AK PARTi Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan'ın Şanlıurfa mitinginde yaptığı konuşmanın tam metni:

AKP ŞANLIURFA MİTİNGİ (6 MART 2009)

Şanlıurfa'nın saygıdeğer güzel insanları,

Sevgili Kardeşlerim,

Hepinizi yürekten selamlıyorum. Buradan;

AKÇAKALE'Yİ, BİRECİK'İ, BOZOVA'YI, CEYLANPINAR'I, HARRAN'I, HALFETİ'Yİ, HİLVAN'I, SURUÇ'U, SİVEREK'İ, VİRANŞEHİR'İ canı gönülden selamlıyorum.

Tabi gönlüm bu ilçelerimize Viranşehir'e, Siverek'e bunların hepsine tek tek gitmek ister, Suruç'a gitmek ister, hepsine gitmek ister. Ama gel gör ki bu meydanların tamamına ulaşabilmek çok zor. Fakat seçimden sonra yapacağımız açılış törenleriyle birlikte inşallah bu ilçelerimize de gücümüz yettiğince ulaşmaya çalışacağız.

Bu mukaddes beldenin güzel insanlarını selamlıyorum.

Peygamberler şehrinin sakinlerini selamlıyorum.

Zulmün ateşini söndüren ve ateşin ortasından ebedi bir gül bahçesi çıkaran bu şehri selamlıyorum.

Bundan tam 90 yıl önce, 1919 yılının Mart ayında düşman işgaline uğradığında, Şanlıurfa, zinciri, esareti, boyun eğmeyi reddetti.

Nisan 1920'de burada eşsiz bir istiklal mücadelesi verdiniz.

Burada barış ve adalet yüzyıllar boyu bütün inançları, bütün kavimleri, bütün yaşama üsluplarını birlik içinde ahenge kavuşturdu.

Tarih ve medeniyet çizgimiz burada hiçbir zaman kesintiye uğramadı.

Halilurrahman da, Ulu Cami'nin revakları da, Deyr Yakup Manastırı da, Urfa Kalesi de şahittir ki; peygamberleri konuk eden bu şanlı şehir yalnızca ülkemizi değil, aynı zamanda yeryüzünü aydınlatıyor.

Şanlıurfa'nın hak ettiği hizmetlere, hak ettiği itibara kavuşması için bugüne kadar buraya sayısız eserler kazandırdık.

Buraya ne kadar hizmet etsek azdır.

Buraya ne kadar eser kazandırsak azdır. Ama ne yaparsak bu bizim için şereftir.

Şanlıurfa'ya hizmetin çıtasını çok daha yukarıya çıkarmak için bugün buradayız.

Gösterdiğiniz misafirperverlikten dolayı size şükranlarımı sunuyorum.

Yüreklerinizi açarak doldurduğunuz bu meydanı bilesiniz ki bütün Türkiye görüyor.

Sağ olun, var olun.

Sevgili Şanlıurfalılar,

Biz, "Fırat ve Dicle kadar hayat dolu, Harran kadar bereketli" bir siyaseti temsil ediyoruz.

Bildiğiniz gibi, biz sizinle beraber yola çıktığımızda bu ülkede kriz vardı, kaos vardı, karamsarlık vardı. Ama şimdi Şanlıurfa'da aydınlık var, Türkiye'de aydınlık var, ışık var, umut var.

Bizim siyasetimizle kapanan yollar açıldı, karakış geride kaldı, kuruyan çeşmelerden sular aktı, bu milletin maddi ve manevi özgüveni yerine geldi.

Şimdi, Her şey Türkiye için, Şanlıurfa için diyerek önümüzdeki 29 Mart 2009 tarihinin, sizin iradenizle, sizin tercihlerinizle yeni bir dönüm noktası olmasını, yeni bir baharın, yeni bir nevruzun gelmesini bekliyoruz.

Şanlıurfa'nın medeniyetler tarihindeki merkezi yerini bütün dünyaya göstermek istiyoruz.

Milyonlar Şanlıurfa'yı görsün ve Türkiye'nin muazzam zenginliğini anlasın istiyoruz.

Çünkü yeryüzünde çok az şehir Şanlıurfa kadar insanlığın ortak mirasını adaletle koruyabilmiştir.

Yeryüzünde çok az şehir Şanlıurfa kadar hüviyetini aslına uygun olarak muhafaza etmiştir.

Evet sözlerimiz buradan herkese bir çağrı olsun.

Öncelikle Türkiye'de yaşayan tüm vatandaşlarım Şanlıurfa'yı mutlaka görsün ve ne büyük bir mirasa sahip olduğumuzu anlasın.

Sevgili Kardeşlerim, Sevgili Şanlıurfalılar,

Bu memlekette yıllarca siyasetçiler, yöneticiler halka yukarıdan baktılar. Ankara'nın karanlık koridorlarına, sağır odalarına mahkum oldular.

Halkımızın, siyasetin esas meselelerini anlayamadığını zannettiler.

