İlkokula devam ettiğimiz yıllarda, çoğumuzun gerçekleştirdiği bir davranış biçimini hatırlayacağınızı düşünüyorum: Öğretmenimizin sorduğu sorunun cevabını eğer biliyorsak, parmağımızla beraber bazen vücudumuzu da kaldırır ve “önce ben” diyerek zıplardık. Gün olur, tombala oynamaya başlarken, numaraları çekmek için “önce ben” diye ısrar ederdik. Bunun gibi pek çok örnek sıralamak mümkün. Fakat yıllar geçtikçe aramızdan bazıları, “önce ben” i yoğun olarak kullanmaya devam etti. Kendisinin haklı olduğunu sürekli savunanlar, boyutu ne olursa olsun başkalarının uğrayacağı zarara önem vermeyenler gibi. Hele hastane, sinema, banka veya otoban gişeleri gibi yerlerde “önce ben” cileri çoğu kez görmekteyiz.

Bu noktada, kullanılan başka bir ifadeyle “ego” karşımıza çıkıyor. Ego, “ben” anlamı yüklü ve bilincimizi oluşturan katmanlardan biri. Bir tür savunma mekanizması olarak da işlev gerçekleştiren ego, insanlarda, var oluşlarından itibaren mevcut. Ama her kişide farklı sınır çizgilerine sahip. Ve bu sınır çizgilerinin yerini değiştirmek insanların elinde.

Bir süre önce, “bir ben var benden içeri” sözünü hatırladığımda, “kimse kötü değil, sadece herkes kendinden yana” yaklaşımını da göz önüne alıp, “önce ben” için iki ayrı değerlendirme yapmanın uygun olacağını düşünmüştüm:

1- ZARARLI ÖNCE BEN,
2- FAYDALI ÖNCE BEN.

Bireyler, faydalı bir gelişim sürecinde hiç yaşamamışlarsa, “zararlı önce ben” niteliğine sahiplerdir. Çünkü egolarını nasıl sınırlayıp biçimlendireceklerini bilemezler. Egoları serbesttir ve bencilce “önce ben” derler. Fayda sağladığına inandıkları egoları, baskın hale gelip, düşünmeden sergiledikleri tutumlar şekline dönüşür.

Menfaatperest yaklaşım kaynaklı davranış veya sözler 4-5 kez tekrarlandığında, kişinin artık farkına varmadan gerçekleştirdiği bir özellik kazanır. Ve bu insanlar, aşağıda bazılarını sıraladığım olumsuzluklar sergilerler:

- İlgisizlik,
- Hoşgörüsüzlük,
- Empati dışılık,
- Sevgisizlik,
- Öfke,
- Affedememek,
- Güvensizlik.


“Bencil adam daima en sevdiği kişiye, yani kendisine
zarar verir.” Bernice Peers

Mutlu olduğunu düşünenleri aslında mutsuz yaşatan “zararlı önce ben” cilikten daha fazla söz etmek istemiyorum. Sizlerle daha çok, özellikle vurgulamak istediğim “faydalı önce ben” ile ilgili düşüncelerimi paylaşmayı arzuluyorum.

Hayatı en ideal biçimde yaşamanın, bedenimizi ve duygularımızı tanıyıp değerlendirerek, onlara gereken önemi vermekle elde edilebileceğine inananlardanım. Bunun da “faydalı önce ben” cilikle sağlanabileceğini düşünüyorum. Yolu çok kolay; öğrenmeye açık ve istekli bir tercih sergilemek. Tabii ki gayemiz, edindiğimiz bilgilerle beynimizde büyük bir kütüphane yaratmak olmamalı. Bu bilgilerin çoğu, nasıl kullanılacağı bilinmediği taktirde değerini bulamayacaktır. Çünkü hedeflere ulaşmak ve başarı elde etmek, bilgiyi eyleme dönüştürmekle mümkündür. İşte bir örnek:

İnsan beyninin nasıl çalıştığı hakkında bir miktar bilgi sahibi olduğumuzu düşünelim. Bu bilgi ile beynimizi gerektiği gibi aktive edip güçlü yanlarından yararlanarak, içinde bulunduğumuz durumu iyileştirebiliriz. Durumumuzu iyileştirmek ise, ortaya koyduğumuz davranışlarımıza yansıyıp, olumlu sonuçlar elde etmemizi sağlar.

Görüldüğü gibi, edinilen bilgilerden en iyi sonuçların nasıl elde edilebileceğini açıklayan yöntemleri de öğrenmek gerekir.

”Dünyada değişiklik yapmakta başarılı olanlar,
değişikliğe kendinden başlayanlardır.”
Bernard Show

Sağlıklı bir bedene sahip olmak; düşünce gücümüzün, enerjimizin ve çevre ile olan ilişkilerimizin seviyesini belirler. “Faydalı önce ben” cilikle fizikî varlığımızın özelliklerini tanıyıp, ideal beslenme rejimimizi uygulamamız icap eder. Yaşam konforumuzun en büyük kaynağı vücudumuz değil mi ?

