İçine haftaları hapsetmiş saniyelerin sesi tik tak, beyninin içinde , zangoç ların kilise çanlarını çalıyormuş gibi yankılanıyor, geçmek bilmeyen saate her yirmi saniyede bir bakıyordu. Can yoldaşı, dünya üzerinde sahip olamadığı annesi, babası, kardeşi onun yüzünden ölümün ayrılık türküsünde adının geçmesi için bekliyordu.
Kader, kartanesi motiflerindeki ince nakışlı yazılarla yetimhanenin hasret kokan duvarları içinde anne babaları ayrı olsa da nice kardeşlerden daha bağlı iki kardeşi aynı hikayenin iki kahramanı olarak yazmıştır.
Yüksel ve Semih birbirini seven, yaşarken de ölürken de ayrılmayacaklarına yemin etmiş iki can yoldaşı. Hayatın bütün sertliğine rağmen birbirinden aldığıkuvvetle yüzleri asılmamışve birbirini tmamlamışlardı.
Yüksel daha çok mantıklı hareket etmeyi bilen, ütopik hayallere kapılmayan kanaatkar bir insandı. Semih ise gözünü yükseklere dikmiş zenginliğin, kısa zaman içinde yüksek miktarlarda para kazanmanın peşindeydi. Maaşının büyük bir kısmını at yarışlarına, şans oyunlarına yatırır, çoğunlukta hayal kırıklığına uğrardı. Yüksel ne kadar ikaz ettiyse de bir türlü Semih`i ikna edemedi.
-Semih kardeşim hayatın devamı çalışmak iledir. Böyle yaparak paranı bu yerlere harcayarak Hiçbir şey elde edemezsin. Çalıştığında boşa gidiyor.
-Ben çalışarak Hiçbir hayalimi gerçekleştiremem. Ben zengin olmalıyım.. belki şans benim de yüzüme güler.
-Senin gibi düşünen binlerce insan var. hayatını bir piyango biletine bağlayarak nereye kadar devam edeceksin. Oldu ki bir gün istediğin parayı bu şekilde bulsan bile sana bir faydası da olmayacaktır.
-Çıksın da ben onu faydalı etmesini bilirim.
-Bir gün bu hayallerin, başını belaya sokacak.
-Bana bir şey olmaz hem ne olacak ki alt tarafı Birkaç oyun.
Diyordu Semih.
Bir akşamüzeri iş çıkışı mahalle kahvesine uğradı Semih. Kahvede özel bir bölüm vardı. Burada kumar oynatılıyordu. Semih`in zengin olma hırsını bilen kahveci, pis bir gülümsemeyle Semihi oyuna davet etti. Bataklığın derinliğini bilmeden Semih, gözleri kapalı yürüdü. Baş gözü açık olsa da mana gözü bağlıydı. Bundan önce küçük gördüğü oyunlar onun mana gözünü bağlamıştı kendisini bu günlere kendisi hazırlamıştı. Nice insanlar var ki hırslarının tuzaklarına kapılmış, karşısındakinin bir gülüşüne aldanıp gitmişlerdir.
Kahveci; -Aslana parçası, gel bakalım şans bugün seninle birliktedir.
-Adamın şansı olmadı mı dünyada yaşamak boş iştir boş.
-Doğru söylüyorsun, zaten dünya dediğin nedir ki. Hepimiz emanetçiyiz bu gün ben sahibim bu mala yarın sen.
Şeytan aldatmak için doğruyu da yalanı da kullanır.
İlk gece Semih, epey para kazandı. Bu para üç maaşı demekti. Semih bu güzel haberi hemen Yüksel`e anlatmak istedi.başarısını ona kanıtlama derdine düştü.
-Bak Yüksel`ciğim. Senin dediğin gibi pekte kötü bir iş yapmıyormuşum.ne kadar para kazandım.
-A benim aptal kardeşim! Anlamıyorsun, bu tuzağa düşürmek için kafese dökülen yem gibidir.
-Boş versene o yem şimdi benim cebimde.
