Neşeli anlarında Atatürk, Ahmet Cevat ile eğlenmeyi severdi.
-Cevat Bey sizin karakol kelimesi üzerinde yaptığınız etimolojiyi bu arkadaşlara da anlatır mısınız? Buyurdu.
Anlaşılan Ahmet Cevat bu sıralarda Atatürk’e etimoloji üzerine bir etüd sunmuştu.
-Kol müfreze, kara da bildiğimiz toprak, yani toprak üzerinde gezen müfreze demek olsa gerek. Karakolu olduğuna gibi deniz kolu da olur, diye izah etti.
Atatürk:
-Bizim Ahmet Cevat Bey, Şemsettin Sami’den bir adım bile ileri gidememiş… Cevat’ın yaptığı etimolojiler bize şu fıkrayı hatırlatıyor: Padişahlardan biri vezirine “Halk konuşurken sarık marık, giyim miyim, pabuç mabuç der. Sarığı, giyimi, pabuçu anladık; marığı, miyimi, mabuçu da ne oluyor” demiş. Akıllı vezir bir müddet düşündükten sonra ; “şevketlümün mübarek başındaki sarık, kullarının fakir başındaki marık; haşmetlümün üzerindeki elbise giyim, kölenizin üzerindeki miyim; devletlümün mübarek ayaklarındaki pabuç, bendelerinin ayağındaki ise mabuçtur” diye izah etmiş. Ahmet Cevat’ın etimolojileri de bu vezirin etimolojilerine benzer.
Atatürk’ün bu fıkrasına hepimiz gülmüştük, Ahmet Cevat kendisi de güldü. Atatürk’ün bu şakasında kendisini kırk yıllık dilci sayan Ahmet Cevat Emre’ye bir ders vardı.

Abdülkadir İnan_Atatürk Devrine Ait Bir Hatıra, Türk Kültürü, Kasım 1969

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 385
favori
like
share