İHTİŞAMLI SOFRALARIN VAZGEÇİLMEZ SÜSÜ:
CAMILLA REDFERN
Sanat Tarihçisi, Viyana



III. George stili gümüş, yaldızlı centerpiece, Paul Storr yapımcı damgalı, Londra, 1815. 47.6 cm yüksekliğinde, 7237 gr ağırlığında.

"CENTERPIECE"LER
İlk centerpiece örneklerine Mısır Firavunlarının mezarlarında rastlanmıştır. Bu parçalar, ölümden sonraki yaşamda sofrasını süslemek üzere Firavun ile birlikte gömülüyorlardı.

Eski çağlarda, Yunanistan, Mısır ve Roma'da, ziyafet sofralarında seramik ve gümüşler kullanılırdı. Ortaçağda davetler zenginliğin ve gücün sembolü olarak önem kazanmışlardı. Sofra süslemesi itinayla yapılıyor ve çift uçlu nef gibi aristokratlara özgü objeleri de içeriyordu. Rönesans Döneminde ise, geçmiş zamanların bolluk içindeki coşkun yaklaşımından bilinçli bir uzaklaşma yaşandı ve masraflar kısıldı. Sofralar da geçmişe kıyasla daha sade objelerle hazırlandı.

16.yüzyılda Batı Avrupa'da kilise sanatçıları himayesi altına alan en önemli kurumdu. Sanat ürünlerinin çoğu, örneğin gümüş işlemeciliği, zanaatkârların ticari kaygılardan uzakta kendi yeteneklerini rahatlıkla ortaya koyabildikleri manastırlarda gerçekleştiriliyordu. 16.yüzyıldan sonra iki önemli gelişme oldu. Ev içinde gümüş kullanımı arttı ve pek çok ülkede loncalar güçlendi. Gümüş işçiliğine çok değer verilmeye başlandı ve Papa II. Julius gümüş işçilerine Roma. Via Giulia'da kendi kiliselerini açmaları için izin verdi.


Gençlik yıllarında, gümüş işçiliği eğitimi alan Filippo Brunelleschi (1377-1446) daha sonra heykeltıraş ve mimar olarak ürünler verdi. Papa II. Julius'un sanatçıyı himaye eden en önemli kişi olduğu bu dönemde, sanat ürünlerinin büyük bir çoğunluğu dini mesajlar taşıyordu. Papa idaresi, Roma'yı İtalya'nın önde gelen el sanatları merkezi haline getirmişti. Diğer önemli merkezler ise Cenova, Turin, Venedik ve Napoli idi. Rönesans, İtalyan halkı ve yabancılar için, gerek dini gerekse de laik kökenli daha çok sanat eserinin yaratılmasını sağladı. Tüm Avrupa'ya yayılan bu çalışmaların diğer ülkeler üzerinde sanatsal ve tasarım ağırlıklı etkileri oldu. O dönemdi yaratılan eserlere iyi bir örnek olarak şu anda Viyana Sanat Tarihi Müzesi'nde yer alan, Benvenuto Cellini'nin 1540 tarihli masa tuzluğu gösterilebilir. Yer yer mine kaplamalı altın tuzluk Fransa Kralı I. France için yapılmıştı. Göz kamaştırıcı bu eserde, oval bir kaide üzerinde elinde tuz dolu bir gemiyi taşıyan Neptün ve tapınak şeklindeki biberliğin yanında duran Amphitrite figürleri yer almaktadır.


Gümüş işçileri, İtalyan ve Alman örneklerden esinlenerek kendilerince adaptasyonlar yapmışlar ve çok ender olarak orijinal eserler yaratmışlardır. Merak uyandıran devekuşu yumurtası, hindistan cevizi, mermer ve sert taşlar gibi objeler veya doğadan parçalar altın veya gümüş kaplama ile modellendirilerek yapılıyordu. Çin porseleni örnekleri de büyük ilgi görüyordu. Yuan Hanedanı'na (1280-1367) ait ibrik formlu ve altın varaklanmış bir Çin vazosuna Macar Kralı Muhteşem Louis'in arması eklenmişti.

