Evet senin..

Bu çam sakızı, çoban armağanı ayrılık..
Biliyorum pek yakışık almadı. Ama kabul buyur. Borç defterine yazılı bir sevda, ancak böyle son bulur.. Aç bir torba dolusu yalnızlığımı; göğsümden süzüp, istediğin kadar avuçlarını, ceplerini doldur.. Kim bilir, belki ilerde lazım olur. Aldırma sakın yaşlarıma ”yaşlanmadan yaşa bulanmışım nasıl olsa !”

Birazdan gideceksin. Peki ya sonra ?
Bir paket makarnaya, kaç bardak su gider. Hiç yıkanır mı bilmem beyazlarla renkliler. Yada bir ayrılık, beni kaç gün işimden eder ? Olsun ben hazırım. Ayrılığın her türlüsüne dünden razıyım. Topladım işte neyim yoksa ortalıkta. Gerçi bilirim, bir damla bile etmez; içinde, bana ait ne kaldıysa..

Ellerimde kırık bir tablo hatırası. Bölünmüş saçların, sakar eylemciler gibi. Rüzgara yakalanıyor tel tel; bak ağlamışsın bu resimde ! Garanti göz yaşartıcı değil, toz kaçmıştır gözüne.. Sesinden sıçrayansa kandı, dört duvara.. ayrılalım artık sevgili, çevik kuvvet gelmeden buralara..

Cinnet meydanı, mahşer yeri gibi. İyi de şimdi; kimin kalbi, kimin yüreğinde belli değil ki ! Acemi maganda kurşunu gibi, hangi boş zamanımızda, hangi tip ölüm yakışır bize sevgili ? Bilmem ki hangi tamlamalar, tasalanmalı artık / sıfat yokluğuna.. oysa paylaşmadık mı sevgimizi halka açık bütün oturumlarda.. Söylesene sevgili. Bahsetmedik mi yetmiş milyonun çekim arkasında, hangi şehir acısı benimdi, yüzünün, hangi yani sevindi ! hangimiz katildi ! söylesene hadi..! sus ki bilelim değil mi(?)..

Battı balıkta yan gidemiyor bu aralar, tırsak bütün handikap sevdalar. Hani üflesem. dengesi bozulur geçmiş senelerin, hani üf desem ! önce sendeler, sonra kayıverir, bütün nefeslerim.. İçilebildiğime de bakma sen. Kaçmak istiyorum bu kahrolası izmaritten. üzerime üşüşüyor, canımı çekiştiriyor.. Resmini çaldığımız martılar… Hee birde deniz..
ben ağlıyorum, türkü çığlığı sanıyor aptal dalgalar.. ben ‘gitme’ diyorum. caddelere, sokaklara siniyor kokular.. Korkuyorum yar.. Her adım da, adın düşü/veriyor yanı başıma.. Yanlış yolcular.. Yanmış parklar biriktiriyor bileklerim.. Yani, adam akıllı bir ayrılık koleksiyonum var benim.. Ardından koştuğum, dengemi yitirip çakıllarına buruştuğum..Yüzme bile bilmeyen o tren; bensiz, kaçmış bu şehirden ! Yani ağlasam, birden yok oluyor zaman. Yalnızlık kokuyor bedenim. Ne günah, ne sevapta kalıyor hislerim. Hani ayrılsak artık diyorum! İsmimi unuttu meleklerim..

Sona yaklaşırken, doğum günün kutlu olsun diyorum.. Pek yakışık almadı ama; bu çam sakızı, çoban armağanı ayrılığı, sana gönderiyorum, hediyemdir(!) kabul buyur.
Borç alınmış aşk, ancak böyle son bulur..

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 611
favori
like
share