Allahü teala birdir. Ona giden yol da birdir. Din, Allahü tealayı tanıtan yol olduğuna göre, dünyada tek bir din olması gerekir.Halbuki, bugün dünya yüzünde birbirinden farklı dinler ve muhtelif akideler vardır. Fakat dikkat edilecek olursa, tek Allahın gönderdiği, museviliğin ve iseviliğin ve Müslümanlığın aynı iman esasları üzerine kurulduğu meydana çıkar. Bu üç din birbirine bağlı zincir halkaları gibidir. Allahü teala, asırlar geçtikçe, bozulan, değiştirilen museviliği ve iseviliği düzelterek ve temizliyerek en son ve hakiki şekli olan (İslam) dinini göndermiştir.

(İslamiyet) kelimesinin iki manası vardır. Allahü tealaya teslim olmak manasına geldiği gibi, Muhammed aleyhisselamın bildirdiği son dine de denir. (Ehli kitap) ise, diğer iki dine mensub olan kimselere verilen ismdir. Bunlar şimdi, bozuk olan Tevrat ve İncile Allah kelamı diyorlar. İsa ve Musa aleyhimesselama Allahın peygamberi demekle beraber, resmlerine, heykellerine secde ederek, kendilerine şefaat etmeleri için yalvarıyorlar. Onlarda (Üluhiyyet sıfatı) bulunduğuna inanan (Müşrik) olur. Allahü tealanın (Sıfati zatıyye) ve (Sıfati sübutiyye)sine (Üluhiyyet sıfatları) denir.

İnsanlara en son bildirilen İslâm Dîni, Allahü teâlânın Cebrâil ismindeki melek vasıtasıyle sevgili Peygamberi Muhammed aleyhisselâma gönderdiği, insanların dünyada ve âhirette rahat ve mesut olmalarını sağlayan usûl ve kurallardır. Bütün üstünlükler, şeyler, İslâmiyetin içindedir. İslamiyet, eski dinlerin, görünür görünmez bütün iyiliklerini kendinde toplamıştır. İslâmiyetin içinde, hiçbir zarar yoktur. İslâmiyetin dışında da, hiçbir menfaat yoktur ve olamaz.

İslâm Dîninde, insanların ilk görevi, “ÎMÂN” etmektir. İslâmın birinci şartı, îmân olup kalb ile inanmak ve dil ile de söylemektir. Îmân etmek, bütün insanlara lâzımdır. Dinde en önce lâzım olan îmândır. Îmân, Allahü teâlâya ve Peygamberi Muhammed aleyhisselâma inanmaktır. Bu da, onları sevmek ve sözlerini beğenip, kabul etmektir. Îmânın şartları, “Âmentü” de bildirilen altı esastır.

Doğru bir şekilde îmân ettikten sonra, İslâmiyetin emirlerini yapmak ve yasak ettiği şeylerden kaçınmak lâzımdır. Beş vakit (NAMAZ)’ı gevşek ve tembel olmaksızın, seve seve kılmalıdır. Ramazan-ı şerîf ayında her gün (ORUÇ) tutmalı, zengin olanlar da, her yıl malının (ZEKAT)’ ını vermeli ve ömründe bir kerre Kâ’be-i muazzamayı (HAC) etmelidir.

Dinde, yapılması yasak edilenlerden mümkün olduğu kadar sakınmalıdır. Allahü teâlânın râzı olmadığı şeyleri öldürücü zehir bilmelidir. Kusurlarını düşünüp, bunları yaptığına mahcup olmalı, utanmalıdır. Pişman olup üzülmelidir. Kulluk böyle olur. Her günahı yaptıktan sonra tövbe etmek, Allahü teâlânın emridir. Her günahın tövbesi kabul olur. Tövbeyi şartlarına uygun yapmalıdır.

Cümle âzadan günahlar dökülür,
Namaz için abdest aldığın zaman.
İki melek gelir yanında durur,
Sabah namazını kıldığın zaman.

Gökten yere iner bütün melekler,
Meleklere müştak olur felekler.
Kabul olur onda bütün dilekler,
Öğle namazını kıldığın zaman.

Ne yücedir Rabbimizin kelâmı,
Acep biz de ona bir kul ola mı?
Hah teâlâ kendi alır selâmı,
İkindi namazın kıldığın zaman.

Cennet olur mü’minlerin durağı,
Kâdir Mevlâm yakın eder ırağı.
Hazırlayıp getirirler Burağı,
Akşam namazını kıldığın zaman.

Bir gün toprak ile yüzün örtülür,
Mizânı kurarlar, günâh tartılır.
Sâlih olan azaplardan kurtulur,
Yatsı namazını kıldığın zaman.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 363
favori
like
share