Aranızda Selamı Yayınız

Ebû Hüreyre (r.a.) den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sav) şöyle buyurdu:
“Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selâmı yayınız!”
(Müslim, İman 93-94)

İman, Kur’an-ı Kerim’deki tasviriyle kökü yerin derinliklerine işleyen, gövdesi ve dalları göğe yükselmiş bir olgudur. Çoğu zaman insanı varlığının bilincine yükselten bir merdiven görevi üstlenir, tırmandıkça yüceleceğimiz, indikçe alçalacağımız bir merdiven.

İman, Hz. Peygamber (sav)’e sorulan “[COLOR="darkred"]en hayırlı amel hangisidir?” sorusunun cevabıdır. Bir hadis-i şerifte, iman etmenin insanı dönüştüren özelliği, birbirine eklenen zincir halkalarını çağrıştıracak şekilde şöyle sıralanıyor;
İman-cennet- sevgi- selamlaşma

Hz. Peygamber, imanın kalpte yerleşmiş olmasının ölçüsünü mü’min kardeşini sevmek olarak belirlenmiştir. İslam’a göre her işin başı ve âhiretin yegâne geçerli akçesi olan iman ile sevgi arasındaki bağı en çarpıcı biçimde bu hadisinde dile getirmiş, konunun önemine binaen sözüne yemin ederek başlamıştır.

İman, nasıl cennete girebilmenin vazgeçilmez şartı ise, mü’min kardeşini sevmek de kâmil bir imana sahip olmanın biricik şartıdır. Mü’min, kendisiyle aynı imanı paylaşan herkesi, yine bu nedenle, aynı Allah’a iman ettikleri için, ırkına, rengine, yurduna ve diline bakmadan sevmek ve onlara karşı sorumluluk hissetmek durumundadır. Görünürdeki bazı farklılıklar bu sevgiyi engelleyen değil, renklendiren unsurlar olabilir ancak. Kısaca, cennet anahtarı olan iman, sevgi üretmelidir.

Sevgi, kuru bir sözden ibaret değildir, olmamalıdır. Hiçbir sevgi tohumu sulanmadan yeşermez. Mü’min kardeşinin sevinç ve üzüntüsünü paylaşmak, onlara yüreğimizde yer açmak olacaktır belki de bu tohumun can suyu. Yüreğimizde, çıkarcılığa dayanmayan, ön yargısız, beklentisiz bir sevgi yeşertebildiğimiz ölçüde imanımız kemâl bulacaktır.

Hadis-i Şerîfimiz bizi bu limandan koparmayacak önemli bir dayanak sunmaktadır; Selamlaşma. Selâmı yaymak, selamlaşmayı âdet haline getirmek, âdeti “[COLOR="darkred"]selâmün aleyküm” ile duaya dönüştürmek… Selam, verenden alana bir iyi niyet ve güven mektubu sunmaktır. Dostluk ve barışın, karşılıklı konuşma ve anlaşmaya hazır oluşun ilk göstergesidir. Dillerden gönüllere köprüler kurmaktır. Selâmı yaymak, sevginin sebebi, sevgi, imanın olgunluğunun temelidir.

Allâhümme ente’s-selâm, ve minke’s-selâm. Tebârekte yâ ze’l-celâli ve’l-ikram

“[COLOR="darkred"]Allah’ım, Selâm olan sensin, esenlik de sendendir. Sen celâl ve ikram sahibi yücesin.”


alıntı

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 395
favori
like
share
KaRaKıZ Tarih: 03.02.2009 15:14
Allah razı oLsun