Eğer Dünyamız Güneş'e şu anda olduğu mesafeden biraz daha yakın olsaydı neler olurdu? Aslında, bu sorunun cevabı, hepiniz için çok kolay olmalıdır. Çünkü, herkes, Güneş'in sıcaklığının kavurucu olduğunu bilir. İşte çocuklar, bu sıcaklık nedeniyle ne şu anki atmosfere sahip olurduk ne de okyanuslara ve denizlere... Sıcaklık o kadar yüksek olurdu ki, yeryüzündeki suyun çoğu buharlaşırdı. Tabii, o zaman da yeryüzünde hiç su kalmazdı. Yeryüzü, bütünüyle bir çöl gibi kuru olurdu.

Örneğin, önceki bölümde anlattığımız Venüs gezegeni, bildiğiniz gibi Güneş'e Dünyamız'dan daha yakındır. Bu sebeple, Venüs gezegeninde sıcaklık Dünya gezegeninkinden kat kat fazladır. Bu sıcaklık 475 dereceye kadar çıkabilir. Bu sıcaklığın ne kadar yüksek olduğunu zihninizde canlandırabilmek için şunu bir düşünün! Ocağa kaynaması için su koysanız, suyun sıcaklığı 100 dereceye ulaştığında, fokurdamaya başlar.



Bir de tam tersini düşünelim. Ya Dünyamız Güneş'e şu anda bulunduğu mesafeden biraz daha uzak olsaydı? Tabii ki çocuklar, böyle bir durumda da tam tersine, Dünyamız daha az ısınırdı. Daha az ısınınca ne olurdu dersiniz? Yeryüzündeki suyun çoğu donarak buza dönüşürdü. Böyle bir durumda ise Dünyamız'ın yüzeyi, Güneş'e bizden biraz daha uzak olan Mars'ın buzlarla kaplı kuru yüzeyine benzerdi. Bu iki durumdan şu sonucu çıkarabiliriz: Dünyamız tam olması gereken yerde duruyor. Peki sizce bu nasıl olabilir? Dünyamız'ın böyle tam yerinde durması bir tesadüf olabilir mi? Tabii ki olamaz. Dünya cansız ve şuursuz bir gezegendir. Uzayda kendine en uygun yeri belirlemesi ve tesadüfen yerleşmesi mümkün değildir. Dünya'nın şu an bulunduğu en uygun yerde olması, eksiksiz ve kusursuz yaratmaya güç yetiren Allah'ın yaratmasıdır.

Bilimin elde ettiği son bilgiler, Güneş Sistemi'ndeki diğer gezegenlerin varlığının da, Dünya'nın güvenliği için büyük önem taşıdığını göstermiştir. Jüpiter'in konumu buna bir örnektir. Güneş Sistemi'nin en büyük gezegeni olan Jüpiter, varlığıyla aslında Dünya'nın dengesini sağlamaktadır.

Jüpiter'in bulunduğu yerde eğer bu büyüklükte bir gezegen var olmasaydı, Dünya, uzay boşluğunda gezinen meteor taşlarına ve kuyruklu yıldızlara hedef olurdu. Kısaca Jüpiter, adeta Dünya'yı koruyan bir kalkan gibidir. Eğer Jüpiter şu anda bulunduğu yörüngeden başka bir yörüngede olsaydı, üzerinde yaşadığımız gezegen ve tabii bizler de var olamazdık.
Tüm bunları bilen akıllı bir insan, evrende hiçbir şeyin amaçsız ve başıboş yaratılmadığını anlar. Bu anlayış, bir Kuran ayetinde şöyle tarif edilmektedir:

Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün ardarda gelişinde temiz akıl sahipleri için gerçekten deliller vardır. (Al-i İmran Suresi, 190)

Bu ayetten de anlaşıldığı gibi yerlerin ve göklerin yaratılışı konusunda düşünmelisiniz. Bu kitaptan öğrendikleriniz, Allah'ın evreni yaratmasındaki üstün gücünü göstermektedir. Bu bilgileri düşündüğünüzde Allah'ın gücünü daha iyi kavrayacaksınız.

Kuran'da Dünyamız'ın Şekli

Çocuklar Dünyamız, bildiğiniz gibi yuvarlaktır. Gelişen teknoloji sayesinde, Dünya'nın uzaydan çekilen fotoğraflarında da bu görülmektedir. Ancak 20. yüzyılda öğrenilebilmiş bu gerçek, 1400 yıl önce Allah tarafından indirilen Kuran'da şöyle bildirilmektedir:

Gökleri ve yeri hak olarak yarattı. Geceyi gündüzün üstüne sarıp-örtüyor, gündüzü de gecenin üstüne sarıp örtüyor... (Zümer Suresi, 5)

Ayette geçen "sarıp örtmek" Arapça'daki "tekvir" kelimesinin Türkçesidir. "Tekvir" kelimesinin tam olarak Türkçe karşılığı, "yuvarlak bir şeyin üzerine bir cisim sarmak"tır. Ayette, gecenin ve gündüzün birbirlerinin üzerlerini sarıp-örtmeleri (tekvir etmeleri) konusunda verilen bilgi, aynı zamanda Dünya'nın yuvarlak olduğu konusunda kesin bir bilgi içermektedir. Yani 1400 yıl önce indirilen Kuran'da Dünya'nın yuvarlak olduğu bildirilmiştir.

Oysa o dönemde insanlar, Dünya'nın yuvarlak değil, düz olduğu düşünüyorlardı. Bütün bilimsel hesaplar ve açıklamalar da buna göre yapılıyordu. Hatta insanlar, o dönemde uzay konusunda o kadar bilgisizlerdi ki, Dünya'nın büyük bir öküzün boynuzları arasında durduğu gibi komik bir inanca sahip olanlar bile vardı.

Çocuklar gördüğünüz gibi, bilim adamlarının Kuran'ın indirilmesinden yüzyıllar sonra öğrendikleri bilgiler, Allah tarafından ayetlerde çok önceden haber verilmiştir. Bu da, Kuran'ın tüm evreni yaratan, herşeyi bilenAllah'ın sözü olduğunun apaçık delillerinden biridir.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 2255
favori
like
share
serhat37 Tarih: 03.04.2011 15:50
Konu açılalı çok uzun süre olmuş ancak acayip işime yaradı eğer okursanız diye yazıyorum; çok teşekkür ediyorum (: