Sistem Gereksinimleri

Minimum:
Windows 98/ME/2000/XP
İşlemci: 1.5GHz Pentium 4
RAM: 384 MB
Ekran Kartı: 64 MB
Boş Alan: 1500 MB

Önerilen:
Windows 98/ME/2000/XP
İşlemci: 2.8GHz Pentium 4
RAM: 768 MB
Ekran Kartı: 128 MB
Boş Alan: 1500 MB







Oyun bilgileri Oyun tanıtım

Noran’da savaş bir türlü durulmuyordu. İnsanlar ve elf’ler, Beast Horde tarafından sürekli olarak tehdit ediliyor ve çeşitli saldırılarla zor durumda bırakılıyordu. En sonunda, bu kaos ortamı, sonuçları pek de hoş olmayacak bir savaşı doğurur. Beast Horde’ların insanlara karşı başlattığı bu savaş, birçok şeyin değişmesine ve hatta daha tehlikeli yeniliklerin de olayın içine girmesine sebep olacaktır, örneğin The Fallen gibi. Artık gerçekten hiçbir yer güvenli değildir ve üstelik düşmanlar da çoğalmıştır. Artık güvenebilecek sadece bir tek kişi var; siz Lordum!

Akın akın geliyorlar
Armies of Exigo, uzun zaman önce duyurulmuştu ve basın açıklamalarının yanında ilk tanıtımlarına bakıldığı zaman, etrafı sallayacak bir RTS olarak tahmin edildi. RTS’nin alışılagelmiş birçok öğesinin, karşımıza daha geliştirilmiş ve modern bir biçimde çıkmasını bekledik. Armies of Exigo’yu oynamaya başladıktan sonra, maalesef bu beklentilerin aksine, türe yeni hiçbir şey katmadığını, hatta birkaç sene öncesinin RTS’lerinin grubuna dahil olabileceğini gördük. Bu yorumlar, Armies of Exigo’nun kötü bir oyun olduğu anlamına gelmiyor ama beklediğimiz ya da istediğimiz gibi bir yapım olmadığı da apaçık ortada.

Armies Of Exigo, Noran isimli bölgede geçiyor. Giriş paragrafında da bahsettiğimiz üzere, insan ve elf ırk’ları, Beast Horde’lar tarafından devamlı rahatsız edilirler. Oyun da, en sonunda patlak veren savaş ve The Fallen’ların ortaya çıkmasından sonraki süreçleri konu alıyor. İnsanlar ve elf’leri aynı çatı altında değerlendirirsek, Beast ve Fallen’larla birlikte 3 taraf bulunuyor. Bu 3 tarafı içeren toplam 36 görev boyunca mücadele edeceğiz. Farklı ırklar içeren RTS’lerde rastlayabildiğimiz gibi, Armies Of Exigo’daki ırkların birbirlerinden farklı birimleri ve özellikleri bulunuyor, bu da farklı avantaj ve dezavantajların olması anlamına geliyor. Beast’ler, ogre gibi yaratık-vari bir cinsten, Fallen’ler ise böceğe benzer birimlerden meydana geliyorlar.

Armies of Exigo’da gerçekten etkilendiğim kısımlardan birisi, başlangıç demosu ile birlikte ara demo’lar. Gayet etkileyici ve kaliteli biçimde hazırlanmışlar, çok güzel görüntüler içeriyorlar. Armies of Exigo, multiplayer’ın dışında, tek kişilik oyun içerisinde bize aşırı fazla seçenek sunmuyor. Oyuna alışmak için, Tutorial bölümünü oynayabiliriz ama bu bölümü ben eksik buldum. Temel yapmamız gereken şeyleri gösterse de, ana oyuna geçtiğimiz zaman bazı gösterilmesi gereken şeyleri kendimiz keşfetmek zorunda kalıyoruz ve bunları sonradan öğrenmemiz kritik noktalarda hatalar yapmamıza sebep olabiliyor. Belki yapımcılar, bazı detayları bizim keşfetmemizi istemiş olabilirler ama yine de bu kritik noktalarda işimize yarayacak olan kısımların da, daha önceden bize gösterilmiş olması iyi bir fikir olurdu.

