Quake tarihi:

İlk Wolfenstein piyasaya çıktığı zaman ne çok sevinmiştim. Grafikleri ve oynanışı ile diğer oyunlardan çok daha farklıydı. Yeni bir türün ilk temsilcisiydi. Arkasından Doom piyasaya çıktı. Wolfenstein�dan çok daha iyi grafikleri ve korkutucu atmosferi ile FPS türünde bir çığır açmıştı. Oynanışı ve kuralları iyice oturtmuş bir şekilde karşımızdaydı. Hemen arkasından devamı geldi ve karanlık hikayeye geri döndük. Id Software bizleri Doom ile oyalarken asıl bombasını patlattı Quake...

Quake

Quake 1 ilk elime geçtiği zaman çok heyecanlanmıştım. Bir çok kişi tarafından piyasaya çıkmadan önce de övülen bir oyundu. Fakat şimdi ellerimdeydi ve oynanmak istiyordum. Bilgisayarıma kurduğum gibi grafiklerin güzelliğine kapılmıştım. Ne Wolfenstein ne de Doom serisi beni görünüş olarak Quake kadar etkilememişti. Oyuna başladığım ilk zamanı hatırlarımda, karşımıza üç tane kapı çıkardı. Bunlar aslında zorluk seviyeleriydi. O zamanlar bilmezdim böyle olduğunu, onların Quake dünyasında geçen farklı maceraların kapısı olduğunu zannederdim. Düşmanlarımıza ateş ettiğimiz zaman çıkan kanlar veya ölümleri, silahımızdan çıkan alev topları hepsi etkileyiciydi. Fantastik bir dünyada hayatta kalmaya çalışan birini oynuyorduk. Single Player�ı bıraktık, arkasından Multiplayer�a başladık. Geceler boyunca süren Deathmatch�lar beni uykusuz bırakmıştı. Oyuncular kendi yaptıkları haritaları oyuna aktarabiliyordu. Bu sayede farklı tasarlanmış arenalarda kapıştık. Aradan zaman geçti, farklı oyunlar çıktı, Quake eskidi. Devamı ne zaman gelicek diye beklerken Id Software�dan açıklama geldi; Quake 2 üzerinde çalışıyoruz!

Quake 2

Quake 2 birinci oyundan çok daha kaliteli ve güzeldi. Uzaylıların işgal ettiği bir Dünyada, onlara karşı savaşan bir Marine�yi canlandırıyorduk. Birinci oyun ile sadece teknoloji tabanı ve isim olarak aynıydılar. İçerik, konu ve atmosfer bakımından çok farklıydılar. Ekran kartlarımız oyunu kaldırmaz, kare kare Software olarak oynardık. �Vodoo�lar ile çok daha harika oluyor Quake 2� dediler. Paraya kıyıp 3dfx Vodoo ekran kartımızı da aldık. Arkasına ekstra güç kablosunu bağladığımız zaman işte o anda donup kalmıştım. OpenGL ile Quake 2�nin grafikleri karşımda uçup gidiyordu. Strogg�ların tam ortasına BFG ile ateş edince, ortaya çıkan efektleri görünce, gözlerim yerinden çıktı. Grafikleri ve oynanışı ile Q2 zamanı için harika bir oyundu. Ancak çok büyük bir eksikliği vardı. Atasından kalma Multiplayer özelliği yapımda bulunmuyordu. Id hemen bir yama yaparak bu eksikliği giderdi. Asıl bomba işte o zaman patlamış oldu. Quake 2�nin Multiplayer çılgınlığı yaşandı. Bir çok turnuvada resmi oyun olarak oynandı. Bende çoklu oyuncu mod�unda bir çok kişi ile kapıştım. Harika zevkli geçen Quake 2 Multiplayer�ı için sonradan firma tarafından editör çıkarıldı. Bununla beraber yeni haritalar ve modellemeler yapmamız sağlanıyordu. Her sene klasikleşen Quakecon turnuvası da Quake 2 ile başlamıştı.


