Sistem Gereksinimleri;
System: PII 233 or equivalent
RAM: 64 MB
Video Memory: 4 MB
Hard Drive Space: 1000 MB


Oyun İçi Görüntüler;








Oyun Bilgileri
Oyun Hakkında Bilgi:Oyun Filmindenesinlenilmiştir yıllar önce robin çocuk yaşta ormanlarda büyüyerek iyibişekilde ok ve yay kullanabilen iyi savaşçı haline gelmiştir oyunzalim kıralın köylülere zulm etmesi üzerine robin devreye girerekgidişata bi dur demesini anlatır iyilik için savaşır ve zenginden alıpfakire ver yöntemini kulanır oyunda amaç verilen görevleri eksiksizyapıp dier tura geçmektir ben yükledim çok zevkli hala oynamaya devamediyorum ve sizlerlede paylaşıyorum dileyim benim gibi sizlerde zevk almanızdır iyi oyunlar...

Sıra editörün incelemesinde;
Toplumların kendi kültürleri ve buna bağlı olarak da değişik türde giyim tarzları olabilir. Eski Yunanlıların çarşaf giyip gezmeleri, Kızılderililerin kuşları yolup, tüylerini elbiselerinde kullanmaları, orman kabilelerinin hiçbir şey giymemeleri. Her biri doğasına, ortamına, yaşamına özgü bir anlatım içerir ama hiçbir zaman taytın hangi mana ve amaçla giyildiğini anlamak mümkün değildir, en azından ben anlayamamışımdır. Hareket esnekliği ve bilimum özellik sayılabilir ama sonuç olarak o bir tayttır. Hele ki kahramanların taytı bu kadar çok sevmeleri! Bakınız Superman! İşe giderken efendi efendi giyiniyor, ne oluyorsa o telefon kulübesinde oluyor, o efendi adam tayt giyip dışarı fırlıyor, ayıp! Robin Hood bu konuda istisnadır, en azından ormanda dolaşıyor, fazla insan içine çıkmıyor, bu da bir adım! (Bu kadar tayt muhabbeti izleyenlere Man In Tights filmini hatırlatacaktır) Robin Hood demişken, sanırsam oyunumuzun ismi de Robin Hood’du, ilginç bir rastlantı, laf lafı açıyor dedikleri bu olsa gerek.

Biraz uzun bir giriş oldu ama taytla ilgili olan düşüncelerimi belirtmeden edemezdim, malumunuz tayt giyen bir sıra adamı kontrol ettiğimiz bir oyundan bahsedeceğiz, Robin Hood: The Legend of Sherwood. Robin Hood başlığı zaten konuyu özetleyen bir giriş olur, Aslan Yürekli Kral Richard, kutsal topraklara savaşa gitmiştir, Locksley’lilerden Robin de Haçlı Seferi’ndeki macerasından geri dönmüş olup, babasının öldüğünü, topraklarının da alındığını öğrenmiştir, taytı giyme vakti çoktan gelmiştir. Hikayenin temeli budur, bilenler zaten aşina oldukları bir hikaye ile karşılaşacaklar, bizim de amacımız ülkenin elden gitmesini önlemek, hakkımızı almak için savaşmak olacaktır ki bu savaşımızı iki boyutlu bir ortamda, Commandos tarzı bir strateji ile yapacağız.

Gerçi bu seriye Commandos’la beraber Desperados’u katmakta fayda var çünkü bu oyunu hatırlayanlarınız olursa eski ortamların ne kadar güzel bir şekilde aktarıldığını bileceklerdir, çizimlerdeki mükemmellik size ortamı fazlasıyla vermişti, Robin Hood’da en göze batan özelliğin de bu olduğunu belirtmem yararlı olacaktır .Haçlı Seferleri dönemindeki, Lordların hakimiyet sürdüğü topraklar, kaleler (ki kale mimarilerine bayıldım desem abartmam, çizimler gayet güzel), Sherwood ve ormanımızdan geçen davetsiz misafirleri pusuya düşürdüğümüz orman mekanları, hepsi özenerek çizilmiş, ayrıntılara önem verilmiş. Eksikler yok mu, elbet var ama bunlar çizimlerden öte bu çizimlerdeki hareket kabiliyetiniz, buna ilerleyen kısımlarda değineceğiz.

