinçsizce kullanılan builaçlar, böbrekler için toksittir ve doktor kontrolünde olmadankullanılmamalıdır.

Sarılık:
Yeni doğan döneminde görülen sarılık ya fizyolojiktir veya kanuyuşmazlığına bağlıdır, kırmız kan hücrelerinin yıkımına bağlı olarakderide sarılık oluşur, yüksek değerlere varır ise, ışık tedavisi veyakan değişimi yapılarak bebeğe zarar verilmesi önlenir, mikrobikdeğildir, bulaşmaz.
Çocukluk çağında görülen sarılıkların etkeni hepatit virüsleridir,hepatitler, A, B, C, D, E, F, G... şeklinde isimlendirilirler. HepatitA (enfeksiyon hepatit) daha çok dışkı, idrar, sular, tuvaletlerdenbulaşır. Kuluçka dönemi kısadır, gribe benzer halsizlik, bulantı,hafifi ateş, gibi belirtilerle başlar, genellikle selim seyreder, sıkgörülür. Aşı ile koruma önerilir. Hepatit B kan, kan virüsleri, yakıntemas ile geçer, klinik belirtileri A hepatit gibidir. Yalnızkronikleşme ve taşıyıcı olma oranı yüksektir. Ülkemizde taşıyıcılık % 4– 10 arasında değişmektedir. Karaciğer kanserine yol açtığından,tehlikelidir ve aşı ile korunulması mümkün olan bir hastalıktır. Diğerhepatitler için henüz aşı yoktur ve onlar A ve B’ ye oranla daha azgörülmektedir.
Annesi hepatit B taşıyıcısı olan yeni doğana bulaşmayı önlemek içindoğumdan hemen sonra hepatit B aşısı ve hiperimmum globiliniyapılmalıdır. Bütün gebelerin hepatit B için taranması önerilmektedir.

SIDS / Ani Bebek Ölümü:
SIDS olarak adlandırılan bu problem bebeklerde görülmektedir. Hiç birneden olmaksızın ani bir şekilde bebeğin yaşamının sona ermesi olarakbilinir. Bebek ölümlerinde çokca rastlanan SIDS, bebek 12. ayınıdoldurana kadar ortaya çıkabilir. En çok ikinci ve dördüncü aylararasında görülür. Dördüncü ayla onikinci ay arasında SIDS’e daha azrastlanır. Bir çok bebekte bu şekilde nedeni bilinmeyen ölümlerlekarşılaşmak mümkündür. Özellikle erkek bebeklerde olduğu bilinmektedirve kış aylarında daha çok rastlandığı da gözlenmiştir. Bu durumlakarşılaşan bebeklerin büyük kısmınında uyuduğu sırada yaşamınıyitirdiği bilinmektedir.
Erken yaşlarda gebe kalan kadınların bebeklerinde SIDS'le karşılaşmaolasılığı daha fazladır. Ayrıca alkol, ilaç ve sigara bağımlısı olanannelerin bebekleri de risk altındadır. Gebelik döneminde iyibeslenmeyen annelerde ve de ekonomik nedenler yüzünden geçim zorluğuçeken ailelerin bebeklerinde SIDS daha fazladır. Olması gerekenden çokdaha kiloya sahip olan bebekler ile premature bebeklerde SIDS görülmeside beklenebilir.
Bebeklerde SIDS ile karşılaşmamak için uzmanlar tarafından bir takımöneriler verilmektedir. Bu tavsiyelere uyulduğu taktirde bebeklerde kiölüm riskinin azaldığı gözlenmiştir. Oldukça önemli olan bu olayüzerinde fazlasıyla durulmalı ve duyarlı olunmalıdır. Ebeveynlerin buuyarıları dikkate almaları yararlı olacaktır.
•Gebelik dönemlerinde alınan gıdalara dikkat edilerek, sürekli olarak hekim kontrolünde olmak gerekir.
•Önemli bir sorun olmadığı taktirde mutlaka bebeği emzirmelidir
•Bebek doğduktan sonra sürekli hekim gözetiminde olmalı veanlaşılamayan bir durum görüldüğünde de derhal hekimle irtibatkurulmalıdır.
•Isı bebek için önemlidir. Bu nedenle bebek odasını sürekli orta derecede bir ısıda olmasına dikkat edilmelidir.
•Bebek odasında sürekli temiz hava olmasını sağlamak gerekir.
•Bebeğin odasında ya da bebeğin yer aldığı hiçbir yerde sigaraiçilmesine müsade etmeyin. Sigara içilen bölümlerde bebeğinizibulundurmayın.
•Bebeğin yatağının çok yumuşak olmasını izin vermeyin, bunun yerine sert bir yatak seçin.
•Bebek çarşafını yatağın alt kenarına sıkıştırın ve büzüşmesini engelleyin.
•Bebeğin yatağının sürekli temiz olmasını sağlayın.
•Uyuma esnasında bebeğin yüzünü kapatmayın.
•Bebeğin mutlaka sırt üstü yatması gereklidir, bu şekilde yatan bebeklerde SIDS olma oranı oldukça azalmıştır.
•Bebeğin yatağında fazlalık hiç bir şey bulundurmayın.
•Bebeği yatağın alt bölümüne değilde, üst bölümüne yatırın.
•Bebek yatağının altına hiç bir şey sermeyin.

