Gıybet sömürüdür. Eline, diline ve beline sahip ol diyen gönül dostu yaşadığımız manzarayı ne güzel özetlemiş..
Kılıç yarası iyileşir, ama dil yarası geçmez derler.. O halde bin düşün bir konuş, kılı kırk yar, sonra kelam eyle. Kolay değil her türlü yara iyileşir, fakat dil yarası iyileşmez, ancak sahibinin rızalığını alırsan belki bir ümit kurtulursun. Lokman(a.s) oğluna; Eğer söz gümüşse sükût altındır demiştir. Boş konuşma giybete yol açar çünkü.

Gavsı Bilvanis-i(k.s) bir sohbetlerinde anlattı:
Birgün Hz.Ebubekir Sıddık(r.anh) sahabe arkadaşlarını çağırarak Peygamberin gıybetini yapalım der. Arkadaşları şaşırır:
-Nasıl olur, öyle şey mi olur?

Hz. Ebubbekir Sıddık(r.anh):
-Malumunuz gıybet yapan kimsenin sevabı giybeti yapılana gider diyerek, Allah Rasulünün manevi hazinesine çalışmayı önermiş oldu böylece.
Hz.Fatıma pencereden boyu çok kısa bir adamın geçtiğini görünce:
-Babacığım şu adam kısa boyludur diyerek, pencereden bakmasını ister.

Rasul-i Kibriya(s.a.v);
-Çabuk kızım hıh et. Hıh edince ağzından et parçası düşer.
Fatıma annemiz:
-Babacığım bu nedir?
Rasul-i Kibriya Efendimiz(s.a.v);
-Şu kısacık adama bak demekle giybet yapmış oldun, dolayısıyla adamın etini yemiş oldun o ağzından gelen giybet etidir diye cevap verdi. Allah; sizden biriniz ölmüş bir kardeşinizin etini yemek istermi?(Hucurat:12) buyuruyor çünkü.

Rasul-i Kibriya(s.a.v); Dedikodudan sakınınz, çünkü dedikodu zinadan daha ağır bir günahtır. Zira zina eden bir kimse tevbe edince tevbesi kabül edilebilir, fakat dedikodu yapılan kimse affetmedikçe dedikoducunun affedilmesi mümkün değildir buyurdular

Gavs-ı Hizani(k.s)’yi sevmeyen bir münkir âlim vardı, adı Molla Abdul Gafurdu. Bir gün camii’nin kapısında karşılaşırlar. Gavs-ı Hizani(k.s) ona:
-Molla Abdulgafur sen benden ne kötülük gördün ki sürekli gıybetimi yapıyorsun deyince Molla; Gavs-ı Hizani’nin kolundan çekmeye başlayarak:
-Hadi seni gidi yalancı Kezzab, bunca milleti kandırdığın yetmezmiş gibi birde onları saptırıyorsun der.
Gavs-ı Hizani(k.s) arbeda arasında kolunu kurtarır kurtarmaz itiverir, o anda Molla ne görüyorsa renkten renge giriyor, tuhaflaşıyor ve can havliyle:
-Aman Efendim ben ettim, sen etme, ne olur beni affet der.
Olayı etrafdan görenler merak edip Mollaya sorarlar:
- Noldu sana, ne gördün ki hemen değişiverdin?
Molla cevaben:
-Vi! Gavs beni itince başım ta arşa kadar yükseldi, başım değince akkor kesildi bedenim, dolayısıyla yere düştüm. Gavs’ın bu kerametini gören pişman olmaz mı der.
Ateşle oynama, ama hangi ateş? Elbette gıybet ateşi. Ebedi yangına kendini dönüştürme dedikodu yaparak. Aksi takdirde küle dönersin giybet aleviyle. Hesabı yapılmayan acı bir dille ömür sermayeni tüketirsin de haberin bile olmaz, yıllarca işlediğin salih amellerin biranda işe yaramadığının farkına vardığında şok olursan sakın şaşma haline. Çünkü Hz. Peygamber(s.a.v), Ateşin kuru odunu yakması gibi, giybette insanı yer bitirir(sevaplarını) buyurmakta.
Hasani Basri (r.anh) kendisini sürekli aleyhinde bulunana bir tabak hurma gönderirmiş ve ona teşekkürlerini şöyle iletmiş;
-Duydum ki sen bütün yaptığın ibadetlerini bana gönderiyormuşsun, bende karşılığını vermek istedim, karışılığı tam olmasada lütfen kabül buyurun demiş.