İki boyutlu olarak göreceğiniz oyundaki ana amacınız mümkün mertebe gizlilik içerisinde görevleri yerine getirmek ama madem biraz önce eksiklik dedik, belirtelim. Gizliliğin nedeni bir kale dolusu adama karşı üç beş kişi ile nasıl karşı koyacağınızdan kaynaklanmakta ama bu prensipte olan bir kaynak, uygulama da ise bütün kalede üç beş kişiyi sağ bırakacak şekilde oyunu bitirebildiğiniz de karşınıza çıkacaktır bu manası olmayan prensip. Yapay zekanın kusuru tabi ki bunda etken. Bir nöbetçinin arkasında ses çıkarmadan, bütün bir devriyeyi keserseniz, dönüp bakmaya tenezzül bile etmediğini farkedeceksiniz (ses çıkmazsa tabi ki dönmez ama ses nasıl çıkmaz, naylona vurmuyoruz ki, kaldı ki ondan da ses çıkar). Düşünün ki bir yerden sonra cesetleri koyacak yer bulamadım.
Tabi her zaman böyle değiller, yiğidi öldürelim ama hakkını verelim. Alarm gibi durumlarda geniş çaplı bir arama başlıyor ve gördükleri her ceset biraz daha kuşkulanmalarına neden oluyor, bu da sizin bulunma ihtimalinizi ve bulunduğunuzda sağ bırakılmamanızı sağlıyor. Bundaki en büyük rol de okçulara ait, kalkanlı askerler hemen okçuları arkalarına çağırıyor, kalkanla savunma yapılıp, okla iki kaşınızın arasını hedefleniyor, siz de ok yedikçe sendeliyor, hem savaşamıyor, hem de kaçarken sorun yaşayabiliyorsunuz. Kalabalık gruplara karşı tek başınıza birşey yapmanız da bu açıdan pek söz konusu değil, tek çare kaçmak ama akıllı bir strateji ile bunun da üstesinden gelebilmeniz de olası. Sonuç olarak dövüşten çekinmek mantıklı olacaktır ama tek çareniz değil, bu da oyunun hikayesine ters düşmüş, öyle bir hırsız düşünün ki eve girdiğini cümle alemin duyduğunu ve de bundan bir tek ev sahibinin haberi olmadığını.

Dövüşler demişken, elbette her adamınız aynı özelliklere ve de güce sahip değil. Bu özellikler, strateji kurmanıza etken sağlayacak kişisel farklılıklar. Mesela Robin Hood okçulukta her zaman tam hedefe atarken, kimi adamlarınız kas gücü sayesinde bir vuruşta karşısındakini bayıltabilir, ölüleri taşıma da kullanılabilir (bunu yukarıda belirtmiştim, görülecek olan ölüler başınıza dert açacaktır, devriyeler amirlerine haber verecektir, sonra gelsin gerisi), kimisi de ilk yardım konusunda etkili olabilir (ilk yardım derken herhangi bir tıbbi müdahale anlaşılmasın, ot kaynatıp içirme metodu). Daha değişik kimi özelliklerde var, bunlara sahip olan adamlar ya size gönüllü katılıyorlar ya da sizin düşmandan kurtarmanızla size geliyorlar.

