Çakmak, İnönü'ye ne yaptı ne buldu Kitap Tanıtımı - Çakmak, İnönü'ye ne yaptı ne buldu Kitap Özeti


Mareşal Fevzi Çakmak, gerçek bir asker olarak tanındı. Atatürk ve İnönü ile Kurtuluş Savaşı yıllarında birlikte oldu. İnönü'nün Köşk'e çıkmasını sağladı. Ya sonrası. Cevabı bu kitapta.26 Şubat 2009 11:05


Ünal TANIK'ın kitap notları

Fevzi Çakmak adı, üzerinde yaşadığımız coğrafyada, 20. yüzyılın en büyük komutanlarından biri olarak tarihe geçti.
Osmanlı döneminde “Kumandan Kavaklı Fevzi Efendisi” olarak tanındı. İlk önemli görev yeri olarak gittiği Balkanlar’da, Türk askerine yeni bir bakış açısı kazandıran, Birinci Dünya Savaşı’nda müttefikimiz olarak savaşa girdiğimiz Almanlar’a haddini bildiren komutan olarak bilindi.

Kudüs’te 7. Ordu’nun karargahını kurmak istediğinde oraya önceden konuşlanan Alman askerleri tahliye emrini dikkate almayınca, “hepsini öldürün” diyecek kadar yürekli bir komutan olan Fevzi Paşa’nın asıl misyonu, Mondros Mütarekesi sonrasında başlıyor. Harbiye Nazırı olarak, Ankara’ya geçen Mustafa Kemal ve arkadaşlarına, İstanbul’da “içerden biri” olarak en büyük desteği sağladı.

Fevzi Paşa’nın bütün riskleri göze alarak yaptığı bu fedakarlıkları, kimileri “Ankara ekibine geç katıldı” diye eleştirmeye kalktı. Ankara’ya ulaştığında, gördüğü ilgi ve saygı, o güne kadar hiçbir isme gösterilmemişti.
Kurtuluş Savaşı yıllarında ümidini hiç yitirmedi. Hatta, Mustafa Kemal Paşa’nın ümitsizliğe düştüğü zamanlarda bile çıkış yolu Fevzi Paşa’dan geldi. İkinci İnönü Savaşı’nın en kritik anında muharebelerin seyrini değiştiren biri oldu.
Bilecik Üniversitesi Öğretim Görevlisi Rahmi Akbaş’ın bir araştırma kitabı olarak hazırladığı “Mareşal Fevzi Çakmak” kitabı, Fevzi Çakmak ile ilgili bugüne kadar yazılanların en kapsamlısı olarak basıldı.

Ötüken Yayınları’ndan çıkan kitap, 448 sayfa.

İkinci İnönü Savaşı’nın en kritik anında Ankara’dan muharebelerin seyrini nasıl değiştirdiği kitapta şöyle anlatılıyor:

“Uzun boylu, genç, kumral zabit çok ağır bir ameliyat masasından kalkmış gibi bütün kanı çekilmiş, gözlerinde getirdiği haberin yası, içeriye girdi. Mustafa Kemal Paşa’nın yanında oturduğu masanın üstünden telgrafı uzattı.

“Okumaya lüzum yok. Harbi kaybetmişiz”

Size o anda nasıl bir sessizliğin odada hüküm sürdüğünü tarif etmek müşküldür. Başlarımız eğildi. Daha işitmediğimiz haberin fecaatini ve bu vaziyetten doğacak felaketi düşünüyorduk.

Mustafa Kemal Paşa beş saniye telgrafa bakıyor, fakat bize bir şey söylemiyordu. Nihayet karar verdi:
“Arkadaşlar, harbi kaybettik. Dinleyiniz gelen haber şudur.

……

Garp Cephesi Kumandanı İsmet Paşa, “Buralarda buralarda düşman süvarilerini gördüğünü haber veriyor ve hemen ricat (geri çekilme) emrini verdim” diyordu.

…..

Orduya ricat emrini verdiğini bildiren telgraf okunduğu anda, sessizce Mustafa Kemal Paşa’nın yanından ayrılan Fevzi Paşa, diğer odada makine başına geçerek görüşmelere başlar. Durum gerçekten feci idi. İsmet Paşa, ricat emrini verdikten sonra, kendisi de karargahı ile cepheden uzaklaşmıştı.

…..

Gevzi Paşa, o esnada buldurabildiği cephe Kurmay Başkanı Yarbay Naci’ye:

“Garp C .........

Kitaptan bir başka anekdot yine Temmuz 1921’in karanlık günlerine ilişkin. Eskişehir – Kütahya Saşavaşı’nın kaybedildiği günleri takip eden zaman dilimi.

