Bir gün, uyuyan bir adamın ağzından içeriye bir yılan girer ve midesine yerleşir. Adam uyandığında büyük bir korkuyla anlar ki, o zamana kadar özgürce sürdürdüğü yaşam sona ermiştir. Artık varlığı, tamamen yılanın keyfine bağımlı olmuştur. Yılan ise, kötü ve baskıcı bir varlıktır. Adam, korkunç eziyetlere uğramamak için, yılanın bütün buyruklarını hemen yerine getirmek zorundadır. O insan artık kendisi değildir, tek başına hareket edebilme yeteneğini kaybetmiştir. Onun özgür irade bildiriminin yerini, despotça buyruklar yağdıran efendisinin kötü niyetleri almıştır. Öyle ki, bundan daha kötüsü düşünülemez.

Aradan zaman geçer. Ancak kahramanımızın trajik varoluşu üstüne çökmüş bulunan kabusla dakikalar saat, günler yıl olmuştur. Ama güzel bir sabah, adam uyandığında birden yılanın gitmiş olduğunu fark eder. Adam, özgürlüğüne yeniden kavuşmuştur. Şimdi eskisi gibi, istediğini yapabilmektedir. Önce, benliğini büyük bir sevinç sarar; bu yeniden kazanılan özgürlüğün verdiği sevinçtir. Oysa, hemen sonra anlar ki ne yapması gerektiğini artık bilmemektedir. Yılanın kesin egemenliği altında geçen uzun zaman içinde, iradesini onun iradesine, isteklerini onun isteklerine ve gücünü onun gücüne bağımlı kılmaya alışmıştır. İsteme, çaba gösterme, tek başına hareket edebilme yeteneklerini kaybetmiştir artık. Kölelik koşullarında kazanılan yeni 'nitelik', yılanla birlikte çekip gitmiştir. Adamın içinde bir yer boşalmıştır. Özgürlüğün yerini boşluk almıştır.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 305
favori
like
share
MiSS-FENER Tarih: 15.03.2009 17:09
Boyun Eğmek Buyruk Üzerine Yaşamak..

Paylaşım İçin Teşekkürler..