Sıcak koltuklarında, fildişi kulelerinde Halk ile Vatandaş arasında açıkça ayrım yaptılar.

Vatandaş bildiklerine imtiyaz verdiler. Bazılarını da vatandaş saymadılar. halkı da ucuz popülizme mahkum ettiler.

Biz, AK Parti olarak bu ülkenin, bu milletin değişim iradesi olarak ortaya çıktık.

Değerli kardeşlerim, kısa zamanda bu kurulu düzeni değiştirdik, halkımızın yüzünü güldürdük. Biz ne dedik?

Biz, "SEN TÜRKİYE'SİN, BÜYÜK DÜŞÜN" dedik.

Biz, "SEN ŞANLIURFA'SIN, BÜYÜK DÜŞÜN" dedik.

"İŞİMİZ HİZMET, GÜCÜMÜZ MİLLET" dedik.

Ah benim Şanlıurfalı kardeşim, biz bu millete bu güzel insanlara efendi olmaya gelmedik. Biz bu millete bu güzel insanlara hizmetkar olmaya geldik, bizim farkımız bu. Çünkü biz şunu biliyoruz. Halka hizmet hakka hizmettir. Bu anlayışla bu yoldayız.

Değerli kardeşlerim,

Ankara'da, kapalı odalarda bildiri okuyan, yasakçı mevzuatlar düzenleyen bir yönetim anlayışının yerine, halkıyla burada olduğu gibi doğrudan konuşan, göz göze gelen, halkın taleplerini siyasete, yönetime taşıyan yeni bir demokrasi, yeni bir siyaset, yeni bir yönetim anlayışı getirdik.

Siyaset lafla peynir gemisi yürütme işi değildir, siyaset gönlünü açma işidir. Siyaset, sadece slogan üretme, ak olana kara çalma işi değildir. Siyaset vicdan işidir. Siyaset, Ankara'dan hamaset yapma, yasakçı bildiriler okuma işi değildir; siyaset eser verme işidir... Biz, böyle dedik ve böyle yaptık. Barış içinde yarış dedik. Bu seçimi de böyle tanımladık.

İşte bunun için, er meydanı kurulduğunda yüzümüz ak, alnımız ak.

İşte bunun için, siyaset meydanlarında cesaretle diyoruz ki bu meydanlar halka hesap verme yeridir.

Siyasi rakiplerimiz siyasetin halk tarafından eserle, yaptığınız işle, ürettiğiniz emek ve değerle ölçüldüğünü henüz anlayamadılar.

Onlar, hâla ezberlerini bozamadılar, repertuarlarını yenileyemediler, hâlâ eski alışkanlıklarıyla o bildikleri şarkıları türküleri okuyorlar.

Varsın onlar bildiklerini okusunlar, varsın onlar bildiklerini tekrarlasınlar.

Varsın, onlar hâlâ tek parti günlerini, kriz ve kaos günlerini özlemeye devam etsinler. Şimdi soruyorum, ben buradan Şanlıurfalı çiftçi kardeşime soruyorum; hatırlayın bir zamanlar bu Baykal'ın enerji bakanı olduğunda benim çiftçi kardeşim traktörüne mazot koyabiliyor muydu? Benim vatandaşım arabasına benzin alabiliyor muydu? Biliyorsunuz o zamanlar evlerde gazyağı kullanıyorduk. Eve gazyağı alabiliyor muyduk? Şimdi çıkmış konuşuyor. Neyi konuşuyorsun? Benim milletim senin cemaziyel evvelini bilir.

Sevgili Şanlıurfalılar, Sayın Baykal buraya geldi mi? Hayırdır buranın yolunu bilmiyor mu? Hala gelmedi. Allah Allah, burası Türkiye değil mi? Türkiye'nin vilayeti değil mi? Niye gelmiyorlar? Peki Sayın Bahçeli geldi mi? O da mı bilmiyor buranın yolunu. Anlaşıldı iş başa düştü. Bunlara birer escort tahsis etmemiz lazım ki buralara gelsinler.

Değerli kardeşlerim, varsın, Bahçeli bankaların boşaldığı günler bugünden daha iyiydi diyor. Bir gecede 40 milyar dolar kaybettiğimiz günler bugünden daha iyiydi diyor. Bu paralar benim vatandaşımın cebinden çıkıyordu. Bu millet onların iktidarlarını, yamalı koalisyonlarını unutmadı.

Saatleri 2002'de durduğu için değişimi, dönüşümü, güveni, istikrarı anlamıyorlar. Anlamazlar. Benim milletim onlara 5 yıllığına iktidar verdi. 3,5 yıl kalabildiler 3.5yıl. Bırakıp gittiler. Niye? Yönetmek ayrı bir şey, güven ve istikrar ayrı bir şey. Baktılar ki hepten gidiyoruz 99 Düzce depremi altında kaldılar. Halkımızın imdadına yetişemediler. Ve bütün olumsuzlukları oraya fatura ettiler. Bundan battık dediler,bundan bittik dediler. Biz ise dönemimizde nerede bir deprem olduysa anında yetiştik, anında şehirler inşa ettik. İşte Bingöl depremi, işte Erzurum Aşkale. Bunlara anında yeni şehirler kurduk. Çünkü iş bilenin kılıç kuşananın. Ve hortumlar kesildi. Onların döneminde hortumlar tesis ediliyordu. Bir yerlere hortumlar bağlanıyordu. Şimdi gönlümüz Şanlıurfa'nın, Mardin'in, Van'ın, Bitlis'in güzelliklerine vurgundur.

