Atmosfer - Atmosfer Nedir - Atmosfer Hakkında

Çocuklar, gökyüzüne baktığımızda orada neler olup bittiğini merak ediyor musunuz? Sanırız hepiniz merak ediyorsunuzdur. O halde gökyüzündeki mavi yolculuğumuza başlayalım.
Yerküreyi çepeçevre saran hava katmanına "atmosfer" denir. Atmosfer 7 katmandan oluşur. Atmosferin katmanlarından her biri değişik gazlar içerir ve birbiriyle tam bir uyum içindedir.

Atmosferin 7 katmandan oluştuğu Kuran'ın bir ayetinde şöyle bildirir:



Böylelikle onları iki gün içinde yedi gök olarak tamamladı� (Fussilet Suresi, 12)

Kuran'da pek çok ayette kullanılan gök kelimesi, bütün evreni ifade etmek için kullanıldığı gibi, Dünya göğünü ifade etmek için de kullanılır. Kelimenin bu anlamı alındığında ayette, Dünya göğünün, bir başka deyişle atmosferin, 7 katmandan oluştuğu bildirilmektedir.

Bugün Dünya atmosferinin üst üste dizilmiş farklı katmanlardan meydana geldiği bilinmektedir. Üstelik aynen ayette bildirildiği gibi, tam yedi ana katmandan...

Şimdi ayette bildirilen katmanları sırasıyla inceleyelim:

- Troposfer: Yeryüzüne en yakın olan ve en aşağıda olan bölümdür. Bu katmanın kalınlığı, iklimlere göre değişir. Troposferde yükseklik arttıkça sıcaklık düşer, en yüksek seviyesinde ise ısı eksi 51 ile eksi 79 derece arasındadır.

- Stratosfer: Troposferin üzerindedir. Bu katmanda yukarı çıkıldıkça sıcaklık da artar.

- Mezosfer: Stratosferin üstünde yer alır. Burada sıcaklık eksi 73 dereceye kadar düşer.

- Termosfer: Mezosferin üst katındadır. Burada sıcaklığın tekrar arttığı görülür. Gece ve gündüz arasındaki sıcaklık farkları 100 dereceden fazladır.

- İyonosfer: Yerden 80-40 kilometre arası yükseklikte, iyon adı verilen elektrik yüklü parçacıklar vardır. İşte, bu parçacıkların bulunduğu atmosfer katmanına İyonosfer adı verilir.

- Eksosfer: Yeryüzünün 500 kilometre yukarısından başlayan katmandır.

- Manyetosfer: Bu katman, manyetik gücü nedeniyle Manyetosfer olarak adlandırılmıştır. Koruyucu zırh görevi gören bu katman, 3.000 ile 30.000 kilometre arasındadır. Daha önce de anlattığımız gibi, Dünyamız'ı uzaydan gelen tehlikeli ışınlara karşı koruyan bu kuşağa Van Allen kuşağı da denir.

Atmosferin bizim için ne kadar önemli olduğunu anlamanız için bir de diğer gezegenlere bakalım. Örneğin, Merkür gezegeninde olduğumuzu düşünelim. Burada atmosfer yoktur. Ancak atmosferin varlığı birçok açıdan son derece önemlidir. Buraya kadar atmosferdeki oksijen gibi gazların, atmosferin koruyucu özelliğinin öneminden kısmen söz ettik. Ama bir de insan yaşamı için son derece önemli olan, atmosferin ağırlığı vardır.

Atmosfer, çok hafif olan havadan yaratılmıştır.

Ama bu, atmosferin hiç ağırlığı olmadığı anlamına gelmez. Aslında, üzerimizde yükselen kilometrelerce kalınlıktaki hava katmanının ağırlığı oldukça fazladır.

Araştırmalara göre atmosfer her birimizin üzerine tonlarca ağırlık uygulamaktadır. İşte buna "hava basıncı" denir. Şimdi aklınıza "O halde nasıl ezilmiyoruz?" diye bir soru gelebilir. Çocuklar, bunun nedeni, vücudumuzun atmosferin ağırlığını kaldırabilecek bir sağlamlıkta yaratılmış olmasıdır. Daha farklı basınçtaki bir ortamda ise hayatımızı sürdürmemiz mümkün değildir. Çünkü bu basınç olmadığında vücudumuzun içinde hızla hareket eden kanın dışarı doğru yaptığı basınç devreye girer. Ve kan basıncı, atmosferin basıncı ile dengelenmezse damarlarımız yüksek basıncın etkisi ile patlar.

