ya gamlı arkadaşım anladım, ben seni çok iyi anladım..
yazmana gerek yok, bizzat takip ettim çünkü..
o formu da o foruma girip mantıksızca konuşanları da biliyorum..
yukarıda ki yazılarımdan da anlayacağın gibi; ben veya biz bunu yapanları bunun ardına takılanları bu platformda yer alanlarının çoğunu zaten
,sosyalistlik komünistlik kavramları bir tarafa, solcu olarak bile tanımlayamıyoruz ki..
benim tepkim bunun için..

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 406
favori
like
share
eyLem_güzeLi Tarih: 25.03.2009 00:07
[COLOR="Teal"]ya gamlı arkadaşım anladım, ben seni çok iyi anladım..
yazmana gerek yok, bizzat takip ettim çünkü..
o formu da o foruma girip mantıksızca konuşanları da biliyorum..
yukarıda ki yazılarımdan da anlayacağın gibi; ben veya biz bunu yapanları bunun ardına takılanları bu platformda yer alanlarının çoğunu zaten
,sosyalistlik komünistlik kavramları bir tarafa, solcu olarak bile tanımlayamıyoruz ki..
benim tepkim bunun için..
gamLı Tarih: 24.03.2009 23:55
dil din ırk farkı gözetmeksizin...
hukuka ve hukukun üstünlüğüne...
nede güzel ifade etmişler...
arkadaşım ben anlatamadım galiba derdimi)

adamların ikisözünden birisi _darbe_ idi...
diğer sözleride o tarihlerde o forumlara girmiş olanlar bilir.
sen o forumu biliyor gibisin...istersen İslam dini ,Kuran Peygamber hakkında o tarihlerde yazılanlardan sen bahset..

ayrıca Abdullah Gül ve Tayyib erdoğan hakkındada söylemedikleri kalmamıştı..
şimdi burada bu sözlerden aklımda kalanı paylaşmak isterdim ama o sözü rahatça söylenebildiği o forumu ve gönül verenlerini burada savunamazsın o zaman.
ama istersen hemen yazabilirim...senin isteğine bırakıyorum
eyLem_güzeLi Tarih: 24.03.2009 23:45
bak biz başka neler demişiz..
(=

__Paragöz Özkan'ın televizyon 'solculuğu' buraya kadar__

15 Mayıs 2008, Perşembe
Tuncay Özkan'ın elindeki televizyon kanalını merkeze koyarak yarattığı, özellikle finansal açıdan hayli "interaktif" Biz Kaç Kişiyiz hareketine umut bağlayanların önemlice bir bölümü düzene tepkili, sahici kaygılar taşıyan, samimi insanlardan oluşuyor. Ancak kolaycı olduklarını da teslim etmek gerekiyor. Sığ televizyon "solculuğu"ndan gerçek bir "hareket", paragöz Tuncay Özkan'dan "kurtarıcı" çıkacağını umdukları için şimdi büyük bir hayal kırıklığı yaşıyorlar.

soL Kanaltürk'ün satışı, özellikle medya cephesinde "solculukla olmuyor" şeklinde özetlenebilecek değerlendirmelere yol açtı.

AKP medyası, siyasi iktidar karşıtı önemli kalelerden birinin düşüşünü zafer sarhoşluğuyla karşılayıp "ulusalcılığın" iflas ettiğini ilan etti. AKP medyasının bittiğini ilan ettiği "ulusalcılığın" açılımında elbette bağımsızlıkçılık, aydınlanmacılık başta olmak üzere sola ait değerler yer alıyor. "Ulusalcı" olarak adlandırılan siyasi aktörler ve oluşumların, bu değerlere yükledikleri anlam, düzene bağımlılıkları, emekçi kitlelerden bilinçli bir şekilde uzak duruşlarının toplamı solla kapanmayacak bir mesafeye sahip olduklarını göstermesine rağmen AKP medyası, fırsattan istifade sol düşmanlığında gaza basıyor.