İhmal edilmiş her yarayı sarmak bizim bu ülkeye vicdan borcumuzdur.

Ne bir tek şehrimizi, ne de bir tek insanımızı feda edebiliriz. Ama bu ülkede açık yaralardan beslenenler, ihtilaflardan, çatışma alanlarından beslenenler yıllarca siyasetin çözmesi gereken meselelerin üzerini şal ile örttüler.

Milli meseleleri, siyasi meseleleri, ekonomik meseleleri, kültürel meseleleri çözemedikleri gibi şehirlerimizin, köylerimizin meselelerini de çözemediler.

Halkla birlikte olamadılar. Demokrasimizi sürekli yara alan, sürekli sakatlanan bir demokrasi haline getirdiler.

Dünya devletleriyle arada bir konuşurken başlarını dik tutamadılar. Ama bakıyorsun bazen lokal olarak da çıkanlar oluyor. Dik duran.19:30 değerli kardeşlerim, bizden önce çok siyasi liderler geldi. Batılı liderlerin karşısında el pençe divan durdular. Hatırlayın o günleri. Onların fotoğraflarını, onların televizyon ekranlarındaki görüntülerini hatırlayın. Bu millete bu yakışır mıydı? Bu millete bu yaraşır mıydı? Bunlar, dış politika yaparken diplomasi masalarında mahcup mahcup oturdular, Türkiye Cumhuriyeti devleti adına konuştuklarını unuttular.

Bu büyük devletin, bu şerefli milletin gücünü, haysiyetini, vakarını dünyaya gösteremediler.

Biz, Ak Parti olarak, yeni bir siyaset getirdik. Bu siyasetin en büyük özelliği halkına, milletine güvenmektir.

Zira bu millet, esareti reddediyor. Bu millet, vesayeti reddediyor. Bu millet, hür iradesinin üzerinde hiçbir gölge istemiyor. Bu millet, emanetine ihanet etmeyecek kadrolardan hak ettiği hizmeti istiyor.

Şehirleri mamur olsun, suları aksın, yolları, okulları açık olsun, hastanede rehin alınmasın, eczanede çaresiz kalmasın istiyor. Aaah ah ne günler yaşadık. Bırakın hastaları ölüleri bile rehin aldılar ölüleri. Kim? MHP-DSP-ANAP iktidarında.

Sevgili kardeşlerim,

Yeniden millet iradesinin tecelli etmesini istiyoruz. Diyoruz ki, üç temel ilkemiz var.

HİZMET, HUKUK ve HÜRRİYET... Biz çalışmamızı insana bakışımız bunun üzerine bina ediyoruz.

Bakınız, hassaten dikkatlerinizi çekmek istiyorum ve sizlerden başınızı iki elinizin arasına alıp bir değerlendirme yapmanızı istiyorum.

Millet adına, millet hayrına hiçbir eseri olmayanlar, hiçbir dikili ağacı olmayanlar bu ülkede Milliyetçilik yapıyorlar.

Halkın hiçbir yarasına merhem olmayanlar, halkın hiçbir derdine derman olamayanlar, hatta halkın gelişim iradesinin önünde engel olanlar Halkçılık yapıyorlar. Cumhur nedir, halk. Cumhura saygısı olmayan cumhuriyetçi olabilir mi! Millete saygısı olmayan milliyetçi olabilir mi!

Bölgelerimiz adına hiçbir kazanıma imza atmayanlar Bölgecilik yapıyorlar. Bu ülkede kimlik siyaseti yapanlar var, bölge siyaseti yapanlar var. Bunlar ayrımcılıktır.

Biz diyoruz ki, artık 2009 yılında bunu yapmayın.

Bu demode siyaseti yapmaya devam ederseniz yaptığınızın ne siz hayrını görürsünüz ne de halk hayrını görür.

Biz AK Parti olarak bu ülkeye neler kazandırdığımızı söylüyoruz. 81 vilayete neler kazandırdığımızı bir bir anlatıyoruz. Eğer bugün AK Parti 81 vilayetin 80'inda milletvekili çıkardıysa bunun bir anlamı var.

Gelin siz de, eğer varsa, yaptıklarınızı anlatın, yapacaklarınızı inandırıcı olarak anlatın.

Değerli kardeşlerim, Sevgili Şanlıurfalılar,

Bakınız, Cumhuriyet tarihimizin en büyük projelerinden biri olan Güney Doğu Anadolu Projesi'ni, Doğu Anadolu Projesi ve Konya Ovası Projesi ile birlikte yeniden ele aldık, 2008 Mayıs ayında yeni bir eylem planı açıkladık.

