İslam'da bekarlık var mıdır?.
İslam da bekarlığa yer yoktur. Eğer bir insan fakirse, onun evlenmesine yardım etmek zengin olan müslümanların görevidir.
"Aranızdaki bekârları, kölelerinizden ve cariyelerinizden elverişli olanları evlendirin. Eğer bunlar fakir iseler, ALLAH kendi lütfu ile onları zenginleştirir. ALLAH, (lütfu) geniş olan ve (herşeyi) bilendir."
(Nur Suresi:32)
ALLAHj Resulu bekar kalmak isteyen Osman bin Mez'ub'a müsaade etmemiş ve ona:
"Dul olarak ALLAH'a kavuşma" buyurmuştur.

Hz.Ömer:
"Üç gün sonra öleceğimi de bilsem bekar gitmektense evlenmeyi tercih ederim"

Ömer bin Abdulaziz Kufe kadısı Said bin Abdurrahman'a cevabında şöyle der:
"Ordu mensuplarının ücretlerini ödedikten sonra, fazla para kaldığını yazmışsınız. Öyleyse borçlulara borcunu ödeyin ve evlenmeyen fakirleri evlendirin."

İstenen bir kızı istemek doğrumudur?
ALLAH Resulu buyuruyor:
"Sizden biriniz din kardeşinin dünürlüğü üzerine dünür göndermesin. Dünür gönderen ondan önce vageçinceye yahut kendisine izin verinceye kadar."

Kadın olumlu cevap verdikten sonra dünürlüğü bozmak haramdır.

Evlenmenin daha iyi olduğunu bildirdiği gibi, bekar kalmanın daha iyi olduğu da bildirilmektedir. İnsanlar, zamanlar ve haller başka başka olduğu için, haberler de, başka başka olmuştur. Eshab-ı kiramın ve Tabiinin zamanları ve halleri, evlenmenin daha iyi olduğunu gösteriyordu.

Bunda, üç sebep vardı:

1- Peygamberimiz Muhammed aleyhisselam zamanında, dünyayı hıristiyanlık kaplamıştı. İsa aleyhisselamın ruhaniyeti daha çok olduğu için, onun Eshabının ve ümmetinin haline ve zamanına, bekarlık, ruhbanlık, yalnızlık yakışırdı. Papazlar, herkese rahib olmayı, yalnız yaşamağı emrediyordu. Allah yolunda bulunabilmek ve Allahü tealaya yaklaşabilmek, ancak ruhbanlıkla, yani evlenmemekle olur sanıyorlardı.

Muhammed Mustafa, ruhi ve maddi hakikatlerin, üstünlüklerin hepsini kendinde topladığı için, Onun Eshabına ve ümmetine, yalnızlık da, çokluk da, bekarlık da, evlilik de faydalı olmaktadır. Bunlara her ikisi de ve ikisi arasındaki orta hal de yakışmaktadır. Papazlar herkese ruhbanlığı, yalnız, bekar yaşamağı emrettiğinden, bunu önlemek için Peygamberimiz, Eshabının, bekar yaşamasını yasak etti. "İslamiyette ruhbanlık yoktur" buyurdu. Bir hadis-i şerifte de, "Nikah yapmak, benim sünnetimdir. Sünnetimi yapmıyan kimse, benden değildir" buyurdu. Daha nice hadis-i şerifler, zihinlerdeki yanlış fikirleri kaldırdı. Allahü tealanın yolunda, yalnız ruhbanlıkla gidilebilir düşüncesini gönüllerden çıkardı. Eshab-ı kiramın ve Tabiinin ve Tebe-i tabiinin zamanı olan ikiyüz sene içinde yaşıyanlar, bu hadis-i şeriflerin, papazların bozuk sözlerini çürütmek için söylendiğini biliyorlardı.

Bu zaman geçince, insanın haline göre, bekarlığın da, evliliğin de iyi olduğunu bildiren hadis-i şerifler meydana çıktı. Resul, "İkiyüz yılından sonra, sizin en iyiniz, hafifülhaz olandır" buyurdu. Hafifülhaz nedir dediklerinde, "Hanımı ve çocuğu olmıyandır" buyurdu.

