8 Mart, kadınlara çiçek verme günü değil

Amerikalı dokuma işçisi kadınların 1857'de, çalışma şartlarının iyileştirilmesi ve eşit işe eşit ücret talepleriyle başlattıkları grevin yıldönümü olan 8 Mart, sosyalist enternasyonal tarafından 1910 yılında "emekçi kadınlar günü" olarak ilan edildi.

Birleşmiş Milletler de bu günü 1975'te "Dünya Kadınlar Günü" kabul etti. Günümüzde herkesin kendi anlayışına göre kutladığı bir gün haline gelen 8 Mart'ta, birçok etkinlik düzenleniyor. Kimi yöneticiler ve başkan adayları, sokaklara çıkıp kadınlara gül, karanfil dağıtıyor. Kadınların cilt bakımı ve güzellik sorunları (!) gibi pek çok konunun konuşulduğu paneller, konferanslar düzenleniyor. Sosyalist feministlere göre ise 8 Mart bir kutlama değil, erkek egemen düzenle bir hesaplaşma günü olmalı. Türkiye'de kadın hareketinin içinde yer alan, kadınların yaşadığı sorunlara kafa yoran yazar ve akademisyenlere 8 Mart'ın kendileri için ne anlam ifade ettiğini sorduk. 8 Mart'ta tebrik alıyorlar mı? Kadınlara gül dağıtılması hakkında ne düşünüyorlar? Kadın hakları konusunda değişmesi gereken en acil durum nedir? İşte cevapları:

Avukat yazar Sibel Eraslan:
Bize gül değil, okullarımızı, eğitim hakkımızı geri versinler.

Babam, hukuk fakültesine kayıt olduğum günden bu yana her 8 Mart'ımı tebrik eder. Son beş yıldırsa siyasilerin düzenli 8 Mart tebriklerini alıyorum. Dokumacıların başlattığı grev, eğitim, istihdam ve ekonomik haklar mücadelesi ile gül dağıtımı arasında bir bağlantı kuramıyorum açıkçası. Bize gül değil, okullarımızı, eğitim hakkımızı geri versinler, bana mesleğimi yaptırmayan insanların bana gül vermesi trajikomik bir hadise. 8 Mart'ı, ilkin kadına dair hak arama bilinci olarak görürdüm, şimdilerdeyse "diğeri" olan her sesin, merkezin değil çevrenin, hatta yeryüzünün kımıltısı gibi işitiyorum. Gösteri ve yürüyüşler fayda-zarar bağlamında hesap edilerek gerçekleşmez. Çoğu kez başka çare kalmadığında sokağa çıkarsınız. Var olduğunuzun en son ve belki en naif kertedeki dışavurumu gibidir bu. Başta yaşama ve düşünme hürriyeti ve tüm insani hakların anlam kazanabilmesi ve yaşanabilirlik kazanabilmesi için elbette ifade hürriyeti. Çok şey istemiyoruz aslında: İnsan onurundan bahsediyorum.

Kadın Adayları Destekleme Derneği Başkanı Avukat Hülya Gülbahar:
Kadınlar, acil taleplerinin duyulmasını istiyor.

Hayatım boyunca çevremdeki erkeklerden 8 Mart tebrikleri aldım.Bunların önemli bir bölümü, kadınların mücadelesini destekleyen ve takdir eden kutlamalardı. Ancak, 'kadınlar analarımızdır, çiçektir, böcektir' edebiyatıyla, garip bir ataerkil içgüdüyle 8 Mart tebriki adı altında kadınlara karşı ayrımcılığa devam eden yaklaşımlar da oldu. Kadın hareketinin mücadelesi sayesinde tüm topluma kabul ettirilen 8 Mart, kadınların dayanışma ve mücadele günüdür. Ancak, özellikle son birkaç yıldır, kimi siyasilerin, şirketlerin, medya organlarının bugünün içeriğini boşaltma ve giderek adeta ikinci bir 'sevgililer günü' yaratma çabaları rahatsız edecek düzeye vardı. Kadınlar, 8 Mart'larda kendilerine 'yasaksavar' çiçekler alınmasını, dağıtılmasını değil; hayatları ve bedenleri üzerinde baskıların kaldırılması, aile içi yükümlülüklerin eşit paylaşılması, 8 Mart'ın ücretli izin günü olması, daha fazla sığınak ve kadın danışma merkezi, seçim ve atamayla gelinen tüm karar mekanizmalarında eşit temsilin sağlanması gibi somut ve acil taleplerinin duyulmasını istiyorlar.

Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı Başkanı Şengül Akçar:
8 Mart, kadın doğmanın kutsandığı bir gün değil.

Erkeklerden tebrik alıyorum ama cevap vermiyorum. Zaten hiçbir 'gün'ün kutlamalarını kabul etmiyorum. Gül dağıtılması Kadınlar Günü'nün içinin boşaltıldığını ifade eder. 8 Mart, sadece çalışan kadınların değil, tüm kadınların günüdür. Biyolojik olarak kadın doğmanın kutsandığı bir gün değil; sadece kadın olduğu için tarlada, işyerinde sömürülen, evde yoğun olarak çalıştığı halde emeği inkar edilen, şiddete maruz kalan, dışlanan, bir yandan da yoksullukla mücadele eden, aileyi ve mahalleyi bir arada tutan ve hepimiz için inatla hayatı yeniden üretmeye devam eden kadınların günüdür. Kadınların, yalnızca kadın olmaktan kaynaklanan ortak sorunları vardır. Yasal haklar meselesinden çok, kadınların özellikle yerel düzeyde gündemi etkiler hale gelmelerini önemli buluyorum. Bunun için de özellikle yoksul kadınların, zayıflıklarını vurgulayan, yoksulluğu giderici sosyal hizmet politikaları yerine; kamusal alanda daha çok var olma, ekonomik ve sosyal fırsatlardan yararlanma imkanlarını artırmaya ihtiyaç vardır.

Yazar Elif Şafak:
Biz değişmezsek dünya değişemez.

Kadınlar Günü'nde çevremdeki erkeklerden tebrik aldım, alıyorum. Ama beni esas ilgilendiren, kadınların bugüne nasıl yaklaştığı, erkeklerin değil. Ben kadınların birbirlerine gül vermelerini, destek olmalarını, kadınların aralarındaki dayanışma ve "kız kardeşlik" bağlarını önemsiyorum. İki yaygın yaklaşım var. Bir yandan kadınlar ayrımcılığa uğruyor, eşit işe eşit ücret alamıyor, kadının erkekten noksan olduğu zannediliyor. Erkek kadının üzerinde egemenlik kurmaya çalışıyor. Ya da öbür uca gidiliyor; bu sefer de kadınlara değer verdiğini göstermek için erkekler bizlere "vazoda çiçek" muamelesi yapıyor. İkisi de sorunlu. Kadınlar Günü içi boş bir "gül ve çikolata dağıtma günü" değildir. Tarihsel olarak çıkışı çok anlamlıdır. Daha insanca, daha eşitlikçi, barışçıl ve huzurlu bir dünyaya davet eder; sembolik önem taşır. Ama bizler bugün ne yazık ki içini çok boşalttık. Yapılan etkinlikleri önemli buluyorum. Tabii ki tek başına yeterli değil ama küçümsemeye hakkımız yok. Biz kadınlar! Biz değişmezsek dünya değişmez. Eğer ataerkillik devam ediyorsa bu biraz da biz anneler oğullarımızı padişah gibi yetiştirdiğimiz için oluyor.

İlahiyatçı Dr. Hidayet Şefkatli Tuksal:
Kadınların mücadelesini hatırlattığı için anlamlı.

Özel olarak düzenlenmiş törenler dışında tebrik mesajı aldığımı hatırlamıyorum, zaten beklemiyorum da. Eğer alırsam ne cevap vereceğim meselesi, tamamen mesajın içeriğine ve üslubuna bağlı. Kadınlar Günü'nde kadınlara gül dağıtılmasını bir tür 'geçiştirme' olarak görüyorum. Benim için Kadınlar Günü, bu dünyada kadınlarla ilgili her türlü kazanımın, kadınların kimi zaman canları pahasına yaptıkları mücadelelerle elde edildiğini hatırlatması bakımından anlamlı ve önemli. Kadınlar Günü'nde yapılan etkinliklerin faydası var ama genellikle ilgilisinin farkında olduğu bir fayda şeklinde tezahür ediyor. Kadın hakları konusunda değişmesi gereken en acil durum, erkekleri ve erkekliği "norm" olarak kabul eden, dokunulmaz kılan zihniyettir.

Şemsinur Özdemir- Zaman

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 371
favori
like
share
MiSS-FENER Tarih: 14.03.2009 18:23
Emeğine Sağlık Ayla..
M.Kutsi Çil Tarih: 13.03.2009 21:04
Çiçekçilerin vatandaşı kazıklama günü.