Bu eylem planı çerçevesinde başta GAP olmak üzere bu büyük bölgesel projelerimizi 2013 sonuna kadar tamamlıyoruz.

GAP Eylem Planı'nda 73 ana eylem altında çok sayıda proje yer alıyor. Yapılacak her bir proje için gerekli ödenekleri sağladık.

GAP Eylem Planı kapsamında yer alan eylemleri yürüterek hedeflere ulaşabilmek için 2008-2012 döneminde 14,5 katrilyon ek finansman oluşturmaya karar verdik.

Değerli kardeşlerim, 2012 yılı sonuna kadar 1 milyon 60 bin hektarlık sulama inşaatlarını tamamlayacağız.

Bu süre içinde 800 bin hektara yakın bir tarım alanı sulamaya açacağız.

Bakın, suyun havzasında olmasına rağmen, burayı iyi dinleyin; yıllar boyunca Suruç Ovası'na su getiremediler. Suyun yanıbaşında olmasına rağmen, suya en erken kavuşması gerekirken, Suruç 40 yıldır susuz kaldı.

Şimdi, GAP Eylem Planı çerçevesinde, buradaki projeleri tamamlamaya başlıyoruz.

Yarın, Bozova'da temel atma töreni yapılacak. Bildiğiniz gibi ben, temel atma törenlerine gitmiyorum. Tarih veriyoruz geliyorum, açılışları yapıyorum.

Hem Şanlıurfa için, hem de Suruç için bu son derece önemli, son derece tarihi temel atma törenine hepinizin katılmasını istiyorum. Yarın temeli atılan projeler tamamlandığında, 95 bin hektar genişliğinde toprağımız suyla buluşacak. Dikkat ediniz, 180 bin insanımız, 180 bin Şanlıurfalı kardeşimiz buradan ekmek yiyecek, burada iş sahibi olacak. Ben bunun da hayırlı olmasını diliyorum. Şu ana kadar projeyi tüm illerimizde olduğu gibi Şanlıurfa'da da GAP projesini söylüyorum başarıyla uyguluyoruz. GAP'ın idaresini biliyorsunuz Şanlıurfa'ya taşıdık. Artık GAP buradan yönetiliyor.

2012'den sonra, bütün GAP Bölgesi, bütün Şanlıurfa artık çok farklı bir yer olacak. Tarımın tarihte ilk kez yapıldığı bu bölge, dünyanın tarım merkezi, tahıl merkezi olacak. Burada bizim yaptığımız bu çalışmanın dışında da dünyadan yatırımcılar buraya gelip burada ayrıca onlarında yatırımları olacak.

Değerli Kardeşlerim, Değerli Şanlıurfalılar,

Bildiğiniz gibi ben, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığından Başbakanlığa gelmiş bir kardeşinizim.

Başbakanlık emanetini nasıl taşıdığımı Belediye başkanlığı emanetini nasıl taşıdığımı bütün Türkiye iyi bilir.

Demokrasinin yerelden başlaması gerektiğini iyi biliyorum. Bu konuda söyleyeceklerimi lütfen dikkatle dinleyin.

Ülke gündemini bildiğim gibi Şanlıurfa'nın gündemini de bilerek söylüyorum. Evvela şunu açıkça söyleyeyim. Belediye Başkanlığı ya da seçimle gelinen her makamın esas sahibi sizsiniz, millettir. Bu ifadelerimi samimi olarak söylüyorum. Siz kardeşlerimle bunu iyi değerlendirerek lütfen karar verelim diyorum. Ben sizleri gerçekten çok seviyorum. Yaratılanı yaratandan ötürü seviyorum. Çünkü demokrasi bir gönül işidir, demokrasi halkla bütünleşme işidir. Siz severseniz halk sizi sever. Eğer siz halka tepeden bakarsanız halk sizi sevmeye mecbur değil. Ve siyasetçi halkına afra tafra yapmayacak. Siyasetçi mütevazı olacak. Kaldı ki bize zaten tevazu yakışır, yaraşır. Neyin havasını atıyoruz, hepimiz ölmeyecek miyiz? Ölünce iki metreküp yere gömmeyecekler mi? Benim boyum uzunlardan. Bana belki biraz daha uzun gerekebilir. Ondan sonra hoca efendi ne diyecek? Cumhurbaşkanı niyetine demeyecek, başbakan niyetine demeyecek, bakan niyetine demeyecek, milletvekili niyetine demeyecek, belediye başkanı niyetine demeyecek. Ya? Er kişi niyetine diyecek, hatun kişi niyetine diyecek. Gömecekler ve herkes gidecek. Bir daha yanına gelen ya olur ya olmaz. Bayramdan bayrama gelirse öp de başına koy. Öyle mi? Vaka bu mu? Öyle ise ne yapacağız? Bu kubbede hoş bir seda bırakacağız. Arkamızdan şu söylenmeli; ah bir zamanlar bir başbakan vardı geldi Urfa'nın havaalanını tamamladı, geldi adalet sarayını tamamladı, geldi yollarını duble yol olarak yaptı Diyarbakır'a bağladı, Mardin'e bağladı. Bu değil mi mesele? Geldi suyunu getirdi, geldi kavşaklarını yaptı. Ha onları görünce bu filanca başbakanın zamanında yapılmıştı. Mesele bu. Bu AK Parti iktidarı döneminde yapılmıştı, mesele bu.

