Seviyorsan üzmekten korkarsın! Layık olamamaktan korkarsın, amellerinin yanılgısından - hatadan dolayı sevdiğinden de Allah'tan da korkarsın. Dikkat edip dini yönden aydınlanmayınca dini kendi çıkarlarına heva ve heveslerine ikbal için alet edenler, "Allah İle aldatmak" (kandırmak) için korkuyu kullanabilirler. Ama kendileri korkma empatisini akıllarına dahi getirmezler sadece dillerindedir.

“Doğrusu, görünmediği halde Rablerinden korkanlara, onlara, bağışlanma ve büyük ecir vardır.”(Mülk s. ayet:12) Teslimiyetle hakka ve dürüstlüğe teslim olmuş bu kapsamdaki emirler toplamı: Kur’an’ı emir eden Allah’a inanıp teslim olmak- ihlasla (doğruluğa, dürüstlüğe ve hakka, adalete) bağlanmak. İşte hem sevdiğin hem de korktuğun Allah yine seninle özdeştir, kendinden soyutlayamazsın

"Recâ (ümit) kulu Allah tarafına çeken (Allah'a götüren) bir yular (Bağ) gibidir. Havf (korku) da sür'atini sağlayan bir kamçı gibidir." (1) "Kim yararlı iş işlerse kendi lehinedir; kim de kötülük işlerse kendi aleyhinedir. Rabbin, kullara karşı zalim değildir."(Fussilet s. ayet:46) “Düzeltilmişken, yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Allah’a korkarak ve umutla yalvarın. Doğrusu Allah’ın rahmeti iyi davrananlara yakındır.” (A’raf s. ayet:56)

"Bil ki, Hak Teâlâ'nın fazlı ve keremi ümidiyle yapılan ibâdet, ceza ve azâp korkusundan yapılan İbâdetten hayırlıdır. Zira ümitten sevgi doğar. Sevgiden yüksek makam da yoktur. Korkudan ise nefret ihtimali olur." Bu nedenledir ki Resûllullah: "Herkes ölürken, Allah Teâlâ'ya hüsn'ü zanda ( güzel duyguda) bulunsun. Allah Teâlâ buyurur ki: 'Ben kulumun zannettiği gibiyim. Onlara de ki, istedikleri gibi zannetsinler.' dedi."(1) Sen güzel zannedersen, güzel olursun ve herşeyde güzel olur, yaratan da sana güzel olur.

Resûllullah, can vermekte olan bir kişiye: "Kendini ne halde buluyorsun? buyurdu. Hasta: Günahlarımdan korkuyor ve Allah'ın rahmetini ümit etmekteyim." dedi. (a.g.e.) Dikkat edilirse can veren, günahlarından, yaptığı hatalı eylemlerinden korkuyor, Allah'ın bağışlayıcı rahmetine sığınıyor.

Dünya yaşamında zararsız bir ömür geçirmek ve mutluluğu ruhumuzun derinliklerinde hissederek yaşamak için doğru ve hak üzere yaşamak, bu nedenle eğer yaşayamaz isem tereddüdü nedeniyle: “Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler.”( Müminun s. ayet: 57-61)
“Onlar görmedikleri halde Rablerinden korkarlar; kıyamet saatinden de titrerler.”(Enbiya s. ayet:49) “Allah’a ve Peygambere itaat eden, Allah’tan korkan ve O’ndan sakınan kimseler, işte onlar kurtulanlardır.”(Nur s. ayet:52)

Peygamberimiz (s.v.) "Böyle zamanda hâyf (korku) ve recâ (ümit)'ı biraraya getirenleri, Allah Teâlâ, korktukları şeyden emin eyler ve umdukları şeyi onlara verir. buyurdu" (1)

Allah(c.c.) Davud'a (a.s.) vahiy gönderdi ki: "Beni sev ve kullarımın kalbine de sevdir. Davud: Allahım seni nasıl sevdireyim? dedi. Allah Teâlâ : Benim fazlımı ve nimetimi onların kalbine at; benden gördükleri iyilikleri (rahmet ve nimetleri) anlat." (a.g.e. sayfa,565-(2)

