YUH OLSUN!...

Vaktiyle bir beldede, dinini seven, emirlere uyup haramlardan sakının salih yaşlı bir zat varmış.

Kimseye yük olmaz, kendi halinde sakin bir hayat yaşarmış. Herkesin sevip saydığı bu zatın, insanların bir anlam veremediği bir âdeti varmış. O beldede birisi öldüğü zaman, ölenlerin ardından çoğunlukla, “Yuh olsun” dermiş.

İnsanlar bunun sebebini bir türlü anlayamaz ve böyle söylemesinin sırrını da bir türlü çözemezlermiş. Mübarek, sevilen, hürmet gören bir kimse olduğu için de, söylediği sözden muradının ne olduğunu sormaya cesaret edemezler ve mutlaka bir hikmeti vardır diyerek, böyle faziletli bir ihtiyarın manasız bir davranış yapmayacağına inanırlarmış...

Her nefs ölümü tadacağı için, bu zat da bir gün vefat etmiş, Hakkın rahmetine kavuşmuş ve haber kısa zamanda yayılmış.

Herkes, cenazesinin kalkacağı camiye koşmuş. Cenaze namazı kılınmış ve tabut omuzlara alınmış. Tam mezara doğru götürülürken, halkın arasından birisinin hatırına merhumun meşhur âdeti gelmiş.

İçinden; “O herkese ‘Yuh olsun’ derdi. Ben de ona söyleyeyim” diye geçirmiş.
Hemen arkasından da; “Sana da yuh olsun” deyivermiş. Demesine demiş ama, o zamana kadar olmayan bir şey olmuş.

Omuzlardaki tabut sallanmaya başlamış. Taşıyanlar omuzlarından kayacağını sanarak daha bir sıkı sarılmışlar. Derken tabutun kapağı yavaşça açılmış ve o zat, nurani yüzüyle sözü söyleyen adama bakmış. Adamın heyecandan yüreği ağzına gelmek üzereymiş ki o zat; “Eğer ben de onlar gibi hayatı boşuna çiğnemiş, dünyada ahireti kazanamamışsam, Bana da yuh olsun” deyivermiş...

Arkasından tabutuna uzanmış, kapak örtülmüş. Kalabalıktan hiç kimse ağzını açamamış. Sessizce cenazeyi kabre götürmüşler, defnetmişler. Sureler okunmuş, dualar edilmiş. Herkes gittikten sonra, “Sana da yuh olsun” diyen kimse, kabrin başında bir süre kalmış, o zattan özür dilemiş ve derin derin düşünerek şöyle söyleniyormuş:

“Hayatım akıp gidiyor. Yaşadıklarım, bana yuh mu dedirecek, yoksa aferin mi kazandıracak?”

Netice olarak, İbrahim Desuki hazretlerinin buyurduğu gibi: “Vakitlerinizi israf etmeyiniz. Zamanlarınızı boşa geçirmeyip değerlendiriniz. Yoksa pişman olursunuz.”

Dünya hayatı çok kısa, ahiretin azapları ise acı ve sonsuzdur. Bunun için hazırlıklı olmak lazımdır.

Dünyanın, güzelliğine ve tadına aldanmamalıdır. İnsanın şerefi ve kıymeti dünyalıkla ölçülse idi, dünyalığı çok olanların herkesten daha kıymetli ve daha üstün olması lazım gelirdi.

Dünyanın görünüşüne aldanmak akılsızlıktır, ahmaklıktır. Birkaç günlük zamanı büyük nimet bilerek,ALLAH-ü teâlânın beğendiği şeyleri yapmaya çalışmalıdır.

Nefslerimizin kötülüklerinden ve işlerimizin bozuk olmasından ALLAH'ü teâlâya sığınmalıyız. Hadis-i şerifte; (La ilahe illALLAH diyerek imanınızı tazeleyiniz!) buyuruldu.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 398
favori
like
share
doorcap Tarih: 18.03.2009 12:04
[COLOR="PaleGreen"]Allah Razı Olsun.. Ellerinize Sağlık
M.Kutsi Çil Tarih: 16.03.2009 20:06
Allah razı olsun kardeşim.
Asiyan Tarih: 03.03.2009 07:58
Allah razı olsun
Terakkiperver Tarih: 03.03.2009 00:42
Pozan kardeş,Allah sizden de razı olsun..Ben de teşekkür ederim..
pozan Tarih: 02.03.2009 21:31
Allah razı olsun çok güzel içinde örnek alınacak çok dersler var. Tabiki almasını bilene, Yüreğine sağlık...