Geçenlerde bir işadamı dostumla otururken, söz dönüp dolaşıp tüm dünyayı etkisi altına alan kriz konusuna geldi. Dostum, İstanbul'da faaliyet gösteren önemli bir şirketin "işini önemseyen" başarılı yöneticisinin, "yaşanan bu mali krizi önceden tahmin edebildiğini ve bunu, konusundaki uzmanlığa dayanarak öngördüğünü" söylediğini aktardı bize... Bu uzman kişiye karşı dostum ise şunları söylemiş: "Bu krizin gerçekleşeceğini ben de biliyordum. Ama uzmanlığıma değil, bana Yusuf Suresi'nin verdiği bilgilere dayanarak!.." Evet, değerli okuyucularım. Bu kıymetli dostumun dediği gibi, Yusuf Suresi bize, "kıssaların en güzeli" olarak psikoloji, sosyoloji, idarecilik alanlarında olduğu gibi, iktisat alanında da önemli ipuçları veriyor.

İlgili ayetleri okurken, insan şunu düşünmeden edemiyor. Keşke, dünya ekonomisine yön veren iktisatçılar, Kur'an'ı tanısalar ve ondaki tüm insanlığa huzur ve mutluluk bahşedecek çözüm önerilerinin farkına varsalardı...

Yine keşke, Kur'an-ı Kerim'i yorumlayan müfessirler de iktisat teorileri hakkında birtakım bilgilere sahip olsalardı... işte o zaman bir "nur ve hidayet rehberi" olan Kur'an-ı Kerim, karanlıkta kalan insanlık aleminin yolunu aydınlatmada, sıkılan ve bunalan insanların elini tutmada çok daha farklı bir rehberliğe vesile olurdu, kanaatindeyim.

Allah Teala Hazretleri Kur'an-ı Kerim'de, geçmiş ümmetlerden ve peygamberlerinden sık sık örnekler verir bizlere... Her bir peygamber, içinde yaşadığı toplum için en güzel örnek ve en değerli şahittir aynı zamanda. Her bir kıssadan, hisse alalım diye anlatılan bu hadiseler genellikle şu ifadelerle son bulur. "And olsun ki, yaşanan bu hadiselerde, düşünen /akleden / anlayan / kafa yoran / ibret alan kişiler / toplumlar için nice ibretler vardır." Şimdi gelin beraberce, bize Yusuf Suresinde neler söylenmek istendiğine bakmaya çalışalım.

Yusuf Süresindeki Mesajlar
Birkaç yönden farklı özellikleri yanında Yusuf suresi, özellikle idarecilik ve iktisat alanlarında iyi "okunması" gereken ibretler taşımaktadır. Biz bunlardan sadece iktisadi anlamda tespit edebildiklerimizi aktarmaya çalışacağız.
Surede geçen ayetlerden birinde Mısır hükümdarının bir gün şöyle dediği anlatılır:
"Ben rüyamda yedi semiz ineği, yedi zayıf ineğin yediğini; ve yedi yeşil başak ile yedi kuru başak gördüm. Ey rüya tabircileri! Eğer bu konuda bir bilginiz varsa bana bu rüyanın açıklamasını yapın." (Yusuf/43)

Hapishaneden çıkarak kralın hizmetinde bulunan ve bir zamanlar Hz.Yusuf ile zindan arkadaşı olan genç, onun rüya yorumundaki eşsiz konumunu hatırlayarak Hz.Yusuf'a gelir ve ondan bu rüyanın yorumunu ister. Hz. Yusuf ise şöyle der:

"Yedi yıl boyunca adetiniz üzere ekin yapın. Bu süre zarfında yediğiniz az bir miktar dışında biçtiğiniz mahsulü başaklarıyla birlikte bırakın ve onları depolayın. Bu dönemden sonra yedi yıl kuraklık dönemi gelecektir. İşte bu dönem, sizin tohumluk olarak ayırdığınız az miktar dışında kalan tüm biriktirdiğinizin hepsinin tükenip bitmesine yol açacaktır. Sonra bu dönemin ardından öyle bir yıl gelecektir ki, o yılda insanlara yağmur ve bereket verilecektir. İşte o yıl insanlar hem meyvelerin sularını sıkacak hem de hayvanlarını sağacak bir bereket ve bolluğa kavuşacaklardır." (Yusuf/47-49)

Yazımızın başında kendisinden bahsettiğim işadamı dostum, her yedi yılda bir mali/maddi krizler yaşandığını eklemişti sözlerine... Ardından 1994, 2001 ve 2008 tarihlerinde yaşanan krizlerin bir tesadüf olmadığına ve bu arada 2014 veya 2015 yıllarını da unutmamamız gerektiğine dikkat çekmişti.