"Beni İsrail'den bir gurup, insanları Allah'ın rahmetinden ümit kestirip onlara çok darlık (Korku) gösterirlerdi. Hak Teâlâ kıyamet gününde o guruba: Siz benim kullarımı benim rahmetimden ümitsiz ettiğiniz gibi, ben de (bugün) sizi rahmetimden ümitsiz ederim. buyuracak" (2)

Korku hissini duymamak için de ümidi hasıl edecek (oluşturacak-hissettirecek) davranış ve eylemlerde bulunmak gereklidir. Aksini yeğleyip başkalarının mağduriyeti üzerinden ihtişam peşinde olan veya hak gaspını kendine hak görenler; "İşte o şeytan (‘aleyhinize toplanan ordudan korkun’ diye haber getiren adam kastedilmektedir.) ancak kendi dostlarını korkutur, inanmışsanız onlardan korkmayın Benden korkun.” (Âl-i İmran s. ayet:175) “Onlara üstlerinden kat kat ateş vardır; altlarında da kat kattır. Allah kullarını bununla korkutur. Ey kullarım, benden sakının.” (Zümer s. ayet: 16)

“Doğrusu Rab’lerinin azabından kimse güvende değildir.” (Mearic s. ayet: 28) Kimse kendini yaptıklarından dolayı sırtını emniyete dayamış hissetmemeli, yani emirler gereğini sürekli yerine getirmeye devam etmelidir.

Resûllullah buyurur: "Ahmak, nefsi havasına uyup da, Allah'tan rahmet bekleyen kimsedir." (a.g.e) “Fakat, inanıp yararlı iş işleyenler, işte onlar da, yaratıkların en iyileridirler. Onların Rableri katındaki mükafatı, içinde temelli ve sonsuz kalacakları, içlerinden ırmaklar akan Adn cennetleridir. Allah onlardan razıdır. Onlar da Allah’tan razıdır. Bu Rabbinden korkan kimseyedir.” (Beyyine s. ayet:7-8)

“Gece gündüz , açık, gizli, mallarını sarf edenlerin mükafatlarını Rab’leri verecektir. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.” Bakara s.ayet:274)

“Allah’a yönelerek O’na karşı gelmekten sakınınız, namaz kılınız, dinlerinde darlığa (bağnaz) düşüp fırka fırka olan, her fırkasınında kendisinde bulunanla (hevesine kavuşma imkanı) sevindiği müşriklerden olmayınız.”(Rûm s.ayet:31-32)

“Allah’ın ayetlerini ve O’na kavuşmayı inkar edenler, işte onlar Benim rahmetimden ümitlerini kesmiş olanlardır. İşte can yakıcı azab onlar içindir.” (Ankebut s. ayet: 23)

"Ey inananlar ! Allah’ın gazabına uğramış milleti dost edinmeyin; inkarcıların kabirde bulunan kimselerden umutlarını kestikleri gibi, onlar da, ahiretten umutlarını kesmişlerdir.”(Mümtahine s.ayet:13)

Allah'tan kork, kuldan utan denir. Bu işlenen fiil- suç ve kabahat benzeri günah sayılan davranışlar için söylenir. Yoksa durup dururken Allah seni korkutmak için ve senin de korkman için yaratmadı! Korku: Allah’ın günahkarları korkutma müeyyidesidir. Bizatihi ceza olduğu gibi doğru yola döndürülmeleri için araçtır.

Çoğunluk halk bireylerinden, gerekli bilinçlenmeden uzak olanlar, doğmatik olarak vicdanen Allah'tan korkarak dürüst davranmaya çalışırlar. Ancak bu kesimden birçokları bilgi birikimi açısından cahil olduklarından eğer dini referans olacak şekilde siyasi ve ticari davranışlar içinde olanların yanlışlıklarını görmeleri veya duymaları halinde, naif inançları zaafiyete yatkın olduğundan ve ahlaki ve kültürel birikimindeki fakirlikten, "Allah korkusu" etkisini yitirmeye başlar. Toplumda sosyo psikolojik ve sosyo ekonomik suç ve sorunlar çoğalması da bu nedenden olabilir.