1532-1536 ve 1640-1705 yılları arasında Turin'in Fransız işgali altında olması nedeniyle, İtalya Fransız tarzından çok etkilenmişti. Örneğin, dönemin Paris üslubunu yansıtan bir çift mumluğun XVI. Louis'ye ait olduğu söylenmekteydi. Napoleon Savaşları'nın sonunda, Paris'te Rus askerlerinin etkisiyle başlayan bir moda vardı: "Rus gibi yemek". Çorba, balık, giriş ve tatlı servisleri arasında sofra tekrar tekrar kuruluyordu. Bu adet beraberinde başka bir geleneği getirdi. "Surtout" adı verilen masa uzunluğundaki "centerpieceler" sofraları süslemeye başladı. Bunların içlerine tuz, biber, hardal gibi yemeğe çeşni veren tatlar, çiçek ve meyve konulabiliyordu. Sofra ortasına yerleştirilen, "epergne" dediğimiz tabak veya kâseler de bir tür yemek sofrası centerpiece görevi görüyordu. 1700'lerden sonra Fransa ve İngiltere'de kullanılmaya başlanan, ortasında geniş bir sepet bulunan epergne'lerin yanlarında mumlukları, küçük sepetleri, meyve, tatlı bisküvi ve turşu gibi yiyeceklerin sunulduğu tabakları destekleyen kolları vardı. Daha ayrıntılı ve ince işlenmiş olanları sirke, yağ ve limon şişeleri ve baharat kutuları da sunuyorlardı. Epergne'ler 19.yüzyılda da popülerliklerini sürdürdüler.

Almanya'da, Albrecht Dürer (1471-1528), sanat çalışmalarının yanı sıra, gümüş eşyalar da yapmaktaydı. Onun döneminde gümüşle uğraşan diğer sanatçılar arasında Hans Burgkmair (1473?-1559), Heinrich Aldegrever (1502-1558) ve Hans Holbein'ı (1497-1543) da sayabiliriz. Desenleri baskı kalıpları ile çevreye yayılmış ve özellikle Augsburg ve Nuremberg gibi Almanya'nın iki önemli el sanatları merkezinde büyük etki yaratmıştı.

16.yüzyılın sonlarında din dışı konulardaki çalışmalara, Gotik stil egemen olmuştu. Özellikle Fransa ve Almanya'da "nef" adı verilen içki testileri önem kazandı. Şu anda Victoria&Albert Müzesi'nde bulunan bu tür bir nef Burgley House için bir centerpiece olarak yapılmıştı. Yaldızlı gümüşten bir geminin güvertesi görülmekte, Tristan ve Isoult satranç oynarken ellerini kavuşturmaktadırlar. Bu görkemli eserde imza, "Pierre le Flamand, Paris 1432" şeklinde dikkat çekiyor. Bu tarz eserler zamanla popülerliğini yitirdi ve yerini Amsterdam'daki Rijksmuseum'da bulunan Merkel Tafelsatz, Nuremberg'li bir gümüş işçisi olan Wenzel Jannitzer (1549) tarafından yaratıldı.



Luke Clennell, "Corporation of London" tarafından Napoleon'la savaşın sona erişini kutlamak üzere Prens Regent, Rusya İmparatoru ve Prusya Kralı onuruna 18 Haziran 1814 tarihinde verilen ziyafet



Recency dönemi gümüş centerpiece, Paul Storr yapımcı damgalı, Lontra, 1815, 45 cm yüksekliğinde, 7358 gr ağırlığında.

Ortasında, başının üstünde iç içe geçmiş vazolar ve tabaklar üzerindeki çiçekleri dengeleyen bir Doğa Ana figürü bulunan bu örnek, bir metre yüksekliğindeki bir kaide üzerinde durmakta, Gotik ve Rönesans stillerinin uyumlu bir karışımını sergilemektedir. 16.yüzyılda, Milano'daki Sarachi ailesi gibi pek çok zanaatkâr, kaya kristali, diğer sert taşlar ve mineli altınla çalıştılar. Hatta o dönemde bazı süslemeler, şekerden yapılmıştı. Küçük boyutlu gemi modellerinin tuzluk ya da peçetelik olarak işlev kazanması, çatal, bıçak ve kaşık koymak için kullanılması veya başlı başına bir centerpiece olarak değerlendirilmesi çok yaygındı.