İnsanların, birbirlerinden farklı algılama ve öğrenme özelliklerine sahip olduğu, artık büyük oranda kabûl gören bir gerçek. Buna bağlı olarak da dünyada, eğitim-öğretim sistemlerinde değişiklikler yapılmasının dile getirildiğini izlemekteyiz. Bireylerin, ilkokul öncesinden eğitimlerini tamamlayacakları son aşamaya kadarki süreçten bahsedilirken, “duygusal zekâ”, “çoklu zekâ”, “öğrenci merkezli eğitim” gibi ifadelerden çokça söz edildiğine şahit oluyoruz. Hattâ, pek çok ülkede olduğu gibi yurdumuzda da, bu farklılığı göz önünde bulundurarak eğitim faaliyetlerini sürdüren kurumlar mevcut. Çok da başarılı sonuçlar elde etmekteler. Buradan yola çıkarak şöyle bir sonuca ulaşmak kanımca doğru olacaktır: Karşımızda, hayatımız boyunca her zaman eğitmen bir kişi bulunmuyor. Gerek yaşadıklarımız, gerekse edindiğimiz bilgiler, bizler için zaten birer eğitmen. Ama bunlardan faydalanmak için, içimize dönüp kendimizi tanımamız, sahip olduğumuz değerleri belirleyip biçimlememiz önceliklerimiz olmalı. Farkında olmadığımız bazı doğal yeteneklerimizi keşfetmeliyiz. Yani, “faydalı önce ben” de adımlar atmak gerekmekte.

Yaşamımızı şekillendiren başka bir oluşum da, sıralaması tarafımızca yapılmış olan değerlerimiz. Kaynağı ise algılayış biçimimiz. Kendimize dönük gerçekleştireceğimiz tanıma, değerlendirme ve gelişim çabalarımız, algılarımızda da değişiklik yaratacaktır. İlerleyen aşamada, iç ve dış dünyamızdaki bazı olguların değeri farklılaşacak ve değerler sıralamamız değişecektir. Sonuçta da, bu değişikliğin bize harika kazanımlar sağladığını açıkça görürüz.

Çünkü sıralamamızdaki değişim; kelimeler
tavırlar ve fiziksel faaliyetlerimizle dış dünyamıza yansıyacaktır. Ve bunlara yüklediğimiz güzel duyguların miktarı, çevreden alacağımız olumlu cevaplarla doğru orantılıdır.

“Faydalı önce ben” i kullandıkça, inançlarımızı daha iyi tanır ve biçimlendiririz. Burada sözünü ettiğim “inançlar”, genelde ilk akla gelen din veya kabûl görmüş tezler değil. Hedeflerimize ulaşma aşamasında kullandığımız ve kendimizin oluşturduğu yöntemlerimiz, tercih ettiğimiz yollar. Bunlardan en iyi sonuçları alabilmek için önce kendimizi tanımamız, başarı temininde kullanabileceklerimizi seçmemiz veya yeniden oluşturmamız gerekir. Bu da, kendimize dönüp içimizdeki “ben” i yeniden değerlendirmekle mümkündür.
Başka bir kazanım ise mutluluğumuzun seviyesi. Kendimizi tanıma yönünde aşamalar kaydettikçe, mutluluğa bakış açımızda farklılıklar ortaya çıkar. Ayrıca, mutluluğa ne anlam verdiğimiz konusunda da gelişmeler yaşarız. Bizi mutlu ettiğini düşündüğümüz kalemlerin değiştiğini, çevremizle birlikte yaşadığımız mutluluğun,tek başımıza yaşadığımızdan daha değerli olduğunu görürüz.

* Yaşamın anlamını şöyle derli toplu bir cümleye sığdırmak isteyen bir genç, bu uğurda yolculuk yaparken, Polonya’da bilgeliğiyle ün salan bir hahamı ziyaret eder. Haham, onu yaşadığı eve götürür.Delikanlı,hahamın yaşadığı evde, yerde bir kilim, sedir bir yatak, bir masa ve bir sandalyeden başka her yerin kitapla dolu olduğunu görür ve şaşırarak sorar:

“Diğer mobilyalarınız nerede ?”

Haham;

“Sizinkiler nerede ?” diye soruyla karşılık verir delikanlıya. Bunun üzerine delikanlı:

“Ama ben yolcuyum” diye cevaplar. Haham da;

“Ben de öyle, ben de öyle” der.


“Faydalı önce ben” in sağlayacağı daha pek çok mükemmel sonuçtan söz etmek mümkün. Zaman içinde yazılarımda bunlara tekrar değinmeye çalışacağım.

Şimdi sizden bir isteğim var: Haydi gelin, mümkün olduğunca “faydalı önce ben” cilik yapmaya beraberce devam edelim!


Sevgi ve mutlulukla kalın.



Gülderen Uzunefe

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 197
favori
like
share