Sistem Gereksinimleri;

En Düşük Sistem Gereksinimleri:

İşletim Sistemi: Windows XP / Vista
İşlemci: Pentium 4 @ 3 GHz
Bellek (Ram): 512 MB (Vista için 1 gb)
Video Belleği: 256 MB (nVidia GeForce 6600 SM3 Gerekli)
Önerilen Sistem Gereksinimleri:

İşletim Sistemi: Windows XP / Vista
İşlemci: Intel Core 2 DUO
Bellek (Ram): 1 GB (Vista için 2 gb)
Video Belleği: 512 MB (nVidia GeForce 8600)

Oyun İçi Görüntüler;








Oyun Bilgileri
Bir yerlerde sevdiğin birini kaybettiğinde, bir şeytan bile ağlayabilir.” Lady, kaybettiği kardeşi Vergil’ın ardından gözyaşı dökemeyen Dante’ye işte bu sözleri söyledi. Bizi içine alan Dante’nin iblis avcısı dükkanı “Devil May Cry” bu şekilde doğmuş oldu. Capcom’un Resident Evil gibi bir korku efsanenin ardından, aksiyon türünde de yapılmış en iyi oyunlardan birine imza atarak, ortaya çıkardığı Devil May Cry’ı oldukça uzun bir zamandır evlerimize konuk ediyoruz. İkinci oyunu es geçersek, yaklaşık 7 yıl önce karşılaştığımız ilk DMC oyunuyla, 2 yıl önce çıkan DMC 3 her konuda tatmin edici olmuş ve konusu olsun, karakterleri olsun, oynanışı olsun müthiş beğeni toplamıştı. Bir aksiyon oyunu içerisinde ne olması gerekiyorsa DMC bu özelliklerin hepsine sahipti. Özellikle yarı iblis, yarı insan olan, müthiş bir egoya sahip ve düşmanlarına karşı alaycı konuşmalarıyla dalga geçen Kara Şövalye Sparda’nın oğlu karizmatik Dante, bu seride en göze çarpandı. Belki de oyunun bu kadar sevilmesinin en büyük nedenlerinden biriydi. Neredeyse boyu kadar olan Rebellion adındaki kılıcı, Ebony & Ivory adındaki silahları ve de Devil Trigger özelliği sayesinde yapabildikleri, oyuncuya müthiş bir zevk, eğlence ve özgürlük sunuyordu. Böylesine kusursuz bir karakterin olduğu bir oyuna, özenle düşünülmüş, güzel bir kurguya sahip konuda eklenince, Devil May Cry gelmiş geçmiş en iyi aksiyon oyunları içerisine rahatlıkla girmeyi başarıyordu. İşte böyle bir serinin yeni oyunu ilk başta sadece PlayStation 3 için duyurulmasına rağmen, daha sonra Xbox 360 ve PC platformlarına da çıkacağı belirtildi ve şu günlerde de Next-gen diye adlandırdığımız konsollarımıza çıkmış bulunmakta.

Oyun duyurulduğunda büyük bir heyecan yaratsa da, Capcom’dan gelen açıklama birçok kişiyi üzmüştü. Devil May Cry’ı, Devil May Cry yapan Dante ana karakter olarak yer almayacak, onun yerine Nero adında yeni yaratılmış farklı bir karakteri kontrol edeceğimiz söylendi. Oldukça büyük bir hayal kırıklığına sebep olan bu açıklamanın üstüne, yeni oyunun yapımında yer alan ekibinde ikinci oyunu yapanlar olduğu ortaya çıkınca DMC 4’ün kesinlikle hayal kırıklığı olacağı düşünülmeye başlandı. Zamanla gösterilen resimler ve videolar oyunun başarılı olacağını gösteriyor gibiydi. Yeni karakter Nero’nun da oldukça Dante’ye olan benzerliği dikkat çekiciydi. Değişen bu karakterden dolayımıdır bilemem ama oyun hakkında 2007 yılında oldukça bilgi verildi. Oyuncuları merak içinde bıraktılar ve iki erteleme sonunda oynayıp bitirme imkanına kavuştuk.