Fransız gümüş centerpiece, 19.yy ortaları.



Fransız gümüş Rokoko stili centerpiece, V. Flammant&L. Champenois, Paris, 1890. 59.1 cm uzunluğunda, 24787 gr ağırlığında.


18.yüzyıldan başlayarak, Versailles Sarayı'nın ihtişamından ilham alan Almanya'daki çeşitli küçük prenslikler, "Alman stili"ni daha az uygulamaya başlamışlardı. 17.yüzyıldan önce, Fransız gümüş işçiliği, savaşları ve XIV. Louis'nin kişisel harcamalarını maddi olarak desteklemek için yapılırdı. Bu parçaların bir kısmı günümüze kadar korunabilmiştir. 1530 dolaylarında yapılan ve 1550 tarihinden itibaren İngiltere Kralı VI. Henry'nin himayesinde törensel bir obje olarak değerlendirilen gümüş yaldızlı bir tuzluk bu seçkin örnekler arasındadır. Altıgen bir kaide üzerine oturtulan, küçük fildişi oymalarla bezenmiş ve üst kısmı taş, mine, Gotik ve Rönesans motifleriyle süslü tuzluk: bugün Londra'da bulunuyor.





Victoria dönemi gümüş centerpiece. Kaide üzerinde, yapım yılı olan 1829 ve "Norwich Belediye Başkanı Thomas Osborn'a 1836 yılında şehre olan yararlılıklarından dolayı armağan edilmiştir." (Antik A.Ş. Arşivi).





III. George dönemi gümüş "Epergne", Emick Romer yapımcı damgalı, Londra, 1770.





III. George dönemi gümüş, yaldızlı kesme camdan Epergne. Thomas Holland yapımcı damgalı, Londra, 1804, 27,5 cm yüksekliğinde, 2063 gr ağırlığında.





9- Gümüş kaplama centerpiece. Neo-klasik tarzda, figürlü, 59 cm yüksekliğinde
(Antik A.Ş. Arşivi).






11- III. George dönemi gümüş, yedi sepetli Epergne. Thomas Pitts yapımı, Londra, 1786.

Daha önce de belirtildiği gibi, Versailles'in binası ve dekorasyonu, 1660'lardan itibaren gümüş işçilerini gümüş mobilyalar üretmeye yöneltti. Zanaatkarlardan Piere Germain (1645-84) ve tasarımcılardan Jean Lepautre (1618-82) önemli isimler arasında sayılabilir. Richmond ve Lennox Düşesi Theresa'ya II. Charles tarafından armağan edilen on beş parçalık Lennox Love tuvalet servisi de güzel bir örnektir.

Aynı tarihlerde, bazı parçalar Fransa ile özdeşleşti ve ertesi yüzyıla kadar popülaritesini kaybetmedi. Yatay bir şekilde yerleştirilmiş yassı tutacak yerleri, kapağı ve 2-3 bölümden oluşan kaplarıyla bodur bir çorba kasesi bu döneme ait tipik bir üründür.

1710 yılında, Meissen Porselen Fabrikası'nda yapılan dekoratif seramikler çok aranır olmuştu. Avrupa'nın her tarafına yayılan bu eserler arasında, 1750 dolaylarına tarihlenen, Frankfurt'ta bulunan Swan Service ve Parnassus centrepiece'leri sayılabilir. Viyana'daki fabrikada küçük heykeller ve çorba kâseleri üretilmekteydi. Alman figürler sırlanırken, Fransız olanlarına sır sürülmüyordu. Çoğunlukla pastoral karakterleri canlandıran bu heykelcikler, belirli bir servisi tamamlamak için düşünülüyorlardı.

18.yüzyılın başlarında, Regency stili ile beraber, bir materyalden kesilip başka bir yüzeye yapıştırılması suretiyle modelin sade bir yüzey üzerine kesilip çıkarılmış izlenimini vermesini sağlayan "cut-card" tekniğinin kullanımı yaygınlaştı. 1730'ların sonlarından itibaren, Regence stilinin klasik çizgileri yerini, asimetrik Rokoko aldı.