Dedikodu; dedikodu olmakla kalmıyor iftiraya kadar yelken açabiliyor.. Değil müminin, zımminin dahi giybeti caiz değil. Yaşadığımız toplum maalesef dedikodu üretiyor, yaşadığımız hava dedikodu ile inliyor, dedikodu kazanı sürekli kaynıyor ve otomosyana bağlanmış durumda.. Adeta gıybet sektörü oluştu, bu alanda para kazananlar azda değil, gıybet kültür olmuş dersek yanılmayız. Allah Rasulü gıybeti; denize bulaşsa denizi dahi kirletir (Ebu Davud) diye tarif etmiş.
Onur ve haysiyeti yerlere serenler çok kalabalık. Uslubu ve uslupları ne kadar kötü. Kötü niyetli eleştiriler ekranlarımızın süsü olmuş, ne kadar yalan dolan o kadar itibar kazanılıyor.. Yalanın biri bin akçe olmuş adeta. Elifi görüp mertek sanan tipler aramızda her an var ve iş başındalar. Sansar sanatkarlar, şebek dahiler baştacı ilan edilmiş dedikodularıyla.. Müşterilerine hizmet veriyorlar kendilerince dedikodu sektörü... Nasıl olsa muhatapları birşeyden çakmıyor öğrenmek için değil duymak istedikleri mesajlarlarla gönülleri hoştutuluyor, ardından gelsin paralar gitsin paralar, al gülüm ver gülüm ağırlamaları.

İslamiyette insan eşrefi mahlûkat ilan edildiğinden en ufak insan istismarına yönelik söze itibar edilmez, derhal şiddetle kınanır. Rasul-i Kibriya Efendimiz; Ribanın en kötüsü, haksız yere müslümanın ırzını rencide etmektir (ebu Davud), Yine Rasulullah(s.a.v); Miraç gecesinde bakır tırnakları olan bir kavme uğradım. Bunlarla yüzlerini tırmalıyorlardı. Ey Cebrail, bunlar da kim, diye sordum. Bunlar; İnsanların etlerini yiyenler ve ırzların(şereflerini) payimal edenlerdir dedi (ebu Davud)

Peygamberi eleştirmek küfür kapsamına girer. Saadat'ı eleştirmek münkirlik kapsamında olup son derece tehlikelidir. Cemaatı küçük düşürücü söz söylemekde çok çirkin şey, Türk’ü övüp Kürd’ü eleştirmek, ya da Arab’ı şöyle Acem’i böyle gibi hakaretvari demek de aynı kapsamda.. Hele hele Peygamberimizin kavmine dil uzatmak adaba mugayirdir. Müminler hep kardeştir. İma ile gönderme yapmak, önce öv sonra da dövmek, töhmet altına alacak sözler, nifak kokusu taşıyan ifadeler, bedene ait kelamlar, insanların taklidini yapmak, laf taşımak, deme yahu, türünden sözler, alay edici karikatür ve benzeri çizimler, düzeyli eleştirmenin dışında yazıp çizmek fotoğraflamak gibi sessiz dedikodular değişik giybet türlerindendir. Özürlüyü alaya almakda öyle.

Gıyabında dinkardeşinin namus ve şerefini koruyan kimseyi Allah cehennemden azad edecektir (Ahmed, Müsned)
Allahü Teala; Arkadan çekiştimeyi, yüze karşı eğlenmeyi adet edinen herkesin vay haline (hümeze,1) beyan buyuruyor. Allah Rasulü birkişinin hak ve hukunu ihlal edildiğini gördüğünde müdahele eder ve derhal o meclisi terk ederdi. Habib-i Kibriya; Gıybetten sakının. Muhakkak giybet zinadan daha kötüdür. Zira kişi zina eder sonra tevbe ederse, Allah tevbesini kabül edebilir. Hâlbuki giybet ettiği kişi affetmedikçe Allah affetmez buyuruyor.
Söz getiren, söz taşayıcı olur aynı zamanda... Dini korumak adına bozuk fikirlerin teşhir edilmesi giybet olmaz. Anlatılmalı ki; toplumda kabül görmesinler, yıkıcı faaliyetlerinin önüne geçilebilsin bu şekilde..

Alenen işlenen günalara karşı, mesala sarhoşun, kumarbazın, zinakarın yaptığı kötü fiilin hiç çekinmeden marifetmiş gibi anlatanların gıybetini yapmak caizdir. Peygamberimiz(s.a.v); Üç grup vardır ki, gıybetlerini yapman sana haram değildir: Günahı açıkca işlemekten sıkılmayan, zalim idareci ve dinde olmayanı dine sokan bid’atçi diye buyurdu.(Camiu’s Sağir)
Zulme engel olmak için gıybet yapılabilir, ya da bir hakkı savunmak için. Birinin herkesçe bilinen lakabı ile anmak gıybet değildir. Ailevi huzursuzluklardan dolayı bir âlime gidip kocam şunu yapıyor caiz mi? gibi sormakda gıybet sayılmaz.
Gıybetten kurtulmanın en kestirme yolu Allah’a ellerimizi açıp; Ya Rabbi! bana hatalarımı göster ki başkalarının hataları ile meşgul olmayayım diye dua eden gönül dostlarını niyazını sık sık tekralamak olsa gerek..

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 440
favori
like
share
kuber Tarih: 25.03.2009 10:23
ALLAH razı olsun canım emeğine sağlık
M.Kutsi Çil Tarih: 24.03.2009 16:42
Maalesef dedikodu ve gıybetten kendimizi kurtaramıyoruz.Çoğumuz yapıyoruz,Allah affetsin.
GÜLSiMA Tarih: 23.03.2009 16:05
Allah (c.c) razı olsun