Soğuk Algınlığı ve Ateş:
Normal vücut sıcaklığı 36 ile 37,5 derece arasındadır ve gün içerisindedeğişim gösterebilir. 38 derece ve üstü ateş hastalık işareti olabilir.Fakat çocuk hareketli bir gün geçirmişse vücut ısısında kısa süreli birartış görülebilir. Çocuklarda görülen soğuk algınlığı yetişkinlere göreçok daha ciddiye alınmalıdır ve doktora başvurulmalıdır. Çocuğunuzunyüksek ateşini biraz olsun düşürebileceğini düşünerek üzerini fazlaörtmeyin, bol miktarda sıvı içirin ve ılık duş uygulayın.
Çocuklarda Gribin Belirtileri
•Hapşırma
•Burunda tıkanma ve akıntı
•Öksürük ve boğazda kırmızılık
•Yüksek ve hafif ateş
•Tüm vücutta ağrı
•Üşüme
•Halsizlik
•Boğaz ağrısı

Suçiçeği:
Ateş, içi sıvı dolu kaşıntılı döküntülerle seyreden bir virüshastalığıdır. Yaraların temiz tutulması sekonder enfeksiyonları önler.Nadiren zatürree, denge kusuru gibi komplikasyonları olabilir. Suçiçeğiaşısı yeni uygulanmaya başlanmıştır, ancak belirli risk grupları içinönerilmekte, bütün çocuklara yapılmamaktadır.
Su Çiçeği Nedir?Varisellaadıyla da bilinen Su Çiçeği hastalığı, çocuklukta hemen hepimizintanıştığı, son derece bulaşıcı ve yaygın olarak görülen viral birenfeksiyondur. Varicella zoster adlı virüsün neden olduğu su çiçeği,temastan 14-16 gün sonra, ateş, başağrısı, karın ağrısı, halsizlik gibigenel belirtilerle ortaya çıkar ve hemen ardından ciltte içi sıvı doludöküntülerle kendini gösterir. Döküntüler, yüz ve gövdede başlar, kolve bacaklara yayılır. Virüs, vücut dışında 1-2 saat canlı kalabilir.İnsandan insana havadan, soluma, öksürme, hapşırma yoluyla, ayrıcadöküntülere doğrudan temas ile kolaylıkla bulaşır.Çocukların toplubulundukları ortamlarda, yuva, kreş, okullarda bulaşma çok hızlı veyaygındır. Su çiçeği geçiren bir çocuğun ev halkına bulaştırma oranı%90'dır. Döküntülerin ortaya çıkışından 2 gün öncesi ve 4-5 günsonrasına kadar hastalık bulaşıcı durumdadır.Su çiçeği döküntülerininşiddeti, ateş ile doğru orantılıdır. 10-20 döküntü görülebildiği gibi,tüm vücudu sarmış 300-500 döküntü de sık görülebilmektedir. Son derecekaşıntılı olan bu döküntüler, hasta çocuğa büyük rahatsızlık,huzursuzluk vermekte ve kaşıması halinde yaşam boyu kalacak veözellikle yüzde estetiği bozacak izlere neden olabilmektedir. Bazendöküntüler ağız ve burun içinde de ortaya çıkabilir ki gözde çıkanlarönemli sorunlar doğurabilir.

Ne Sıklıkla Görülür? Vakalarınyaklaşık %82'si 6 yaşın altında, %10'u 1 yaşın altındadır. %16 ile 3yaşında en üst değere ulaşmaktadır. Türkiye gibi korunmayan birtoplumda yıllık su çiçeği görülme sıklığı doğum sayısına yakındır. Heryıl karşılaşılan vakaların ortalama %95'i 15 yaş altı (1,145,000), %5'i15 yaş üzeri (60,000)' dir. Su çiçeğinin salgın halinde daha sıkgörüldüğü dönem, yıl içinde Ocak-Mart ayları arasıdır.