Gerçekten, Yusuf suresinde bahsi geçen "yedi yıl" kavramı bir tesadüf olamazdı. Bununla birlikte sadece rakamsal olarak ele alsak bile, yedi yıl aslında izafi olarak hem çok uzun hem de çok kısa bir zaman dilimidir. O halde, varlığa sevinmek de yokluğa yerinmek doğru değildir. Çünkü ikisi de en fazla yedi yıl sürecek demektir. Ne var ki, insanoğlunun düştüğü hatalardan biri nimeti de külfeti de bâki sanmasıdır. Halbuki bu iki kavram da dünyaya aittir ve dünyevi olan her şey gibi onlar da fanidir. Ne bolluk, ne de darlık daimidir. Bu ikisi de "sıkan" ve "genişleten" el-Kaabid ve el-Bâsit olan Allah Teala'nın kudretindedir. Dilediğinin rızkını daraltan, dilediğine bunu genişleten sadece O'dur... O halde kul, hele hele Rabbine seksiz şüphesiz inanan mümin kul, yaşanan olaylarda her şeyden önce Rabbinin dilemesinin, kudretinin, rızasının veya azabının sözkonusu olduğunu, koyduğu kuralların (sünnetullah ve adetullah) hükmünü icra ettiğini düşünmelidir. Böylesi bir bakış tarzı, kişiyi bolluğa sevinip şımarmaktan ve darlığa üzülmekten koruduğu gibi onu Rabbi nezdinde değerli de kılar, çünkü o, her şeye rağmen Rabbinin hükmüne razı olmakla aynı zamanda Rabbinin rızasına da nail olur. Öte yandan, hepimizin bildiği üzere inşirah suresinde Allah Teala, zorlukla beraber mutlaka kolaylığın da olduğuna dikkat çekmektedir. Ayetlerle ilgili bir Arapça beyitte şöyle denilir:

Izâ dâkat bike'd-dunya fe fekkir fî Elem Neşrah
Fe usran beyne yusrayni izâ fekkertehu fefrah

Dünya seni bunalttığında hemen Elem Neşrah suresini düşün. Bir zorluğun iki kolaylık arasında durduğunu düşün ve ferahla!

Demek ki, hayatta zorlukları yaratan Allah Teala, kullarına bu zorlukları aşsın diye önünde ve sonunda kolaylıklar da lütfettiğini bilmemizi istiyor bizlerden...
Peki, bununla beraber ilgili ayetlerden çıkarmamız gereken başka ne gibi dersler olabilir? derseniz, cevabımızın tek kelimeden ibaret olacağını söyleyebiliriz: Tasarruf... Evet Hz.Yusuf bu ayetlerde tasarrufu tavsiye etmekte ve yaşanacak krizlerin en önemli ilacının vaktinde yapılacak tasarruf olduğunu ifade etmektedir. Nitekim, Hz.Yusuf'un tavsiyesine uyan hükümdar, bu sayede Mısır'ın, o yıllar kendi coğrafyası içinde en zengin ülke konumuna geldiğini görmüş, böylece, Hz.Yusuf'u devletin maliye işlerinde en yetkili makama tayin etmişti.
Burada dikkat edilmesi gereken bir başka husus daha vardır. Mısır, o zamanki refah ve zenginliğine, ne dışarıdan destek almak ne de başka bir finans kaynağı sayesinde değil, tamamen kendi öz kaynaklarını kullanmak suretiyle ulaşmıştır. Topraklar özenle ekilmiş ve biçilmiş, tohumluklar ayrılmış ve kuraklık yıllarında depolanan hububatın komşu ülkelere satışıyla büyük bir servet kazanılmıştır, iktisat teorisyenlerinin üzerinde dikkatle düşünmelerini gerektirecek bir hünerle muhtemel krizler başarıyla yönetilmiş ve kuraklık yıllarında yaşanılması kaçınılmaz olan sıkıntıları Mısır ülkesi yaşamadığı gibi, komşu ülkelere önemli bir kaynak olarak da hizmet sunmuştur.
Yusuf suresinin, sadece bu üç noktadan bakıldığında bile çok orijinal yönlerinin olduğu söylenebilir.


Yenidünya dergisi.

Beğeniler: 1
Favoriler: 1
İzlenmeler: 356
favori
like
share