1815 yılında Turin'de doğan Meissonier, bu değişimin ilham kaynağı oldu. 1735'de, Kingston'un 2. Dükü için bir centerpiece ve iki çorba kâsesi yaptı. Bir baskıda betimlenen bu eser, kayıtlara geçmiş oldu ancak 1909'dan beri ürünün kendisinin nerede olduğu bilinmiyor.

Viktorya stili İngiliz gümüşü, 1830'lu ve 40'lı yıllarda tekrar canlandırılan Rokoko'nun etkisi altındaydı. Natüralizmin coşkusu ile abartılı biçimler ve çiçekli süslemeler kullanıldı. Abartılı formlar, özellikle centerpiece gibi gösterişli objelerde göze çarpıyordu. Bunlar daha çok şamdan ve epergne'lere uyum sağlamak için yapılıyorlardı. Regency şamdanlarının kontrollü akantus yaprakları ve gül şeklinde rozetlerle bezeli olan sert süsleri yerlerini, yaprak desenleri ve oymalarla göz dolduran kontrolsüz Rokoko süslerine bıraktı. Genellikle figürler için platform görevini üstlenen kaideler, çoğunlukla dalgalar veya kayalı bir zemin formunu alarak abartılı bir süslemeyi sergilediler. Daha önceleri, çok aranılan klasik figürlerin yerini, erdem, sanat, şövalyelik veya savaşçı ruhun sembolik kişilikleri aldı. Viktorya stili ürünler için süs, ayrılmaz bir parça olmaktan ziyade bitmiş esere sonradan eklenen bir nüanstı.

1840'ların sonunda, Birmingham ve Manchester'deki Sanat Toplulukları'nda açılan sergiler, 1851'de gerçekleştirilen Büyük Sergi'nin kazandığı zafere zemin hazırladılar. Altın ve gümüş işçileri, en incelikli eserleri ile bu sergide hazır bulundular. Regency stili gümüş işleyen zanaatkâr Paul Storr'un soyundan gelen ve Londra'da çalışan Hunt ve Roskell'in büyük parçaları, gümüşün dekorasyon ve heykel üzerindeki kullanımlarına güzel bir örnek teşkil ettiler. Bu eserler dünya, mevsimler, gece ve gündüz, saatler ve elementleri birleştiren kompozisyonları gözler önüne serdi.

En etkileyici parça, Hindistan'daki çalışmaları nedeniyle Ellenborough Kontu'na takdim edilen servis tabağı idi. Askeri figürler, hayvanlar, bitkiler ve egzotik insanlarla süstü tabak, Viktorya Dönemi'nde değer verilen tüm unsurları bir araya getiriyor ve natüralist stilin doruk noktasını temsil ediyordu.


ŞAMDANLAR

Günümüzde şamdanlar İmparator I. Justinian (İ.S. 527-563) döneminde kullanıldığından çok farklı bir amaçla, dekorasyonun etkisini arttırmak için kullanılmaktadır.

Şamdan (candelabrum) sözcüğünün kaynağı, yatay ve dikey şamdan iğneleri yardımıyla balmumu veya donyağından yapılmış mumları taşıyan bir Etrurya objesi için kullanılan Latince bir sözcüktür. Bu objeler o günlerde resmi binalar, konutlar ve dini yapılar için ana ışık kaynağı olarak görev yapmaktaydılar.



III. George/Victoria dönemi gümüş, yaldızlı ve mermerden şamdan. Şamdan kolları ve figürler 1803, gövde 1888 yapımı, Londra.






III. George dönemi gümüş, beş kollu şamdan. Paul Storr yapımı, Londra, 1807/1815. 48.9 yüksekliğinde






Gümüş, Sy. Wagner, 1890 - Berlin. (Antik A.Ş. Arşivi).


Pompei ve Herculanoum kazılarında pek çok çeşit bronz şamdan gün ışığına çıkarılmıştı. Bunlardan çoğu ziyafetlerde kullanılmak üzere yapılmış lüks objelerdi ve genellikle yivli bir gövde ile desteklenmiş serbest tabanlı, hayvan şeklinde olup, çanak biçimli bir lamba tepsisi ile son bulmaktaydılar. Bu şamdanlar arasında en değerli örnekler mumlara taşıyıcı eleman olarak kullanılan genç heykelleriydi.