Macera başlıyor

Öncelikle değişen karakterle beraber doğal olarak değişen konu hakkında biraz bilgi vermek istiyorum. Oyunumuz Fortuna adındaki bir kalede yer alan ve kılıcın emri adı altında Sparda’yı tanrı olarak görüp ona tapan bir kutsal şövalye yoldaşlığının amacını anlatıyor. Oyunda yönettiğimiz ana karakter olan Nero ise, bu yoldaşlığın içinde yer alan insanlardan sadece biri. Yani oldukça sıradan bir karakter. Ancak görkemli bir açılış videosuyla ortaya çıkan Dante’nin yaptıklarına kadar bu içinde bulunduğu durum hakkında en ufak bilgisi olmayan Nero, gördüklerinden sonra ortada neler döndüğü, Dante’nin kim olduğu gibi şeyleri öğrenmek için yola koyuluyor ve bizde bu sayede olanları ve olacakları Nero’nun gözünden görmeye başlıyoruz. Bunun dışında DMC’de görmeye pek alışık olmadığımız ve konuyla ilgili güzel bir aşk hikayesi de var. Oyunu oynamayan birçok arkadaşımın olduğunu düşünerek konuyla ilgili daha fazla bilgi vermeden diğer ayrıntılara geçiyorum. Bilindiği gibi ilk başlarda çok yadırgansa da, Dante’nin yerini doldurabilecek mi ya da aynı havayı hissettirebilecek mi gibi kafalarda sürekli soru işareti bırakan, yeni karakter Nero, açıkçası oyuna fazlasıyla ayak uyduruyor. Belki Dante kadar karizmatik değil, ayrıca oldukça çabuk sinirlenen ve pekte alaycı bir tavrı olmayan ciddi bir kişiliğe sahip, bir de başında aşk belası var. Doğal olarak Nero’yla oynarken kendinizi sizde o ciddiyete kaptırabiliyorsunuz. Oyunun yaklaşık %70’e yakın bir bölümünü Nero’yla oynuyoruz ve eski DMC’lere göre en ufak farklılık hissetmiyorsunuz. Çünkü Nero, oldukça sıradan bir karaktermiş gibi görünüyor olsa da, Capcom belli ki oyuncuların aynı zevki alması için Nero’ya baya özen göstermiş.

Nero, Red Queen adında, bir motosiklete gaz verirmiş gibi kılıcın kabzasını da o şekilde döndürerek, iri kıyım bir kılıçla, Blue Rose adında Magnumu andıran ama çift atar büyük bir silaha sahip. Bu iki güç oyun boyunca oldukça yardımı dokunan özellikler. Red Queen ile oldukça fazla sayıda sanırım 20 kadar hareket yapmak mümkün, tabi silahı da dahil ettiğimizde çeşit ve yapılan kombolar artıyor. Bunun dışında Nero’nun da aynı Dante gibi Devil Trigger özelliği var. Bunu yaparken de Sparda’dan hatıra olarak Vergil’a kalan Yamato’yu kullanıyor. Şimdi burada Vergil’ın kılıcı Nero’da ne arıyor, ne alaka? Diyebilirsiniz, onu da oynayınca göreceksiniz. Neyse, Nero’nun sahip olduğu Devil Trigger özelliği de hızlı ve güçlü yapılmış, oyun boyunca oldukça işinize yarıyor, ama Capcom madem karakteri değiştirdik yeni bir şeyler sunmak lazım demiş olacak ki, Nero’ya Devil Bringer adında şeytani bir kol yaratmış ve bu müthiş özellik oyun boyunca kullanması inanılmaz zevkli. Çok yararlı bir özellik olmuş.

