Sistem gereksinimleri

İşletim Sistemi: Windows XP / Windows Vista
İşlemci: Intel Pentium D 2.6 GHZ / AMD Athlon 64 X2 3800+
Ekran Kartı: NVIDIA GeForce 6800 / ATI Radeon X1600
Bellek: 1GB RAM
Sabit Disk Alanı: 8GB Boş Alan
Media: DVD-ROM
Prince of Persia Tavsiye Edilen Sistem
İşletim Sistemi: Windows XP / Windows Vista
İşlemci: Intel Core 2 Duo 2.2 GHZ / AMD Athlon 64 X2 4400+
Ekran Kartı: NVIDIA GeForce 9800GTX / ATI Radeon HD 3000 serisi
Bellek: 2GB RAM
Sabit Disk Alanı: 8GB Boş Alan
Media: DVD-ROM


Oyundan Görüntüler.






Oyun bilgileri , Oyun tanıtımı

Bunlar karanlık günlerdi... Sultan, uzak diyarlarda savaşırken, baş vezir Jaffar saltanatı ele geçirmek üzereydi. Zorbalığın hükmüne boyun eğmek zorunda kalan halk, daha güzel günlerin düşlerini kuruyordu. Jaffar ve taht arasındaki tek engel, uzak diyarlardan gelen bir yabancıydı. Uzak diyarlardan gelen yabancı, Sultan' ın dünyalar güzeli kızının, yani Prenses' in kalbini çalmıştı.Yabancı, bu yüzden farkında olmadan kendine güçlü bir düşman edinmişti. Jaffar' ın emri üzerine kılıcı dahil tüm eşyalarına el konarak tutuklandı. Sultan'ın zindanlarından birinde, ölene dek mahkum olarak kalacaktı. Prenses' e gelince, Jaffar ona bir saat içerisinde karar vermesi üzere bir seçim sundu; Kendisi ile evlenmesi ya da ölmesi... Yüksek kulenin tepesinde bulunan odasının kapısı üzerine kitliyken, Prenses tüm umudunu yabancıya bağlamıştı. Oysa ki yabancının Sultan' ın zindanlarından birine kapatıldığından habersizdi. Yabancının, bu dipsiz kuyu misali zindanın muhafızlarının kaçması, ölümcül tuzakları atlatması, saraya ulaşıp baş vezir Jaffar' ı yenip,Prensesini kurtarması lazımdı. Belki de bütün bunları gerçekleştirirken, Pers halkına uzun süredir düşlediği düzeni ve barışı sağlayarak Prince of Persia ( Pers' in Prensi ) ünvanını almaya hak kazanacaktı...

Hey gidi Prince of Persia hey!1989 yılında Jordan Mechner' ın yarattığı Prince of Persia efsanesiyle ilk tanışmamız bu şekilde gerçekleşti. Ve Prince of Persia serisi, 1993 yılında gelen Prince of Persia 2: The Shadow and the Flame ile devam etti. 1999 yılında gelen Prince of Persia 3D ile, nihayetinde Prince 3 boyutlu dünyaya " Merhaba " dedi. 2003 yılında ise Ubisoft' un yapımcılığında çıkan Prince of Persia: The Sands of Time ile, Prince kendisini tanıyan ya da tanımayan tüm oyunseverlerin gönlünde vazgeçilmez bir yer edindi. Ubisoft' un elinden çıkan ilk Prince oyunu olan The Sands of Time' ı gördüğümde, elimdeki bardağın " çat " diye elimden düşüp kırıldığını ve ağzımın beş karış açık kaldığı günü dün gibi hatırlarım. Oyunu ilk olarak bir arkadaşım oynarken görmüştüm. Ben geldiğimde hayli ilerlemiş, hatta oyunu yarılamış durumdaydı. Kontrollere o kadar hakim, o kadar kendinden emin oynuyordu ki anlatamam. Hani bu kadar rahat bir tavırla ekranda gördüğüm akrobasiyi kıyasladığımda, " Ya ben salağım, ya da bu adam bir çeşit oyun tanrısı " falan demiştim içimden Şaka yapmıyorum ciddiyim, hatta arkadaşım oynarken " Abi ver biraz da ben oynayayım " ya da " Save alıp oyunu yeniden başlatsana, biraz ben oynacağım ehehe " demeye çekindim.