Peki dövüşlerdeki farklılık nereden geliyor? ormandaki evinizdeyken adamlarınızın üzerine mouse ile geldiğinizde küçük bir kutuda kılıç ve yay resimleri göreceksiniz. En fazla beş tane olan bu resimlerin en fazla beş tane olması demek; adamınızın o konuda gayet iyi olduğu anlamına geliyor. Atıcı veya dövüşçü. Bunu da adamlarınızı eğitmek için bulunan kısımda (Sherwood’da eğitim için kalın kalın giyinip bekleyen adamın olduğu yer), maceraya gitmeden önce, geride bıraktığınız adamınızı buraya yönlendirerek yapıyorsunuz.Geri geldiğinizde bir skil puanı aldığını göreceksiniz ama kötü olan taraf macerada iken bir orduyla dövüşseniz de bunun hiçbir skil puan getirmemesi, gerçi getirseydi bu defada üç beş seferden sonra yiğitlerden kurulu bir birliğiniz olurdu ama üç beş bölümde bir puan verilerek bu sorun halledilebilirmiş, ilginç.

Oyunda strateji kuruyorsunuz, peki buna ne ölçüde imkan var? Bunu belirleyen başlıca etmenler bölüm için seçtiğiniz adamlar, yanınızda her zaman her yetenekten adamlar olmayabilir. Kapılar açacak bir çilingiriniz yoksa (ki bir çilingir her kapıyı açar gibi bir kaide yok) yolunuzu kilitli kapıları dışarıda bırakacak şekilde tayin edeceksiniz. Peki bu kilitli kapılar nerede? Kalenin içinde. Kaleye nasıl girilecek? Kale bölümüne başladığınızda ilk sorunuz bu olacak, sonuç olarak kalelerin çok fazla girişi olmaz, ana kapıdan da sizi içeri rahat rahat sokmayacakları gibi kimi zaman ana kapı kapalı da olabilir. Burada devreye giren her adamınızı kaleye sokabilmek için, duvara tırmanamayanları düşünerek (adam özelliklerine bir yenisi daha eklendi, duvara tırmanmak ama örümcek adam gibi değil tabi ki, çevik adamlarınız sarmaşık gibi bitkilerin olduğu yerlere tırmanabilir, etrafa daha dikkatli bakmakta fayda var) taktik kurmanız. Bu durumda gizlilik içinde adamlarınızın gireceği kapıya ulaşmalı, kapıyı açmalısınız, gizliliğin işe yaradığı bir yer. Bundan sonra da devriyelere dikkat ederek süzülmelisiniz, taktikleriniz genel olarak devriyelerin turlama sürelerine göre olacaktır, arkalarını döndükleri an kendinizi bir evin içine atın, o ev bu ev derken hedefe gideceksiniz, küçük bir hatırlatma, çatılara kimi adamların çıkabildiğini (her çatı olmasa da) unutmayın.

Karakter animasyonları göze batmayacak kadar hoş, ok atmadan önce adamınızın bir saat oku çıkarıp, yayı gerip, pozisyon almasını gördüğünüzde farkedeceksiniz. Bu gerçekçilik açısından da etkili tabi. Karakterlerinizin içinde bulundukları ortam da hareketli; mat bir yüzeyden ziyade bir canlılık var. Şırıl şırıl akan dereler, uçuşan kuşlar, rüzgarda kıpırdaşan ağaç dalları, kalelerde göreceğiniz halk. Bu halk konusunda bir şey de, ne zaman sizi görseler “aaa,Robin Hood” diye seslenmeleri, ilk oynayışımda bu boş boğazlığın bir sorun yaratacağını düşünmüştüm ama boşuna tabi ki. Sonra da farkettim ki bu halk sadece kuru kalabalık gibi gözüküyor ama biraz daha soylu kimseler için bu öyle değil (hatta kimi zaman yan quest’leri bu halktan alacaksınız, yaparsanız da elbet bir karşılığı olacak), yani sizi her gören “Hoşgeldin” demiyor, kimileri gidip şikayet ediyor, sonuç olarak siz zenginden çalan bir hırsızsınız, bu açıdan bir zengin tarafından buyur edilmeniz pek doğal olmaz! Böylece dikkat katsayınız biraz daha artıyor, hoş bir ayrıntı. Renklerin de yerli yerinde kullanılmış olmasından dolayı ortamdaki canlılık, göze görünürlük gayet hoş. Yapılar konusundaki fikrimi zaten söylemiştim.