Değerli kardeşlerim, demokraside şuna inanacağız; burası çok önemli. Koltuğa yapışmak yok. Bunu bileceğiz. Demokrasi de saltanat yok padişahlık, krallık, şeflik de yok. Milli şeflikte geride kaldı, krallıklarda geride kaldı, padişahlıkta geride kaldı.

Demokrasi demek "mühür milletin elinde" demektir.

Kimse, ama kimse seçimle geldiği bir makamı kendine zimmetli bir hak olarak göremez, görmemeli.

Belediye Başkanlığı da, Milletvekilliği de, Başbakanlık da böyledir.

Biliyorsunuz, Türkiye'nin bazı şehirlerinde önceki belediye başkanlarımızla yola devam ediyoruz, bazı şehirlerimizde yeni arkadaşlar belirledik.

Değerli kardeşlerim, burada bazı gerçekleri söylemeyi görev addediyorum. Bakınız biz her şeyi tabi halkımıza açıklayamıyoruz.
Bildiğimiz bazı şeyler var, bazı gerçekler var.

Bakınız siyaset bir takım oyunudur. Siyaset bireysel olarak ferdi olarak yapılmaz. Eğer bireysel olarak siyaset yaparsanız yaya kalırsınız ve o ile de hizmet veremezsiniz. Şimdi yolda gelirken gördüm.

Beni yalnız mı zannettiniz gibi bir şeyler söyleniyor. Şimdi kusura bakmasın da beyefendi kendini zaten yalnızlığa itmiş.

Niye? AK Parti treninden inen bu trene bir daha binemez. Bunu böyle bileceğiz. Niye? Çünkü bu bir takım oyunu.

Yani seni belediye başkan adayı yaparken AK Parti güzel de, hadi şimdi bir değişiklik yapacağız dediğimizde niye rahatsız oluyorsun? O zaman da gidip bağımsız aday olsaydın.

O zaman niçin bağımsız aday olmadın?

Adama sormazlar mı şimdi sen tek başına aday oldun yarın belediyede grubu kimle oluşturacaksın? Öyle mi? Peki, bundan sonraki çalışmalarda acaba bundan önce aldığın gücü o kaynağı nerede bulacaksın? Ben inanıyorum ki benim Şanlıurfalı kardeşim bu oyuna gelmeyecek ve şöyle bir şeyi de duyuyorum; işte ben başbakanımı çok seviyorum.

Seçimi ben kazanacağım, kazandıktan sonra da AK Parti'ye geçeceğim. Kusura bakma, böyle bir şey yok. Bu trenden inen bir daha binemez. Biz yolumuza devam ederiz.

Ve hiçbir arkadaşım için, hiçbir siyasi rakibimiz için incitici bir şey söylemek istemem. Çünkü bu demokratik bir yarıştır. Şu kadarını söyleyeyim ki, lütfen kimse nezaketimizi istismar etmesin, kimse benim milletimin aklıyla alay etme hakkını kendinde görmesin.

Değerli kardeşlerim, Şanlıurfa'da bu seçimde adayımız Mehmet Oymak'tır. Mehmet Oymak kardeşimle bu dönem yolumuza devam edeceğiz. Ve şimdiden hayırlı olsun diyorum ve çok kısa zamanda bugüne kadar Şanlıurfa'ya neler yaptığımızı da ayrıca sizinle paylaşmak istiyorum.

Değerli kardeşlerim, Şanlıurfa'da her şey yerel yönetimle olmadı. Havaalanından merkeze gelen bütün o duble yolar herhalde yerel yönetimle olmadı. Bunları biliyorsunuz değil mi? Bakınız eğitimde, Şanlıurfa'da 6,5 yılda 3 bin 669 dersliğin yapımını tamamladık. Bugün 88 okulumuzda 851 dersliğin açılışını yapıyoruz.

2003 yılına kadar okullarımızda çok az sayıda bilgisayar vardı. 6,5 yılda okullarımıza 8 bin 393 adet bilgisayar gönderdik. Değerli kardeşlerim, bitti mi? Bitmedi. Şu anda Şanlıurfa'da bizim yavrularımız bilgisayar kullanıyor mu? Kullanıyor. Dünya ile görüşebiliyor mu? Hızlandırılmış internet ağı Türkiye genelinde yüzde 95 okullarımızda var. Buraya geldik.