İşte bu yüzden, Merkür gibi atmosfer olmayan bir ortamda insanın yaşamını sürdürmesi mümkün değildir.

Venüs gezegeninde ise atmosfer vardır. Ama oradaki basınç da Dünya'daki atmosferden tam doksan kat daha fazla olduğu için insanın yaşamasına uygun ortamı sağlamaz. Buradan anladığımız; Venüs gezegeninde yaşam olamaz, çünkü insan bu sefer de yoğun basınç altında ezilir ve ölür.

Buraya kadar anlattıklarımızı tekrar kısaca özetleyelim: Atmosfer, Dünya'daki canlılığın devam etmesinin en önemli şartlarından biridir. Atmosferin, bir kısmından kısaca söz ettiğimiz birçok görevi vardır. Hatırlarsanız bunlardan biri atmosferdeki gazların insan yaşamı için gerekli olmasıdır. Eğer atmosfer olmasaydı canlılar nefes alamazdı ve yeryüzünde hayat olmazdı.



Atmosferin görevlerinden biri de Dünyamız'ı uzaydan gelen birçok tehlikeye karşı korumaktır. Dünyamız'ı bekleyen tehlikelerden biri, daha önce de anlattığımız gibi uzayda dolaşan göktaşlarıdır. İşte, atmosferin görevlerinden biri de bu göktaşlarının Dünyamız'a düşüp zarar vermesine engel olmaktır.

Atmosferin bir diğer görevi de uzaydan gelen zararlı ışınları engellemektir. Atmosfer sayesinde bu zararlı ışınların yalnızca yüzde 7'si Dünya'ya ulaşır.

İşte çocuklar, size üzerinde düşünmeniz gereken yeni bir konu... Dünyamız'a ulaşan ışınların oranı, tam da yaşamımızı sürdürebilmemiz için gerekli olan miktardadır. Hatırlarsanız, Dünyamız'ın Güneş'e olan uzaklığı da tam olması gerektiği kadardı, ne daha uzak ne daha yakın...



Peki çocuklar, bizim için son derece önemli olan atmosfer kendi kendine, tesadüfen meydana gelmiş olabilir mi?

Böyle bir şeyin asla olamayacağını anlatmak için size küçük bir örnek verelim: Annenizin yaptığı kurabiyelerin lezzetini düşünün. Bu kurabiyelere lezzet veren nedir? Elbette annenizin bunların hamurunu gereken malzemeleri tam gerektiği miktarda ekleyerek hazırlaması ve yine tam gerektiği şekilde pişirmesi en büyük etkendir. Biri çıkıp size, "böyle lezzetli kurabiyeler yapmak için annene gerek yok, bunlar tesadüfen de pişip senin önüne aynı lezzette gelebilirler" dese ona inanır mısınız? Elbette inanmazsınız. Peki çocuklar küçücük bir kurabiye bile kendi kendine oluşamazken, hiç koskocaman Dünyamız, üzerini saran atmosfer ve tabii en önemlisi üzerinde yaşayan bizler tesadüfen oluşabilir miyiz? Kesinlikle böyle bir şeyin mümkün olmayacağını artık hepimiz biliyoruz.

Bütün bunları bilen birinin gökyüzüne baktığında ne düşünebileceğine bir örnek verelim. Örneğin, "Allah atmosferi yaratmasaydı Dünyamız'da yaşamak mümkün olmazdı" şeklinde düşünebilir. Ya da bu düşünce, "Allah gerçekten çok güçlü. Eğer Rabbimiz Dünyamız'ı korumasaydı, dev gök taşları Dünya'ya çarpar ve Dünyamız'ı minicik parçalara ayırırdı." şeklinde olabilir. Öğrendiğiniz bütün bilgileri, bu örneklerdekine benzer şekilde düşünebilirsiniz. Aynı zamanda Allah'a bu şekilde bizi koruduğu için de şükreder, yani teşekkür edersiniz.


