Günümüzde Sevgi ve aşk kelimesi pek çok kişinin diline dolayıp ağzından düşürmediği bir moda sözcüğü oldu. Tv de yada magazin basında sevgi ve aşk kelimesini yalnızca diline dolayıp, gerçek anlamda sevgiyi içinde hissetmiyenlerin sürekli sevgiden, aşktan sözetmeleri, aslında değeri ölçülmez, pahası biçilmez bu manevi duyguyu kirletmekten, yok etmekten başka bir işe yaramıyor!..
Aşkı sevgiyi sıradan şeylerin tutsağı yapmak, şehvete kurban etmek onu sonsuza kadar yitirmek demektir.? Gerçek sevgi, şehvete kurban edilmeden kirletilmeden çıkarsız hilesiz karşı tarafa sunulandır.

Dil ucuyla sevgi edebiyatı yapmak, mevsimlik, günlük, gecelik aşk yaşamak, sevişmeyi sevgi yada aşk sanmak; Cehalet, delalet, budalalık, aymazlık ve sevgiye ihanet etmekten başka bir şey değildir. Bu sevgiye yapılan en büyük vefasızlık, haksızlık ve kötülüktür.

Sevgi insanın yüreğinden doğan ve zamanla insanin bütün benliğini, hücrelerini saran kutsal bir duygudur. Gerçek sevgi (kavramı) gecelik, mevsimlik aşklarla ölçülemez. Mutlak emek verilmesi gereken ve paylaşılarak büyüyen, büyütülen anlamı, rengi, kokusu, aklığı, ışığı, olan bir duygudur.

Günümüzde pek çok insanın elbise değiştirir gibi sevgili değiştirmesi ve seviştik sözcüğünü “aşk yaptık” sözcüğüyle eş tutmalarını şaşırtıcı ve o kadarda tiksindirici buluyorum.

İnsan psikolojisinde insanlarda yüce, ve kutsal duyguları, girişimleri besleyen sevgiler olduğu kadar, bazılarında da insanı süflüleştiren, onu aşağılık bir yaratık haline gelmesini kışkırtan bir takım ucuz, nefsi ve iğrenç tutkular da vardır. Bunları aşk yada sevgi sanmak en büyük cehalet ve aptallık değilde nedir söyler misiniz?

Meselenin asıl en kritik tarafı ne yazık ki, pek çok insanın bu aşağılık tutkuları sevgi yada aşk olduğunu zannetmesidir. Bu kahrolası zamanda sevginin de, aşkın da, sanatın da, emeğin de beş para etmez hale getirildiği dünyamızda. İnsanın, insan olarak varlığını sürdürebilmesi ancak bu banal değerlerden kendini korumayla mümkündür.

İşte burada yeni nesillerin etkilendiği ve gelecek nesillere de bulaşması kaçınılmaz olan, içinden çıkılması zor bir durumla karşı karşıya bulunduğumuzu unutmamalıyız.
İnsanın insani değerlerinin, ahlakın beş para etmediği, insan sevgisinin sadece söylemden ibaret olduğu, sevginin sadece maddi çıkarın ön şartı haline getirildiği bir çağda yaşıyoruz. Yaşamanın insan olana utanç verdiği bir dünyada...

Oysa herşeyin başı sevgidir. Sevgisiz hiç birşey güzel ve anlamlı değildir. Gerçek sevginin yolu yürekten, yüreğin yolu da beyinden geçer. Beynin yolu iyi niyetten, temiz ve ahlaklı olmaktan geçer. Sevgi ahlak dışı hiç bir ima, hiç bir duygu kabul etmez. Olması gereken de budur.
Çağımızda temiz,erdemli, kirlenmeden yaşamak zor ve çileli bir yoldan geçmeyi gerektirir. Ama bu yol temizdir, insanidir, kutsaldır. Derinliği, güzelliği, anlamı olan bir yaşam biçimidir. Gerçek sevginin özlemini duyarak ve bu duyuda kendini bulan insan nereye giderse gitsin, nerede yaşarsa yaşasın insan kalır. Çünkü insanın, insan olarak kalması, insanın sevgisinden, dürüstlüğünden ödün vermemesi, ben kalması gerekiyor. Sevgi, özlem, bilinç, kişilik derinliği yaratır insanda. Mağazalar, lüks arabalar, günübirlik sevgiler değil... En eski ve zamanın yok edemediği tek yüceliktir sevgi, unutmayın...

Her sabah uyandığınızda ince bir sevda yakmıyorsa yüreğinizi, vicdanınızda bakabileceğiniz bir yüzünüz yoksa aynalarda; Yüreğinizde merhamet, gözlerinizde rahmet akmıyorsa sevda denizlerine ve yakmıyorsa içinizi incecik bir merhamet ateşi...

Satın gitsin! Bu dünyada benim dediğiniz neyiniz varsa; Ağlarken gül dökmüyürsa gözlerinizin altı.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 338
favori
like
share
kır_çiçeği07 Tarih: 02.03.2009 13:25
çok güzel ve doğru bir ifade şekli
paylaşımınız için teşekkürler