Upgrade zamanı gelip çatmıştı....
O zamanlar elimdeki sistemde Windows98 yüklüydü. Zaten pek WindowsXP çalıştırmaya pek niyeti olmayan, upgrade' i gelmiş bir sistem vardı elimde. Her ne kadar " İyi kötü idare ediyor işte " modunda takılıyor olsam da, Prince' i yeniden gördüğüm gün benim için upgrade rüzgarlarının başladığı gündür. Onca uğraş, hesap-kitap ardından hakkıyla Prince of Persia oynayabileceğim bir makina topladım ve makina başına geçtim. Oyunu yüklerken şüpheli gözlerle klavye ve mouse' a bakıyordum, " Acaba olur mu? " gibisinden. Oyuna başlayalı henüz yarım saat olmuştu ki, artık Prince demek " ben " demekti. Saatler süren bu ilk buluşma esnasında bir ara telefonum çaldı. Arayan, PoP oynarken izlediğim arkadaştı, " Ne yaptın yükledin mi ? " sorusuna " Bir ara gel de ustasından Prince of Persia öğren " gibi ukala bir tavırla karşılık verdim

Ve efsane devam etti...Bir solukta PoP: Sands of Time' ı bitirdim. Yetmedi baştan oynadım, yetmedi baştan oynadım...taa ki " Off yeni bir PoP çıksın artık!!! " diye isyan edene kadar. Ardından bir sene sonra PoP: Warrior Within geldi. PoP: Sands of Time hakkında söylenebilecek tek kötü şey renklendirme ile ilgilenen arkadaşın elinin ayarının kaçmış olduğudur. Hani oyun benim açımdan her anlamda kusursuzdu, ama bir yerden sonra o kadar canlı renkler olması ufaktan ufaktan gözüme batar olmuştu. Ubisoft sağolsun PoP 2' de bunun da üstesinden gelmişti (2004). Daha karanlık, daha karamsar bir atmosfer ile gelmişti PoP 2. Önceki oyunun üzerine birçok yenilik getirmiş ve takdiri hak eder bir oyun olmuştu. Yine bir çırpıda biten ( yanlış anlamayın, aslında yeterince uzundu) ve kendini tekrar tekrar oynatan bir oyun...( Ahh Dahaka ahh, az mı kaçtım senden :P ) Artık PoP 2' nin bitişi itibari ile herkes serinin 3. oyununun gelişine kesin gözüyle bakıyordu ki, netekim 3. oyun da geldi. PoP 3: The Two Thrones (2005), nedense oyun süresi olarak PoP 2' den daha kısa bir oyun süresine sahipti. Yine de " The dark side of the PoP " modundaki " Dark Prince " ile tanışmak harikaydı. Ama maalesef PoP 3 ile Prince' in hikayesi son buluyordu. Hiç bitmesin diye düşünmemize rağmen yine bir çırpıda bitirdiğimiz PoP 3 ardından, " Off noolcak şimdi ?, Ya devamı gelmezse ?, Yok canım gelir gelir ehehehe " gibi paranoyak bir PoP kitlesi çıktı ortaya. İşin ucunu bırakmadık ve Prince of Persia serisinin öyle ya da böyle devam edeceğine inanarak bekledik. Sonunda beklentilerimiz boşa çıkmadı ve ufukta yeni bir senaryo, yepyeni bir dünya ve yepyeni bir karakter ile, Prince of Persia geri döndü....

Nereden nereye...Bu sefer elimizdeki karakter lüks saraylardan, görkemli şehirlerden ve şık kıyafetler giyen soylulardan değil. Yeni Prince ( ki kendisi oyunun başında değil Prens, köy muhtarı bile değildir :P ), bol paranın ve kadının olduğu lüks bir hayatın hayallerini kuran bir gezgindir. Hiçbir yere ya da hiçbirşeye bağlanmadan, özgürce diyardan diyara, maceradan maceraya gezen bir adamdır. Geçmişi her zaman ardında bırakan, yaşadığı o anı hissetmeyi seçmiş bir insan. Gün gelip yolu kurak bir çöl ile kesişse de aldırmayan gezgin, çölde kum fırtınasına yakalanır. Fırtına dindiğinde kendisini cennet misali bir bahçede bulur.Bahçe, inanca göre tüm yaşamın kaynağı olduğuna inanılan " Yaşam Ağacı " ( The Tree of Life ) ' nın bulunduğu bir yerdir. Asırlar süren tutsaklığın sonunda ışığa baş kaldıran karanlığın yeniden ortaya çıktığı bu yerde, kendini iyiyle kötünün arasındaki savaşın ortasında bulur.

