Sistem Gereksinimleri

1000 Mhz işlemci
256 Mb RAM
1 GB HDD
Geforce 3 veya Ati 7500 dengi ekran kartı










Oyun bilgileri

İlk üç sefer sadece prenses içindi. Sonra zamanın kumları serbest bırakıldı. Her şeyi bir hiçlik gibi yutan lanetin karşısındaki tek engel "O" idi. Prens, her şeyi eski haline getirdiğini düşünürken kendi kaderinin kırılmasına sebep oldu. Sırf gelecek için ecel ile dans etti. Şimdi Babil'in ona ihtiyacı var ve seçim yapması gerek. Zincirli ve karanlık olan taraf mı, yoksa kaybetmek üzere olduğu her şey için aydınlık mı?

İnanın şuan ellerim klavyede bu satırları yazarken o kadar mutlu ve müteşekkirim ki anlatamam. Çünkü bu yıl beni en çok heyecanlandıran ve piyasaya çıkışını dört gözle beklediğim yegane önemli oyunu sizlere ben aktarmaktayım. Bu benim için gerçekten de önemli bir şey. Bildiğiniz gibi Prince of Persia adından sıkça söz ettiren, tartışmalara konu olan, çıkış tarihi en çok merak edilen özel isimlerden biridir. Bu yüzdendir ki benim tarafımdan da sürekli "hassasiyetimdir" diye ifade edilen her Prince yapımı çıktığı dönem diğer oyunlardan ayrı bir kefeye konulur. Yaklaşık on altı yıl önce piyasaya çıkan ilk versiyon olsun, son 3 yıl içerisinde çıkan yeniden yapım versiyonlar olsun aldıkları olumlu olumsuz eleştirilerle o dönemler sayfaları işgal etmeyi bilmişlerdi. Prensin bu son macerasının da diğerlerinden farklı olmadığı kesin. Ama sadece olumlu eleştirilerle...

Eminim herkesin Prince of Persia ile tanışma hikayesi birbirinden farklıdır. Benim seriyle tanışmam PC ile değil Atari ile olmuştu. O yıllarda oyun benim için normal bir platform oyunundan farklı görünmemiş, hatta hayli sıkıcı ve gereksiz bir şeymiş gibi gelmişti. Bunun nedeni belki türevleri (rakipleri diyeceğim ama o zamanlar hangi atari oyunu Prince of Persia ile aynı kulvarda yarışabilirdi ki?) gibi basit ve sadece eğlence amaçlı olmamasıydı. Daha komplike, daha sınırlı olan oyun yapısı profesyonellere yönelik olduğunu kanıtlıyordu. Bütün o tuzakları geçip, yıkılan kolonlardan sıyrılıp sadece kılıca ulaşmak daha sonra geldiğimiz yerlerden geri dönmek falan bana hayli sıkıcı gelmişti. O yüzden üzerinde çok fazla oyalanmadan oyundan uzaklaştım. Aslında daha sonra ikinci oyunu bilgisayarı olan arkadaşlarda görmüş olsam da o vakitler bana "bu Alaaddin olm senin oyun başka" diye yutturmuşlardı.



Neyse bu olaydan yaklaşık dört-beş yıl sonra ilk bilgisayarımın alındığı zamanla rastlayan dönemde Prince of Persia ile bir flörtüm daha oldu. Makineye format atılma durumu olmuştu ve ben bazı parçaları bilgisayara kendim tanıtmak zorunda kalmıştım. Ekran kartına sıra geldiğinde (Voodoo 3 hey gidi günler) CD'nin içinde ufak bir teknoloji demosu keşfettim. O zamanlar ekran kartlarının nimetlerinden yararlanmamız için içerlerine orijinal oyunlar koymazlardı; böyle ufak tefek oyun demoları çıkardı. Neyse mouse ikonu ile bir süre bakıştık. "Bu ismi bir yerlerden hatırlıyorum yav" diye içimden tekrarlarken her şeyi fark ettim. Bu benim yıllar önce Atari'de oynadığım oyunun devamıydı. Yeni bir şey var mı, daha doğrusu eskiye ait neler var neler değişmiş diye merak edip demoyu kurdum. Oyun ilk başlarda bana Tomb Raider kopyası gibi görünse de ilerledikçe dövüş sisteminin falan hayli ilginç olduğunu fark ettim. İksir içmek, kolonların yıkılması vb. gibi olaylar ilk seriye benziyordu. Daha sonra eski oyundaki ruhu yakalayamamamdan ve oyunun zaten demo olmasından dolayı bir daha Prince of Persia'nın yüzüne bakmadım, yalnız 2003 yılına kadar...

Beğeniler: 1
Favoriler: 1
İzlenmeler: 1330
favori
like
share
kalof15 Tarih: 16.10.2009 18:12
çokı saol kardesim
sabans Tarih: 09.05.2009 15:23
süper
çok saol
kardesim