Harran Üniversitesi bünyesinde 2 fakülte ve 2 meslek yüksek okulunu hizmete açtık. 2002 yılında yükseköğretimde 948 olan yurt kapasitesini 2008 yılında açtığımız bin kapasiteli yurtla 1.948'e çıkardık. Ben geldim açılışını yaptım. Dolayısıyla yurt kapasitesinde yüzde 105'lik bir artış sağladık.

Bakınız anneler, yavrularımız her yıl okullar açılırken kitaplarını sıralarının üzerinde buluyor mu? Ücretsiz olarak kitaplarını alıyor mu? Mesele bu. Bunları AK Parti iktidarı yaptı. Değerli kardeşlerim, ve şu ana kadar 387 bin öğrencimize bu ders kitaplarını dağıttık. Bunların bedeli ne biliyor musunuz? Şartlı nakit transferinde ödediğimiz rakam...

Anneler hiçbir zaman bahane uydurmayacaksınız. Bak çocukları okula göndereceksiniz. Kız erkek ayrım yapmadan. İlköğretimde erkek öğrenciye ne veriyoruz? 20 milyon. Kız öğrenciye ne veriyoruz? 25 milyon. Ortaöğretimde erkek öğrenciye ne veriyoruz? 35 milyon. Kız öğrenciye ne veriyoruz? 45 milyon. Peki parayı kime veriyoruz? Anneye veriyoruz. Babaya vermiyoruz. Niye? Babaya versek duman olup gidecek. Onun için anneye veriyoruz. Bu bizim ne denli pozitif ayrımcılık yaptığımızı gösteriyor.

Değerli kardeşlerim, biz bununla da inşallah kalmadık, kalmayacağız ve attığımız bu adımla bakınız şu anda sadece Şanlıurfa'da ödediğimiz rakam ne biliyor musunuz? 44 trilyon.

Peki, sağlıkta ne yaptık? Anneler, sağlıkta hastaneleri birleştirdik mi? Birleştirdik. Şimdi istediğin hastaneye gidebiliyor musun? Özele de devlete de. Gidiyorsun değil mi? Ve eskiden sabah namazından sonra gider hastanenin eczane kuyruğunda bekler miydik? Beklerdik. Reçeteyi verir ilacın yarısını alırdık yarısını alamazdık. Hatırlıyoruz değil mi? Alamadığımız ilaçlar için bize ne derlerdi? Git eczaneden al. Yahu ben sigortalıyım, niye ben eczaneye gideyim. E ne yapalım yok! Sen de mecburen gider oradan alırdın. Ama şimdi, istediğin eczaneden ilacını alıyor musun? İstediğin hastaneye de gidiyorsun. İşte biz buyuz. Ne diyor Kanuni: ‘Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi'. Olay bu. Yatırım olarak sağlık hizmetlerinde Şanlıurfa'da yaptığımız harcama 84 trilyondur.

Bakınız, Yapımına 1993'te başlanan 500 yataklı Merkez devlet hastanesini, 2002'de başlanan 25 yataklı Bozova sağlık merkezini ve 4 sağlık ocağını biz tamamladık, hizmete açtık. Suruç devlet hastanesi ek binası ve 19 sağlık ocağının yapımına biz başladık süratle tamamlayıp hizmete açtık. Devlet Hastanesi ve sağlık ocaklarında muayene Odası Sayısını 4 katına çıkardık. Şanlıurfa'da uzman hekim sayısı neydi biliyor musunuz? Biz geldiğimizde 141'di. Ama şimdi 337'ye, pratisyen hekim sayısını 287 idi şimdi 436'ya çıktı. Biz sizi seviyoruz, size sevdalıyız. Şanlıurfa'da 2002'de kaç ambulans vardı biliyor musunuz? 5, şimdi 21 ambulansımız var. Peki, 2002'de kaç diyaliz cihazımız vardı biliyor musunuz? 20. Şimdi ne kadar var? 55.

Değerli kardeşlerim, adalette ne yaptık? Şanlıurfa adalet sarayını bitirdik ve geldim hizmete açtım. O muhteşem binayı bitirdik ve hizmete açtık.

Değerli kardeşlerim peki toplu konutta ne yaptık? Bugün TOKİ tarafından yapılan 1.160 konutun anahtar teslim törenini yapıyoruz. 1160 konut. Yani kira öder gibi taksit ödeyecekler. 10 yıl, 15 yıl, 20 yıl. Şanlıurfa'da bugüne kadar 5 bin 34 konut uygulaması başlattık. Bütün projelerimizi tamamladığımızda Şanlıurfa'da toplam 6 bin 571 konut yapmış olacağız. Şimdi yeni bir adım daha atıyoruz. Ne biliyor musunuz? Toplu konut idaresi olarak hiçbir imkanı geliri olmayanlara 45 metrekarelik daireler yapacağız. Peşinat yok, 20 yıl vade ile ayda 100 lira taksitle bunları yapacağız. İnşallah Şanlıurfa'mızda da yerel mimariyle bu konutları yapacağız ve bunlar genelde zemin artı 2 katlık binalar olacak.

