Dünyamız, kendi etrafında dönüşü sırasında yörüngesine göre hafif eğik bir pozisyonda durur. Bu da; ilkbahar, yaz, sonbahar ve kış olarak adlandırdığımız dört mevsimin oluşmasının tek sebebidir.

Eğer Allah dileseydi, Dünyamız dik dururdu. Ama Dünya yörüngesinde tam dik dursaydı, hiçbir mevsim olmazdı. Dünya'nın her yerinde sıcaklıklar sabit olurdu. Sonuç olarak, yediğimiz yiyecekten, soluduğumuz havaya kadar bambaşka bir ortamda yaşardık.
Peki çocuklar, gece ile gündüzün nasıl olduğunu hiç düşündünüz mü? Uzayda her yer karanlıktır. Oysa, uzayın içindeki Dünyamız'da gece gündüzü, gündüz geceyi takip eder. Sabahları hava aydınlanır, akşam olunca kararır. Peki kapkaranlık uzayda Dünyamız sabah olunca nasıl aydınlanır?



Bunun nedeni, Dünyamız'ın, yörüngesinde ilerlerken bir topaç gibi kendi etrafında da dönmesidir. Dünya kendi etrafında döndükçe Güneş'e karşı gelen yüzü aydınlanır.

Oysa, gezegenlerden Uranüs, kendi yörüngesinde yerde yuvarlanan bir top gibi ilerlemektedir. Bu olağanüstü bir duruma neden olur: Uranüs'ün bir tarafı hep aydınlık, diğer tarafı ise hep karanlıktır.

Peki, Dünya'nın bir tarafında sürekli gündüz, diğer tarafında sürekli gece olsaydı ne olurdu? Kuşkusuz böyle bir durumda insanların belirli bir uyku saati olmazdı. Herkes farklı zamanlarda uyur, farklı zamanlarda uyanık olurdu. İnsanlar arasındaki ilişkilerde aksaklıklar olurdu.



Önce sürekli gündüzü yaşadığımızı düşünelim: Rahat uyuyabilir miydik acaba? Ayrıca, sadece gece görebildiğimiz Ay'ı ve yıldızları hiçbir zaman fark edemezdik.


Ya da sürekli karanlığı yaşasaydık? Herşeyden önce Güneş'i, bulutları, gündüz gözüyle görebildiğimiz güzelliklerin hiçbirini göremezdik. Uyuma saatlerimiz ile okul saatlerimiz kimbilir nasıl olurdu? Gece karanlığında okula gider ve ders aralarında karanlık havada bahçede oynamaya çalışırdık.

Ancak bunlardan daha da önemlisi, yaşayabilmek için hem karanlığa hem de aydınlığa ihtiyaçları olan bitkiler kısa zamanda yok olurlardı. Dolayısıyla bu da canlılığın sonu olurdu.
Ancak, Rabbimiz bizlerin hayatını kolaylaştırmak için geceyi ve gündüzü yaratmıştır. O, bizim için geceyi ve gündüzü yaratarak, yaşamımızı en güzel şekilde düzene koymuştur. Kuran'da gece ile gündüzün yaratılış sebepleri şöyle bildirilmektedir.



O, geceyi sizin için bir elbise, uykuyu bir dinlenme ve gündüzü de yayılıp-çalışma (zamanı) kılandır. (Furkan Suresi, 47)

Bir düşünün, çocuklar… Hergün, yeni şeyler icad edilir ya da yeni şeyler keşfedilir. Oysa yapılanlar, var olanı anlamaktan ya da var olanı taklit etmekten başka bir şey değildir. Düşünün… İçlerinden hangisi koskocaman Dünya'yı kendi etrafında döndürebilir ve böylece gece ile gündüzün oluşmasını sağlayabilir? Hiçbiri, değil mi? Bunu yalnızca gökleri, yeri ve içindekilerin tümünü yaratan Rabbimiz yapabilir.

Ancak, şunu sakın unutmayın çocuklar. Allah, geceyi ve gündüzü yarattığı gibi, dilerse onları geri de alabilir. O zaman binlerce zorluk yaşarız, hatta biraz önce de belirttiğimiz gibi yeryüzünde yaşamımızı sürdüremeyiz. Bir Kuran ayetinde Allah'ın dilerse geceyi veya gündüzü kesintisiz sürdüreceği şöyle bildirilmiştir:
… Allah kıyamet gününe kadar geceyi sizin üzerinizde kesintisizce sürdürecek olsa, Allah'ın dışında size aydınlık verecek ilah kimdir?… (Kasas Suresi, 71)

… Allah kıyamet gününe kadar gündüzü sizin üzerinizde kesintisizce sürdürecek olsa, Allah'ın dışında size içinde dinleneceğiniz geceyi getirecek ilah kimdir?… (Kasas Suresi, 72)

Evet çocuklar, Allah'ın dilemesi dışında, gecenin de gündüzün de olamayacağını bu ayetlerden açıkça anlıyoruz. Evren ve içindeki herşey, onları yaratmış olan Allah'ındır.

Çocuklar sakın unutmayın! Siz dahil herşeyi kusursuzca yaratan üstün ve güçlü olan Allah'tır.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 16375
favori
like
share