Buster, Snatch ve Hell Bound adında üç özelliği var, bir de Blue Rose ile aynı anda kullanılabilen Hold özelliği mevcut. Bu özelliklerin hepsini Devil Trigger modunda da kullanabiliyorsunuz. Mesela, Devil Bringer’ın özelliklerinden biri olan Buster, düşmanları yakalayıp tabiri caiz ise yerden yere vuruyor ve bunu yaparken ortaya çıkan görüntü her düşmanda farklılaşıyor. Scarecrow adındaki düşmanları yakaladığında birkaç defa yere vuruyor, Frost’ları yakaladığında etrafında döndürüp fırlatıyor ya da Bianco Angelo’lardan birini yakaladığında düşmanın mızrağını alıp defalarca sokup çıkartıyor ve fırlatıyor. Yani Nero, düşmanlarda görmeye değer hareketler yapıyor. Aynı şekilde Boss savaşlarında da Devil Bringer özelliği her Boss’ta farklı hareketler yaparak zevkle izlenilen görüntüler ortaya çıkartıyor. Devil Bringer’ı, Devil Trigger’la birleştirdiğimizde Nero’nun gücü inanılmaz boyutlara çıkabiliyor, bu açıdan baktığımız zaman Nero’da inanılmaz güçlü ve kesinlikle oyuna zevk katan bir karakter olmuş diyebiliriz. Fakat yinede Dante’ye oranla sahip olduğu aksesuar ve yapabildiği hareketler az ki Nero’nun yapabildiği 43 çeşit hareket varken, Dante’nin tam 83 farklı hareketi mevcut. Bu yüzden Capcom her ne kadar Nero gibi başarılı bir karakter yaratmış olsa da, yapabildiği hareketleri biraz daha fazlalaştırabilseymiş gerçekten Nero’da kusursuz bir karakter olabilirmiş, çünkü sahip olduğu Devil Bringer özelliği farklı hareket ve kombolar yapmaya çok yatkın müthiş bir güç.

İçeriksel değişimler

Öncelikle oyunumuzu çalıştırdıktan sonra bizi yaklaşık 20 dakika süren bir yükleme süresi bekliyor. Bu süre içinde oyun oldukça büyük bir boyutta HDD yüklemesi yapıyor, tabi bu uzun arada Capcom, oyuncuların sıkılmasını engellemek için DMC 1, 2 ve 3’ü kısaca hatırlatıyor. Bu yükleme her ne kadar sıkıcı bir durum gibi gözüküyor olsa da, Loading sürelerini ve ara sahnelere geçişi gözle görülür bir süre azaltıyor, ayrıca menülere ve oyun içine geçiş süresini de az da olsa kısaltıyor, o yüzden bu yükleme oldukça yararlı diyebiliriz. DMC 4 oynanış olarak da, ilerleme olarak da serinin eskileriyle aynı. Ayrıca yine eski oyunlarda yer alan Secret Mission, Orb, Item ve Key Item’lar yine mevcut. Biraz da bunlardan bahsetmek istiyorum. Bildiğiniz gibi Secret Mission, gizli yerlere yerleştirmiş(Merdiven altı, aynanın arkası, ağacın görünmeyen kısmı vs…) küçük bölümlerden oluşuyor. Bu bölümlerde size yapmanız gereken şey belirtiliyor ve eğer başarılı olursanız Blue Orb Fragment yani Blue Orb’un yarısını kazanıyorsunuz. Bu Blue Orb’ları kazanıp birleştirdiğinizde sağlık barınız bir kademe yükseliyor ve toplamda sanırım 16 kademe yükseltebiliyorsunuz, ama ben 13 kademe yükseltebildim. Orb’lar demişken bunlardan da bahsedelim. Eski oyunlarda ki gibi kırmızı, yeşil, beyaz, mavi, mor ve altın Orb’lar yine var. Kırmızı Orb’lar sürekli bir çok yerden çıkan Orb çeşidi ve en önemlilerden biri diyebiliriz, çünkü kırmızı Orb’lar Power up bölümünden Item satın almamızı sağlıyor. Bunun dışında, yeşil orb kaybedilen gücü yerine getiriyor, beyaz orb kırmızı orb yerine geçebiliyor, altın orb ise öldüğünüz yerden başlamanıza olanak sağlıyor. Item’ler DMC 4’teki önemli özelliklerden biri, çünkü savaşırken azalan canımızı yükseltmek için oldukça gerekli şeyler. Bunlar içinde sağlığımızı yükselten Vital Star var ve S-M-L diye büyüklük sıraları mevcut. Her aldığınızda fiyatları da yükseliyor. Ayrıca Devil Trigger barınızı yükselten Devil Star, savaş esnasında düşman ya da düşmanların enerjisini azaltan veya öldüren Holy Water var. Son olarak da Key Item içinde Proud Soul sayesinde karakterinizin Skill’lerini yükseltebiliyorsunuz, onun dışında yer alan Evil Legacy sayesinde Devil Bringer özelliğinizle Hell Bound yapabiliyorsunuz ve bunlar gibi işe yarayan birçok key item mevcut.