Tek kişilik oyun, campaign kısmından oluşuyor ve sırayla giden bir görevler dizisini takip ediyor. Burada tek tek görevleri oynarken, bir yandan da hikayenin ardı arkasını getirmeye çalışıyoruz. Ana ekrana geldiğimiz zaman, artık her RTS’den ezbere bildiğimiz bir ekran ile karşılaşıyoruz. Kaynakların ve birimlerin gösterildiği tüm yerler belli ve eski RTS oyunlarındakilerin hemen hemen aynısı.Aslında böyle bir standart'ın oturtulması, bir bakıma da oyuna alışma konusunda bize kolaylık sağlayabiliyor. Üstten, klasik RTS görünüşünde oynadığımız Armies Of Exigo’nun grafikleri gayet temiz ve göz yormuyor. Demin de belirttiğimiz gibi, oynarken kullanacağımız opsiyonların yerleri gayet kolay ve kullanışlı biçimde karşımızda oluyorlar.

Tahta artık bir element!
Armies of Exigo’da da kaynak üretimimizi gerçekleştirip, çeşitli binalar kurmalı ve bu binalardan yaratacağımız askerlerimiz ile ordular kurup saldırı düzenlemeliyiz. Yani, klasik RTS mantığı, olması gerektiği gibi burada da geçerli. Kaynak olarak üç materyal kullanıyoruz; tahta, altın ve gem. Binaları üretmek için genelde altın ve tahta kullanıyoruz, değişik birimler ve upgrade’ler gerçekleştirmek için, altın ve tahtaya gem de katılıyor. Genelde pek kaynak sıkıntısı çektiğimiz söylenemez, yerleşmiş olduğumuz alanda, tahta için devamlı ağaçlık bir bölüm ya da altın madeni mevcut oluyor. Bölümler ilerledikçe gem yerleri de yanımızda bitiveriyorlar. Kaynakları toplama, binaları yapma, onarma gibi işlemleri yapmak üzere Age of Empires’daki gibi köylülerimiz var. Bunlardan üretip, kaynak toplama işine girişebiliyoruz.

Bölüm içinde gerçekleştirmemiz gereken çeşitli quest’lerimiz olacak. Bunları yaptıkça senaryoda daha da ilerleyebileceğiz. Ana quest’lerin yanında, eğer yaparsak altın ya da diğer kaynaklar bakımından avantaj sağlayabileceğimiz yan görevler de olacak. Ordumuzu oluşturabileceğimiz birbirinden farklı askerlerimiz ve rahip gibi birimlerimiz var. Örneğin, insan ırkında yakın dövüş için pikeman ve swordsman’lar var, mesafeli saldırılarda ise elf okçularından üretip, onlardan faydalanabiliyoruz. Tüm adamlarımızı beraber seçip yönlendirdiğimiz zaman, uygun bir dizilime geçiyor ve bu şekilde hareket ediyorlar, yani yakın dövüş adamları önde yürürken, okçular da onları uzaktan korumak üzere arkadan geliyorlar, bu güzel bir şey. Bunların yanında, büyü yapabilen birimler mevcut. Rahipler, büyü ile yaralı askerleri iyileştirebiliyor ya da bir süreliğine atak rating’lerini arttırabiliyor. Askerler, savaştıkça level atlıyor ve rütbeleri artıyor, tabii bunun sonucunda da düşmanlara daha etkili biçimde saldırabiliyorlar. Blacksmtih’e benzer binalarda gerçekleştirebileceğimiz upgrade’ler sayesinde, adamlarımızın atak seviyelerini ve zırhlarını geliştirebiliyoruz.

Görevler, alışılagelmiş yerleşip diğer ırkı haritadan silme, ya da direkt olarak birisine eskortluk etmeden meydana geliyorlar. Bu eskortluk etmemiz gereken birimlerin büyüleri ya da saldırılarından da istifade edebiliyoruz, tabii onları kaybetmemek şartıyla, onlar ölürse görev başarısız oluyor. Yalnız genelde bu birimler güçlü büyülere sahip oluyor ya da vurdukları zaman deviriyorlar. Armies of Exigo’ya has olan değişik bir özellik ise, yeraltlarına da girebiliyor olmamız. Kimi yerlerde, yol olmadığı zaman ya da senaryo icabı olarak, yer altı mahzenlerine girip buralarda da dövüşler yapacağız. Bunun için de özel bir mini map devreye girecek ve yer üstünde olduğu gibi, biz ilerleyip keşfettikçe, o da açılacak. Yeraltında da bizi yok etmek üzere bekleyen tehlikeli yaratıklar ile karşılaşacaksınız. Haritaları keşfederken, bazen çevrede bulabileceğimiz hazine sandıkları olacak, bunlar da bize ekstra altın sağlayacak ve ekonomimize katkıda bulunacaklar.