Quake 3: Arena

Q2�deki çok oyunculu modun tutması ile John Carmack ve ekibi Quake 3: Arena�yı hazırlamaya başladı. Q3 tamamen Multiplayer tabanlı bir oyun olarak piyasaya çıktı. Single Player kısmı sadece Bot�lar ile kapışabileceğimiz tunuvalardan oluşuyordu. Q1 ya da Q2�deki gibi ilerleyebileceğimiz, görevler yapabileceğimiz bir senaryosu yoktu. Önceki yapımlar ile tek bağlantısı serinin son oyunu olmasıydı. İster yapay zekaya karşı ister online olarak, diğer oyunculara karşı sürekli aksiyon halindeydik. Oyun hikayesi, şeytan tarafından bir arenada toplanan en iyi savaşçıların, birbirleri ile mücadelelerini konu alıyordu. Arenadaki savaşçıları tabiki de bizler canlandırıyorduk. Quake 3: Arena�nın en iyi yanı kuşkusuz grafik motoruydu. Yeni nesil Quake Engine çok iyi işler başarıyordu. Multiplayer kapışmalarda dahi o güzel grafikleri kısmadan akıcı bir şekilde oynuyorduk. Farklı mod�ları da desteklemesi ile Quake 3 çok iyi işler başardı. Yeni haritalar ve mod�ları ile kendini sürekli yeniledi. Id Software boş durmadı, ek görev paketi Quake 3: Team Arena�yı piyasaya çıkardı. Yeni karakterler, yeni silahlar, yeni haritalar ve oyun mod�ları ile normal oyunu bir hayli genişletiyordu. Takım oyununa ise bir hayli ağırlık veriyordu. Genel olarak haritaları ve yeni oyun şekilleri kalabalık kişiler için yapılmıştı. Klasik Quakecon dahil pek çok turnuvada Quake 3: Arena, resmi oyun olarak kullanılmıştır.

Quake 1, Quake 2 ve Quake 3 olsun hepsinin önemli ortak yanları, Multiplayer olarak çok tutulmaları ve teknoloji olarak zamanları için harika olmalarıydı. Serinin üç oyunun grafik motorları başka yapımlarda kullanıldı. Bunlar arasında Half�Life 1, Sin, Jedi Knight serisi, Return The Castle Wolfenstein, Elite Force vb... güzel oyunlar bulunuyor.

Quake 4 söylentileri

FPS dünyasının efsanevi ismi Quake, tek kişilik oyun adına verdiği uzun ayrılıktan sonra yeniden karşımıza çıktı. Hatırlanacağı üzere Quake 3, zamanın en mükemmel grafik motorunu sergilerken sadece multiplayer modlarına destek vermiş, bu nedenle kimi kesimleri üzmüştü. Quake 2 gibi milyonlar satan bir oyunun önemli savaş sahnelerinin herkes devamını bekliyordu, ancak kısa vadede bu gerçekleşmedi. Quake 3 ise daha çok kendi oyun motorunu diğer firmalara pazarlarcasına gerçekleştirilmiş bir oyun görünümdeydi. Gerçektende Quake 3 motoru pek çok önemli oyunda kullanıldı. Medal of Honor, Jedi Knight, Return the Caste of Wolfenstein bunlardan bazıları. Sırada derin bir bekleyiş vardı. Quake 3�ün üzerinden bir kaç yıl geçmeden Quake 4 söylentileri almış başını gitmişti. Resmi kaynaklardan kesin bir açıklama gelmese de, hatta yapımcı firma diğer oyunları Doom 3 için gün saymaya başlasalar da aynı motor ile yapılacak olan Quake�in dördüncü versiyonu için dedikolular iyice artmaya başlamıştı.

Doom 3, yeni geliştirilen grafik motoru ile piyasaya çıktıktan sonra artık Quake 4�ün de yapımına başlandığı resmen duyuruldu. Önce resmi İnternet sitesinde yayınlanan bir iki ekran görüntüsü ile bizleri heyecana sokan oyun için yapılan resmi açıklamalar da hayranlarının yüzünü güldürür nitelikteydi. Herkesin merakla beklediği tek kişilik senaryo bazlı oyun bu sefer geliyordu ve Quake 2�nin bıraktığı noktadan hikaye devam edecekti. Açıklanan ilk bilgiler arasında id tarafından geliştirilen Doom 3 grafik motorunun daha geliştirilmiş bir halinin kullanılacağı, oyunun yapımcılığını ise Raven Software�in üstleneceği yönündeydi.

