Mutlu Evlilik - Evlilikte Doğru İletişim - Mutlu Evliliğin Formülü - Mutlu Evliliğin SırrıDünya genelinde ilişkilerde problem olasılığının çok fazla olduğunu hatırlatan Uzmanlar, her problemli çift aynı gruba almamak gerektiğini belirtiyor. Uzmanlar, “Türkiye’de yaptığımız çalışmalarda çiftlerin yüzde 15 ile 20’si çok problemli. Yani ilişkiyi tehdit edecek düzeyde problemli. Geri kalan belki bir yüzde 20, 30’u da orta derecede problemleri olan ama evliliği tehdit etmeyen ama sorun oluşturan veya daha sonra sorunu daha da yoğunlaştırabilecek bir grup olarak görebiliriz. Geri kalanı da evliliği iyi olan grup, yani iyi diye nitelendiren grup. Çünkü bu “iyi”, bireysel olarak çok değişiyor” diye vurguluyor.
Evlilik insan egosuna uygun
Evliliğin, insanın egosuna uygun bir kurum olduğunu söyleyen uzmanlar, “Çünkü insanlar dünyada güven, sevgi, beraberlik üçgenindeki köşeleri her zaman ararlar, yani bunu evlilikte de insanlar arıyor, ailede de arıyor, sevgili, arkadaş ilişkilerinde de arıyor. Onun için de yani insanları temel anlamda zaten evliliğe götüren nokta bu. Hem bir ilişkinin oluşması, hem ilişkide duygusallığın ve sevginin bulunması.. Onun için hakikaten insan doğasına uygun bir şey evlilik. Ama küçük bir grup için, çok küçük bir grup için şunu söyleyebiliriz; bu grup için evlilik uygun değil. Yani herkes için evlilik iyidir diye bir şartlama yok tabi” şeklinde ifade ediyor.
Eşler birbirini anlamıyor
Türkiye’de en büyük sorunun duygusal beklentilerin karşılanmaması olduğunun altını çizen Uzmanlar, bunun daha çok kadınların şikayetçi olduğu konu olduğunu söyledi. Uzmanlar, “Türkiye’de son 10 yıldır özellikle kadınların beklentilerinde, duygusal beklentilerinde artış doğal olarak ilişkilerini çok daha fazla sorgulamaya ve duygusal olarak ilişkiden ne aldıklarının da hesabını yapmaya götürdü. Çünkü bir kadın için evliliğin en büyük zenginliği duygusallağında. Bunu takip eden akrabalarla ilgili problemler, kıskançlık, aldatılma ve aile içine ilave olan başka problemleri de sayabiliriz tabi” diye kaydediyor.
Evliliğin ilk 5 kuralı
Doğal olarak iki ayrı insan, ne kadar birbirlerini tanısalar bile iki ayrı insanın aynı evde yaşaması, iki ayrı alışkanlığın aynı şekle girmesi çok kolay olmuyor. Birtakım sorunlar oluşuyor. Duygusal olarak birşeylerin beklentilerin karşılanmaması problemi bu yıllarda hissedilmeye başlıyor. İkinci problem, evliliğin ilk yıllarında şimdi flört ve nişanlılık dönemi malesef Türkiye’de çiftlerin birbirini duygusal olarak aldattığı dönemler. Yani aldatma yanlış anlaşılmasın..Yani burada karşısındaki insanın beklentilerine göre şekil alıyorlar. Yani siz bir bayansınız, karşınızdaki erkekten birtakım beklentileriniz var ve karşınızdaki erkek de bunu hissediyor. O zaman sizin karşınıza daha konuşkan, daha neşeli, daha canlı daha bonkör bir hale geçmiş oluyor, öteki durumda sizi kazanması mümkün değil çünkü. Veya siz erkek olarak karşınızdaki bayandan beklentiniz, o onu hissediyor ve ona göre şekil almaya başlıyor. O zaman ne oluyor? İlişki doğallığından çıkmış oluyor. Halbuki evlendikleri zaman aynı ortamı aynı evi paylaşmaya başladıkları zaman bu sefer de şey başlıyor, yani iki insan sanki farklı iki insanmış gibi ya da karşısındaki insan farklıymış gibi bir sorun oluşmaya başlıyor. Yani benim evlendiğim insan bu değildi. Ya da benim nişanlı olduğum insan bu değildi, niye değişti ve o değişime uyum gösterme problemleri başlamış oluyor. Tabi bu yıllarda ailelerin ilişkiye getirdiği problemlerin yüzdesi de oldukça fazla.
