sevgili nermin kardeşim.yazın güç verdi.teşekkür ederim.

bak benim için hayat 24 yıldır şöyle birşey: kendime yazdığım metni paylaşmak isterim.

------------

kimi vardırki,hayali zevkine kurar / arzu ve isteklerine dayalıdır hayalleri,
mesela,kendisini güzel bir işyerinin masasında,yada güzel bir kadının gözlerinde hayal eder..
kimi vardırki,yaşamak için hayal kurar. şair ne diyor? ki en sevdiyim şiir sözcüğüdür o sözcük
"ne kadınlar sevdim zaten yoktular, hepsi birer düş idiler"
var olanı sevmek, zevk-i muhabbetti hayalle,
ki banada hep öyle gelmiştir, zevkin ötesinde bir hayal olmalıydı kurduğum,
ulaşabildiklerime deyil-ulaşamadıklarıma olmalıydı hayallerim..

bazen en ala futbolcu olurum, oynadığım her maçta en az 3 gol atarım rakip takıma,
bazen zeybek oynarım, ve bunu acele etmeden yaparım aheste aheste,
çünki, en son hayalimde aceleyle kaleye koşarken düşüp dizimi kanatmıştım....
bazen ayna karşısına geçer, saatlerce saç tararım
çünki kendisi için süsleneceyim bir sevgilim hep vardır,
sonra irkilirim, nerde sevgili? diye sorarım kendime...
ama zaten saçımda yokki.

bizim evin dibindeki denize girerim her sabah,
kollarımı her attığımda denize, sanki hayata bir yumruk çakar gibi hissederim kendimi...
sonra,irkilirim
sen hayata yumruk çakabilirmisin be adam? derim,kendime.
ama zaten,denize girdiyimde yokki.

bazen karısıyla geçinemeyen,huysuz bir adam olur çıkarım,
güzel gelir her kavga sonrası kapıyı vurup çıkmak ve eve gecenin bilmem kaçında geri dönmek ve
evde yine o kadının evde beni beklediyini bilmek...

sonra irkilirim,
sen kapıyı vurup gittiğinde,hangi kadın seni gülerek karşılar deyip kızarım kendime.
ama zaten karımda yokki.

bazen,kızımın elinden tutup gezmelere giderim
terlerim onunla oynamaktan,
ben ne zaman at olsam, ve o sırtıma binse diz kapaklarım kızarır..
sonra irkilirim,
"sen kendini,taşıyamıyorsunki kızını nasıl taşıyacan"
ama zaten, dizleriminde takati yokki.



bazen, "aptal" bir surat ifadesiyle,etrafımdaki koşuşturmacaları izlerim,
suratım okadar şaşkındırki,
o koşanları durdurup sorarım? tabakaneye derim ve devam ederim işte cümleme.
kızarlar bana,zamana karşı yarışıyorum,zaman akıp gidiyor yetişecek yerlerim var derler,
bende öyle bir gülerimki,kahkahalarım gökyüzüne kadar yükselir.

sonra, hayal ürünüm,bizim ahmeti alırım karşıma...
bahçede,muhabbet ederiz öylece, ha elimizde muhakkak kahve vardır.
kahvesiz muhabbet çekilmez.
ahmet derim ahmete, ben hayatı adım adım yaşıyorum ne kaybım var?
zamanla,dakikayla ve saatle hiç işim yok,üstelik bir kol saatim bile yok be ahmet,
yetişecek yerlere hep geç kaldım, hiç bir zaman dakik olamadım,
koşmadım ve hatta yürümedim, gitmem gereken yerlere.
merdivenleri çift atlayanlardan olmadım hiç,çünki acelem yoktu
acelem olmadığı içinde, merdivenleri çıkmadım bile.
zaman herkese aynı deyilmi be ahmet?
pardon,sen ahmetmiydin?yoksa mehmetmiydi sana taktığım ad?
aman be hüseyin, isminin ne önemi var, geldin girdin hayalime seninle sohbet ettim işte...

şimdi başka bir hayale geçeceyim ramazan, acelem yok. yavaş yavaş geçerim.

