[FONT="Fixedsys"]Ve sessizce içilen and, gökyüzündeki yıldızların en parlağı oldu yolunu bulmak isteyenlere...

Kelimeler....

Topu topu bildiğin bir kaç kelimeymiş ama sen bütün kelimeleri bildiğini, kullandığını sanırmışsın da kendini aldatırmışsın....


Cümleler...

Bildiğin üç beç kelime ile en fiyakalı cümleleri kurduğunu sanırmışsın, en güzel cümleleri kurmak ister, kuranlara özenir ve kıskanırmışsın... sanki en güzel cümlenin kime ait olduğunu, en güzel cümleyi kuranın da kurduranın da kim olduğunu bilmezmiş gibi...


Sorular....

Sorduğun sorulara aldığın yada alamadığın cevapları beğenmez ve bütün cevapların en iyisini kendinin bildiğini sanırmışsın... Sordukların en bilindik sorularken bile, en bilinmeyen cevabı verdiğini zannederek kendini beğenirmişsin... Kendi kendine kanarmışsın...


Cevaplar...

Bir çok cevap içerisinde yüzerken sen, sorularına cevap alamamaktan şikayet eder, yakınırmışsın... Etrafındaki cevaplarla tatmin olmazmışsın ama yine de içlerinden en işine geleni alır ve sonradan da bu benim hayat felsefem diye yuttururmuşsun kendine...


Ve susmak...

En zoru gelirmiş sana... konuşamadığını bile bile, inatla kendini anlatmaya çalışırmışsın, kendine, çevrene, dünyaya... kelimelerin içine sığdırmak için uğraşırmışsın hayatını... bilmediklerinin bir çığ gibi büyüyerek üstüne geldiğini göre göre sanki herşeyi biliyormuşçasına anlatmak istermişsin...


Tüm bildiklerinin aslında hiç bir şey bilmediğine işaret olduğu bildiğin halde... Ve bazen konuşamadığını anladığında 'susmak' yapabileceğinin en iyisiyken...

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 472
favori
like
share