Tarihler ekim ayının ortalarını gösteriyordu ki FPS dünyasının depremi sayılan Quake 4 nihayet PC�ler için piyasaya çıktı. İlk intiba olarak oldukça güzel olan grafikleri ile izleyenleri büyüleyen oyun, hiç dinmeyen temposu ile de dikkatleri üzerine çekiyordu. Yer yer takım çalışmasına izin veren yapısı, hareket halinde olmayı ilke edinmiş düşmanları ile birleşince Quake sevenler için tadından yenmez bir hal oluyordu. Peki oyunun geriye kalan kısmı nasıldı?..

İnsanlar ve yaratıklar arasındaki büyük savaş başlıyor.

Quake 4�ün açılış sahnesi gerçekten çok başarılı. Uzay boşluğuna donuk gözlerle bakan bir askerin yandan silüetini orkestral müziklerle duymaya başladığımızda tipik bir başlangıç havası seziyoruz. Fakat izlediğimiz asker hafifçe yana doğru dönmeye başladığında onun sabit bir yerde duradığını, aslında uzay boşluğunda süzüldüğünü anlıyoruz. Üstelik kafasının diğer kısmı ve belden aşağısı olmadan... Parçalanmış asker cesedi yana doğru kaymaya başladığında müzikler şekilleniyor ve yapımcıların isimleri ekrana gelmeye başlıyor. Hemen ardından ise diğer cesetler ve parçalanmış bir uzay gemisinin ardında kalan enkazları süzülürlerken izliyoruz. Sonra da Quake 4 logosu...

Bahsettiğim şık girişin ardından üç adet devasa boyutta uzay gemisinin gelişini ve deminden beri arkamızda gelişmekte olan büyük savaşın ayrıntılarını izledikten sonra artık oyunun bizi ilgilendiren kısımlarına odaklanıyoruz. Büyük bir savaşın ortasında sıradan bir asker olarak maceraya atılacağız.

Quake 2�de hatırlarsanız Strogg�larla büyük bir savaşa girmiş, tüm düşman orduları ile tek başımıza savaşmıştık. Sonlara doğru düşman gemisine girip onu yok ederek son anda kaçmayı başarmış dünyayı büyük bir tehlikeden kısa süreliğine de olsa kurtarmıştık. Daha sonra ise insanlar, Strogg�ların yeniden gruplaştığına ve hızlıca güçlendiklerine şahit olunca büyük bir istilaya hazırlandılar. Askerlerin arasında sıradan bir kişi olarak biz de gemideki yerimizi alıyor ve Quake 4 ile Stroggos gezegenine doğru yol alıyoruz.

Aksilikler daha en başka karşımıza çıkıyor

Genelde her FPS�de olduğu gibi oyuna büyük aksiliklerle başlıyoruz. Bizi gezegendeki stratejik noktaya iniş yaptıracak gemimiz hasar alıyor ve hiç ummadığımız bir yere düşüyoruz. Geldiğimiz noktada yarı baygın haldeyken savaşın atmosferini az çok hissediyor, yanı başımızda silah arkadaşlarımızın ölüşlerine şahit oluyoruz. Nihayet karakterimiz kendine gelip de ayağa kalktığında etrafa şöyle bir bakınca grafikler konusunda bir an şüpheye düşer gibi olmak mümkün. Doom 3�ün grafik motoru iç mekanlarda deyim yerinde ise tavana vururken, genelde dış mekanlarda göze hoş gelmiyor ve biz de oyunun ilk sahnesinde bunu hisseder gibi oluyoruz.

Ne zaman ki birliğin diğer üyeleri ile buluşmak için içerilere doğru hareket ediyoruz, işte o zaman oyunun grafikleri şölene dönüşüyor. İç mekanlara girdiğimizde, ışık efektleri, gölge efektleri ve karakter modellemeleri gerçekten bir harika.

Genel olarak ele aldığımızda Quake 4, Doom 3�e fazlasıyla benziyor. Teknik altyapı aynı olduğu için değiştirilmemiş bazı özellikler de göze çarpıyor. Mesela dost bir karakter ile burun buruna geldiğimizde silah imlecimiz etkisiz hale geliyor ve karakterin künyesini kısaca bize yazıyor. Aynı şekilde oyun içinde kullanacağımız tüm panellerde de tıpkı Doom 3�te olduğu gibi fare imleci ile karşılaşıyoruz. Küçük bir ayrıntı da oyundaki kimi silahlarımızda el fenerinin olması konusunda söylenebilir. Standart tabancamız veya makineli tüfeğimiz elimizdeyken el fenerini açabiliyoruz. Ancak diğer silahlarda kullanamıyoruz.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 327
favori
like
share