Nihat (oturandeva)
amasra/11,temmuz,2008

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 2074
favori
like
share
niluferlili Tarih: 05.04.2009 16:58
sevgili nermin işte hayat acısıyla tatlısıyla güzeldir önemli olan durumumuza üzülmek yerine bununla yaşamayı öğrenmek, hayatımı daha kolay hale nasıl getirebilirim diye düşünmektir. bende özürlü kardeşlerime elimden ne gelirse yapmaya hazırım. ama en önemli tavsiyem sadece özürlüler için değil herkes için. okullarını bitirmeye gayret etmelerini isterim okumak önemlidir okumak güzeldir bugün bir işe girmek için artık diploma soruyorlar. ben dışardan okulunu bitirmiş bir sürü kişi tanıyorum herkesin okuması dileğiyle..
NermiN- Tarih: 04.04.2009 03:25
Nihat agabey ve niluferlili abla sizleri burada gordukce ve yazdiklarinizi okudukca, tum olumsuzluklarina ragmen hayata daha kalin iplerle tutunmaya calisiyorum. Yazdiklariniz ve hayatiniz guc veriyor bana, inanin buna. Iyi ki varsiniz.
niluferlili Tarih: 04.04.2009 01:59
sonunda anlaştığımıza sevindim aslında hepimiz aynı şeyi söylüyoruz ama farklı şekilde eşini ve kızını biliyorum bu yüzden seni çok takdir ettim onlara allahtan rahmet diliyorum nur içinde yatsınlar onlar yattıkça allah ırmak'a uzun ömürler versin ve bisiklet aldığın çocuklara da tabiiki.sen zaten cennetlik olmuşsun bu yaptıklarınla. rahmetli sabancınında oğlu özürlü biliyorsun. tv.de bir konuşmasını dinlemiştim. arkadaşı ona allah senin oğlunu başkalarına yardım etmen için böyle yaratmıştır belki demiş. ben istanbulda oturuyorum.burada sabancının özürlüler için açtığı yerler var.koskoca araba fabrikam var ama birini bile oğlum kullanamıyor demişti.hayat işte böyle
OturanDeva Tarih: 03.04.2009 23:39
niluferlili, sizinle ilgili görüşlerim var.

sizi ne ilk mesajınızda,ne son mesajınızda,karamsar bulmadım.
karamsar olsaydınız,buraya gelip yazmazdınız çünki.
buraya ancak ve ancak beklentileri olanlar yazar,
beklentisi olmayan umutsuzca yaşayanlar o cesareti bulamazlar,kendilerinde.
sizin karamsar olduğunuzu düşünmüyor, blakis tecrübe bankası olduğunuzu görüyorum..
bu banklığı lütfen tecrübesiz engelli kardeşlerimizden esirgemeyelimki, bizlerin yaşadığı zorlukları onlarda yaşamasın.

hepimizin tutunacak dalı kuşkusuz var,
hikayemiz ne kadar acıklı olursa olsun, okadar dik durmak zorundayız.
benim hikayeme gelince,
allah bir kapıyı kapar diyerini aça biliyorsunuz.

benim ve ailemin geçirdiğimiz kazada eşimi ve 7 aylık kızımı kaybettim, yaşasaydı 25 yaşına girecekti kızım. elbette bana o kazada koyan, engelli oluşum deyil.hemde hiiç deyil. ben ailemi kaybedişime yandım yıllarca,
sayınki bitkisel hayatta bir adamdım,o kadar zevksizleşti yaşam bana.

sonra, birgün çocuk esirgeme kurumuna gittim.
10 aylık bebeydi kızım ırmakla tanıştım, şimdi 7 yaşında 2. sınıf öğrencisi kızım
okuma yazmayı 5 yaşında öğrendi,matematiği vs. süper.
o yüzdende 1 e gitmesi lazımken 2. sınıftan başlattılar onu.
ırmak hayatımın merkezidir, o olmasaydı eminim şimdi bu kadar pozitif bir adam olamazdım.

