Ahsen-i takvîm (en güzel yaratılış) üzere yaratılan insanın bir
madde bir de manâ yönü vardır. Daha önceki yazılarımızda da temas
ettiğimiz gibi tasavvuf, insanın manevî tarafını güçlendirmeyi, kötü
ahlak ve davranışların kaynağı olan nefis, şehvet ve şeytanın
aldatmalarından uzaklaştırmayı gaye edinmiştir.

İnsanı yanlış davranışlara sevk eden yönlerinden biri olan nefis,
benlik onun manevî kemâlinin önünde engel gibidir. Nitekim bir çok
mutasavvıfımız bu konu üzerinde önemle durmuş, bunu tedavî etmenin
yollarını göstermişlerdir. Her insanda mutlaka bir ben vardır. Ancak bu
benin benlike dönüşmesi ve nihâyet kişinin ulu orta bilip bilmediği
konularda benlik taslaması tasvip edilmeyen taraftır. Bu iki kelimenin
Arapçadaki karşılığı ise, ene ve enâniyettir. Bunları bir de ego ve
egoizm şeklinde batı dilleriyle ifadelendiriyoruz. Kısaca herkesin bir
beni, enesi ve egosu vardır.

Bunlar benlike, enâniyete ve egoizme dönüşünce, sahibinin manevî
cihetine zarar verir hâle gelir. Bunun için ecdâdımız ben demeyi pek
uygun görmediklerinden, bendeniz, ben fakîr, âcizâne ben , ben âciz ü
fakîr gibi sıfatları kullanarak benliği öldürmüşlerdir. Nitekim
Peygamberimiz de bir hadis-i şeriflerinde “Ölmeden önce ölünüz”
diyerek, nefsimizin her türlü tekebbür ve benliğinden sıyrılmamızı
tavsiye etmiştir.Nefsini, benliğini firenleyen Yunus Emre, “Bir ben
vardır bende, benden içerü” demektedir. O, benlikten geçilerek ancak
Allah’ın gerçekten râzı olduğu bir kul olabileceğimizi söyler.

Al gider benden benliği, doldur içime senliğiBundayiken öldür beni,
varup anda ölmeyeyinİlâhî bir aşk vir bana, ben benliğim bilmeyeyinYavu
kılayım ben beni, isteyüben bulmayayınMutasavvıflarımızdan biri de
şöyle diyerek herkesi kendisinden üstün görüp, benlik taslamaktan uzak
durmuştur:

Herkes buğday ben saman

Herkes yahşı ben yaman

Aşağıdaki gazelde de Hulûsî Efendi, Cenâb-ı Hakk’a kavuşmanın önündeki benlik perdesinden kurtulmanın lüzûmunu anlatmaktadır.

Gazel:

1. Sen ben deyü gezerdim ilm-i rüsûm içinde Bu benliğim bıraktım geçtim o nazlı tenden

2. Bildim ki benliğimmiş aradaki o perde Benliğimi yok ettim çıktım libâs-ı benden

3. Bir mürde idi cânım işbu libâs içinde Hayyım hayâtı buldum çıkınca ol kefenden

4. Gördüm ki benliğimdir boynumda bir selâsil Tahrîk edince anı kurtuldum her resenden

5. Geldim cihâna lâkin bildim ki bir garîbim Benlik beni ayırmış efsûs ki ol vatandan

6. Bir ses işitti gûşum ko benliğini yâr olÇâk eyleyip girîbân çıktım ol pîrehenden

7. Bu sözleri Hulûsî yazmak muhâl olurdu Dâd olmasaydı tâ ki ol serv-kad semenden

Gazelin Bugünkü dille İfâdesi:

1. Ben şimdiye kadar insanlar arasında maddî ilimlere sahip olarak
ve kendimde bir benlik hissederek dolaşır dururdum. Şimdi ise ben, o
nazlı tenden vaz geçtim ve benliğimi de bir tarafa bıraktım.

2. Bildim ki Rabbimle aramda perde olan şey hep o benliğimmiş.
Bundan dolayı benliğimi yok edip, benlik elbîsesinden çıkıp kurtuldum.

3. Ben terk ettiğim bu benlik elbisesinin içinde âdetâ bir ölü
gibiydim. Bu kefen gibi olan, beni gaflete düşüren benlik elbisesini
çıkarınca esas diriliği, hayâtı bulmuş oldum.

4. O zaman anladım ki, benlik denilen bu kötü sıfat, benim boynumda
dâimâ bir zincir gibi asılı durmaktadır. Ne zaman ki harekete geçtim ve
o bağdan kurtuldum.

5. Âdemoğlunun bu dünyaya bir garip varlık olarak geldiğini anladım.
Ne yazık ki, benlik sıfatı beni esas vatanımdan ayırmış. Yani Âdem
(a.s.) cennetten bu yüzden ayrılmış.

6. Benliğimin beni bu durumlara düşürdüğünü fark edince, kulağıma
bir ses geldi: Benliği bırak da sevgili ol. Bu sesi duyunca, yakamı
yırtıp, parçaladım da üzerimdeki benlik gömleğini sıyırıp attım.

7. Ey Hulûsî! O servi boylu, yâsemin kokulu dosttan bir ihsân olmasaydı senin bu duyguları buraya yazman imkansız olurdu.

Prof. Dr. Mehmet AKKUŞ


alıntıdır

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 463
favori
like
share
nichole Tarih: 21.02.2009 09:05
ellerine sağlık.