Sosyal yardımlara gelince, Şanlıurfa'ya ne kadar sosyal yardım yaptık? 6 yıllık zamanda Şanlıurfa'ya verdiğimiz destek ne biliyor musunuz değerli kardeşlerim? 154 trilyon. Bunun içinde kömür yardımları da var. Fakir fukaraya garip gurabaya ücretsiz kömür yardımı kampanyası sürdü. Her yıl ortalama 23 bin ailemize toplam 86 bin ton kömür yardımı yaptık.

Ulaştırma... 2002 yılına kadar Şanlıurfa'da yapılan duble yol neydi biliyor musunuz? 28 kilometre, değerli kardeşlerim 6,5 yılda biz Şanlıurfa'da ne kadar yol yaptık biliyor musunuz? 106 kilometre bunun üzerine ilave ettik. Yani 79 senede yapılan bölünmüş yolun neredeyse 4 katına yakınını Şanlıurfa'ya AK Parti iktidarı kazandırdı.

Şanlıurfa - Gaziantep otoyolunu bitirdik, bugün açılışını yapıyoruz. 56 kilometrelik Şanlıurfa - Akçakale duble yolu ile SSK köprülü kavşağını biz yaptık ve bugün onun da açılışını yapıyoruz.

Şanlıurfa'da 30 yıldır hizmet veren eski havaalanımızı kapattık. 2007 yılında GAP uluslar arası hava alanını hizmete açtık. Bu havaalanı, bölge ekonomisine önemli katkı üretecek, Şanlıurfa ve bölgede üretilen ürünlerin ihracatında inşallah önemli bir kapı olacak. Biliyorsunuz Akçakale sınır kapısını da dönemimizde hizmete açtık.

Sevgili kardeşlerim, 2007 yılında Şanlıurfa'ya doğalgazı getirdik. Niye? Ya benim kardeşim gidiyor kömürü alıyor o kömürün külü, o kömürün kokusu, yani Ayşe Fatma Hatice kardeşim bu çileyi çekmeye mahkûm mu? Ahmet Mehmet Hasan Hüseyin bu çileyi çekmeye mahkûm mu? İşte doğalgazla buna da son verdik. Şimdi şehirde bunu yaygınlaştıracağız.

Tarımda neler yaptık? Şanlıurfa'da tarımı, çiftçilerimizi ihmal etmedik. 2003-2008 döneminde Şanlıurfa'ya verdiğimiz tarım desteği ne biliyor musunuz? Değerli kardeşlerim bilmeyebilirsiniz, ama lütfen şu rakam hayali değil. Türkiye'de hiçbir ilin almadığı bir tarımsal destek bu. Ne kadar biliyor musunuz? 1 katrilyon 945 trilyon. Yaklaşık 2 katrilyon. 2002'de bu neydi biliyor musunuz? 28 trilyon. Demek ki yaklaşık bu halkımıza nedenli yaklaştığımızı gösteriyor. Sevgili kardeşlerim teferruatına girmeyeceğim.

Ziraat Bankasının çiftçi kardeşime verdiği kredi; 2002'de ne veriyordu biliyor musunuz? 1 trilyon. Biz geldik, ne verdik biliyor musunuz? Yaklaşık 72 trilyon Ziraat Bankasından kredi desteği verdik. Faizi düşürerek verdik. Bizden önce yüzde 59 faizle verilirken 13-14-15 buralara düştü. Halkbank, esnafımıza 2002'de 196 esnaf hizmet almış. Aldığı para ne biliyor musunuz? 266 milyar. Peki, biz hem esnaf sayısını yükselttik 6 bin 110 ve bu krediyi 300 kat artırarak 80 trilyon kredi kullanma imkânı verdik.

Değerli kardeşlerim, Şanlıurfa Ovası Sulaması 3'üncü Kısım ile 15 bin hektar, Harran Ovası Sulaması 5'inci Kısım ile 22 bin hektar, Bozova Pompaj Sulaması 1'inci Kısım ile 8 bin 600 hektar, Yaylak Ovası Sulama Projesi ile 18 bin 300 hektar arazide sulu ziraata başladık bu dönemde.

Bozova Merkez Pompaj Sulaması ile Paşabağı Sulama Projesini de tamamladık. Harran Ovası Sulaması 6'ıncı Kısmın yüzde 91'ini, Yukarı Harran Ovası Sulaması Ana Kanal inşaatının yüzde 85'ini, Yukarı Harran ovası Sulaması Şebeke inşaatın yüzde 93'ünü tamamladık. Devam eden projeleri tamamladığımızda 340 bin hektar araziyi sulamış olacağız.

Değerli kardeşlerim, Şanlıurfa'yı artık suyla buluşturuyoruz. Şanlıurfa toprağını suyla buluşturuyoruz. Şanlıurfa'da on binlerce kardeşimize ekmek kapısı, istihdam kapısı oluşturuyoruz.