Bişr-i Hafi, Bayezid-i Bistami ve Ebül-Hüseyn Nuri gibi büyük alimler bekar idi. Hicretin ikiyüz senesinden sonra gelenler arasında, bunların ve bunlar gibi olanların şereflerini, üstünlüklerini, bu hadis-i şerif haber vermektedir.

2- Eshab-ı kiram, Tabiin ve Tebe-i tabiin, en hayrlı, en iyi bir zamanda yaşadıkları için, imanları, sabırları, zühdleri ve tevekkülleri çok kuvvetli, pek kıymetli idi. "Zamanların en hayırlısı, benim asrımdır. Ondan sonra kıymetli olan, benim asrımdan sonra gelen asırdır. Daha sonra kıymetlisi, onlardan sonra gelen asrın Müslümanlarıdır. Bunlardan sonra, yalancılık yayılır. Şahit olmaları istenmediği halde, yalancı şahitlik yapılır" hadis-i şerifi, onları methetmektedir.

O büyükler, Resulullahın sohbetinde bulunmakla, Ona yakın olmakla, zühdleri, tevekkülleri ve rızaları arttığı için, evlendikleri zaman, nefsleri dinimizin beğenmediği sebeplere bağlanmaz, haram kazanmaya eğilmezdi. Sonra gelenler ise, böyle olmadı.

3- Peygamberimiz, peygamberlik nuru ile ve doğru firaseti ile biliyordu ki, İslam dinini, İslam milletini, dünyaya, Eshab-ı kiram ve Tabiin ve Tebe-i tabiin yayacaktır. İman kalesini koruyacakların ve İslam dinini yayacak olanların çoğalması için ve onlar ile dinin kuvvetlenmesi için, nikah yapmağı, yani evlenmeyi teşvik buyurdu.

Bu üç sebebden dolayı, Sahabe-i kiram ve Tabiin ve Tebe-i tabiin zamanlarında, evlenmek lâzım geliyordu. Bunlardan sonra gelenlerin ise, bekar kalması da iyi idi. Bunun içindir ki, Süfyan-ı Sevri, yukarıda yazılı hadis-i şerifi işitince, (Vallahi, bekar kalmak, şimdi helaldir) dedi. Bişr-i Hafiye sordular ki, (Niye evlenmiyorsun?). (Öyle nefsim var ki, önce, onu boşamaya uğraşıyorum. Ona başkasını nasıl ekleyebilirim?) buyurdu.

Şimdi, helal lokma bulmak azaldı. Haramdan kendini kurtarmak güçleşti. Başkasının da harama düşmesine ön ayak olmak, dine de, akla da uyar birşey değildir.

Bununla beraber, bir kimsenin şehveti azarsa, oruç tutarak, ateşini azaltmaya çalışmalıdır. Oruç ile şehvetini kıramazsa, bunun nikah etmesi, yani evlenmesi farz olur. Zulmetmek korkusu varsa, bunun evlenmesi tahrimen mekruh olur.

Açık gezen, mahrem yerlerini erkeklere teşhir eden aşağı kadınların arasına düşerek, nefslerine aldanmaktan, haram işlemekten korkanların da bir afif, temiz Müslüman kız bulup evlenmesi farz olur.

Böyle sıkışık durumda olmayan gençlerin, ilim ve ahlak edinmek için çalışması, ancak hayz ve nifas bilgilerini öğrendikten sonra evlenmesi uygun olur. Evlenme vakti gelmesi için önce,dini öğrenmek, nefsi, dine uyar hale getirmek, gönül sahibi olmak, rüştü, aklı olgunlaşmak lazımdır. Ondan sonra, sünneti yerine getirmek niyeti ile evlenir.

Edebi, hayası, ahlakı olan, dinini, imanını, İslamın şartlarını öğrenmiş, dine uyan, sokakta İslamiyetin emrettiği gibi örtünen bir kızla nikahlanır. İffet sahibi, dinini kayıran bir kız aramalıdır. Malı çok, güzelliği çok olanı aramamalıdır. Mal için, güzellik için, iffeti ve salahı elden kaçırmamalıdır.

