Tüp bebek tedavisinde embriyoların rahme tutunabilmesi başarıyı arttıran en önemli faktörler arasına yer alıyor. Anne ile bebek arasındaki bağışıklık toleransının sağlanmasında rol alan bir proteinHLA-G proteininin rahme tutunma ve klinik gebelik oranlarını arttırdığını bazı araştırmalar gösteriyor. Memorial Hastanesi Tüp Bebek Merkezi Direktörü Prof. Dr. Semra Kahraman konuyla ilgili ilginç verileri sizlerle paylaşıyor.
Tüp bebek tedavisinde embriyo seçimi ve yerleştirilmesi başarıyı ne oranda etkilemektedir?

Bilim adamları gebelik oranlarını yeni teknikleri kullanarak daha yüksek seviyelere ulaştırmayı hedefleyen çalışmalar yürütmektedirler. Buna karşın infertiliteye sebep olan faktörlerin çok çeşitli olması, başarı oranının yükselmesini zorlaştırmaktadır. Transfer edilen embriyoların bir kısmı rahim iç yüzeyine tutunamamakta, tutunabilenlerin bir kısmı da erken dönemde düşükle sonlanmaktadır.

Tüp bebek merkezlerinin neredeyse tümünde transfer edilecek embriyoların seçimi, embriyoların gelişimi ve yapısal özellikleri dikkate alınarak gerçekleştirilmektedir. Yapısal değerlendirme yöntemleri kullanılarak gerçekleştirilen embriyo seçimlerinde, embriyo kalitesi ve rahime tutunma yeteneği ancak belirli bir oranda ölçülebilmektedir. Bu nedenle benzer kriterlere göre yapılan embriyo seçimi ile bazı olgularda gebelik oluşmazken, bazılarında ise çoğul gebelik elde edilebilmektedir. Bu sonuçlar seçim kriterlerinin her infertil çift için embriyo seçimini belirlemekte yeterli olmadığını göstermektedir. Elbette bu değerlendirmeyi yaparken sadece embriyo kalitesi değil birçok klinik veri de değerlendirilmektedir. Bunun yanında gebelik oranını arttırmak için çok sayıda embriyonun transfer edilmesi tüp bebek tedavilerinin engellenmesi gereken en önemli komplikasyonlarından biri olan çoğul gebelik riskini arttırmaktadır.

Embriyo seçiminde kriterleriniz nelerdir ?

Tüp bebek tedavisi ile çok sayıda embriyo elde edilmektedir. Bu embriyolar arasında en doğru seçimin yapılması ve mümkün olan en az sayıdaki kaliteli embriyonun anneye transferi çok önemlidir. Daha önce de belirttiğimiz gibi embriyoyu seçmek için günümüzde kullandığımız yöntem, embriyoların mikroskopta incelenerek yapısal özelliklerine göre seçiminin yapılmasıdır. Fakat bu yöntem tek başına yeterli değildir. Embriyo seçim kriterlerine ek olarak kullanılmak üzere kolay ölçülebilir ve yeni bir parametre bulunması amacıyla günümüze kadar çeşitli çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Bunlar arasında en dikkat çekici olanı ise HLA-G (Human leucocyte antigen G) proteininin embriyonun, rahim iç dokusuna tutunma yeteneği ve gebelik oluşması ile ilişkisidir.

HLA-G proteini hakkında bilgi verebilir misiniz ?

HLA-G proteini , anne ile bebek arasındaki bağışıklık toleransının sağlanmasında rol alan bir proteindir. Gebelik sırasında plasenta (eş) hücreleri tarafından salgılanan bu protein; anne rahminde gelişen bebeğin annenin bağışıklık sistemi tarafından reddini engellemektedir. Dolayısıyla HLA-G proteinin embriyoların büyümelerini sürdürdükleri kültür ortamlarında saptanmasının, bu embriyolardan oluşacak gebeliklerin devamlılığı konusunda bize olumlu bilgi verebileceği düşünülmektedir. Kültür ortamında HLA-G proteini saptanmayan embriyoların ise gebelik oluşturması ihtimalinin daha düşük olabileceği öngörülmektedir.

Bu konuda yapılan araştırmalar mevcut mudur ?

Bu konuda farklı gruplarca gerçekleştirilen çalışmalarda, embriyo tarafından salgılanan HLA-G proteininin rahme tutunma ve klinik gebelik oranlarını arttırdığı gözlenmiştir. Fakat bunun aksini savunan gruplar da vardır. Bu bilim adamları, embriyonun salgıladığı HLA-G proteinin embriyoların rahme tutunma ve gebelik oranlarına doğrudan etkili olamayabileceğini düşünmektedirler. Ancak bugüne kadar yapılan bilimsel çalışmalarda HLA-G proteini salgılayan embriyolar ile HLA-G proteini salgılamayan ancak iyi kalitede olan embriyolar birlikte transfer edildiği için sonuçları net olarak irdelemek mümkün değildir.

İstanbul Memorial Hastanesi Tüp Bebek ve Genetik Merkezi olarak bizler Ar-Ge laboratuarımızda yeni tekniklerin geliştirilmesi için bilimsel çalışmalar yapmaktayız. Bunları bilimsel olarak kanıtladığımızda kliniğimizde ve laboratuarımızda uygulamaya geçirmekteyiz. Bu amaç doğrultusunda üzerinde yoğun araştırmaların devam ettiği HLA-G proteinin incelendiği deneysel bir çalışma yürütmekteyiz. Embriyonun rahim iç dokusuna tutunma potansiyeli ve klinik gebelik arasında varolması muhtemel ilişkinin incelenmesi ve klinik alanda kullanılabilirliğinin tespiti için merkezimizde hastaların onayları doğrultusunda 6 aydır yaklaşık 100 hasta da yapılan ve umut veren bu çalışma bilimin kabul ettiği yeterli sayıda örnek analiz edilene kadar devam edilecektir. Çalışma sonlandığında da sonuçlar bilimsel arenada sunulacaktır.

Prof. Dr. Semra Kahraman

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 420
favori
like
share