Var Içinde Kasidesi
.
Sözüm ibret doludur. Sanma hikâyet var içinde
Göreceksin, ne kadar ders-i hakîkât var içinde.

Aci fürkat tasiyan sözlerim azcik kati lâkin
Kalemin kavli kibâr, hem de halâvet var içinde.

Gece rü’yamda meleklerle berâber bunu yazdik
Yüce Rabb sâhidim olsun ki selâmet var içinde.

Lafi manzum bu beyitlerde redif kâfiyelerle
Aruzun verdigi âhenge sadâkat var içinde.

Emelim burdaki efkârimi göstermeden ayri
Edebî gençlere yardim ve delâlet var içinde.

Felegin verdigi dünyâdaki sehvetli hayâta
Kimi çok ragbet eder amma, nedâmet var içinde.

Basi bos dostlari isrette ve meyhânede gördük
Iyi bir hâne degil gizli felâket var içinde.

Senelerden beri zahmet ve zarûretle bogusmus
Nice gurbetçilerin sâdece mihnet var içinde.

Saman otlar ve çamurlarla yapilmis yere girdik
Fakir insanlara ihsân ve inâyet var içinde.

Âdemiyyet güdülen duygulu sosyal kurulusta
El uzatmakla beraber çok atiyyât var içinde.

Kuru dallardan örülmüs yedi dershâne gözettik
Ari san’atli ilim, bilgili hikmet var içinde.

Çekicin kiymeti artmaz kizarak dövsede zerri
Deger altin’da kalir. Dengeli kiymet var içinde.

Yüce kiymet verilen devletin izzetli makâmi
Görünür herkese kasr amma harâbât var içinde.

Ilim ögretmek için herkese bes yüz sene evvel
Kurulan medresenin ser-kitabiyyat var içinde.

Sen eger görmez isen sevgiyi kalbinde yakindan
Yine bak gönlüne, bir sirr-i muhabbet var içinde.

Uzak illerde mukaddes sayilan mâbede girdik
Ulu Kur’ân-i Kerîm’den yüce âyet var içinde.

Yaradan hikmeti, her cümlede Kur’âni Kerîm’in
Çogalan kuvve-i kudsîyeli sevket var içinde.

Bir ibâdet yeridir, kûsede metruk bile olsa
O nazargâh-i ilâhinin uhuvvet var içinde.

Kamu insanlarin iymânini ahlakça yücelten
Mütenevvir köselerdir ki ibâdet var içinde.

Yüce rûhî heyecanlarla bir aksam namazinda
Hele bir secdeye gel, sabr-i selâmet var içinde.

Koca dünyâda fütursuz yasariz bir süre amma
Ecelin geldigi gün, cebren azîmet var içinde.

Hem uzak hem de garip yerde yasam zor ve çekilmez
Aci gaybûbiyetin sâdece zahmet var içinde.

Kara toprak bile bilmez, ölümün verdigi vehm’i
Kazilan kabre inen sandigin uzlet var içinde.

Bu derin hisleri vahdet duyarak beyt’lere kazdim
Olamaz lâf-i güzâf, kavl-i mücerret var içinde.

Bu atîk si’ri kim anlar diye hiç gam yeme Bâki
Kalemin çizdigi san’at ve fazîlet var içinde.

Mehmet Fatin Baki

Ibret = ders, Fürkat = ayrilik, Kavli = sözü,
Halâvet = tatlilik, Selâmet = emniyet ve esenlik,
Edebî = edebiyyatla ugrasan, Delâlet = kilavuzluk,
Nedâmet = pismanlik, Isret = içki içme,
Mihnet = eziyet, gam, keder, Ihsân = bagis
Inâyet = lutûf, Atiyyât = ihsanlar, bagislar,
Hikmet = güzel sözler, Zerr = altin, Izzet = deger, onur, yücelik, Kasr = kösk, saray,
Ser-kitabiyyat = kitaplarla ilgili en iyi bilgiler, Sirr-i muhabbet = sevginin sirri, Kuvve-i Kudsiye = Kutsal güç, Sevket = ululuk, Kûse = kuytu bir yer,
Naargâh-i ilahi = Allahin korudugu yer,
Uhuvvet = kardeslik, dostluk, Mütenevvir = nurlanan,
Cebren azîmet = mecburi yolculuk, Gaybûbiyetin = gözden uzak olmanin, Vehm = korku, Uzlet = yalnizlik, Atîk = eski Fazîlet = deger, hüner, güzellik, Kavl-i mücerret = katiksiz dogru söz,
Feilâtün feilâtün feilâtün feilâtün
. . / / . . / / . . / / . . / /


Nâbi’nin, Nedim’in ve Seyh Galib’in yazdigi
gazellerden beyitler:


Verdim sana dürc-i dil-i ser-bestemi amma
Pek sakla, büyük yerden emânet var içinde.

Dürc-i dil-i ser-beste gönül bagi kutusu,
Nâbi (1712)
-
Meyhâne mukassî görünür tasradan amma
Bir baska ferah, baska letâfet var içinde.

Mukassî = kasvetli Tasradan = disardan
Nedim (1730)
--
Çâk eylemem sînemi her dilbere, zirâ
Sultânima âit bir emânet var içinde.

Çâk = yirtik Sîne = gögüs, yürek
Seyh Galip (1709)
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
.
Mehmet Fatin Baki

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 747
favori
like
share