Son zamanlarda birçok oyuncu çıkmış aksiyon oyunlarının her ne kadar kaliteli olsa da kısa olmasından yakınıyordu. DMC ise, bu durumu tamamen ortadan kaldırmış, çünkü gerçekten uzun, tam 20 bölümden oluşuyor ve doya doya oynuyorsunuz diyebilirim. Fakat DMC 4, eski oyunlara göre biraz kolay olmuş. Oyun size Hunter ve Devil Hunter diye iki farklı zorluk seviyesi ve hareketlerin otomatik olarak yapılmasını sağlayan Automatic seçeneğini sunuyor. Ama benim size tavsiyem Automatic seçeneğini kapatmanız yönünde, çünkü oyundan zevk almanızı oldukça etkileyen bir faktör olmuş. Ayrıca oyunu her bitirdiğinizde yeni zorluk seviyesinin çıktığını görüyorsunuz, “Son of Sparda”, “Dante must die” gibi ve eski oyunlarda da yer alan Bloody Place adında belirli bir zaman içinde aşama aşama ilerleyerek düşmanları öldürdüğünüz başka bir oyun seçeneği çıkıyor. Kısaca içerik olarak da oldukça zengin DMC 4. Ancak bazı AI, bug ve kamera sorunları da maalesef mevcut.

Diğer karakterler

Uzun bir süre Nero’yla oynadıktan sonra yaşanan olaylardan dolayı kontrol Dante’ye geçiyor. İşte bu noktada hem seviniyorsunuz hem de üzülüyorsunuz. Sevinilen nokta, tabi kontrolün Dante’ye geçmesi çünkü Dante o kadar zengin bir karakter ki oynamaya başladığınız anda sanki DMC 4’e yeni başlamışsınız gibi hissediyorsunuz, yani her ne kadar Nero oynanması zevkli bir karakter olmuş olsa da, DMC’nin kendisini yani Dante’yi oynamak apayrı bir zevk ve eğlence oluyor. Mesela, Dante’nin sahip olduğu aksesuarlara baktığımız zaman içinde Rebellion, Ebony&Ivory, Coyote-A gibi kadim dostlarımızın dışında, DMC 1’den hatırlayacağımız Ifrit benzeri; Gilgamesh, Lucifer, Yamato ve Pandora gibi yepyeni, kullanması çok zevkli silahlar mevcut. Bunun dışında Dante, sahip olduğu bu aksesuarlarla daha öncede söylediğim gibi 83 çeşit hareket ve Combo yapabiliyor ve Devil Trigger özelliğini de unutmamak gerekir. Açıkçası Nero’la geçtiğiniz Boss’ları Dante’yle dalga geçerek çok daha rahat bir şekilde öldürebiliyorsunuz. Fakat oyundaki konumuz eski oyunlara göre derin olmadığı için belli bir yerde tıkanıyor ve ne yazık ki, Dante’le oynamaya başladıktan sonra işte üzülmenize sebep olan durumda kendini burada gösteriyor, çünkü ufak tefek farklılıklar dışında Nero’yla geçtiğimiz bölümlerin tamamını tekrardan geçip, tekrardan aynı Boss’larla savaşıyoruz. Doğal olarak bu da oyunu monoton bir hale sokuyor, yani her ne kadar farklı bir karakterle oynuyor olsak da, tekrardan aynı yerlerden geçmek açıkçası pekte zevk vermiyor. Çünkü son bölüme kadar geçeceğiniz yerleri, öldüreceğiniz yaratıkları biliyor olacaksınız. Bu da oyundan soğumak için büyük bir etken diyebiliriz. Bunun dışında bir diğer eksiyse, Capcom’un yeni gelen karakteriyle pek de oturmuş bir senaryo yazamadığı ve aslında yapımın oldukça kısa olduğu için uzatılmaya çalışıldığını gösteren bazı faktörler var. Dante’le aynı yerleri oynamanın dışında, bazı bölümler ve Boss’larla oyun içinde ne yazık ki tam üç defa karşı karşıya gelebiliyoruz, bu durum bir yerden sonra sıkıyor. DMC 4’ü sonlarına kadar çok büyük bir zevkle oynamış olmama rağmen, bazı yerlerde inanılmaz derecede soğudum diyebilirim. Ayrıca Kyrie, Credo, Sanctus ve Agnus gibi yeni karakterlerin dışında DMC 1 ve 2 ‘den hatırladığımız ve Dante ile Vergil’ın annesi Eva’nın tıpatıp ikizi olan güzel sarışın bayanımız Trish’le, DMC 3’de gördüğümüz bir gözü mavi diğeri kırmızı şirin bayanımız, Mary, ama Dante’nin koyduğu ismiyle Lady’de yer alıyor.

