MUALLA
Bahçe kapısını açtı ve kendini erik ağacının altındaki küçük sedire attı kadın...Hava yine çok sıcaktı akşam üzeri olmasına rağmen en ufak bir esinti yoktu ortalıkta,yaprak kıpırdamıyordu ...
badanası boyası solmuş evinin duvarlarına camlarına şöyle bir, baktı ne diye kapatmıştı ki bu sıcakta heryeri bu kız ...
Göz ucuyla ağacın üst dallarındaki kızarmış eriklere bakarken bir yandanda kızına seslendi``Mualla kızım bir bardak soğuk su versene dilim damağım kurudu,ilaçlarımıda getiriver saati geçiyor elim ayağım titriyor bak`` çıt çıkmadı ne kapıyı açtı nede ses verdi kızı.
Uyumuştur diye düşündü,yada yan komşuya geçmiştir Nurşeni severdi nede olsa mahalledeki tek arkadaşıydı....
Ayağa kalktı kapının zilini çaldı yine ses yoktu...bahçedeki küçük çeşmeyi açtı elini yüzünü yıkadı avucuna doldurduğu suları kana kana içti, ılıkta olsa...Kasımpatıları ektiği tenekelerin nasılda paslanıp çürüdüğünü farketti birden, sıcakta boynu bükülmüş çiçeklerini sularken.Sedirin üzerine bıraktığı poşetin içindeki kıyma kokusunu almıştı kedisi pamuk,tek sıçrayışta poşetin yanına çıkmıştı, elindeki hortumu yere bıraktı ve kedinin üzerine yürümeye başladı bir yandanda söyleniyordu``Akşama köfte yapıcam, rakısının yanında zıkkımlansın diye o adama kıymayı sana kaptırırsam, bu akşamda onun yüzünden dayak yerim``sonra sustu içine bir hüzün çöktü sağ eliyle,sol omuzunu yokladı hala acıyordu,nasılda tekmelemişti o akşam,masasındaki mezeleri beğenmeyince ``pis sarhoş``diye söylendi...
Yan komşusuyla bahçe duvarları bitişikti boynunu uzattı çamaşır asan komşusuna ``kolay gelsin,komşum benim kızı gördünmü bugün, kardeşime gittim bütün ısrarıma rağmen gotüremedim muallayı şimdide ses vermiyor, kapının zilinide çaldım üstelik``komşusu ``nurşende çaya çağırmak için kapıyı çaldı az önce evde kimse yoktu senlede gelmedii demek``dedi hafif merakla...
İyice telaşlandı kötü şeyler düşünmek istemiyordu, koşar adımlarla evin arka tarafını dolandı yatak odasının penceresi bozuktu biraz zorladı açılan pencereden eve girdi kızını aramaya başladı odalarda yoktu neredeydi bu kız?banyoya koştu mualla oradaydı hareketsiz yatıyordu taş zeminin üzerinde...
birden yanındaki boş ilaç şişesini ve bir kaç satır karalanmış o kağıdı gördü... kızını kucakladı ayağa kalkmak istedi gücü yetmedi olduğu yere çöktü yerdeki kağıdı eline alıp okumaya başladı kızının yazdıklarını...``Anneciğim beni affet ilaçlarını içtiğim için,ama artık dayanamıyorum,her gece babamın seni dövmesine, sıkıldım bitmek bilmeyen kavgalarınızdan...``Mualla...


PERİHAN....
Aynada son defa baktı kendisine, ilerlemiş yaşına rağmen iyi taşıyordu üzerindeki elbiseyi, evden çıkmadan önce telefondan kocasını aradı,iş gezisi için yine yurt dışındaydı kocası...sonra Ankarada okuyan oğlunu aradı onunda iyi olduğunu öğrendi son defa çantasını kontrol etti,kapıyı kilitleyip aşağıya indi kendisini bekleyen taksiye bindi ve Menekşe otel dedi...
Yağmur esen rüzgarla beraber camlara olanca gücüyle vuruyordu,karşı apatmandan birinin eşyaları kamyona yükleniyordu...ortalıkta tanınmış kimseler yoktu taşınan kimdi acaba?daha sonra anlaşıldı ki beşinci kat boşalıyordu penceredeki, perdelerde çekilip alınmıştı bir hışımla artık gitmenin vaktiydi...
Cenazede sessiz sedasız yapılmıştı zaten...iki erkek kardeş nasılda mahçup ve perişan bir halde mahalledeki bakkal ve gazete bayilerinden toplamışlardı ogünkü gazeteleri...ve kimseye haber vermeden kaldırmışlardı annelerinin cenazelsini...İnsan nasıl haber verirdiki annelerinin bir otel odasında sevgilisiyle beraber, şohbenden sızan gazdan öldüğünü....


HATİCE KADIN
Bayram sabahı erkenden uyandı Hatice kadın eşine ufak bir sitem yolladı``ne vardı erkenden gidecek beni bırakıp`` daha sonra kalktı yatağını toparladı elini yüzünü yıkayıp abdestini aldı namazını kıldı...herkes uykudaydı kimse kalkmazdı bu satte...yaşlanmış bedeni eskisi gibi değildi, son zamanlarda herşeyden alınıyordu,gelinin söyledikleride yenilir yutulur cinsden değildi...
Kocası ölünce bir kaç tarlasını satıp oğluna bu kasabada iş yeri açmıştı kızının hakkınıda vermişti kardeşler sonra düşman olurlardı, buna dayanamazdı ne ölüsü, ne dirisi...Fakat oğlu işinde pekte başarılı değildi annesinin evini sattırmak için elinden geleni yaptı,kızı çok söylemişti ``evini satma şimdi seni bakarız diyen oğlunla gelinin yarın yaşlanınca seni istemezler``diye fakat dinlememişti Hatice kadın, kızının sözlerini, evini satıp oğlunun yanına yerleşti,evin parasıyla araba aldı oğlu, kalanıyla karısının isteklerini....aradan geçen yıllar kızını haklı çıkarmıştı sanki,önceleri yüzüne gülen gelini son zamanlarda surat asmaya laf sokuşturmaya başlamıştı her fırsatta... kimselere söylemedi, söyleyemedi kendisine yapılanları, en son iki akşam önce kavga etti oğluyla gelini, kendisini istemeyen gelin ``bu evden ya anan gider yada ben`` diye resti çekmişti kocasına...Bütün bunları duyan Hatice kadın araya girmiş ``kimse gitmeyecek ben giderim bu evden`` demişti, sonra gelinine dönerek ``sen anasız büyümek nedir? bilirmisin`` diye ekledi...oğlunun suratına şöyle bir bakıp odadan çıktı...
İşte şimdi gitmenin tam vaktiydi odasından geçen su borusuna baktı,elindeki ipi birkaç kat yaptı, zaten çok zayıflamıştı o küçücükken ölen rahmetli annesine benzemişti iyice ``bende senin yanına geliyorum anacım`` dedi ipin kendisini çekeceğinden emindi... altmış yıllık ömrüne veda etti, Hatice kadın herkes uykudayken...

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 224
favori
like
share