allaha şükür olsun


COCO Tarih: 03.04.2009 22:00
Hah işte böyle ol her zaman.Ya benim yerimde olsan intahar edersin.Dedim ya ben sizden yaşlıyım böyle konularda çok tecrübem var.Gününüzü gün edin boş verin aha vaha.:3:
niluferlili Tarih: 03.04.2009 21:33
sevgili coco biraz isyankar şekilde yazdığımın farkındayım oturandevanın başına gelenler beni fazlasıyla üzdü. bugüne kadar içimde birikmiş olan duygularımı hiç tanımadığım yüzünü görmediğim siz arkadaşlarımla paylaştım sadece. coco herhalde ilk yazdığımı okudun 2.yazdığımda bende bugüne kadar yaptıklarımı paylaştım ortopedik özürlüyüm allaha şükür yürüyorum,her türlü ev işini yapabiliyorum tabii oturandevanın dediği gibi sağlamlar 1 saatte yapıyorsa ben 1 günde yapıyorum ama sonuçta yapıyorum çalışıp emekli oldum. başka insan hayattan ne isteyebilirki. birşey daha söyleyim 5 vakit namazımı
bile kılıyorum. sadece sandalyade oturarak kılabiliyorum çünkü dizlerim kıvrılmıyor. aksine çevremde hayat dolu biri olarak tanınıyorum o kadarki arkadaşlar cep telefonuna müzik olarak ben aradığımda kahkaha sesi koymuşlar. oturandeva evliliğim için bulunduğun temennilere teşekkür ederim aynı temennileri bende tüm insanlar için diliyorum.
OturanDeva Tarih: 03.04.2009 19:29
niluferlili

oturandeva biraz karamsar bir tablo çizmişim anlaşılan.gece sizin başınıza gelenleri okudum ve çok üzüldüm.bunun sonucunda da kendi yaşadıklarımı hatırladım.ilk ameliyatımı 40 günlük bebekken olmuşum, düzelmemiş. 2.ameliyatı liseyi bitirdiğimde oldum. l981 yılında.benim sağ ayağım doğuştan kıvrıktı.yani topuğum ve parmaklarım birbirine yakındı. ayağımın tabanına değil üst kısmına basıyordum.[l963 doğumluyum galiba aynı yaşlardayız]
4 ameliyat oldum. ilk ameliyatımdan çıktığımda doktorum sen hiç tabanına bastınmı diye sordu hayır dedim. bundan sonra basacaksın deyince gözlerimden süzülen yaşları hala hatırlıyorum.5 ay alçıda kaldım. sonra ortopedik ayakkabı verdiler. gece gündüz hep ayağında olacak dediler. 3 yıl evde yeniden yürümeyi öğrenerek geçti. yani 3 yıl sokak yüzü görmeden geçirdim.hayatımda tatmadığım bedensel acıları yaşadım.
bunlar kötü tarafları. ama hayatımı tamamen değiştiren yanlarıda oldu. 3 yılın sonunda 2 özürlünün alınacağı sınava girerek 1.oldum ve PTT de işe başladım ÖZÜRLÜ OLUŞUM sayesinde. emekli olma yaşının 50-55 lere dayandığı bu zamanda ben l5 yıl çalışarak 37 yaşında emekli oldum. yani bir köşeye çekilip bana baksınlar diye düşünmedim hayatımı kazanmayı seçtim. 3. ameliyatımın yatış işlemleri sırasında eşimle tanıştım o da trafik kazası geçirmiş 13.ameliyatını olacaktı. onunki de ayrı bir konu. yine ameliyatlar yine alçılar derken iyileşince evlendik. birbirimizin eksik taraflarını tamamladık. hem evde hem dışarda birlikte çalıştık bugün bir evimiz ve bir arabamız varsa bunu kimsenin yardımı olmadan biz yaptık ve biliyorumki allah eğer bir şeyi alıyorsa yerine 10 katını veriyor
ama alçıda geçen günler çok zordu ve senin yazdıkların bana 0 zor günleri hatırlattı.
yoksa bende allahın bana ayağım sayesinde verdiği bir çok şeyin farkındayım

sevgili niluferlili, aynı doğumluyuz bende 1963 lüyüm.
okuduklarımdan en mutlu olduğum nedir bilirmisin? mutlu bir yuvanının oluşu.
allah senin ve eşinin daima koruyucusu olsun,ve hep mutlu olun güzel yuvanızda,bu benim hep hayal ettiyim bir andır. benim hayallerimi bir başkasının gerçekleştirdiyini görmek,keyif verdi,mutlu oldum,sevindim,duygulandım. rabbim,yanınızda olsun.

