CPU: Pentium 4 2.4GHz Single Core processor

System RAM: 1GB
Video Card: Direct X 9.0c compliant video card with 128MB RAM (NVIDIA 6600 or better/ATI X1300 or better, excluding ATI X1550).
Sound Card: 100% direct X 9.0c compatible sound card
Hard disc space: 8GB free space

Önerilen Sistem Gereksinimi


CPU: Intel Core 2 Duo processor

System RAM: 2GB
Video card:
DX9: Direct X 9.0c compliant video card with 512MB RAM (NVIDIA GeForce 7900 GT or better)
DX10: NVIDIA GeForce 8600 or better
Sound Card: Sound Blaster® X-Fi™ series (Optimized for use with Creative Labs EAX ADVANCED HD 4.0 or EAX ADVANCED HD 5.0 compatible sound cards)
OYUN HAKKINDA
Bu sözlerle Bioshock�u incelemeye başlarken, bu kez hiçbir şekilde teknik detayların üzerinde zaman kaybetmeye niyetim olmadığını belirtmek istiyorum. Hakkında olağanüstü, güzel ve süslü beğeni cümleleri kurulan ve türündeki ana akımdaki değişimin bir başlangıç noktası olarak görülen Bioshock�un kalbinde yatan asıl etmen teknik niteliklerinden öte çok daha basit bir şey üzerine kurulu: �seçebilmek.� Bioshock tamamen seçmek üzerine kurulu bir oyun. Yaptığınız seçimler oyun içerisinde ilerledikçe kendinize has bir oynayış stili geliştirmenizi sağlarken, yeri geldiğinde oyununun sonucunu doğrudan etkileyen bir hal de alabiliyor.
Daha bundan birkaç sene önce öncesine kadar bir oyun türünü yeniden tanımlamak ya da öyle görünmek için
güzel grafikler kadar iyi bir pelerin düşünülemezdi. Yeni nesil teknolojilerin yarattığı bu yapay gündem her ne kadar bazı yan etkilerini hala korumaktaysa da neyse ki çok uzun süre yaşamadı. İyi bir oyun tanımı, güzel grafikler, ses efektleri, iyi bir yapay zekâ ve oynanış gibi teknik detaylarla çerçevelenmemelidir. Bunlar bütünün bir parçası olmakla birlikte tek başlarına �tamamlayıcı� olmaktan öte gidemezler. Bilinçli bir oyuncunun gündeminde bu yüzden bunlardan çok daha fazlası vardır, ancak onun ilgilendiği şey bunların teker teker ne ifade ettikleri değil, bunların nasıl harmanlandığıdır. Onlar için oyun deneyimi esastır. Beklentileri, oynarken neler hissettikleri ve bitirdiklerinde o oyunun adını yıllar sonra bile duyduklarında akıllarında kalan ufak enstantanelerin ifade ettikleri şeylerdir. Bir oyun, oyuncuda iz bıraktığı ölçüde var olur.

Bioshock bir uçak kazasının ardından su üzerinde yanan uçak kalıntıları arasında gözünüzü açmanızla başlıyor. Alevlerin ortasında hayal meyal görebildiğiniz kara parçasına can havliyle yüzerek maceramızın başladığı yer olan Rapture�un girişine ulaşıyoruz. Rapture 1940�ların II. Dünya savaşının yılgınlığı ve umutsuzluğunun ortaya çıkardığı bir ütopya. Tamamen su altına inşa edilmiş bu şehir savaşın karanlık dünyasından kaçan aydın insanlarca doldurulmuş; bilim adamları, mühendisler ve daha niceleri... Ancak aşağıya indiğinizde karşılaştığınız şey sizi pek de hoşnut etmeyecek. Aslında oyuna girdiğiniz andan itibaren neden burada olduğunuzu oyunun büyük bir kısmında net olarak bilmemeniz, oynarken bu konuda yoğun bir şekilde beyin fırtınası yapmanızı ve hayal gücünüzü zorlamanızı sağlıyor. Hikâye�nin bu yapısı hem oynarken hem de oyunu tamamladıktan sonra akıllarda tartışılması gereken birçok soru işareti bırakması için akıllıca oluşturulmuş.
Siz bu sorular kafanızda Rapture�un derinliklerine doğru ilerlerken insanların suyun üzerinde bıraktığını sandığı hırs, kin gibi duyguların bu ütopyayı da yerle bir ettiğini görüyorsunuz. Her ütopyanın varmak istediği mükemmelliğe giden yolda Rapture�un insanları da karşı konulmaz hırsların esiri olmuş, bazı biyolojik değişimler geçirerek benliklerini kaybetmişlerdir. Bir zamanlar umudun denizaltı şehri artık her bir köşesinde bir anı barındıran, zaman zaman gördüğünüz halüsinasyonlar, ücra köşelerde gördüğünüz hayaletlerle dolu bir yalnızlık mevsimine bürünmüştür âdeta.

Oyuna girdiğiniz ilk andan itibaren o anki duygularınızla Rapture�da hayranlık veren atmosferin büyüsüne kapılıp, kafanızdaki soru işaretlerine cevap arayacaksınız. Zaman zaman amaçsızca dolaştığınız izlenimine kapılsanız da atmosfer size biraz ötede aradığınız cevapları bulacağınız konusunda tuhaf bir güven duygusu veriyor. Gezdiğiniz koridorlar, alanlar, eşyalar, duvarlardaki posterler, neon�lar ve terk edilmişlik sizi bambaşka duygular içerisine sokuyor. Suyun belki de yüzlerce metreler altında olduğunuzu hissettiren panoramik camlar, yerdeki su birikintileri ve su geçişlerinde yüzünüzü tatlıca ıslatan ekranınızda damlacıklar bırakan su, Rapture�un koridorlarına hakim nemi oturma odanıza taşıyor. Sıcak bir günde serin bir esinti gibisi yok. Atmosfer sadece oynayanı değil yanınızda izleyerek size eşlik eden arkadaşlarınızı hatta oradan geçmekte olan annenizin bile ilgisini çekip �Nasıl bir şey bu?� dedirtecek bir yapıya sahip.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 294
favori
like
share