“Karargahta tek heyecanlı ve ümitli insan Fevzi Paşa idi. Dr. Adnan Bey’in Mustafa Kemal Paşa ile konuştuğun gördüm. İkisi de odanın ortasında, ayakta duruyordu. Paşa’nın yüzü sapsarı idi. Eskişehir’den gelecek haberleri beklememi söyledi. Oturdum. Nihayet neticeyi öğrendik. Yakup Kadri de bizimle beraber karargahta durdu. Mustafa Kemal Paşa’nın yaveri durmadan haber getirirken, Mustafa Kemal Paşa hepsine sövüyordu. Nihayet, sabah oldu. Mustafa Kemal Paşa:

- İsmet, Eskişehir savaşını kaybetti, haydi birer fincan kahve daha içelim, dedi

Dr. Adnan biraz odadan kaybolduktan sonra geri döndüğü zaman, daima kötümser görünen yüzü gülüyor ve sevinçli görünüyordu. Mustafa Kemal Paşa:

- Neredeydin Adnan diye sordu.

O da Fevzi Paşa ile konuştuğunu, onun için iyimser olduğunu, Yunanlılar’ı yeneceğimizi söylediğini ifade etti.
Mustafa Kemal Paşa da güldü ve Fevzi Paşa’yla epeyce alay etti. Ama yine de memnun görünüyordu. Çünkü böyle anlarda o da fala ve rüyaya inanırdı.”


ephesi, karargahı ile temas temin edilip oradan yeni bir emir alıncaya kadar benim emrimdesiniz. Ricat edilmeyecek, derhal düşmanı takibe başlayacak ve durumdan sık sık beri haberdar edeceksiniz”
emrini veriyor.

Bu esnada, aranmakta olan İsmet Paşa da Çukurhisar – Eskişehir arasında bulunarak durumdan haberdar edilir ve Fevzi Paşa’nın emri bildirilir.”

Fevzi Paşa, her zaman disiplinli bir komutan oldu. “Asker duruşu”nu hiçbir zaman bozmadı. Büyük Taarruz’un harekat planını mevki mevki yerinde incelemeler yaparak hazırladı. Büyük Taarruz’un bitmesini ve takip edilen düşmanın ardından İzmir’e girilmesini günü gününe hesapladı.

Sonrasında ilan edilen Cumhuriyet döneminde, Mustafa Kemal Atatürk’ün en değer verdiği ve en çok saygı gösterdiği isim oldu. Mareşal’in içki içmediğini bilen Atatürk, onun sofrasında olduğu zamanlar içki servisi asla yaptırmadı. Gelişinde ve gidişinde hep ayağa kalkarak selamladı.

Atatürk’ün ölümünde ise herkesin kendi adını telaffuz ettiği bir günde, dönemin İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’ya söyledikleri, “demokrat asker duruşu”nun ne olduğunu ortaya koyuyor:

“Bir ordu kumandanı, çıkıp Meclis’in seçimine müdahale ederse kendi elimle gider, orada vururum onu!..” diyecek kadar Meclis’in tercihine önem veren biri.

Genelkurmay Başkanı olarak bu sözlerle İsmet İnönü’nün önünü açan Fevzi Çakmak’ı sonraları acı bir kader bekler. İsmet İnönü, İngiltere'ye verdiği sözü yerine getirmede Türkiye’nin İkinci Dünya Savaşı’na girmesinin önünde engel gördüğü için Fevzi Paşa’yı “yaş haddinden” emekliye ayırdı.

Fevzi Çakmak, evinde çevresinden uzak sakin günler geçirirken oturduğu eve bir gün memurlar geldi. Milli Emlak’a ait olan evi derhal boşaltması gerektiği tebliğ edildi. Mareşal’in evin tapusunu göstermesi üzerine görevliler ayrılıp gitti. Ancak aradan çok zaman geçmedi bu kez kapı bir başka gerekçe ile çalındı.

“İkamet ettiğiniz Çankaya’daki ev, askeri yasak bölge dahilinde olduğu için istimlak edilmesi…” diye bir tebligat yapıldı.

Ankara’dan uzaklaştırılmak istendiğini fark eden İstiklal Savaşı’nın en önemli komutanı, İstanbul’a döner. 1946 seçimlerinde Demokrat Parti listesinden bağımsız aday olur. 200 bine yakın kişinin oyu ile Meclis’e gider. CHP'li milletvekilleri, Mareşal Meclis’te kürsüye her çıktığında onunla alay etti.

1950 Mayısında ise dünyadan ayrıldı. İktidarının son günlerini yaşayan CHP, son ve acı intikamını Paşa’nın ölümü ardından almaya kalktı. Radyodan Mareşal'in ölümünün duyurulmasının ardından oyun havalarına geçilmesi, halkı galeyana getirdi. Paşa’nın cenaze törenine yüz binler katıldı.

Rahmi Akbaş’ın “Mareşal Fevzi Çakmak” kitabı, hakkında yazılan ama basılmayan bir çok tezin de araştırılması açısından çok önemli bir eser.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 358
favori
like
share