Efsane der ki iyi ile kötünün birbiri ile olan savaşı neredeyse yaradılış kadar eskidir. Ahriman, içindeki tüm kıskançlık ve nefret ile dünyaya karanlığı saldı. Karanlık, birçoğunun kalbine kötülüğü ve yozlaşmışlığı işledi. Hem öylesine işlemişti ki, bu çarpıklık gün geldi maddeye büründü, yeri, göğü ve toprağı sardı. Uğursuz güruhu, karşısına çıkanı ya karanlığına kattı, ya da yok etti. Güruh, Ahriman'ın gücüne güç kattı. Hizmetkarları varoluşlarının sebebini görmeksizin, kendini ona hizmet etmeye adadı. Ahriman, kimi seçilmiş hizmetkarlarına karanlığın güçlerini bahşetti. Seçilmişler, Ahriman'ın iradesine hizmet etmek adına, güruh'a liderlik etti, Ormazd' a karşı savaştı. Işığın tanrısı Ormazd karşısında birer birer yok olanseçilmişlerden anca birkaçı hayatta kaldı. Seçilmişlerin ölümü ile sonunda Ahriman' da güçsüz kaldı ve düştü. Ahriman' ın seçilmişleri, efendileri ile birlikte yüzyıllar boyunca Yaşam Ağacı' nın içinde tutsak kaldı. Ancak yüzyıllar sonunda Ahriman ve hizmetkarları yeniden Ormazd' a karşı duracak gücü kendinde bulup, iyi ile kötünün bitmek bilmeyen savaşını yeniden başlattı. Gitgide güçsüz düşen Ormazd' ın ise, ışığın adına yanında duracak bir kahramana ihtiyacı var....

Onca yıldır aşina olduğumuz Prince ve hikayesinden çok daha farklı bir senaryo ile karşımıza çıkıyor yeni oyun. Assasin's Creed' in motoru üzerine geliştirilen oyunun ilk dikkat çekici özelliği ise, tamamen el çizimi görünümünde bir dünya olması. Önceki PoP' lardaki yada Assasin's Creed' deki grafik yapısından tamamen farklı. Yeni çıkan hemen hemen her oyun için artwork çizimler üzerine çalışmalar görebilirsiniz. A.C' in oyun motoru üzerine adeta artwork bir dünya tasarlanmış. Şimdiye dek izlediğimiz videolar ve gördüğümüz resimler ardından rahatlıkla şunu diyebiliriz ki " Mis gibi de olmuş ! " Yeni PoP serisi ile birlikte, hiçbir zaman grafiklerden yana şikayetim olmamıştı ( tabii PoP 2 & PoP 3' ün ilk bölümlerinde grafiklerin berbat, sonra ne hikmetse gitgide güzelleşmesi gibi bir durum sözkonusuydu ). Ama bu sefer karşıma çıkan şey hem oyun, hem çizgi-film, hem sinema hemde anime seven bir insan olarak bana çok lezzetli göründü. Bugüne dek PoP serisinin ses ve müzikleri konusunda pek bir hatasını gördüm diyemem, hatta oyun esnasında insana o ambiansı o kadar başarılı bir şekilde yaşattı ki, bu konuda içimde en ufak bir şüphe barındırmıyorum desem yeridir.

GauntletOyunun dövüş sisteminden söz etmek gerekirse Prince of Persia yine bu konuya farklı bir boyut kazandırmayı hedeflemiş. Oyunun başından itibaren bütün akrobasi ve dövüş yeteneklerine sahip olacağız. Yani elimizdeki karakter basit hareketler, sade combo'lar ile sunulmuş bir karakter değil. Ama yine de senaryo dahilinde ilerledikçe bazı yeni yetenekler ile karşılaşacağız. Kaldı ki bulunduğumuz dünyanın senaryo dahilinde erişilmesi gereken tüm noktalarına bu güçlere sahip olduktan sonra erişebileceğiz. Bir nevi kazanacağımız her yetenek, bize açılan yeni bir mekanın kapısı olarak düşünebiliriz bunu...