DMC 4, 720p destekli ve 60 FPS olarak çalışıyor ancak her ne kadar 720p yazıyor olsa da oyunun PS3 ve 360’daki gerçek çözünürlüğü 640p olarak açıklandı. Ayrıca orman ve şehir bölümleri dışında öyle görmeye değer bir grafik ne yazık ki yok. Aslında o söylemiş olduğum bölümlerde de öyle üst düzey bir görsellik söz konusu değil, ama ışıklandırma konusunda oldukça başarılı bir iş çıkartan Capcom, o bölümlerde oyuncunun dikkatini çekmeyi başarmış. Yapım gerçekten çok başarılı ve gerçekçi aydınlatmaya sahip. Ancak ışıklandırmaya rağmen bazı bölümlerde tam tersi oldukça kötü görünüyor, bil hasa zayıf kaplamalar rahatsız edici ve kutu, sandalye gibi şeyler dışında çevreyle etkileşim ne yazık ki yok. Onun dışında oyunda öyle belirgin bir AA ya da AF eksikliği de söz konusu değil. Ama bahsetmek istediğim başka bir şey var ki o da ara sahneler. Capcom bu konuda baya özenmiş, çünkü her bir ara sahne resmen film tadında. Oyunu oynarken bir sonraki ara sahneyi izlemek için bazı bölümleri hızlıca geçtiğimi biliyorum, hatta DMC 4 bittikten sonra ara sahneleri kaçar defa izledim hatırlamıyorum bile. Ayrıca oyun içi grafiklerle CGI arasında da çok belirgin bir fark yok, hemen hemen bir birine yakın görüntüler var, ama tabii ara sahneler daha kaliteli. Ancak oyunun grafik kalitesini belli etmek için şöyle bir karşılaştırma yapabilirim. DMC 4’ün CGI grafikleri bile, Uncharted: Drake’s Fortune’nın oyun içi grafiklerine yaklaşamıyor. Yani grafik olarak büyük umutlar içinde olmayın derim.

Kapanış

DMC serilerinde görmeye alışık olduğumuz, dövüş esnasında çalmaya başlayan sert müzikler aynen bu oyunda da devam ediyor. Ama insanı o kadar gaza getiren bir durum olduğunu söyleyemem ya da ben pek etkilenmedim bilemiyorum. Ayrıca oyundaki diğer seslerinde başarılı olduğunu söyleyebilirim. Bil hasa Dante ve Nero’nun seslendirmesi oldukça başarılı olmuş.

Devil May Cry, belki grafik olarak çok üst düzey değil, konu olarak da düşünüldüğü kadar etkileyici olmayabilir, ancak kesinlikle son zamanlarda çıkmış en iyi aksiyon oyunlarından bir tanesi. Verdiği zevk ve eğlence çok üst seviyede bir oyun. Oldukça uzun oyun süresiyle, her ne kadar bir noktadan sonra aynı yerlerde geçiyor olsa da, sıkılmadan oynuyorsunuz. Capcom son derece başarılı bir iş çıkartarak yeni nesile yakışan bir DMC yaratmayı başarmış. Eğer, uzun süre eğlenebileceğiniz iyi bir aksiyon oyunu arıyorsanız DMC 4 kesinlikle doğru tercih.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 319
favori
like
share