Anlaşamama belirtileri
Artık yavaş yavaş yani çift gittikçe yani iki ayrı yaşam oluşturmaya başlıyor. Yani siz kendinize ait yavaş yavaş bir çizgi oluşturdunuz, eşiniz kendisine ait birtakım çizgiler oluşturmaya başladı. Duygusal olarak yani birbirinizden hoşlanmamaya başladıysanız, yani ön belirti olarak, yavaş yavaş ortak geçirdiğiniz zamanların sayısı azalmaya başladıysa ya da ortak geçirmeniz gereken, kendinize özel olan zamanları hep başkalarıyla paylaşıyorsanız, akraba ziyaretleri vesaire, eşiniz gittikçe daha fazla işe zaman ayırıyor yani işi bahane ederek yani zamanım yok gibi bir çizgiye başlıyorsa, yavaş yavaş hoşnutsuzluk lafları konuşulmaya başlanıyorsa, konuşulmasa bile yani içten konuşulmaya başlanıyorsa, tek tük de olsa boşanma, ayrılık sözcükleri havada uçuşmaya başlıyorsa, tartışma sayısı gittikçe artıyorsa ve tartışmalar sağlıklı olarak durdurulamıyorsa ve etkileri gittikçe daha çok artıyorsa bir de bunun üzerine hele ailelerden gelen birtakım olumsuz katkılar varsa problemler başlamış demektir.
Aldatılan kadın ne yapmalı?
Aldatma konusunda bilgiler veren uzmanların aldatılan kadınlara önerileri ise şöyle;“Bir grup var ki gerçekten yani duygusal olarak ilişkide bir şeyler kötü gittiği için yani kolay olarak tabi bu olumlu bir şey anlamında söylemiyorum, kolay olarak ilişkinin yavaş yavaş dışına taşmaya başlıyor. Yani kendileri bireysel birtakım sıkıntılar yaşıyorlar ya ilişkiyle ilgili birtakım sorunlar yaşıyorlar. Kendi noktanızı net bir hale getirin. Yani evlilik kavramını bir köşeye atın. Burda önemli olan, ben bunu söylediğim zaman çiftler biraz şaşırıyorlar tabi, yani siz hani evlilik terapistisiniz aynı zamanda hani evliliğinizi bir tarafa atın demek, ama bunu şunun için söylüyorum, burada önemli olan evlilik değil, ilişkiniz. İlişkiniz iyiyse evliliğiniz de iyidir. İlişkiniz iyiyse yani geleceğiniz nokta da iyidir. Yani bu ayrılık da olsa, boşanma da olsa devamı da olsa.. İlişkiniz kötü olursa evliliğiniz de kötü olur.. Onun için eşine şöyle bir mesaj vermek; yani ben problemleri çözmek istiyorum, çünkü ilişkime değer veriyorum. Ama bunun anlamı şey değil, yani illa evli kalacağım anlamı değil.. Çünkü bu baskının kalkması lazım ve yavaş yavaş çiftin düşünmeye başlaması lazım. Yani ne kötü gitti? Karşımdaki insanın özellikleri ne? Çünkü birçok insan birçok erkeği görüyorsunuz geçmişinden gelen birtakım ögeler bir anda hani şey gibi düşünün, yani bir virüs vücudumuzun bir yerinde duruyor, duruyor duruyor, sizin zayıf bir noktanızı yakalayıp o anda harekete geçiyor. Yani birtakım faktörlerin etkisiyle. Bunları yakalamaya çalış, yani bir ölçüde karşınızdaki insanı analiz edip ona göre nasıl bir çizgi oluşturulur, o noktaya başvurmak. Tabi çok çaresiz kalınan durumlarda profesyonel bir yardım almakta fayda var tabi.”