Dövüş sisteminin temel mantığı, oyun içerisinde karşılaşacağımız rakiplerle mücadele ederken, hangi vuruşun ya da hangi combo' nun o an kullanılıp, hangi combo' nun kullanılmaması gerektiğini keşvetmek. Yeni Prince ile gelen dövüş sistemi " En güçlü vuruş - En güçlü combo " gibi bir temele dayanmıyor. Görünüşe bakılırsa bu sistem, doğru an ve doğru saldırıyı eşleşmesine dayalı. Kişisel görüşümü sorarsanız bana oldukça eğlenceli göründü.Ayrıca dövüş sisteminin mekanikleri, kullanılacak combo'lar açısından belirli bir vuruş sıralamasına bağlı değil. Bu bakımdan bileğimizin gücü ve yaratıcılığımız konuşacak. Elika' nın da oyun boyunca yanımızda olacağını varsayarsak, rakiplerimizin Prince - Elika ikilisinden çekeceği var ( Her ne kadar böyle desek de oyunda karşımıza çıkacak tüm rakipler hemen hemen ikisinin gücüne eşit olacak ). Rakiplerimizle yaşayacağımız mücadelelerin her biri tam bir düello havasında olacak ( işte oyunun çarpıcı yönlerinden biri daha :P ). Prince dünyası sözkonusu olunca, co-op mode' da Prince' e bu denli yardımcı olacak bir karakterin olması bizler için yeni ve ilginç bir deneyim olacak. Unutmadan eklememiz gereken başka bir detay ise Prince' in sol elinde bulunan Gauntlet ( Üzerinde demir kaplamaları olan bir deri eldiven ). Gauntlet hem dövüşte, hemde akrobatik hareketleri gerçekleştirmekte kullanacağımız çok önemli bir eşya. Hem rakiplerinize karşı güçlü bir avantaj, hemde akrobasi anlamında devrimsel bir yenilik. Oyuna katacağı eğlenceyi düşündükçe heyecanım gitgide artıyor

Elika...Elika....Elika.... Eee kim bu Elika ?
Farah, Kaileena ve daha niceleri...Prince & KadınlarSözkonusu Prince olunca senaryonun içinde mutlaka bir Prenses, ya da güzel bir kadın vardır. Kurtarılmayı bekleyeninden, yeri gelince silah kuşananına kadar onlar hep bir şekilde Prince' in hayatındaydı. Yeni oyundan bahsederken sürekli " Elika " ismi geçiyor. Oyunu aldığınızda yüzyüze tanışma şerefine erişirsiniz, ama biz yine de güzel kızımızı şöyle kısaca tanıtalım. Elika da Prince gibi kum fırtınasında yolunu kaybedip, sonunda kendini Yaşam Ağacı' nın bulunduğu bahçede buluyor. Prince ile burada yolları kesişen Elika, henüz keşvetmeye başladığı yeni güçler ile Prince'e yardım ediyor. Önceden de bahsettiğimiz gibi Elika dövüş ve akrobasi yönünden gücümüze güç katacak. Yani " Kılıç - Tekme - Kılıç - Elika v.s " combo'la bizleri bekliyor

Elika' nın kullandığı büyülerden biri de, astro projection olarak tanıtıldı ( bir nevi astral form'a geçerek prince' 'in tek başına yapabileceğinden daha uzun atlayışlar yapmasını sağlıyor ve düşmek üzereyken onu yakalayarak, en son bulunduğu güvenli zemine ulaştırıyor ). Elika' nın bu özelliği oyuna da astro projection ismi ile geçer mi bilmiyorum, ama Mattes bu özelliğin işlevinden bahsederken bu ismi kullandı. Yeni oyunda böyle bir etkenin oluşu, ister istemez bazı kullanıcıların " Düşüp ölme tehlikesinin olmayışı oyunun zorluk seviyesinde kötü bir etki yaratır " şeklinde düşünmesine sebep olmuş. Ancak oyunun yapımcısı Ben Mattes, " Artık günümüz oyunlarının yapısına göre Oyun bitti ya da Devam etmek ister misiniz ? gibi kavramlar Arcade oyunlarında kaldı. Oyun dünyasının bu yönde fazlasıyla evrimleşmiş bir yapıda olduğunu düşünüyoruz. Bu sistem ile yaratmaya çalıştığımız şey, Prince of Persia' nın checkpoint sistemli oyunlara göre çok daha sürükleyici bir yapıda olmasını sağlamak. " şeklinde bir açıklamada bulundu. Yine de bu konudan bahsederken " Healing Point " gibi bir cümle geçmiş bulunmakta. Healing Point, Elika' nın o an bulunduğunuz yerdeki mekanın çarpıklığını ve bozulmuşluğunu, büyü kullanarak iyileştirebileceği hassas bir nokta. Elika bu hassas nokta ile etkileşime geçip, etrafa yeniden hayat veriyor adeta. Bulunduğunuz ortamın adeta yeniden canlandığına şahit oluyorsunuz ( Mübarek Elika, türbesi yapılası insan :P ).