Yüksel ne söylediyse Semih cebindeki parayı ileri sürerek doğru olduğuna kendini inandırıyordu. Ertesi gün tekrar oynadı ve bir önceki gün kazandığı kadar yine kazanmıştı. İyice neşesi yerine gelen Semih, üçüncü akşamda oyuna gitti. A ne oldu? Bu akşam her şey ters dönmüş, iki günde aldığını geri vermiş, üstelik birde borca girmişti.başka bir gün borcunu ödeyebilmek için oyuna oturdu her defasında dahada borçlandı. Daha fazla batmadan halini Yüksel`e anlattı. O gün Yüksel, bütün birikimiyle, Semih`in borcunu ödedi. Semih utanç içindeydi. Kardeşi neyi var neyi yoksa onun için harcamıştı. Bunu telafi etmeliydi. Semih hatasını anladı ama son bir defa oynamalıydı..Yüksel`in parasını kurtaramazsa bir daha onun yüzüne nasıl bakacaktı? Yüksel ise onun bu düşüncesinden hiç haberi yoktu. Doğru olduktan sonra para yine kazanılır, yeter ki kardeşi iyi olsun düşüncesindeydi.
Semih son bir akşam daha kahveye gitti ve masaya oturdu. Belki farkında değildi o gün ama hayatlar için oynanıyordu. Gece uzadıkça, ömürden ömürler gidiyordu. Belki sabaha kadar oyun sürdü ve Semih eski borcunun dört beşi katı borca girdi. Semih`e borcunu ödememesi halinde başına gelebilecek tehlikeleri anlatan tehditlerle evine yolladılar. Semih utancından Yüksel`e de bir şey anlatamıyordu. Kardeşinin dalgın hallerini gören Yüksel, şüphelerinden kurtulabilmek için kahveye gidip durumu öğrendi. Dönüp kahveciye;
-Dünya aslen kötü ve kirli değildir. Kötü olan, sizin gibi mikop yuvası haline gelmiş beyinlerin zehirlerini etrafa saçmasıdır.
-Doğru konuş, biz burda ticaret yapıyoruz. Kimseyi Hiçbir işe zorlamıyoruz. Gelen kendi aklıyla, mantığıyla gelir.
-Önce mahvettiğiniz kendi kişiliğiniz benliğinizdir. Kangren olmuş insan uzvunun siz zavallı parçaları, sizin yakınınıza gelenide aynı aynı mikrobu bulaştırıyorsunuz. Güneşten korkan yarasa beyinliler, başkasıda güneş görmesin diye elinizden geleni yapıyorsunuz. Şeytanda diyordu; “Ben sadece kötülüğü emrederim. Gerçekte benim Hiçbir gücüm yoktur. Ben söylerim onlarda yapar” sonra olan olduktan sonra dönüp “ben sizin yaptığınızdan uzağım” der. Sizler, şeytanın ceset giymiş kopyalarısınız.
-Fazla ileri gittin Adamın şansızsa biz ne yapalım.
Yüksel`in sözlerine çok sinirlenen kahveci hem de Semih`e göz dağı olsun diye adamlarına dönüp;
-Şu adamı dünyasını unutturacak kadar sevin. Ötekine de ders olsun da borcunu ödememzlik yapmasın.
Yüksel`in, bir çuval gibi komaya girmiş bedenini bir sokağın kenarına fırlatıp attılar. Çevredeki insanlar tarafından hastaneye kaldırıldı Yüksel. Durumu öğrenen Semih hemen hastaneye koştu. Günlerce Yüksel`in başında bekledi. Bir gün ona bir ömür gibi geçti ve Yüksel`in dünyayı terk edişini an be an seyretti.
Semih öfkeyle doğruldu, büyük bir bıçak bulup doğruca kahveye gitti. İçindeki kardeşine olan büyük sevgi yokluğunda katillerine karşı aynı büyüklükte dönüştüğü kini kusar gibi kahveciyi delik deşik etti. Orada bulunan kahvecinin kardeşleri ve adamları Semih`i kurşunla delinmiş kalbura çevirdiler.
Semih ve Yüksel, iki can yoldaş. Yaşarken de ölürken de ayrılmadılar ama şimdi ayrılık zamanıydı. Biri kardeşi için canından olan civanmert Yüksel, bakışları gibi doğru olan hayatın ardından cennet yamaçlarına uçtu. Diğeri, hırsları uğruna en yakınını harcatmış, hatalarının bedelini cehennem çukurlarında ödeyecek olan Semih.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 364
favori
like
share