Zamanında bir adım atmayan tembel,
sonradan yüz adım atmak zorunda kalır.
Giovio




Bazı şeyleri yapmaya kesinlikle karar vermemize rağmen, başlamakta güçlük çekmek sürekli başımıza gelir. Gündelik hayatın içerisinde, vakitsizliğe veya mazeretlere sığınarak ne kadar çok şeyi erteleriz? Doğum yapmış veya evlenmiş bir yakınımızın ziyaretine hala gitmemiş olmamız, diyete veya spora her defasında pazartesi başlıyor olmamız, eskimiş yıpranmış kimlik veya ehliyetimizi değiştirmeyi sürekli ertelememiz, vidası gevşemiş dolap kapağının tamiratını ihmal etmemiz, v.b. Düşünecek olursak bunun gibi birçok şey vardır ertelediğimiz veya ihmal ettiğimiz. Peki bizi başlamaktan alıkoyan nedir? Erteleme ve üşenme tuzağına düşmüş olmamızın sebepleri nelerdir?



Bir şeyleri yapmaya karar veririz ancak bir türlü eyleme geçemeyiz. Eyleme geçmekte zorlandığımız birkaç dakikanın veya birkaç saatin, sonrasında günlerce belki de aylarca sıkıntısını çekeriz. Böyle durumlarda vakitsizlikten veya nakitsizlikten yakınırız. İstekli veya isteksiz yapmamız gereken şeyleri bazen angarya işler olarak görürüz. Oysa ki; ertelediğimiz işlerin yerine, gün içerisinde ne kadar çok, basit ve angarya işlerle uğraşıyoruzdur. Bir düşünsenize; bilgisayar karşısında veya kulağımızda telefon ile geçirdiğimiz fuzuli birkaç saatin yerine, istesek kim bilir ne işler bitirebiliriz.



Erteleme tuzağı bizi esir almış zihinsel tuzaklardan biridir. Zihin boşluğu sevmez, zihin bilmediğinden ürker. Zihin ertelediğimiz işler yerine, mutlaka başka bir şeyler koyacaktır. Üstelik yerine konulan bu yeni işler, bazen çok daha basit veya çok daha angarya olabilir.



O an gelen birkaç telefon görüşmesi yüzünden, yeni kurumuş bir iki çamaşırı ütülemeyi yarına erteleriz ama bir bakarız ki birkaç gün sonra çamaşırlar dağ gibi olmuş. Karman çorman olmuş ders notlarımızı sıcağı sıcağına temize çekmeye bir türlü zaman ayıramayız, düzenlemeyi hep bir sonraki haftaya erteleriz ve bir de bakarız ki elimizde karmakarışık birkaç not kağıdı veya birkaç düzensiz defter. Samuel Smiles der ki; tembel bir dimağ, şeytanın çalışma odasıdır.



Yapılması gereken şeyleri ertelediğimizde, bazen de tuzak şöyle işlemektedir. Bitmemiş işler ertelendiği için, anlık bir rahatlık yaşarız. Ertelediğimiz işleri veya problemleri zihnimizde bitirmiş, yerine getirmiş zannederiz. Oysaki problemler yarın çok daha büyümüş olarak karşımıza çıkacaktır, üstelik yarın yapılması gereken yeni işler ile birlikte. İşte bu noktada, zihnimizde düşüncelerin baskınına uğrarız. Bittiğini zannettiğimiz ve yeni başlayacak işlerimiz arasında zihnimizde çatışma yaşarız.




İnsanlar hayatlarında her zaman veresiye yaşarlar. Mevcut sürece baktığımızda problemleri ertelemeden yaşamamız gerekmektedir. Yapılması gereken bir şeyi ne kadar çabuk çözersek o kadar rahatlamış oluruz. Üşenmek, ertelemek ve vazgeçmek bizi kapana kıstırmış en büyük zihinsel tuzaklardır. Kendi zihnimizde tuzağa düşmemek için, her an problemlere değil, çözümlere odaklanarak yaşamalıyız. Bunu destekleyecek tüm kanıtları ve süreçleri de hayatımızın her alanında görürüz.


Önceden öğrenenler, indirimli fiyattan
Otoriteden öğrenenler, özgürlük bedeliyle
Deneyerek öğrenenler, etiket fiyatından
Yaşamdan öğrenenler, gecikme zammıyla
Yaşamdan da öğrenemeyenler, boşa gitmiş yaşamlarıyla öğrenirler.
Arthur Miller


Şeyda Küçükel

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 643
favori
like
share