Ve yeni nesil Prince of Persia oyunlarının en çarpıcı noktalarından biri olan akrobasi... İşte bu konuya gerçekten de çok hassas bir şekilde yaklaşılmış arkadaşlar. Serinin önceki oyunlarında akrobasinin bize yaşattığı adrenalin' i tarif etmek gerçekten çok zor. Konu oyundaki akrobasi olunca, mutlaka herkesin kendine has becerisi ve kontrol hakimiyeti farklıdır. Zamansız yapılan bir sıçrayış rahatlıkla Prince' i dipsiz bir kuyuya gönderebiliyordu. Bu yönden oyun bazen kimi oyuncular için zorlayıcı olabiliyordu. Yeni Prince, bu yönden yeni oyunculara daha kolay alışılabilecek bir kontrol hakimiyeti sunuyor. Peki ya yeni nesil Prince of Persia oyunlarının akrobasi ustaları ? Kontrollere sonuna kadar hakim, kusursuz denebilecek oyuncular ? Merak etmeyin, ustalığını kanıtlayabilen tüm oyuncular için çok daha dominant bir akrobasi becerisi ile bu dünyayı gezinmek mümkün. Kaldı ki Mattes' in iddiasına göre bu sefer yapabileceğiniz şeylerin sınırlarını çizebilmek, hayli zor olacak...

Ayrıca Prince of Persia dünyası yeni oyunla birlikte alışılageldik lineer mekan tasarımlarının da dışına çıkıyor. Oyuncunun nereye gideceği ve hangi yolu seçeceği gibi konular tamamen kendi insiyatifine kalmış.Bu durum oyunun ve senaryonun gidişatını değiştirmek adına ciddi bir önem taşıyor.Yapımcıların bu konuda başarmak istedikleri, herkese kendine has bir Prince of Persia deneyimi yaşatmak. Son günlerde oyuncuların yer ve mekan konusundaki sınırları oldukça genişletilmiş oyunlar daha da ön plana çıkmaya başladı. Umarım " Open World " kavramı oyun dünyasına bir külfet olmaktan çok nimet olarak kabul görür ve tüm yapımcılar tarafından benimsenir. Yer yer oyun dünyasında gelişen teknolojinin eğlence unsurunu gölgelediği noktalarda kızıyorum ama, bazen de tam tersini yaparak yüzümüzü güldürüyorlar

Uzun lafın kısası, Prince of Persia çok fena geliyor arkadaşlar. Yine saatlerce ekran başından ayrılamayacağız, uykusuz saatler geçireceğiz. Ama olsun, mevzu Prince of Persia olduktan sonra, uykunun ne kadar önemi var ki ? Oyunun çıkacağı platformlar PC, PS3 & Xbox 360 şeklinde. Ancak oyunun PC platformunda akıcı bir şekilde oynanabilmesi için en az Assasin's Creed kadar sistem gereksinimine ihtiyaç duyacağı kesin. Prince öncesinde elinizdeki sistemi tekrardan bir gözden geçirmenizi tavsiye ederim. 2008' in son çeyreğinde gelen en önemli oyunlardan biri de Prince. Eğer upgrade yapmak gibi bir düşünceniz varsa, bunu özellikle Kasım ayına girmeden önce yapmanızı tavsiye ederim..

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 734
favori
like
share
Sewiyorum Tarih: 13.04.2009 20:16
Ben Pc de olanını oynayıp bitirdim arada youtubeden faydalan yol gösteren çok
Han Tarih: 13.04.2009 13:57
PSP'de oynamaya basladim. Ama bi yere geldim takildim. Cikis yolu bulamadim henuz...
Sewiyorum Tarih: 12.04.2009 21:35
Oyunun Bitiminde Oyunu yapanların tanıtımı bittiğinden sonraki ekran..
Prince Of Persia







Video 'dan izlemek için

[YOUTUBE]THLWldV0JDk[/YOUTUBE]