Bir pencerenin arkasından göz kırpmış hayat, parmaklıklara değdirerek bakışlarını.
Uzaklarda bir nefes üç beş saniye tutulmuş.
Ve bir nakaratta ömür süren bir sessizlik bestelemiş şair.
Dudakları arasında sıkıştırdığı zehir ağacını yakarken kül olmuş dalları bir ilkbaharın.
Kaçabildiği kadar kurtulmuş bütün kendini kandırmacalar.
Kişisel bir oyunmuş yaşamak, tek canla ve hatasız oynanması gereken.

Bu sırada, sen derin bir uykunun kuytularında bir tebessüm büyütmüşsün çocukluğunla.
Saçlarını rüzgara bırakmışsın cennet yelkenlileri gibi.
Gözleri senin gibi bakan kız çocuğuna pembe bir çift patik örmüşsün.
"Her şeye rağmenler"i anlar olmuşsun zamanın monotonluğunda.
Kendine yaşlı bakışlar seçmişsin ve kızın büyümüş.

Tüm bunlar olurken, ben uzak ve kafiyeli bir bakış fırlatmışım teğet hayatlar ünitesinin tavanına.
Damarımdaki iğneler canımı yakmaz olduğunda, göz yaşlarımı kaybettiğimi anlamışım.
Hep böyle garip mi kokar hastahane odaları?
Beni beyaz çarşaflarla örtmüşler.

Seni mavilere uyandıracakken, beyazlara uy(u)duğum için özür dilerim...

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 218
favori
like
share