Okul yaşamı; 5 yaşından itibaren bütün çocuk ve gençlerin günlerinin önemli bir bölümünü geçirdiği yerdir. Okul ortamı çocuk için sadece bir öğretim kurumu değildir. Çocuk yaşıtları ile iletişime girmeyi öğrenir, sorumluluklar alır, arkadaş gruplarına katılır, öğretmenleri ve diğer otorite figürleri ile ilişkilerinin sınırlarını ayarlar, hedefler koyar, başarının hazzını tadar, başarısızlığı tolere etmeyi öğrenir. Sonuçta da, okul ortamındaki performans durumu, çocuk ve gençlerin günlük işlevselliklerinin önemli bir göstergesidir.

Çocuğun yaşamında bu kadar yer eden okulun; çocuktaki birtakım ruhsal ve gelişimsel sorunlarından etkilenmesi beklenir elbette.

Yeni ortamlara ya da değişen durumlara uyum sağlamak her insanoğlu için bir gerilim kaynağıdır, dolayısı ile belirli zamanlarda çocukların okul ortamında sıkıntı yaşamaları anlaşılır bir durumdur.

Anaokuluna veya ilköğretim okuluna ilk defa başlayan çocuklarda, sınıfta kalan veya yeni bir okula geçen çocuklarda, ergenliğin kendine özgü çalkantılarını yaşayan bazı gençlerde geçici sayılabilecek ve anlaşılabilir ruhsal gerginlikler ve buna bağlı davranış sorunları ortaya çıkabilir. Örneğin; okula yeni başlayan bir çocuk evinden ayrılmakta zorlanabilir, sınıf kurallarına uymakta gönülsüz davranabilir, yazı yazmaya direnebilir. Örneğin bir ergen, okulun getirdiği bazı kuralları zorlayarak kimliğini ortaya koymaya çalışabilir. Bu tür durumlar geçici olarak kabul edilmelidir ve çocuğa biraz destekçi ve anlayışlı yaklaşarak, biraz da kararlı bir tavır sergileyerek çabuk aşılabilir. Ancak kimi durumlarda çocuğun okulda sosyal uyumu bozulur, akademik performansı düşer, sınıf içinde çeşitli davranış sorunları kendini gösterir. Çocuğun zarar göreceği bu tür durumlarda öncelikle çocuğun kendisi ve öğretmenleri ile, daha sonra da rehberlik merkezleri ve hatta gerekirse çocuk psikiyatrları ile işbirliğine girilmekten çekinilmemelidir.

Çocukların ruhsal ya da gelişimsel sorunlarının okul ortamına çeşitli şekillerde yansır. Ya da çocuğun okuldaki çeşitli davranışları, altta yatan ruhsal bir sıkıntının habercisi olabilir.

Okul ortamında öğretmenlerin nelerle karşılaşabileceğini kısaca gözden geçirirsek; sınıf içinde sorun yaşayabilecek çocukları önceden tanımak ve onlara erkenden yardımcı olmak olasıdır.



Çocukların (ya da ergenlerin) okul ortamında yaşadıkları problemler 3 ayrı alanda karşımıza çıkar:

- Öğrenme Veya Akademik Başarı Alanında

Okul; yoğun zihinsel uğraş gerektiren bir ortamdır, dolayısı ile en sık karşımıza akademik problemler çıkar. Okumayı henüz öğrenen birinci sınıf öğrencisi okumaya ve yazmaya direnebilir, bazen uğraşsa da öğrenemeyebilir, yavaş kalabilir, bilgi düzeyi sınıfın gerisinde kalabilir. Bu nedenle zamanla derste çabuk sıkılmaya, dikkati kolay dağılmaya başlayabilir. Arkadaşlarının gerisinde kalmak özgüvenini azaltabilir. Sadece Türkçe, matematik, beden eğitimi gibi bazı derslere özel problemler yaşayabilir. Sınıf kurallarına uymakta ve okul sorumluluklarını almakta gönülsüz olabilir, bazen öğrenmeyi dahi reddedebilir.