Tek korunma yolu: AŞILANMA Suçiçeği geçiren bir kişi, yaşam boyu bağışıklık kazanır ve aynıhastalığa bir daha maruz kalmaz. Ancak hastalığın bu denli kolaybulaşabilmesi ve toplumda yaygın görülmesi, komplikasyonlu vakalarınhatta ölümlerin sayısının yüksek çıkmasına neden olmaktadır. Riskegirmeden su çiçeğinden korunmanın tek yolu, aşı olmaktır. Bir yaşındanbüyük ve daha önce su çiçeği geçirmemiş tüm çocuklar bir doz aşı ile suçiçeğinden ve olası komplikasyonlarından korunabilirler. Yine daha öncesu çiçeği geçirmemiş erişkin yaştaki bireyler, çocuklardan daha yüksekriskte bulunmaları nedeniyle zaman geçirmeden aşılanarak korunabilirler.

Aşı ne zaman, kaç doz yapılmalı? 1yaşını dolduran sağlıklı çocuklara su çiçeği aşısı uygulanabilir. 1yaşına kadar olan bebeklerde, anne karnındayken kan yoluyla ve doğumdansonra anne sütü yoluyla aldıkları koruyucu antikorlar bulunur. Etkiliaşı yanıtı için bu antikorların azaldığının kabul edildiği 1 yaşbeklenmelidir. Su çiçeği aşısı, sadece 1 doz olarak uygulanır.Hastalığı hiç geçirmemiş çocuklar, gençler ve hatta erişkinler de aynıaşı ile korunabilirler.
Aşının koruyuculuk süresi nedir? Aşı,bulunduğu 1974 yılından bugüne çok sayıda kişide uygulanmış ve yapılanklinik çalışmalarda aşının koruyucu etkisinin 25 yılı aşkın bu süredahilinde devam ettiği saptanmıştır. İleriye dönük çalışmalar, aşıkoruyuculuğunun yaşam boyu sürebileceğine işaret etmektedir.

Terleme:
Yetersiz D vitamini alımı ile meydana gelen raşitizmde terleme sıktır.,ancak başlıca belirtiler de olmalıdır. Büyük çocuklarda tüberkülozdaterleme görülebilir. Bazen ailevi olarak da terleme görülebilir.

Tetanoz:
Toprak, havalanması az olan yerlerde yaşayan tetanoz basili, batan birçivi ile veya açık yaralardan düşme sonucu toprakla, tozla bulaşmasonucu vücuda girerek kanda bir toksin üretir. Bu toksin sinir ve kassistemini etkileyerek kasılmalara neden olur. Merkezi sinir sistemi vekalp kanının etkenleri ile hasta kaybedilir. Çocukluk çağında mutlakaolunması gereken aşılardan biri tetanozdur. Erişkinlerde ise 5 yıldabir tekrarı gerekmektedir.
Tüberküloz:
Çocuklarda akciğer tüberkülozunun yanı sıra, lenf bezi tüberkülozu, menenjit ve miyer tüberküloz (yaygın) sık görülür.
Genellikle aileden yakın temas sonucunda açık yarası olan büyüklerdenbasil alınması ile gelişir. Akciğer tüberkülozunun belirtileri hafifateş, öksürük, iştahsızlık iken, tüberküloz menenjitte belirtiler sinsiolur. Halsizlik, ilgisizlik, bazen havale geçirme gibi.
Detaylı araştırmalar ve uzun süren uygun tedaviyi gerektirdiğindenşüpheli olgularda doktora başvurulmalıdır. Aile bireylerindeki öksürükgenellikle sigara içimi veya hava kirliliğine bağlanarak ihmal edilir,buna dikkat çekilmesi gerekir.
Çocuktan çocuğa tüberküloz bulaşmaz. BCG aşısı tüberküloza koruma sağlar.