Strateji kurmaktaki en büyük zorluğunuz oynanabilirlik olacaktır, düşündükleriniz yaptıklarınız oranında değer kazanacağı için başlıca etmen bu diyebiliriz. Bu açıdan oyuna bir taktik penceresi konulmuş; taktiğinizi belirledikten sonra yapacaklarınızı, sadece üç aksiyona izin veren bir sıraya koyabiliyorsunuz ve boşluk tuşuna her basışınızda, sırasıyla verdiğiniz emirler yerine getiriliyor. Bu aksiyon pencerecikleri karakterinizin, ekranın altındaki resminin üzerinde bulunuyor (tabi siz atadıktan sonra) ve noktalı bir çizgi ile aksiyonun kime uygulanacağı gösteriliyor, boşluk’tan sonra karakteriniz uygulamaya koyuluyor. Kalabalık gruplara karşı, grubunuzu bir anda saldırtmak için uygun bir yöntem veya hızla yapmanız gereken işler için veya diğer taktikler.

Yanlız kimi zamanlar karakterlerinize bazı şeyleri yaptırmak zorlaşabiliyor, mesela üst üste yığdığınız askerler arasında ölmemiş birisini bağlamak istemeniz, onu seçmenizden daha kolay, o kalabalıkta seçim işi zorlaşabiliyor, bu da değerli zamanınızın kaçıp gitmesine neden olabiliyor. Bunların dışında oynanabilirlikte çok büyük sorunlarla karşılaşmayacaksınız, ne zaman ki her adamınız ayrı yerlerde dövüşmek zorunda kalacak, o zaman şikayet edeceksiniz ama bu oyunun kabahati değil, gizlilik çok önemli değil dediysem de abartmamak lazım.

Doğal olarak amacımız görevleri yerine getirmek derken müziklere çok fazla kulak kabartmayacaksınız ama bu müzik olmadığı anlamına gelmez. Arka fonda tın tın çalan bir tınıyı dinlerken bir anda müzik değişip, sizi bir sorun olduğu konusuna çekebilir. Ne zaman ki bir sorun var, o zaman sizin de haberiniz olacak. Arkanızda bıraktığınız bir ölü veya bağladığınız birisi farkedilince, önünüzde ki ekran da olmasa bile bir yerlerde sorun olduğu haberini alacaksınız. Bu açıdan iz bırakmamalı, bırakıldıysa da hoparlörlere kulak kabartmalı. Sonuç itibariyle çok fazla müzik yok, karakter sesleri de gayet hoş. Diyalog kısımlarında Robin Hood’un sesi hoşunuza gidecektir (kimi zaman alaycı konuşmaları komik olabiliyor), tabi diğer karakterlerin de.

Ok atmanın zevkli olduğu kadar riskli de olduğu, ekip çalışmasına doğal olarak önem veren ve de konusu itibariyle sizi çekmesi daha bir muhtemel Robin Hood: The Legend of Sherwood’da daha fazla söze hacet yok. Commandos tarzı bir zorluk beklemek fazla olacaktır ama hakkını vermemek de ayıp. Bu tarz oyunları sevenlerin hoşlanmaması için çok büyük nedenler yok. Mekanlar sınırlı ama kullanışlı, yapay zeka kimi zaman gerçekten yapay ama beter değil. Tayt giymeye meraklı bu kadar kahraman varken elimizin boş kalmayacağını bu oyundan sonra bir kez daha anlıyoruz. Gerçi kahramanımız evi soymakla kalmayıp, evi de götüren hatta utanmadan ev sahibini de döven cinsten. Taytın gücü adına...

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 353
favori
like
share