- Sosyal İlişkilerde Ve İletişim Alanında

Okul; çocuğun yaşıtları ile ya da yaşı kendisine yakın olan diğer çocuklarla günün birkaç saatini geçirdiği yerdir. Özellikle ilköğretim çağı çocuklarının rekabetçiliği, ergenlik çağındakilerin gruplaşmaları okul sıralarında, teneffüslerde bolca yaşanır. Akranları ile kurduğu ilişki biçimi onun kişilik yapısını ve mizacını yansıtır. İçe kapanık davranma, etkili iletişim kuramama, utangaçlık, saldırganlık, gruplaşmalar, oyunlarda yönetmeye kalkışma, ergenlerde flörtöz yaklaşımlar, konuşmaktan ve ilişkiden kaçınma, öğretmene aşırı bağımlılık gibi pek çok davranış örneği, çocuğun iletişim güçlüklerinin yansıması olabilir.

- Okulda Duygu Durumu Bozukluğu

Her çocuk ve ergenin doğuştan getirdiği bir kişilik yapısı vardır, çevresiyle kurduğu ilişkiler yoluyla büyüdükçe karakteri daha da şekillenir. Katı prensipleri nedeni ile çeşitli takıntılar sergileyebilir. Tikleri yüzünden alay konusu olabilir. Kavga çıkarma, cinsel sarkıntılık, alkol ve madde kullanma gibi suç sayılabilecek eylemlerde bulunabilir. Aşırı hareketli ya da ağırkanlı, aşırı duygusal, korkak, pervasız, ağlamaklı, mutsuz olabilir. Öfke patlamaları sergileyebilir, kavga çıkarabilir.

Yukarda sayılan davranış sorunları arasında keskin sınırlar yoktur, yani her biri değişik kombinasyonlar halinde, iç içe ve her türlü psikiyatri hastalıkta görülebilir. Sayılanlar sadece örnektir.

Bunlar dışında; okullar ve öğretmenler bazen acil durumlarla karşılaşabilirler: Örneğin; alkollü veya uyuşturucu madde etkisi altında okulda bulunan bir genç, ani bayılmalar veya farklı havaleler geçiren bir öğrenci, intihar girişiminde bulunan bir ergen vb. birçok örnek sınıflarda kargaşa havası yaratabilir.

Okul ortamında, yukarda sayılan alanlarda sorun yaşayan bir çocukla zaman geçirilmeden ilgilenilmeli ve kısa bir gözlem sonrasında, öncelikle çocuğun ailesi ile bir araya gelerek daha ayrıntılı bilgi alınmalı, daha sonra da okuldaki rehberlik servisleri ve gerekirse de ilçe rehberlik araştırma merkezleri ile işbirliğine girilerek çocuk için yardım planlanmalıdır. Çocuğun, yaşadığı ruhsal gerginliğe bağlı olarak akademik performansının bozulduğu, duygu durumunda ve sosyal ilişkilerinde bir hayli zorlandığı durumlarda ise çocuk psikiyatr yardımı almaktan çekinilmemelidir. Çünkü, önemsenmeden geçiştirilen veya hafife alınan bir davranış problemi, bazen daha ciddi ruhsal sorunları ilk sinyali olabilir.

Çocuğun değerlendirilmesinde; yaşadığı sıkıntının özelliklerine göre çocuğun zeka kapasitesi, zekasını kullanma becerisi (dikkat, bellek, analitik beceri vb nöropsikolojik performansı), kişilik yapısı, içinde bulunduğu ruhsal profili, aile içi iletişim özellikleri, anne baba pratikleri, çocuğun yaşıtları ve öğretmenleri ile iletişimi, okul olgunluğu kapsamlı olarak değerlendirilmeli, gerekli durumlarda tedaviden kaçınılmamalıdır. Okul sorunlarını ertelemek, normal koşullarda en az 12 yıl okuyacak olan çocuğun sorunlarının daha çok büyümesine neden olur, erken müdahale en doğru yaklaşımdır.

Acil durumlarda ise; çocuk, öncelikle tehditkar olmayan izole bir ortama alınarak, hem hasta çocuğun hem de çevresindeki arkadaşlarının güvenliği sağlanmalı, ailesinin de onayıyla ve en yakın sağlık kuruluşunun yardımına başvurulmalıdır.

Uzm. Dr. Ahmet Çevikaslan

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 425
favori
like
share
AYIŞIĞI Tarih: 18.02.2009 02:19
teşekkürler hayatım paylaşımın için bu okul dönemleri çok yoruyor zaten aileleride,
en önemli dönemleri çocukların