Eşlerin aileleri evliliği etkiliyor
Türkiye 50’li 60’lı yıllardan sonra genişletilmiş ailelerden, yani işte anneanne, babaanne, amcalardan beraber yaşanan ailelerden çekirdek aileye geçiş yaptı. Artık anne, baba ve çocuklardan oluşuyor. Ama fiziksel olarak çekirdek, duygusal olarak halen genişletilmiş bir aile. Yani bin kilometre öteden kayınvalideniz bir telefonla ilişkinizi bozabiliyor. Yani o anlamda Türkiye hani bu açıdan çok büyük bir aşama gösteren bir memleket değil. Şöyle; aileyle paylaşılması hiç uygun değil birinci planda. Yani problemleri kendi içinde çözmeniz çok daha önemli. Çünkü şöyle oluyor; şimdi insanlarla paylaşıyorsunuz, hem onlar girmiş oluyor, hem onların da çatışması haline gelmiş oluyor ve bir diğer handikap da siz problemleri çözseniz bile insanlar sizi halen problemli çift olarak damgalıyor. Ondan kurtulmanız da çok kolay değil. Onun için ilk önce problemi kendi içinde çözüp, aileleri elden geldiğince dışında tutmakta fayda var. Sonuçta da bunu çözecek olan sizsiniz zaten” diye konuştu.
Eşler ne zaman uzmana başvurmalı?
Evlilikte, eşlerin ne zaman terapiste danışmaları gerektiği konusunda da uzmanlar şu önerilerde bulundu; “Hakikaten kendileri bir çaba gösterdiler, bir şeyleri çözmeye çalıştılar ama başarısız kaldı. Boşanma lafları çok daha ön plana çıkmaya başladı. Gittikçe duygusal olarak daha uzaklaşıyorlar, daha tükeniyorlar. Yani birbirlerini artık sevmemeye başlıyorlar ilişki açısından. İkisi ama çözmeye de çalışıyor. Yani bir şekilde bir problemi halletmeye çalışıyor, çözmeye çalışıyor. Psikiyatrik birtakım rahatsızlıklar oluşmuş, belki birisinde dediğiniz gibi depresyon, birisinde alkol, sigara vesaire problemleri.. Destek olarak etrafta da çok fazla bir destek yok, yani o ilişkideki problemleri çözmede.. Bu noktada profesyonel bir yardım almakta fayda var tabi. Bayanlarda şöyle yanlış bir algı oluyor; eşim hayatta gelmez. Eşlerin de çoğunluğu geliyor tabi. Tabi bu nasıl sunacağınıza da bağlı. Yani şimdi genelde erkekler bu konuda, terapi konusunda, psikiyatri konusunda çok cesaretli değiller. Onun için eşinize “doktor seni çağırdı, gel” deyince, bu eşinizin gelmeme ihtimalini artırıyor. Çünkü genelde eşler şöyle düşünüyor; gideceğim, işte eşim bir şeyler anlattı, doktor bana niye böyle yapıyorsun veya niye şöyle yapmıyorsun diye.. Yani bir öğüt verecek hem işte belki eleştirecek. Onun için yani eşi angaje etmek de önemli. Şimdi eşi angaje ettikten sonra, ilk önce genelde bayan geldiği için yani bayanla biraz onun bireysel sorunlarını ve ilişkide bireysel olarak ondan kaynaklanan katkıları gözönüne alan bir çizgiyle başlayıp eşi entegre etmek.. Tabi ikisi beraber geliyorsa bu ideali, ikisiyle beraber başvurmak. Ondan sonra evliliğin sadece bir boyutuna değil de yani çünkü sunulan sorun esas sorun olmayabilir

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 452
favori
like
share
M.Kutsi Çil Tarih: 15.03.2009 13:02
Mutlu evlilikler,karşılıklı sevgi,saygı,fedakarlık,hoşgörü ve biraz da para ile gerçekleşir.