Diğer yandan daha çok Tuncay Özkan'ın yanlış adam olduğuna odaklansalar da Doğan medyasının konuya yaklaşımında da yine sola dönük "ayar" çabası dikkat çekiyor. Bir süredir "demode" değerlerden kurtulmuş, emperyalizm ile ilişkileri sorgulamayan, AKP "regülatörü" olarak çalışacak bir "sol" tarifi Ertuğrul Özkök başta olmak üzere çeşitli kalemler tarafından yapılıyor.

Tuncay Özkan, Kanaltürk'e bir "seslenme aracı" olmanın ötesine geçen bir işlev yükledi. Türkiye'nin sürüklendiği yere ilişkin sahici kaygılar taşıyan kesimleri bir "televizyon hareketi" etrafında toplamaya dayanan bu projenin ürünü "Biz Kaç Kişiyiz" oldu. Bu hareket özellikle mali katkı anlamında hayli interaktif olsa da, Cumhuriyet mitingleri başta olmak üzere kitlelerini arada gezmeye çıkarsa da televizyonun doğası gereği "edilgenleştirici", "soğutucu" etkisi ağır bastı.

Bugün bir tür "yeniklik" hissi taşıyan ve AKP karşıtlığı konusundaki samimiyetleri hiçbir şüpheye yer bırakmayan Biz Kaç Kişiyiz mensuplarının büyük bir kolaycılıkla bu projenin peşine takılırken bu yenilgiyi peşinen kabul ettiklerini söylemek gerekiyor.

Üzgünüz... Televizyon "solculuğu" ya da başka bir şekilde "kolay solculuk" bu topraklarda ve bu çağda hayal kırıklığından başka bir şey vaad etmiyor. Yanında çalışanları "süründüren" bir "kurtarıcı"nın peşinde hiç olmuyor.

soL

eyLem_güzeLi Tarih: 24.03.2009 23:41
bak biz bunu dedik.. (=


Biz ne diyoruz? Biz ne istiyoruz?


Tuncay Özkan tavırlarıyla, parasıyla sürekli gündemde. Dedikleri ise ne tartışılıyor ne biliniyor. Peki bir şey diyor mu?

Tuncay Özkan, son bir hafta içinde Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Deniz Baykal’dan genel sekreterliği istemesi ve Bağımsız Cumhuriyet Partisi (BCP) genel başkanlığına gelmesi gibi haberlerle gündeme geldi. “1 milyonluk” hazır kitlesi ve Kanal Türk satışından elinde kalan birkaç milyon dolarlık “bütçesi” ile kendine siyasette yer arayan Özkan’ın oynadığı boşluk ve hedefleri çok büyük. Özkan, CHP başta olmak üzere AKP karşıtı düzen içi muhalefetin dolduramadığı, doldurmaktan kaçındığı, dolduramadıkları oranda da büyüyen boşluğa gözünü dikmiş durumda. Son dönemde yaptığı kimi konuşmalarda 16 milyon oy hedefinden -AKP 22 Temmuz seçimlerinde 16,5 milyon seçmenden oy aldı-, söz eden Özkan bu iddialılığın karşılığı olarak “partileşme”yi de önüne koymuş durumda. Ya mevcut bir partiyi ele geçirerek ya da Biz Kaç Kişiyiz Platformu’nu partileştirerek... Ancak bu partinin ya da Özkan’ın başını çektiği bir “hareket”in ne yapacağı bir muamma. AKP karşıtlığını okşamak, esip yağıp gürlemek dışında ne Özkan’ın söyledikleri ve yazdıklarından ne de bir “parti”ye dönüşme hazırlıkları yapan Biz Kaç Kişiyiz Platformu’nun sınırlı miktardaki belgesinden değil programatik bir çerçeve herhangi bir çerçeve çıkartmak mümkün.