I.Ö. 2.yüzyılın ortalarında Atinalı heykeltıraşlar Roma pazarı için üretim yapmaktaydılar. Julius, Caesar döneminde üretim Roma'dan Atina'ya dönmüştü. Augustus yönetiminde İ.Ö. 27 ile İ.S. 14 yılları arasında ise üretimde doruk noktaya ulaşılmıştı. Tivoli'deki villasında da görüldüğü üzere, Hadrian yönetiminde İ.S. 117-138 yılları arasında üretim yeniden canlandı.

İlkçağlardan başlayarak kullanılan şamdan ve mumluklar bir veya birden fazla ışık kaynağına destek sağlayan, çoğunlukla 3 ayalı bir gövde ve tepsi veya havuzu ile çok gelişmiş bir sanat ürünüydü. Roma döneminde bu şamdanlar genellikle bronzdan yapılırdı, ama mermer olanlar daha üstün kabul edilirdi. En değerli kabul edilenler ise Algina tepsili ve Taras gövdeli olanlardı. Süsleme olarak daha çok arabesk motifler kullanılıyordu.

Eski çağların en tanınmış şamdanları, Jerusalem'deki tapmaktan Romalılar tarafından İ.S. 70. yıllarında alınan yedi kollu şamdan ve Büyük İskender (Alexander The Great) tarafından Thebas'dan alınarak Roma'daki Apollon tapınağına getirilen, Pliny tarafından meyve yüklü bir ağaç olarak tasvir edilen şamdandır.

Pausanias, Acropolis'de bulunan Erechtheion'u ziyaretinde Kallimochos tarafından yapılmış, bir yıl yetecek kadar yağ alabilen bir kandil görmüştür. Bu daha önceleri yanlışlıkla şamdan olarak bilinmekteydi. 14.yüzyıldan 17.yüzyıla kadar pirinç veya bronz şamdanlar daha değerli kabul edilmekteydi. Gümüş ve altın ise kraliyet mekânları ve kiliselerde kullanılmaktaydı. Kullanımları yaygınlaştıkça oyma varaklı ahşap ve kaya kristalinden şamdanlar da yapılmaya başlandı. 18.yüzyılın ortalarından itibaren ise ışığı yansıttığı için cam kullanıldı.

14.yüzyılın ortalarında İran'dan Avrupa'ya şamdan başı geldi ve bu dönemin sonuna doğru çok yüksek, İspanyol ve İtalyan kilise şamdanları dışında tüm şamdanlarda iğnenin yerini aldı. O tarihlerde şamdanlar değerli madenler, ahşap, cam, porselen ve benzeri maddelerden üretilmekteydiler.


İtalya'da (candelieri) olarak bilinen şamdanlar Rönesans döneminde genellikle Maiolica'dan yapılmakta ve mimari unsurları, portalleri, pencereleri süslemede dekoratif öğeler olarak kullanılmaktaydılar. Bazen de oyma ve boyalı olanlarına rastlanmaktaydı. Bunlarda eski örneklerden ve Alberti'den esinleniliyordu. Süs eşyalarının yer aldığı baskılar bunları yapan zanaatkârlara ilham kaynağı olmaktaydı. 15.yüzyılın sonlarında mumun dibini çıkarmayı kolaylaştıran yarıkları bulunan yuvalı şamdanlar yapıldı. Zamanla bu yarıkların yerini, artan mumu rahatça çıkartmak için bir altlığın yerleşebildiği, yuvarlak bir delik aldı.

16.yüzyılda mumluklar 1598'de Vila Medici hakkında Bandello tarafından tanımlandığı gibi, "Boyalı ve varaklı kutu biçiminde yüksek kaideler üzerine yerleştirilmiş şamdanlar"dı. Mum taşıyan genç bir erkek formunda şamdanlar çok modaydı. Bu moda masada önemli kişilerin meşale taşıyıcılar bulundurması geleneğinden gelmekteydi.