Sen dünyaya geldin, hadi görevin, ibadet yap, yoksa Allah'tan kork işte cehennemi! demek yaratılışın esasına uygunmudur. Oysa ibadetler kendine verilen doğal ihsan ve rahmetlere şükür için olmakla beraber. İbadetlerin yapılması, bu yaşam süresinde diğer varlıklara haksızlık yapmaması, kendi hakkının sınırlarını bilmesi için midir?

Kur'an-ı Azim'de "Hiç biriniz benim rahmetimden ümitsiz olmayın" (Zumer s. ayet:53) "Melekler sizin için af diliyorlar" (Şura s. ayet: 5). Cehennem kafirler içindir, ama onunla sizi korkutuyorlar." (Zumer s. ayet:16)

Yüzleşme sadece Allah'ladır, korku ve sevgi öze kavuşunca her şey şeffaflaşır. Herşeyi ile özünde mündemiçtir. Bakın şu hadislere: Enes (r.a) der ki, resulullah buyurdu: "Ya Rabbi, benim ümmetimin hesabını benden sor; onların kötülüğünü benden başka kimse bilmesin, dedim." Allah (c.c.) buyurdu ki, "Onlar senin ümmetin ise, benimde kullarımdır. Ben onlara daha merhametliyim. Ne senin, ne de başkalarının onların kötülüğünü bilmesini istemem."
Burada farkına varılması gereken! Hadis sahibi Peygamber (s.v.), kendisi söylediği halde kendine pay çıkarmıyor, hadis ravisi kendini öne çıkarmıyor, bu kitabın Müellifi (yazarı) alim İmam Gazali bunları objektif olarak aktarıp kendilerini öne çıkarmıyor. Günümüzde kendini öne çıkaranlar, Allah korkusu arkasından kendilerini öne çıkararak pay kapma da saklı olarak rahmetinden çok, korku üretmektedirler.

Aksi halde Resullerini görevlendirmediği çağlarda ve toplumlarda yaşayan insanlar bilinçsizce yaşarken onlar Allah'ın kulu değillermiydi! Ne zamanki kullar çok azar ve zararlı yaratık özellikleri yaygınlaşır işte o zaman ya peygamberleri vasıtası ile vahiy gönderip uyarmış; ya da felaketlerle helak etmiştir.

Hadis:"Allah (c.c.) der ki, eğer kulum gök dolusu günah işler de bana istiğfar edip af umarsa onu yarlıgarım ve eğer kulumun yer dolusu günahı olsa, benim de yer dolusu rahmetim vardır." (1) Burada elbette Mevlana'nın çağrısının yanlış anlaşılması gibi; bilinçli olarak 'tövbe ederim' deyip bilinçli olarak günaha girmek nasıl karşılık bulur! İyi değerlendirmek lazım. Ama ihlasla Rabbe sığınan bu hadislere muhatap olacaktır. “Ey Muhammed! de ki: Ey kendilerine kötülük edip aşırı giden kullarım ! Allah’ın rahmetinden umudu kesmeyin. Doğrusu Allah günahların hepsini bağışlar. Çünkü o bağışlayandır, merhametlidir.”( Zümer s.ayet: 53)

Yine Resûlullah buyurdu ki: "Günah melekleri altı saate (tedricen tariftir) kadar günah yazmazlar. Eğer tövbe ve istiğfar ederse, hiç yazmazlar. Eğer tövbe etmez de iyi bir iş yaparsa, sağ taraftaki melek diğerine der ki, o günahı onun defterinden düşür ki, ben de onun karşılığında bir iyilik düşüreyim. Zaten her bir iyilik onadır ( on sevap). Biri gidecek dokuzu kendine kalacak."(1) Bu durum yaratıcının rahmetinin genişliğini, maksatın hesaplaşma ile yengi değil, bağışlama ve iyi yönde desteklemedir.

Tövbe de kendini arındırmak hata ve günahlardan korktuğumuz bu nedenle Allah'ın gazabından korkudan kurtulmak amacıyla yapılır.

