Kapıyı çaldım. Uzun bir süre bekledim. Açtığında ağlıyordu. "N'oldu?" diye sordum. "Aman canım yok bir şey, sen gir, geliyorum ben" dedi. Salondaki en sevdiğim koltuğa oturdum. Anlamıştım ne olduğunu. Yüzünü yıkamış alnındaki saçlan ıslak girdi içeri. "Uyuyor mu?" dedim. "Uyuyor" dedi. Gözünden fındık gibi yaşlar dökülmeye başladı. "Benim hiç üzül-mediğimi sanıyor galiba. Farkında değil beni nasıl yıktığının"...
Biraz oturdum. Yapmamız gereken bir iki şey vardı. Onları hallettik. Sonra kalktım. Üzerimde bir ağırlık, bu sorunu paylaşmanın karşımdaki gözü yaşlı kadının acısını asla azaltmayacağının farkında olarak ve çok üzülerek yola koyuldum.
Akşam yemeğe misafirlerimiz vardı. Misafirlerin yakın arkadaşlarımız olması hep işe yarar. Mutfağa yardıma sokabilirsiniz hemen. Salatayı yaparken misafirlerden biri "Ne okudun en son?" dedi. "Birkaç şey bir arada yine... Ama en son şeyi bitirdim. Candan Osma'nın kitabını. Artık içmiyorum diye bir kitap. Okumak lazım. Vereyim istersen" dedim. Konu içmekten açılınca içim bir daha acıdı elbette... Gündüz şahidi olduğum gözyaşları geldi aklıma.

Kitabı önerdiğim arkadaşım "Ben içmiyorum artık" dedi. "Sen zaten içmezsin ki" dedim. "Yok yok hiç içmiyorum. Kırk yılda bir filan diye elime alıyordum ama hiç almıyorum artık" dedi. Merakla baktım yüzüne. Anlatmaya başladı. "Ankara'ya gittik geçen yıl. Bir arkadaşımızın düğünü vardı. Düğünde biri oturdu bizim masaya. Hızla içmeye başladı. Adam nasıl sarhoş oldu biliyor musun? Önce komiklikler yapmaya kalktı. Masa buz gibi oldu. Ondan sonra adamın bir alınganlığı tutsun. Bir agresiflik, bir saldırganlık. Ayakta duramıyor ama yıkılmıyordu da. Herkese sataşıyor, şarkı söylüyor. Bütün masa adamdan nefret ediyoruz. Bu arada adamın karısı kafasını kaldırıp bakamıyor bize. Sadece gidelim diye yalvarıyor. Sonra adam ağlamaya başladı. Ben çok sıkıldım, hadi kalkın gidelim artık dedim. Tam kalkarken bizim arkadaşlardan biri 'sen işte içince böyle oluyorsun' dedi. Saçmalama dedim ama gel bana sor. İstanbul'a dönene kadar yol boyu bunu düşündüm. Ben kırk yılda bir içiyorum derken meğer kırk yılda bir de olsa böyle bir felâket yaşatıyormuşum çevreme. O adama benzetilmek müthiş ağır geldi bana. Şimdi ne zaman masada içki görsem kendimi o adamın iğrençliğinde hayal ediyorum."

Tanık olduğum tüm içkili geceleri ve çok sevdiklerimin içkili hallerini düşündüm.
O durumlarını ertesi gün onlara izletsek neler yaşarlar acaba?... Sevmek çok fena bir şey aslında. Sevmek o kişiyi her suçuyla kabul etmektir ya bazen... O suça ortak olmaktır... O suçu yok saymaktır... O suçu görmezden gelmektir... O suçla yaşamayı kabul etmektir...
Sevmek bazen kötü bir yüktür... Kalbi çizik çizik eden...

"Sevmek o kadının fındık iriliğindeki gözyaşlarını görebilmektir aslında. Sevdiğini düşündüklerinin kalbindeki çizikleri farkedebilmektir. Hayal kırıklıklarının kalbe batan parçalarını toparla-yabilmektir. Sevmek bazen iradedir..."

İclal Aydın'ın yazılarından bir parça..

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 615
favori
like
share
Büyücü Tarih: 05.04.2005 23:09
[COLOR=coral]EmEgİne VE yÜreGine SAgLıK DoStUm.......
ByStranqe Tarih: 05.04.2005 23:03
Ellerine SagLıK DoSTuM...
cool-bye Tarih: 31.03.2005 16:11
ellerine sağlık arkadaşım güzel bir yazı
salamurayaprak Tarih: 29.03.2005 23:57
saol dostum ellerine saglik
alperen Tarih: 27.03.2005 22:24
Paylaştığın için yüreğine sağlık arkadaşım...
MaRaBoGLu61 Tarih: 27.03.2005 15:01
ellerine saglik arkadasim
ChoaS Tarih: 27.03.2005 14:38
Ellerine SaqLık DostuM
SaiNtSmooth Tarih: 26.03.2005 21:37
sagol kardes cok guzel bir yazı iclal aydın cok guzel yazmıs..