Elveda Rumeli dizisinde geçen hafta Sütçü Ramiz’in köyünde Müslümanların Hıristiyan komşularına nasıl bağnazca saldırdıklarını izledik.
Girit’teki Müslümanlara yönelik tecavüzlere tepki veren bazı fanatik Türkler, Makedonya’da yıllardır birlikte yaşadıkları masum insanları ipe çekmek için sokağa döküldüler.
Aynı Allah’a inananların bir kısmı öteki dinin mensuplarını çocuklarının gözü önünde linç ederken, diğer kısmı onları evlerinde sakladı.
Bazı Hıristiyanlar ise, gözü dönmüş güruhun elinden kurtulmak için camiye sığındı.
Evet, camiye!
“Saldırgan İslam”la “Kollayan İslam”, ekranda bambaşka iki dinmiş gibi yan yanaydı.
Biri fanatiklerin diniydi sanki…
Diğeri müşfiklerin…


Sonra Tomris Giritlioğlu’nun 6-7 Eylül’ü anlattığı filmi Güz Sancısı’nda Hıristiyan komşularının evlerini haçla işaretleyenleri, o evleri basıp içindekileri linç edenleri gördük.
Kiliselerde papazları sünnet edenleri, Rum kızlara tecavüz edenleri, Hıristiyan mezarlarını talan edenleri hatırladık.
Tabii kapının önüne dikilip Hıristiyan komşularını kollamak için kendini siper edenleri de…
Şu satırlar, 6-7 Eylül olaylarının iddianamesinden:
“Bütün tarihimiz boyunca istila ettiğimiz memleketlerde bile yapmadığımız bir keyfiyet olarak mabet ve bir kısım mezarlıklar da taarruza uğramıştır.”
O mabetleri basanlar, o mezarlıkları dağıtanlar da aynı dine inanıyordu, bu iddianameyi yazanlar, saldırganları yargılayanlar da…


Öyleyse “Hangisi biziz” diye sormaz mısınız; “Gerçekte hangisi bizim dinimiz..?”
Biz İspanya’dan kovulan Yahudilere kucak açan bir şefaat dinine mi mensubuz, yoksa dükkanının camına “Yahudiler giremez” yazısı asanların fitne tarikatına mı?
“Kana kan” diye günahsıza kılıç sallayanlardan mıyız, “Kana kan dünyayı kör eder” diye tevekkül niyaz edenlerden mi?
Bu ülkenin kırıla döküle hepten azınlıkta kalmış yurttaşlarına “İstila ettiğimiz memleketlerde bile yapmadığımız” hoyratlığı reva mı göreceğiz, yoksa yurttaşlık temelinde bir eşitlik içinde onları her tür şerden koruyup kollayacak mıyız?


İnancın rengini ortaya koyan sınav günleri bugünler…
Sütçü Ramiz gibi bağnazların önüne gövdesini siper edenlerden misiniz?
6-7 Eylül’ün çapulcuları gibi “fırsat bu fırsat” deyip komşusuna saldıranlardan mı?
“Neden şimdi? Sırası mı bu soruların, bu filmlerin, bu hatırlatmaların…” diyorlar.
Tam sırası!
Bütün dünya önyargıların, nefret dilinin, ötekileştirmenin pençesinde kıvranırken, “tolerans dini” olduğunu öne süren bir inanç sisteminin mensupları için kaynar suda imtihan zamanı…
Böyle dönemlerde eski hataları hatırlamak, mazinin acılarından ders çıkartmak, yeni felaketlerden kaçınmanın en iyi yoludur.
Safları karıştırmayalım:
Bizi dinler değil, vicdanlar ayırır.
Böyle bakınca saldırgan İsrail Hükümeti’ne karşı yürüyen Yahudi gençle biz aynı saftayızdır.
Dükkanına “Yahudi giremez” yazanla, Gazze’de çocukları bombalayan da aynı safta, karşımızdadır.

Can Dündar

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 257
favori
like
share