Bir kimse Resûlullah'a : "Ben ramazan orucunu tutarım. Beş vakit namaz kılarım bundan başka bir şey yapmam. Zekat ve hac ise bana farz değildir. Zira mali iktidarım yoktur. Yarın kıyamette nerede olacağım?" diye sordu. Resûlullah güldü ve : "Eğer kalbini iki şeyden korursan ki onlar bahillik (cimrilik) ve hâseddir (kıskançlıktır) - ve dilini iki şeyden korursan,- ki onlar yalan ve gıybettir- ve gözünü iki şeyden korursan - ki, namahreme bakmak ve Allah'ın (c.c.) mahlukatına (yarattıklarına - bütün varlıklar) hakaret gözüyle bakmaktır - benimle beraber olacaksın. Eğer bunları yaparsan, benimle beraber cennete girersin ve seni el üstünde tutarlar."(1) buyurdu.

Buradaki teşbihler kıyasendir ruhlar alemini ancak Allah(c.c.) bilir. “Ama kim Rabbinin azametinden korkup da kendini kötülükten alıkoymuşsa, varacağı yer şüphesiz cennettir.”(Nâziât s. ayet:40-41) “Rabbine karşı durmaktan korkan kimseye iki cennet vardır.” (Rahman s. ayet:46)

Resûlullah buyurdu ki: "Allah (c.c.) buyurur ki, insanları, benim onlardan faydalanmam için değil, onların benden faydalanmaları için yarattım." Yine buyurdu ki :" Allah (c.c.) yaratıkları yaratmadan önce, benim rahmetim gazabıma galip olmuştur diye yazmıştır."

Varlıklar ve özellikle insan kendi yaratılış nedenine ve faydalandığı varlıklar ve bunları yaratana layık olmayıp birde hakarete veya hiçe saymaya varan davranışlar içinde bulunmanın karşılığında bu davranış sahiplerinin kendilerinden kaynaklanan korku girdabında bunalmaları, yaradandan kaynaklanan durum olmadığı gibi, bu durumdan kurtulmaları veya bu duruma düşmelerinin önlenmesi için yol gösterici ilahi vahiylerini ve verdiği aklı doğru kullanmayı Allah (c.c.) her fırsatta göstermekte ve öğütlemektedir.

İlahi anlamda korku, düşüncede tasavvufi derinlik sahibi sofistike hayatı içselleştiren ezoterik hislere sahip naif olabilen kişiler, bu bağlamda Allah'ı tanıyanlar; “…Allah’ın kulları arasında O’ndan korkan, ancak bilginlerdir. Doğrusu Allah güçlüdür, bağışlayandır.”(Fatır s. ayet:28)

“İnkar edenler, Peygamberlerine: ‘ya bizim dinimize dönersiniz ya da sizi memleketimizden çıkarırız’ dediler. Rableri peygamberlere: ‘Biz haksızlık edenleri yok edeceğiz, (tufan ve tabii felaketlerle telef olan milletler) onlardan sonra yeryüzüne sizi yerleştireceğiz. Bu makamımdan ve tehdidimden korkanlar içindir.’ Diye vahyetti.” (İbrahim s. ayet: 13-14)

“Allah’ın göndermiş olduklarını tebliğ edenler, Allah’tan korkarlar ve O’ndan başka kimseden korkmazlar. Allah hesab gören olarak yeter.”(Ahzab s. ayet:39) “Ey Muhammed! Senin için söylenenler, senden önceki peygamberler için de söylenmişti. Doğrusu Rabbin hem bağışlayan hemde can yakıcı azab verendir.” "Ey Muhammed! Kullarıma Benim bağışlayan, merhamet eden olduğumu, azabımın can yakıcı bir azab olduğunu haber ver.”(Hicr s.ayet:49-50)

“Sen ancak, Kur’an’a uyan ve görmediği halde Rahman’dan korkan kimseyi uyarabilirsin.Artık o kimseyi, bağışlanma ve cömertce verilecek bir ecirle müjdele.” (Ya-Sin s. ayet:11)