Kötülük savar, iyiliksever...
İl ve ilçe örgütlenmelerine giden Biz Kaç Kişiyiz Platformu’nun il ve merkez yönetim kurullarının söz metni Özkan’ın ne de(me)diğini güzel bir şekilde anlatıyor:

“Ülkemizin her türlü kötülüklerden, olumsuzluklardan temizlenerek çağdaş, bağımsız, laik, demokratik, zengin, eğitimli ve vatandaşları birbirine eşitlik duygusu içinde sevgi ile bağlı nitelikli bir toplum olması ülküsüyle yola çıkmış olan bizkackisiyiz platformu üyesiyim. (bizkaçkişiyiz platformu üyesi) olarak bu hedefe yürürken hiçbir umutsuzluğa kapılmaksızın bütün gücümle çalışacağıma, aynı ülküyü paylaşan üyelere sevgi ve saygı ile bağlı olacağıma, hiçbir biçimde kıskançlık, dedikodu, düşmanlık ve kavga gibi unsurları topluluk içine sokmayacağıma, dürüstlük, topluluk içinde mutlak eşitlik, hiçbir biçimde çıkar kaygısı gözetmeme, ülkemizin ve dünyanın iyiye, doğruya, güzele, barışa ve kardeşliğe ulaşması için çalışacağıma topluluğun amacına ulaşması yolunda her türlü özveriyi göstereceğime namusun ve şerefim üzerine söz veririm.”

Biz Kaç Kişiyiz Platformu’nun amaçlarının sıralandığı ve “programı” olduğunu düşündüren 20 maddelik belgede de depremden spora çeşitli başlıklarda dilek ve temenniler dile getiriliyor ve metin “Biz Kaç Kişiyiz Sivil Toplum Platformu renk, dil, din, ırk, sosyo-ekonomik farklılık, gözetmeksizin çaba gösterir ve evrensel insan hakları değerlerini savunur. Hukuka ve hukukun üstünlüğüne inanır. Demokrasiye bağlıdır. Geliştirmek ve özgürlüğü savunmak için çaba harcar. Türkiye Cumhuriyeti’nin laik, sosyal adaletçi, hukuk devleti olması ilkesini yüceltmek için çabalar” maddesiyle son buluyor.

İddialılık yetiyor
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, geçtiğimiz günlerde gazeteci Tuncay Özkan’ın kendisinden genel sekreterlik koltuğunu istediğini açıkladı. Özkan’ın “Önder Sav gitsin, ben geleyim” yönündeki talebini kabul etmediğini belirten Baykal, “Partiye katılmasını ve mücadele vermesini tavsiye ettim. Durumu görünce zaten vazgeçti” dedi. CHP’den aldığı 4 trilyona rağmen Kanaltürk’ü Fethullahçı Koza grubuna satan Tuncay Özkan’ı, CHP üyeliğine dahi kabul etmediklerini kaydeden Baykal, Özkan’ın CHP’den neler talep ettiğini Vatan yazarı Can Ataklı’ya anlattı. Özkan için, “Geldi, hayli uzun konuştuk, benden CHP genel sekreterliğini istedi” diyen Baykal, bu görüşmenin ikisi arasında kalması yönünde anlaştıklarını; ancak bir şekilde sızdığını söyledi.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın Tuncay Özkan’ı, üstelik de Kanal Türk satışı sonrasında düştüğü duruma rağmen “muhatap” alıp açıklama yapmasına yol açan en önemli faktör “iddialılık”. CHP başta olmak üzere AKP karşıtı düzen içi aktörlerin siyasi iddialılığı sıfıra yaklaştıkça Özkan biraz da tesadüf eseri yakaladığı pozisyona yükleniyor. Özkan’ın hiçbir şey söylemeden bu kadar yol almasını kendi kerametinde değil, Türkiye siyasetinin tuhaf tablosunda aramak gerekiyor.

gamLı Tarih: 24.03.2009 23:06
ne o..buda yeni örgütlenme şeklimi..
arkadaşım bu ülkede ateistlerin komünistlerin sosyalistlerin hepbir ağızdan söyledikleri bir tek söz vardı (tuncay özkanın idaresinde olduğu zamanlarda)_BİZ KAÇ KİŞYİZ _adlı kanaltürk forumda..
_Ordu Göreve_ evet..hepbirağızdan bunu söylüyorlardı.
Büyükanıt o malum e_postadan sonra gelişen seçim sonuçlarından ve Abdullah Gül cumhurbaşkanı seçildikten sonra darbe yapılmadı diye o admlar Büyükanıt'a da demediklerini bırakmamışlardı..

sizin teorilerle aranız herzaman iyi..bunu başka konulardanda biliyoruz..
ben gerçeklerle ilgileniyorum..

yazı için teşekkürler