Yalancı Kuşpalazı:
Ses tellerinin ve bu bölgeye komşu nefes borusu bölgelerinin enfekteolması, iltihaplanması ve şişmesi durumudur. Bu hastalık her yaştagörülebilmekle birlikte, sıklıkla 6 yaştan ufak çocuklarda görülür.Nefes borusu tıkanırsa acil girişimde bulunmak gerekebilir. Böyle birtıkanma, zorlu nefes almaya ve bu hastalığın en tipik özelliği olanhavlama sesine benzer öksürüğe neden olur.
Belirti ve bulgular:
·Ateş (bazen)
·Sesde boğuklaşma (kısılma)
·Havlar gibi öksürük ve zor nefes alma (özellikle geceleri artar)
Nedenleri:
Bulaşıcı viral veya bakteriyel enfeksiyonlar.
Risk Faktörü: Çeşitli alerjiler
Olası Komplikasyonlar:
·Hava yolu tıkanması
·Çok nadiren ciddi tıkanmaya bağlı ölüm.
Tedavi: Evde bakım;
·Çocuk sakinleştirilmeli. Gerginlik solunum sıkıntısını artırır.
·Banyodabuhar oluşturulur, banyo havası tümü ile buharla dolduktan sonra banyokapısı açılarak içeri soğuk hava girişi sağlanır. Çocuk 10 dakika buhavayı soluduğu halde solunum sıkıntısı sürerse hastaneye götürülür.
İlaç Tedavisi:
Croup bakteriyel enfeksiyon sonucu gelişti ise doktorunuz antibiyotikverir. Ancak çoğu vakada etken virüsler olduğu için antibiyotiktedavisi sıklıkla gereksizdir.
Aktivite:
Croup atakları sırasında çocuk dinlendirilmeli, soğuk havada dışarıda oynamasına izin verilmemelidir.
Diyet:
İştah azalabileceği ve öksürüğe bağlı kusmalar olabileceği için sık fakat az miktarlarda sıvı gıdalar verilmelidir.
Okula veya Anaokuluna dönüş:Ateşin düşmesi, iştahın artması ve günlük aktivitelerin normale dönmesinden sonra; bu yaklaşık bir hafta zaman alır.
Hangi durumlarda hastaneye acilen gitmeli?
Çocuğunuz soluk almada zorlanıyor ve suyu veya tükürüğünü yutamıyorsa,
Bir dakikada solunum sayısı 80’in üzerinde ise,
Solunum zorlu ise, boyunda ve göğüs kafesinde çekilmeler oluyorsa,
Tırnaklar ve dudaklarda morarma gelişirse,
Evde banyoda soğuk buhar tedavisi ile belirtiler 30-60 dakika içinde düzelmiyorsa,
En yakın Çocuk Acil Poliklinik Bölümüne başvurulmalıdır.

Yanık:
Ev kazaları sıktır. Sıcak su veya sobadan doğan yanıklarda, yanığınüzerine buz konması ve hemen hastaneye başvurulması önerilir. Dişmacunu, yoğurt gibi maddeler önerilmez.
Zatürre:
Akciğerlerin iltahaplanmasıyla oluşur ve solunum güçlüğüne yol açar.Enfeksiyonların üst solunum yollarından akciğerlere yayılmasınabağlıdır. Genellikle virüslerden kaynaklanır. Çocuğun genel durumukötüdür. Solunumu güç ve hırıltılıdır ayrıca hızlı soluk alıp verir.Eğer çocuğunuzun zatürre olduğunu düşünüyorsanız doktorunuzabaşvurmanız doğru olur.
Zehirlenmeler:
Aile bireylerinin çok dikkat etmesi gereken konulardan biridir.Çocuklar elektrik prizlerinden, kablolardan, kolaylıkla ulaşılabiliryerlerdeki ilaçlar, deterjanlar, boyalar, çamaşır suları, gibimaddelerden uzak tutulmalıdır. Oyuncaklardaki yutulabilir boyuttakiparçacıklar, kaynayan çaydanlıklar çocuklar için tehlike kaynağıdır.
Bazı ilaçların alımından sonra kusturma etkin olurken, yemek borusundayanıklara neden olan deterjan, çamaşır suyu gibi maddelerin alımındakusturma son derece zararlıdır.
Yine gaz yağı içen çocuklar kusturulduklarında akciğere kaçma tehlikesi olduğundan, kusturulmamalıdır.
Zehirlenmenin tipine bağlı olarak tedavi yöntemi farklı olacağından, enyakın sağlık merkezine başvurulmalıdır. En doğru hareket, çevredeçocuklara zarar verebilecek maddeleri bulundurmamak ve çocuklarıgözetimden uzak tutmamalıdır.


Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 8259
favori
like
share
SU-PERISI Tarih: 02.02.2009 15:21
Faydalı paylaşımların için saol cihanasran.