1600'lü yıllar öncesinden çok az sayıda gümüş şamdan günümüze gelebilmiştir. 17.yüzyılda merdiven tırabzanlarına baş yapıldı ve buraya şamdanlar yerleştirildi. Bunlarda damlayan mumlar için tepsi kullanılmamaktaydı. Menfezleri olmayan şamdanlar yapılmaktaydı. 18.yüzyılda mum diplerini çıkarmaya yarayan mekanik tutamaklar ve diğer aletler geliştirildi. 17.yüzyılın sonlarında ve 18.yüzyılın başlarında pek çok çeşitli mumluklar üretildi. Avrupa'da zenginliğin artması ve Amerika'daki madenlerden pek çok metalin getirilmesiyle ev eşyalarında hammadde olarak gümüş kullanılmaya başlandı. Genellikle kabartma desenli ve değerli taşlarla işlenmiş, kare kaideler üzerinde yer alan küçük şamdanlar Barok dönem tuvalet masalarının ayrılmaz bir parçasıydı.

Şamdanlardan çoğu iki bölümden oluşmaktaydı. Baş ve yuva bölümü. Bunlar daha sonra lehimle birleştiriliyordu. 18.yüzyıl ortalarında basit stiller tercih edilmekteydi. Klan mumu çıkarmak için hareketli bir mumluk kullanılması ile metal kullanımı azaldığından, şamdanlar daha ucuza üretilebilmekteydiler.

Altın daha göz alıcı olduğundan, mobilya ve mimari unsurlarda altın varak çok kullanılmaktaydı. Büyük salonlarda da duvarlara sabitlenmiş şamdanların kullanılması gerekiyordu. Bu nedenle şamdanların da içinde bulunduğu bir grup bronz eşya varaklanarak altın görünümün kazandırılmaktaydı.

Özellikle İngiltere'de şamdanları gerçekleştirdiği neo-klasik iç dekorasyonlar ile bütünleştiren mimar Robert Adam ile basit neo-klasik formlar yaygınlaştı. Fransa'da yaygın olan fiyonk biçiminde bir araya getirilmiş yapraklar dizisi ve benzeri süslemelerden oluşan naturalistik stildi.

Bu kompozisyonlar abartılmamıştı, ölçülüydüler. Bu şamdanlara örnek olarak Petrograd'daki kışlık saray için François Thomas Germain tarafından 1756 yılında yapılan gösterilebilir.

Yüzyılın sonlarına doğru daha çok Rokoko tarzı yaygınlaştı. Yapraklar, dallar, simetrik olmayan çelenkler ve benzeri süslemeler kullanıldı.

İtalya'da şamdanlar 19.yüzyıla gelinceye kadar pek azdı. Bunların hareketi daha çok bir kanca veya makara ile sağlanmaktaydı.

Victoria dönemi İngiltere'sinde 19.yüzyılın ilk üç çeyreğinde daha çok naturalistik tarz hâkimdi. Formdaki gelişmeler, özellikle şamdanla birlikte kullanılabilen centerpiece'lerde çok dikkat çekiciydi. Tabanlar gelişmiş sarmal biçimli ayaklardan ve dalga formlu, taştan ve nadiren de figürlerden oluşmaktaydı. Bir zamanlar o kadar sevilen klasik figürler yerini zafer sembolleri, sanat, hayvanlar, savaş sahneleri, şövalyelik benzeri konulara bırakmıştı.




III. George dönemi gümüş yaldızlı şamdanlar, Paul Storr yapımcı damgalı, Londra 1811. Her biri 22,8 cm yüksekliğinde, 3673 gr ağırlığında.






Victoria dönemi gümüş beş kollu şamdanlar. Hunt&Roskell yapımcı damgalı, Londra, 1867, 62.7 cm yüksekliğinde, 8663 gr ağırlığında.






Avrupa gümüş, beş kollu şamdanlar, PS yapımcı damgalı, 1840 İtalya. 62,8 cm yüksekliğinde.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 398
favori
like
share
COCO Tarih: 09.02.2009 16:46
Hepsi birbirinden güzel emeğine sağlık.