Atmosferin Yaşam İçin Uygunluğu

Dünyamız'ın atmosferi, yaşam için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Şimdi, size atmosferimizin özel yapısını anlatalım.

Dünya atmosferi, yüzde 77 azot, yüzde 21 oksijen ve yüzde 1 oranında karbondioksit ve argon gibi diğer gazların karışımından oluşur. Bu gazlardan ilk önce oksijeni inceleyelim.

Oksijen canlılar için çok önemlidir. Çünkü canlıların yaşaması için gereken enerji bazı kimyasal işlemlerle elde edilir. Bu kimyasal işlemlerden çoğu da oksijen sayesinde gerçekleşir. İşte biz de bu nedenle sürekli olarak oksijene ihtiyaç duyarız. Tabi bu ihtiyacımızı karşılamak için sürekli nefes alırız.

Atmosferde bulunan oksijenin oranı yaşam için gereken en uygun orandır. Bu oran, yüzde 21 yerine, örneğin yüzde 22 olsaydı, tek bir yıldırımla orman yangınları başlardı. Hele oran yüzde 25'lere çıksaydı Dünyamız dev yangınlarla kavrulup yok olurdu. Çünkü oksijen çok yanıcı bir gazdır.



Bunu öğrendiğinizde aklınıza şöyle bir soru gelmiş olabilir: Ya bir gün oksijen biterse? Son yüzyıldaki yoğun hava kirliliğine rağmen, böyle bir tehlike söz konusu değildir. Çünkü Dünyamız'da üretilen oksijenin yüzde seksenden fazlası, okyanuslardaki mikroskobik canlılar tarafından üretilmektedir. Yani yeryüzündeki bütün ormanlar yok olsa dahi yaşamımızı sürdürebileceğimiz oksijen olacaktır.

Atmosferdeki oksijen oranının dengede kalması, mükemmel bir sistem sayesinde gerçekleşir. Buna geri dönüşüm sistemi denir. Hayvanlar ve insanlar oksijen tüketir, karbondioksit üretirler. Bitkiler ise bu işlemin tam tersini gerçekleştirirler. Karbondioksiti oksijene çevirerek canlılığın devamını sağlarlar. Her gün bitkiler tarafından milyarlarca ton oksijen bu şekilde üretilerek atmosfere bırakılır.

Burada çok önemli bir gerçeğe dikkat çekelim. Niçin yalnızca bitkiler oksijen üretirler? Tüm canlılar oksijen üretselerdi yaşam daha kolay olmaz mıydı?

Hayır, kesinlikle yaşam daha kolay olmazdı. Aksine hem insanlar hem hayvanlar hem de bitkiler oksijen üretselerdi, atmosferdeki oksijen oranı çok artar ve atmosfer kısa sürede "yanıcı" bir özellik kazanırdı. Bunun sonucunda en ufak bir kıvılcım bile dev yangınlar çıkarırdı.



Öte yandan, bunun tam tersini de düşünebiliriz: Bitkiler oksijen değil de diğer canlılar gibi karbondioksit üretseler ne olurdu?

Eğer tüm canlılar karbondioksit üretselerdi, bu sefer de atmosferdeki oksijen hızla tükenir ve bir süre sonra canlılar nefes almalarına rağmen, soludukları havada oksijen bulunmadığından "boğularak" toplu halde ölmeye başlardı.

Çocuklar görüyorsunuz, atmosfer bizi korumanın dışında aynı zamanda nefes almamız için gereken oksijeni de muhafaza etmektedir. Ve Allah oksijen miktarını sabit tutacak pek çok sistemi içiçe yaratmıştır. İşte Allah, Dünyamız'daki herşeyi böyle ince hesaplarla ve dengelerle yaratmıştır. Bu Allah için çok kolaydır.

Sakın unutmayın, rahatlıkla her nefes alışınız Allah'a şükretmeniz için bir sebeptir. Çünkü O dilemese atmosfer de olmazdı, oksijen de�

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 4568
favori
like
share
harun4 Tarih: 03.04.2010 13:13
ALLAH RAZI OLSUN BU BİLGİLERİ PAYLASAN PAYLAŞILMASINDA ETKİSİ OLAN HERKEZDEN ÇOK SAOLUN