Günümüz şartlarında, haramdan korunmak hemen hemen imkansız hale geldiğinden ev geçindirecek kadar geliri olan gencin hemen evlenmesi şart haline gelmiştir.

Nikahdan önce kızı görmek sünnettir ve iyi geçinmeyi sağlar. Saliha, iyi huylu, çocuğu olan ve asil aile kızı aramalıdır. Dört kadından kaçınmalı demişlerdir:

1 -Dul olup, eski kocası yanında rahat yaşamıştır. O rahat günleri hatırladıkca, ah, of çekmektedir.

2 -Malı ile, mevkii ile, babası ile öğünüp, başa kakanı almamalı.

3 -Kocasının malını, kendi akrabasına, tanıdıklarına dağıtan kızı almamalı.



4 -Kötü huy ve iffetsizlik ile adı çıkıp, kendini ve kocasını dillere düşüren kadından kaçınmalıdır. "Gübrelikte biten gülleri koklamayınız!" hadis-i şerifi, sütü bozuk, ahlaksızlarla evlenmeyi yasak etmektedir.
Buhara'da Ahmed bin Hafs isminde bir genç evlenmişti. Birinci gecesi, Kız buna, "Hayz ilmini öğrendin mi?" dedi. "Hayır" deyince, kız: "Allahü teala, Kendinizi ve emrinizde olanları ateşten koruyun! buyurdu. Cahil olan nasıl koruyabilir?" dedi. Bu söz gence hoş geldi. Hanımını Allaha emanet ederek, Merv'de onbeş sene ilim tahsil edip İmam-ı Muhammed'den de ders aldı. Altı senede de bunları ezberledi. Âlim olarak, zevcesinin yanına döndü. Hocası, buna Ebu Hafs-i Kebir ismini koydu.

Nikahlanmak istiyen, birkaç defa istihare etmeli. Hak tealaya sığınmalı. Nefsin ve kötü kimselerin araya katılmasından koruması için, yalvarmalıdır.

Hz. Abdullah İbn Mes'ud: "Ömrümden on gün kalsa bile, Cenab-ı Hakk'ın huzuruna bekar çıkmamak için yeniden evlenmek isterdim", demiştir.

Beşir İbn Haris, "Evlenmek sünnettir, bu sünneti niçin terkettin?" denilince, "Farz ile meşgul olduğum için" diye cevap vermişti. Öldükten sonra dostlarından biri onu rüyada gördü ve "Rabbin sana nasıl muamele etti?" diye sordu. "Rabbim beni Cennet'ine soktu. Fakat, evli olan ulular derecesine yükselemedim", dedi.

Süfyan bin Uyeyne: "Çok kadınla evlenmek dünyadan değildir. Çünkü, Hz. Ali, Ashab-ı kiramın en zahidi olduğu halde dört hanımı vardı" demiştir.

Hz. Ebu Bekir : "Her şehvet kalbi karartır, ancak, ailesi ile olan beraberlik kalbi safileştirir", buyurmuştur.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1618
favori
like
share
Asiyan Tarih: 15.03.2009 14:02
ya da mal çok diyelim asaletli bir kızıda aldı ama eve kapadı kendi hayatını yaşıyor o kıza yazık değil mi bence iki tarafta araştırıcak en ince detayına kadar kendine güvenemiyorsa kimse kimsenin hayatına tecavüz etmesin bekar otursun buda kul hakkıdır nafakasını sağlamakla sorumluluğundan kurtulmuyor
M.Kutsi Çil Tarih: 14.03.2009 12:09
Niye olmasın,elde yok,avuçta yok,al elin kızını,ne olacak ?
nichole Tarih: 09.03.2009 15:03
Ellerinize sağlık
Terakkiperver Tarih: 09.03.2009 02:43
ay$e

cok tesekürler bilgi icin ALLAH razi olsun.. kandiliniz mübarek olsun





Ben de teşekkür ederim..Allah razı olsun..Sizin de kandiliniz mübarek olsun..Rabbime emanet olunuz..
ay$e Tarih: 08.03.2009 23:20
cok tesekürler bilgi icin ALLAH razi olsun.. kandiliniz mübarek olsun