Allah'a şirk koşan (bilerek veya bilmeyerek) toplum fertleri veya münferit kişiler ram oldukları şirk karşısında da zaafiyetleri (hataları, kötü davranışları) nedeniyle korkuları vardır. “Taptıkları putlar Rablerine daha yakın olmak için vesile ararlar. O’nun rahmetini umar, azabından korkarlar . Zira Rabbinin azabı korkmağa değer.”(İsra s. ayet:57)

“Allah’a karşı gelmekten gücünüzün yettiği kadar sakının, buyruklarını dinleyin, itaat edin,; kendinizin iyiliğine olarak mallarınızdan sarf edin; nefsinin tamahkarlığından korunan kimseler, işte onlar saâdete erenlerdir.” (Tegâbun s. ayet:16) Bu davranışlara ters düşenler kendine verilen nimetlerin ve olanakların farkında olmayanlar korku ile yüzleşmiş olurlar.

“Ey İnananlar ! Allah’tan sakınılması gerektiği gibi sakının, sizler, ancak müslüman olarak can verin.” (Âl-i İmrân s. ayet: 102)

“Rabbine karşı durmaktan korkan kimseye iki cennet vardır.” (Rahman s. ayet:46) “Ey inananlar ! Allah’tan sakının, on’a ulaşmaya yol arayın, yolunda cihat edin ki kurtulasınız.”(Mâide s. ayet: 35 ) Ona ulaşmaya yol aramak, hak üzere olmak, kuran yolunda olmaktır. Bu yolda yapılacak hertürlü çaba cihattır, cihat sadece silah elde savaşmak değidir. En büyük cihat nefsin haksız isteklerine karşı yapılan inanç ve nefs terbiyesi mücadelesidir. (Bakara s. ayet: 196,203,231,233 ayetlerde medeni konularda ve davranışlarda hataya düşülmemesi konusundaki uyarı olarak hatırlatılmaktadır.)

“Ey inananlar! Allah’tan sakının; herkes yarına ne hazırladığına baksın; Allah’tan sakının, çünkü Allah işlediklerinizden haberdardır. (Haşr s. ayet: 18)

"Bilin ki, dünya hayatı oyun, oyalanma, süslenme, aranızda övünme ve daha çok mal ve çocuk sahibi olmaktan ibarettir. Bu yağmurun bitirdiği, ekicilerinde hoşuna giden bir bitkiye benzer; sonra kurur, sapsarı olduğu görülür, sonra çörçöp olur. Ahirette çetin azab da vardır. Allah’ın hoşnutluğu ve bağışlaması da vardır; dünya hayatı ise sadece aldatıcı bir geçinmedir.”(Hadid s. ayet:20)

"Ey Muhammed ! Eğer biz Kur’an’ı bir dağa indirmiş olsaydık, sen, onun, Allah korkusuyla baş eğerek parça parça olduğunu görürdün. Bu misalleri, insanlar düşünsünler diye veriyoruz.” (Haşr s. ayet:21)

Sevgilimizin bizi beğenmemesinden elbette çok korkarız. Biz, bize insan olmayı hâlk (yaratma) eden ve alemi bilinçli olarak algılamayı nasip eden, alemlerin İlâhı Allah(c.c) 'yu severiz ve sevdiğimiz içinde ona yakın olmayı ters düşmemeyi isteriz. İnsan sevdiğine yabancılaşıp ondan soğuk durup onun istediklerinden kaçabilirmiyiz. Onun sevgi bağlarını koparmayı düşünmesinden korkmazmıyız. Sevgilimiz, bizim hayat nedenimiz, aşkın fiziken ve metafiziken bitmeyecek, ruhumuzun ve algıladığımız alemin görünür ve görünmeyen özdeşimize nasıl olur da onun hoşnut olmayacağı davranışlar sergileriz; eğer davranış ve yaşamımızda kusur edersek bundan dolayı O'ndan (Allah'tan) çok korkarız.

alıntıdır

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 642
favori
like
share
nichole Tarih: 10.02.2009 23:24
Rabbim hepimizi korkusu ve ümidi arasında yaşayabilenlerden eylesin. ellerinize sağlık