Saçları iki belik örülmüş bir kız çocuğu vardı. Duvar kenarın da oturmuş yanaklarından süzülen gözyaşlarının tuzuyla öksüz karnını doyurmaktaydı.Yamalı elbiselerinden sızan soğuk bedenini kuşatırken içini özlemleriyle uzanan bir ana kucağı sarıyordu.



Ayakların da eskimiş naylon bir ayakkabıdiz altlarına kadar zoraki çekilmiş çoraplarıyla isyandan uzak minik bedenin de tevekkül eden masum bakışları arnavut kaldırımların da süzülmekteydi.Birden irkiliverdi küçük bedeni.Unuttuğu bir şeyi hatırlar gibi hızlı adımları minik bedeninde atarken gölgesiyle yüreği yarışır gibiydi.Aniden durdu.Diz çöktüğü ıslak topraklara bakan nemli gözlerle şubatın ayazına aldırmadan birkaç ot yoluverdi.Sağı solu eskimiş hırkasının kollarıyla sildi sonrada akan gözyaşını..buz gibi mermerleri bir kadife teni okşar gibi okşadı.Parmak uçlarıyla gözlerinin önün de bir hayal çiziverdi sonra da toprağa bir çiçek çizdi ve kokladı.Öyle bir kokladı ki içine kaçan kumlara bile aldırmadı.Anacığına hediye edeceği tek hediyesiyse bir kendi bir de hayallerini süsleyen çiçek bahçesinden bir küçük karanfiliydi


İyiki doğdum doğum günüm kutlu olsun anne ama neden gittin ki.. özlüyorum seni.Suçlu benmiyim dogmasam acaba ölmezmiydin ..ama göremeden gittin ya bu acı ağır geliyor anne bana.Yine bekliyorum gel olur mu otur bahcemdeki duvarımın dibine….Ben varım ama sen gittin anne. Selam söyle göremediğim dedeme ve annanneme…Unutma ne zaman yagmur yağsa benden de bir gözyaşı toplar getirir sana


Sen seslen yeter ki bir yanım acır bende gelir otururum kalan yalnızlığımla yanına..

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 235
favori
like
share