öte yandan elbette engelli oluşumuzun + yanlarıda var.
mesela,bizim evde sevdiyim yemek pişmişse ki bu et yemeğiyse,
hemen küçük emrah modunda boynumu bükerim...
"benim gibi yaşlı ve sakat bir adama bu kadarcık mı et verdiniz" derim..
hemen tapağım tepeleme 2-3 kişilik doldurulur valla..
bu an-ı çok severim
COCO Tarih: 03.04.2009 14:27
Güzel kardeşim Nilüferlili her zaman yat kalk allaha dua et her zaman beterin beteri var şükür et isyankar olma.Sağlam insanlar bile hayatta her istediklerini yapamıyor her şeye sahip olamıyor.Her şeyin başı azim.Ben de özürlüyüm ama azmim len bu gün herşeye sahibim.Senin ne gibi rahatsızlığın olduğunu bilmiyorum.Her konuda sana yardımcı oluruz.Yeterki sen azimli ol.Sevgilerimle.
niluferlili Tarih: 02.04.2009 17:52
oturandeva biraz karamsar bir tablo çizmişim anlaşılan.gece sizin başınıza gelenleri okudum ve çok üzüldüm.bunun sonucunda da kendi yaşadıklarımı hatırladım.ilk ameliyatımı 40 günlük bebekken olmuşum, düzelmemiş. 2.ameliyatı liseyi bitirdiğimde oldum. l981 yılında.benim sağ ayağım doğuştan kıvrıktı.yani topuğum ve parmaklarım birbirine yakındı. ayağımın tabanına değil üst kısmına basıyordum.[l963 doğumluyum galiba aynı yaşlardayız]
4 ameliyat oldum. ilk ameliyatımdan çıktığımda doktorum sen hiç tabanına bastınmı diye sordu hayır dedim. bundan sonra basacaksın deyince gözlerimden süzülen yaşları hala hatırlıyorum.5 ay alçıda kaldım. sonra ortopedik ayakkabı verdiler. gece gündüz hep ayağında olacak dediler. 3 yıl evde yeniden yürümeyi öğrenerek geçti. yani 3 yıl sokak yüzü görmeden geçirdim.hayatımda tatmadığım bedensel acıları yaşadım.
bunlar kötü tarafları. ama hayatımı tamamen değiştiren yanlarıda oldu. 3 yılın sonunda 2 özürlünün alınacağı sınava girerek 1.oldum ve PTT de işe başladım ÖZÜRLÜ OLUŞUM sayesinde. emekli olma yaşının 50-55 lere dayandığı bu zamanda ben l5 yıl çalışarak 37 yaşında emekli oldum. yani bir köşeye çekilip bana baksınlar diye düşünmedim hayatımı kazanmayı seçtim. 3. ameliyatımın yatış işlemleri sırasında eşimle tanıştım o da trafik kazası geçirmiş 13.ameliyatını olacaktı. onunki de ayrı bir konu. yine ameliyatlar yine alçılar derken iyileşince evlendik. birbirimizin eksik taraflarını tamamladık. hem evde hem dışarda birlikte çalıştık bugün bir evimiz ve bir arabamız varsa bunu kimsenin yardımı olmadan biz yaptık ve biliyorumki allah eğer bir şeyi alıyorsa yerine 10 katını veriyor
ama alçıda geçen günler çok zordu ve senin yazdıkların bana 0 zor günleri hatırlattı.
yoksa bende allahın bana ayağım sayesinde verdiği bir çok şeyin farkındayım