Anlatılır ki: Bistâm'ın ileri gelenleri arasında zâhid bir kişi vardı. Kendisine tâbi olanlar olduğu gibi, herkes ona tâzimde bulunurdu. Bu zat, Bâyezîd-i Bistâmî'nin sohbet halkasından eksik olmazdı. Bir gün Bâyezîd-i Bistâmî'ye sordu:

“Ey Şeyh Hazretleri! Otuz senedir, sürekli olarak gündüzleri oruç tutar, geceleri namaz kılarım. Fakat senin anlatmış olduğun ilimlerden ve hâllerden kendimde eser bulamıyorum.” dedi. Bâyezîd-i Bistâmî:

“Üç yüz sene oruç tutup, namaz kılsan, yine de bahsettiğin tasavvuf deryasından zerre koku alamazsın!”

“Niçin?”

“Çünkü sen, nefsinle perdelenmişsin!”

“Bunun devası var mıdır?”

“Var; fakat sen kabul etmezsin.”

“Niçin kabul etmeyeyim, yıllardır onu arıyorum.”

“O hâlde beni iyi dinle. Şimdi git, önce saç ve sakalını kazıttır. Giydiğin şu elbiseyi çıkar, beline bir çuval, çaput bağla. En çok tanındığın sokağın başına git, otur. Eline de bir torba al, torbanın içi cevizle dolu olsun. Mahallenin çocuklarını çağır ve onlara: “Bana bir tokat vurana bir ceviz, iki tokat vurana iki ceviz vereceğim” de. Bu şekilde bütün şehri dolaş; çocuklara sen ceviz ver, onlar da sana vursunlar.”

Bâyezîd-i Bistâmî'yi dinleyen adam, bu söz karşısında şaşırmıştır. Şaşkınlık içinde:

“Sübhânallah! Lâ ilâhe illallah!” der.

Bâyezîd-i Bistâmî, adamın şaşkınlığı ve son söylediği cümle üzerine şöyle konuşur:

“Bu söylediğin cümleyi bir kâfir söylese, müslüman olur. Sen ise, onu söyleyerek müşrik oldun.”

Adam hayretten hayrete düşmektedir.

“Niçin!” diye sorar. Bâyezîd-i Bistâmî şu karşılığı verir:

“Çünkü sen, söylemiş olduğun cümle ile Hakk'ı değil; kendini tâzim etmeyi amaçladın.” Genç:

“Bu söylediklerini yapamayacağım; bana başka bir yol göster.” der. Bâyezîd-i Bistâmî:

“Senin derdinin dermanı budur. Ben senin bunu yapamayacağını tâ konuşmamızın başında söylemiştim.” der.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 325
favori
like
share
pozan Tarih: 02.03.2009 21:35
Çok güzel yüreğine sağlık...