Şimdi bir kardeşim, tabi buralarda söylüyorlar bazı köylerdeki yollardan bahsediyorlar. Değerli kardeşlerim, bakınız KÖYDES projesiyle köylere ne kadar gidildiğini biliyorsunuz. Bizim hedefimiz şu; yolu olmayan köy kalmayacak, suyu olmayan köy kalmayacak. Biz bu yılda KÖYDES'e 500 trilyon koyduk ve bu 500 trilyonla da bu yolların yapımı devam edecek.

Değerli kardeşlerim, sigortalı çalışan sayısı;

2002 yılında Şanlıurfa'da 26 bin kişi sigortalıydı. Şimdi ne kadar biliyor musunuz? 59 bin kişi sigortalı olarak çalışıyor. Böylece hükümetimiz döneminde yüzde 127 oranında iyileşme sağladık.

Şimdi Şanlıurfa'da yeni bir dönem başlıyor. Şimdi Türkiye'de yeni bir dönem başlıyor.

Yeni projelerle, yeni hizmetlerle, yeni eserlerle şehirlerimiz geleceğe hazırlanıyor.

Şanlıurfa'da bize verdiğiniz desteği katlayarak artıracağınıza inanıyorum.

Şimdi değerli kardeşlerim, belediyecilikte daha önce belediye başkan yardımcılığı yapmış olan eğitimci, Harran Üniversitesi Öğretim Görevlisi MEHMET OYMAK kardeşimi size emanet ediyorum.

Onunla birlikte, bütün ilçelerimizdeki belediye başkan adaylarımızı, il genel meclisi, belediye meclis üyesi arkadaşlarımı size emanet ediyorum. Biz sizin emanetinize nasıl sadakatle bağlı kaldıysak, sizin emanetinizi nasıl yücelttiysek, inanıyorum ki, sizler de size emanet ettiğimiz adaylarımızın tümüne sahip çıkacaksınız.

Değerli kardeşlerim, hem İl Belediye Başkanı adayımıza, hem de ilçe belediye başkan adaylarımıza, İl Genel Meclisi, Belediye Meclisi adaylarımıza eminim ki sahip çıkacaksınız.

Ben Mehmet OYMAK kardeşimin yanındayım, destekçisiyim bunu böyle biliniz. Diyorum ki;

Gelin bu medeniyet yolculuğuna kaldığımız yerden devam edelim. Ben belediyeciyim. Belediyeciliği İstanbul gibi bir şehirde yaptım. Eğer bu gün Şanlıurfa bir değişim yaşıyorsa, şu anda bazı eksikler varsa işte bunları da belediyecilik deneyimimle, şu anda da Başbakanlıktaki görevimle inşallah Şanlıurfa'nın yanında olacak, Şanlıurfa'yı çok daha faklı bir yere hep birlikte taşıyacağız.

Gelin Türkiye'yi dünyanın zirvelerine taşıyalım.

Gelin 29 Mart'ta mührü AK Parti'ye basalım, bu ülkenin mutlu ve müreffeh geleceğini hep birlikte inşa edelim.

Değerli kardeşlerim milletçe bir ve beraber olacağız. Tek bayrak altında tek vatan olarak tek devlet anlayışıyla yolumuza devam edeceğiz.

GÜN BİRLİK VE BERABERLİK GÜNÜDÜR.

SON SÖZ SİZİN, KARAR SİZİN, BU ÜLKE HEPİMİZİN!

DURMAK YOK, YOLA DEVAM.

DURMAK YOK, HİZMETE DEVAM.

SEN TÜRKİYE'SİN, BÜYÜK DÜŞÜN!

SEN ŞANLIURFA'SIN BÜYÜK DÜŞÜN!

İŞİMİZ HİZMET, GÜCÜMÜZ MİLLET!

HERŞEY TÜRKİYE İÇİN.

Değerli kardeşlerim şimdi son cümlelerime geliyorum. Bakınız, ne dedim gün birlik ve beraberlik günüdür. Bir olacağız, beraber olacağız, diri olacağız. Öyleyse ahdimiz neydi? Hazır mıyız? Hazırız değil mi. Türkiye duyacak, Şanlıurfa duyacak.

BERABER YÜRÜDÜK BU YOLLARDA,

BERABER ISLANDIK YAĞAN YAĞMURDA,

ŞİMDİ DİNLEDİĞİM TÜM ŞARKILARDA,

BİZE HER ŞEY SİZİ HATIRLATIYOR.

29 Mart hayırlı olsun. Günümüz kutlu olsun. Geleceğimiz aydınlık olsun. Buradan şimdi ayrılıyoruz, fakat ayrıldıktan sonra ne yapacağız? Yan gelip yatmak yok. Kapı kapı dolaşacağız. Değil mi anneler. Bütün akraba, ahbap, komşu herkese ulaşacağız. Duyduklarımızı duymayanlara anlatacağız ve değerli kardeşlerim, Şanlıurfa'nın geleceğine hep birlikte yatırımı yapacağız.

Ben bu duygular içerisinde Şanlıurfa'nın güzel insanlarını sevgiyle saygıyla selamlıyorum ve kalın sağlıcakla diyorum. Allah yar ve yardımcımız olsun...

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 400
favori
like
share