Varlığının uzaklığının bir adım daha ileriye gitmediği bir yıl, üstüme çamurlu günlerini sıçratarak bitiyor. Biraz ağladığımdan, biraz özlediğimden en çok da sevdiğimden bu sulu toprak kokusu. Yine ağlıyorum ama bu sefer, biraz alışkanlıktan, biraz kolay geldiğinden biraz da sevdiğimden.. Yaşımız aynı, yerimiz aynı, "bizliğimiz" aynı.. Değişen zaman kavramı.. Değişen değişmeyen ben..!
Kötü bir ayrılıkla başlayan ocak, bana bir umut vaat etmedi yeniliğe dair.. Kırgındım ve ihanetli..Sanki lanetliydim aklında. Tutmadın bu yüzden, bıraktın sonu düşünmeden. Ruhumu gerecek çarmıh aradım. "Ölmezsem öldüreceğim" korkum edilen bir tehditti bedenime. Fail olamadı ellerim. Ocaktı, yandı bitti kül oldu kendi iç soğuğunda. Biliyordum, affedilmeyendim.
Şubata da vurdu ayrılık. Ve kelimelerinle kutlandı doğduğum gün. Ki, hala ayrıydık sevdanın haricinde. İhanetli, en çok da lanetli yüzüm sayfalarında çıktı, yüzlerce yüzsüzün yüzüne. Ve başka bakışlar dedi "gitme" Gitmiştin ve kalandım. Yoldu, beni de tuttu diğerlerinden boyca kısa şubatın sonunda. Ömrümde biten bir kenti gömmeden ovasına, dağlara karıştı senli yanlarım. Senli yanlarım.. Bavuluma almamıştım, içime almamıştım. Kovmuştum her şeysizliğimden.. Ama dışım.. Sana kesilen biletler tanımadığım bir rüzgarda buz tuttu ve ben sesinle ısındığım gecelere başladım martta. Bahardan bi’haber dallarda yaşamaya çalışıyordum. Ve yalnızlık geceden başlamıyordu artık. Sabahların ayaz gibi “günaydın”ında benden önce selam veriyordu doğmayan güneşe, erimeyen kara. Ve anladım, paylaşılmıyordu da.
Korkağı olduğum sesine mağrurluğu uluorta yenip meydan okudum. "Fark etmez" dedin hem gelmeme hem gelmememe.. Oysa hüznün, yar kenti öksüzlüğünden kalmaydı. Ama örtüktü her yanı. Ve çıktım karşına nisanın bahar masumu bir kentinde. Suçumu gizlemeden ve çekinmeden gözlerinden, baktım en özlediğim sana. "Güzelmiş" dedim. Güzeldin! Ellerini ilk arayışım ve ilk bulamayışımdı aştığımız yollar. Kızgın, kırgın ve hala affetmeyendin.
Mayıs uğradı nihayetinde. Tutuktu sesim ve bir öykü başlıyordu ömrümüzde. Ağlıyordum ama serinletiyordu yaşlar ve iyi geliyordu bana. Haziran uzundu. Yorucu. Eskiye göre vardın. Şimdiye göre hala yok. Dilinden düşmesi için bazı kelimelerin, yalvarandım. Hazirandı ve benim olmaya başlıyordun. Bilinçsizce..
Yaz girdi aramıza bilmem kaç ayla. Sana gelme yollarım açılıyordu. Özlemimse hala aynı inadında. Gelecektim, her şeyimi sana vermeye. Gelecektim, her şeyini almaya. Gelemedim ve nefret ettim yollardan da, türkülerinden de.. Sonu eylül yazda, korkum depreşti. Sesine tutundukça, sessizliğini yaşayamaz oldum. Yaşayamaz oldum, hiçbir şeyi.. Eylüldü, olmadı korkulanlar.. Ama ekime saklanmıştı suskunlukların. Verdiğim sözlerden döndükçe susuyordun. Artık vardın ve yok olmanı öğretiyordun bana. Sonsuzluğumuz, farklıydı diğer sonlardan.
Ve kasıma vardık. Ve ölüm, ellerime kaydı içimden. Ölmeyi istedim, yarınsızlığımla. Ölemedim. Yüzler parlayınca az yalnızlıklı ömründe, itirafın geldi senden önce. Geldiğinde ben ortalığı çoktan dağıtmıştım. Gittin son şansımı vererek. Son şansımla yine ölmek istedim yanında. Ölmedim, kanıtlamam gereken sevgimin ihbarcı suçlayışında. Ölmedim sevdiğimin son arzusunda. Ölemeyendim sende..
Aralıkta arada kalan aklımla seni seçtim. Seni seçtim ihanetten. Seni seçtim binlerce masumluktan. Seni seçtim yalnızlığımdan. Seni seçtim "seni" sevdiğimden…
Seni seviyorum. Her şeyin en sonunda ve en başında. Seni seviyorum..

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 364
favori
like
share