Görevleri etkileyen eksikler
Armies of Exigo, maalesef yanında birçok eksi özelliği de beraberinde getiriyor. Kaynak toplama süreçlerinde, yerleşmemiz için bize öyle dar bir nokta veriliyor ki, savunmayı sağlama alıp bol adam yarattığınız zamanlarda, onlara devriye gezme komutu verirseniz, gidip gelmeler sırasında birbirlerine takılıyorlar. Birbirine takılan birlikler yerlerinde sayıyorlar ve diğer dolaşan birlikler düşmana az adamla yakalanıp yere seriliyorlar. Hele inşaa ettiğimiz binalar, alanı daha da daraltınca seyreyleyin gümbürtüyü. Dikkatimi çeken bir diğer tuhaflık da, altın madenlerinde karşıma çıktı. Tek bir altın madeninde, ikiden fazla adam çalışmaya gitmiyor, en azından ben zorladım ama bir türlü bunu yaptıramadım, belki sizin sözünüzü dinlerler. Yine kaynak toplamalar sırasında, köylüler birbirlerine takılabiliyor ve siz görmediğiniz sürece öylece kalakalıyorlar. Bu gibi eksikler, görevlerde size dezavantaj olarak geri dönüyor ve çileden çıkma noktasına gelebiliyorsunuz.

Düşman yapay zekası ile fena sayılmaz. Bölümler içerisinde onlar da bizimle birlikte gelişiyor ve zaman zaman şiddetli saldırılar düzenleyerek bizi yıpratabiliyorlar. Yine de, savunmayı ön planda tutup sağlam bir defans hattı oluşturduğunuz zaman, onlar da sağlam bir yara alıyorlar. Yalnız özellikle, Beast’lerin Ogre’leri başınıza bayağı iş açabilir. Bu yüzden onlara fazla sayıda birim ile saldırmak mantıklı olacaktır, tabii kafalarına düşecek olan sağlam bir büyü de hiç fena olmaz. İnsanlar ile oynarken, görevlerin sonu yaklaştıkça ve başarılı olmaya yakın zamanlarımızda, elf birlikleri aniden çıkıp bize yardıma gelebiliyor ve böylece daha da rahatlatmış oluyoruz. Özellikle, güçlü sayılabilecek bir okçu orduları oluyor ve uzaktan düşmanı iyi biçimde yıpratabiliyorlar. Bazı saldırı şekillerinde de hatalar olduğunu belirtmek durumundayız. Örneğin, bir düşmanı saldırmak için işaretlediğimizde, adamlarımız çok fazla oyalanıyor, ona vurmak için garip garip yerlerde dolanıyorlar. Halbuki çabucak onu çevreleyip indirmek, hem zamandan hem de birimden kazanç sağlayabilir.

Armies of Exigo’nun sesleri de vasat sayılır. Birimleri seçerken daima aynı ses tonuyla aynı kelimeleri kullanması, bir süre sonra can sıkıcı bir hal alıyor. Dövüşler sırasında çıkan çarpışma sesleri fena sayılmaz ve bu konuşmalar ve adam seçtiğimiz zamanki verilen tepkiler iyi olmamış. En azından şöyle bizi gaza getirebilecek bir ses tonu olsa güzel olacak, ama adamların sanki içi geçmiş, neredeyse uyuyacaklar. Müzikler ise oyun sırasında arkadan duyuluyor, savaş müzikleri bazında iyi olarak nitelendirilebilir.

Gülü seven dikenine katlanır
Tek kişilik oynanışın yanında, Armies of Exigo, 8 kişilik multiplayer modunu da destekliyor. Bu modda; King of the Hill, Skirmish, Capture the Flag gibi alışılmış mod’ları oynayabiliyoruz. Armies of Exigo, kötü bir yapım değil ama maalesef beklentilerimizin çok daha altında, çünkü biz daha gelişmiş bir oyun bekliyorduk. Birkaç sene önce olsaydı, Armies of Exigo için “muhteşem” diyebilirdik ama bu haliyle birkaç sene öncesinin RTS’lerini andırıyor ve türe yaratıcı hiçbir özellik katmıyor, piyasada ona benzer birçok RTS’ye rastlamak mümkün. Bir real-time strateji severseniz, Armies of Exigo başında eğlenceli dakikalar yaşayabilirsiniz, ama kısa bir süreden öteye de gitmeyebilir.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 500
favori
like
share