ah vre sevda kitap tanıtımı - ah vre sevda kitap kapağı - ahvre sevda kitap özeti - osman necmi gürmen kitapları

Osman Necmi Gürmen
Kanat Yayınları;
İstanbul, 2008, 14 x 20 cm, 195 sayfa, Türkçe, Karton Kapak



Osman Necmi Gürmen, Osmanlı'nın çöküşünü ele aldığı Râna ile, Barbaros'ların, Turgut Reis'lerin Akdeniz'ini anlattığı Mühtedi'den sonra, bu kez Ah Vre Sevda! ile yakın tarihe uzanıyor.1976'da, Ege'nin her iki yakasında da milliyetçiliğin zirveye çıkmış olduğu, Kıbrıs nedeniyle iki ülkenin topyekûn savaşın eşiğine geldiği sırada, halkların, tek tek insanların dostluklarını, aşklarını anlatan, tehlikenin başka bir yerde olduğunu sezdiren bir roman çıkar: Kılıç, Uykuda Vurulur! (L'espadon) .

Ah Vre Sevda! ,1976'da yazılmış bir romanın, o dönem artık tarih olduktan sonra yazar tarafından yeni baştan ele alınıp yeniden yazılmasıyla ortaya çıkmış bir metin.

'Osman Necmi Gürmen, en basit şeylerin bile sevgi ve dostluğun ışığında aydınlandığı bir kara ve deniz cennetinin içine çekiveriyor bizleri.

'Gariptir, Garipköy'de baharı beklemez toprak. Her mevsim yeşerir yaban tohumu.' Kaderin birleştirdiği, siyasi süreçlerinse ayrı düşürdüğü bu saf, temiz insanların durağan hayatlarının dramına sahne olan 'cennetin' iklimi işte böyledir.

Bu romana konu olan insanların birbirleriyle ve çevreleriyle kurdukları ilişkiler ve mücadeleleri, Hemingway'in İhtiyar Adam ve Deniz romanında tarif edilen mücadeleden çok daha zengin. Burada ana tema, konuşma tarzlarına kadar birbirine benzeyen, tek ve ortak bir hassasiyette birleşen ve birbirine karışan Türk ve Yunan halklarının ortak bağlarından oluşan büyük ilişkiler ağıdır.'

Vasilis Vasilikos (Z'nin yazarı)

Alıntı

Paraketanın yemlerini değiştiriyorlardı ertesi sabah, açıkta. Bedenden kopmuştu oltanın biri:

- Vay anasini!

- Düğümden değil bu!

- Diş yeri de yok!

Kafasının birinci yumrusunu kaşıdı Stelyo:

- Kiliç ilem kesmişler sankim.

- Vre ne için koyduk bu paraketa, bu deniz ortasında? diye sordu Yanni.

- Kiliç için.

- Vre kiliç ne ilem keser ipi?

- Kiliç ilem! He! Kiliç bu! diye sonuca vardı Stelyo.

Dönüş yolunda Yanni'nin aklı kılıca takılmıştı: gelmişti demek, yemişti yemi, ama koparıp gitmişti ipi. İlkin, balığı sandala yükleyemediğine hayıflandı. Sonra, ağzında zoka, sarsak dolaşan yaralı kılıca yandı.

Koca canavar tam yol, dikine dikine geldi üzerlerine, mahmuzlayacakmış gibi.

- Vre deli oldu bu?

Bindirdi bindirecek... Samson sarı gömleğini çıkardı, salladı. O koca fare leşi ansızın dümen kırdı, vurdu voltayı, yan verdi, stop etti. Sessiz sedasız yüz kulaç öteye kaydı kendi hızında ve... bir zıpkın vınladı! Sular şakırdadı. Bir bağrışma, bir telaş sardı güverteyi.

- Ehti psa! diye haykırdı kalasın burnunda dikilen zıpkıncı.

Paraketayı toplamakla meşgul Yanni, elindeki misinayı boşlayıp:

- Vuruldu! diye inledi.

Huysuzlaşan Samson, Halil'i suçladı:

- Ulan senin yüzünden hepimiz gidecektik!

- Allahtan gördüler! diye ekledi.

Ne yapmıştı ki Halil? Olayları hayal meyal seçebilen Stelyo:

- Neyi gördüler? diye sordu.

Samson, göz ucuyla, Yanni'yi dikizledi:

- Suda uyuyan balığı.

Kılıç sudan fırlıyor, güneşte parıl parıl yanan gövdesi ufku çizen sınırı göklere doğru deliyor, dalıyor derinlere, diplerden zorlayan tanrısal bir güç koparacakmış gibi eğiyordu motorlu canavarın burnundaki kalası. Dengeyi kaybeden zıpkıncı denize yuvarlandı. Güvertede pireler gibi sıçrayan, koşuşan, bağırışan cüceler, ne düşeni gördüler, ne de Samson'un siya siya kürek vuruşuyla yanı başlarına kayıp gelen 'Pırpır'ı. Palangalar gıcırdadı. Üç beş tayfa, ikisi matruş, birinin elinde balta, öbüründe bir kanca, bindiler filikaya. Filika suyla tokuştu.

Gök yıkıldı, deniz mi kurudu, sırtı kamburlaştı, başını önüne eğdi Yanni:

- Uykuda... Halil, uykusunda vurdular! diye inledi.

İçinde kanayan yaranın, gözlerinden taşıp sintinedeki yağlı suya karışan yaşlarını elinin tersiyle sildi.

'Son... son... bir anlamın, bir yaşamın, bir umudun sonuydu bu! '

(Tanıtım Yazısından)

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 348
favori
like
share