Atatürk ve Havacilik


Daha 1930'larda "istikbal Göklerdedir" diyen . Büyük Atatürk havaciliga gereken büyük önem ve degeri vermesini bilmisti. Havaciligin bir spor dali olarak benimsenmesi ve Türk gençleri arasinda yerlesmesini yürekten arzulayan Atatürk "Türk Kusu" nun kurulusunda oldugu gibi çalismalarinda da verdigi emir ve direktiflerle basrolü oynamisti.
"Türk Kusu" nu sicak bir ilgi ve yürekten bir muhabbetle destekleyen Atatürk manevi kizi olan Sabiha Gökçen 'i de Türk havaciligina kazandiran kisi olmustu. Sabiha Gökçen yalniz sivil havacilik ve havacilik sporunda degil, askeri havacilik alanindada ulsuslararasi üne ve degere sahip bir havaci olmustu.
Atatürk , 3 Mayis 1935 günü faaliyete geçen "Türk Kusu" nun çalismalarini yakinen takip ettigi gibi , Sovyetler Birliginden getirtilen iki planör ün yaptigi deneme uçuslarini da bizzat takip etmisti. Hatta bununla da yetinmeyip bir planöre binip bunun çalisma sekli hakkinda ilgililerden izahat almisti.

Atatürk , genç Türk havacilarinin havacilik sporunda gelismelerini saglamak amaciyla yetenekli genç havacilarin yurt disina gönderilip orada ihtisas yapmalari arzulanmisti. Onun emir ve direktifleriyle basta Sabiha Gökçen olmak üzere bazi genç Türk havacilari 1935 yili Temmuz ayinda Sovyetler Birligindeki "Koktobel Planör Okulu" na giderek orada bu spor dali üzerindeki bilgilerini kuvvetlendirip tecrübelerini arttirmislardi. Bu uzman planörcüler yurda dönüslerinde "Türk Kusu" kadrosunda ögretmen olarak görev almislar ve bildiklerini ve öögrendiklerini genç havaci kusaklara ögretmislerdi.
"Türk Kusu" 1935 yilindan beri Büyük Atatürk'ün Türk sporundaki en büyük yadigari olan havacilik sporu yolundaki çalismalarini sürdürmekte , planörcülük ve havaciligin yanisira parasütçülük alaninda da büyük isler basarmaktadir.

Kisacasi bu faaliyetiyle Atatürk'ün aziz ruhunu sad etmektedir Türk Kusu...
Sabiha Gökçen
Anlatiyor...
Büyük Atatürk'ün manevi kizi , Türk havaciliginin gururu, dünyanin ilk kadin savas pilotu Sabiha Gökçen 'in Atatürk hakkinda anlattiklari büyük bir deger tasir hiç kuskusuz.
Gökçen diyor ki:
- "Beni manevi evlat edinen Atatürk , hem babam , hem ögretmenim , hem herseyimdi. Sihhatim , derslerim nesem , kederim, sefkatin bile en ulvisini onda gördüm...

Havaci olmami istemisti; muvaffak olmam için benden fazla gayret sarfediyordu. Harp brövesi almak için Eskisehir'de tayyare alayinda staj görüyordum . Bir gün uçustan indigim sirada bölükte fevkaladelelik dikkatimi çekti , sordum. Bölügümüz Dersim harekatina katilmak üzere harekat emri almis. Hemen bölük kumandanimiza kostum ve bölügümle beraber gitmek istedigimi söyledim . Alay kumandaniyla konusmam icabettigi cevabini aldim. Alay kumandani ise; muharebeye gidecek olan bir bölüge kadin bir pilot olarak katilabilmem için hususi bir müsaade alinmasi gerektigi bildirildi. Bölük ertesi gün hareket edecekti. O zamanki tayyareler bir uçusta uzun mesafeler katedemedikleri için Ankara ve Kayseri de konaklayacaklardi. Ben hemen tayyaremle Ankaraya gidip gelebilmek için izin istedim. Maksadim bir gün sonra Ankaraya gelecek olan bölügümle Dersime gidebilmek için müsaade alabilmekti. Ankara'ya aksam hava karanliginda indim ve hemn çankaya'ya gittim.
Atatürk beni karsisinda görünce hayret etti ve çok kisa bir an sonra , ben daha birsey söylemeden :
- "Bu arzunu yerine getirmek isterim ve seni takdir ederim , fakat sana birsey söyleyeyim kizim ; çarpisacagin insanlarin eline esir olarak düsersen sana çok fena muamele edeceklerdir, buna üzülürüm. " dedi.
Benim cevabim su oldu:
-"Emin olunuz, canli olarak ellerine düsmem..."
Atatürk'ün bakisi degisti ve hiçbir sey söylemeden bana hayatimin en kiymetli hediyesini verdi: Tabancasini...
O aksam köskte alakalilara sabah beni erken uyandirmalarini tenbih ederek yatmaya çiktim.
Sabah 5.30 da beni Atatürk uyandirdi. Aksamki elbisesini degistirmemisti. O gece hiç uyumadigini sonradan ögrendim. Benimle kahvalti yapti, kendi arabasiyla meydana götürdü. Biraz sonra Eskisehir'den gelen bölügü karsiladi ve bütün arkadaslarla mesgul olarak hepimize iyi yolculuklar ve basarili muharebe temennisinde bulundu.
Bir ay devam eden Dersim harekati sirasinda hemen her gün benden haber istedi ve ben de emrini yerine getirdim.
Dersim harekatindan dönüsümüzde bana bir madalya verilmesi kararlastirilmis, Atatürk tertip edilen merasimde bulunamamisti. O gün çankaya'ya döndügüm zaman , kendisini bahçede bekler buldum. çok heyecanlandim, kostum elini öptüm. iftihar ettigini söylerken sesi titriyordu. Alnimdan öptü. Bu hali gördükten sonra bendeki çalisma azmi daha çok kuvvetlendi..."
Sabiha Gökçen , 1938 yilinda Balkan ülkelerine tek kisilik uçagi ile yaptigi bes günlük dostluk gezisi sirasinda Türk Kadini ve Türk havaciliginin da en canli gerçegini gözler önüne sermis ve ugradigi her Balkan baskentinde pek büyük takdir ve hayranlikla karsilanmisti. Bu seyahat de Büyük Atatürk'ün emir ve direktifleriyle gerçeklesmisti. Atatürk'ün hastaliginin agirlasmaya basladigi günlere rastlayan bu seyahat de Türk havacilik tarihinde önemli bir yer isgal eder. Bu seyahat sonrasini Sabiha Gökçen söyle anlatmaktadir:


- "Gününü kendisi kararlastirmisti. 16 Haziranda baslayan seyahatim 5 gün sürdü. Selanikte dogdugu evi görmemi istemisti. Döndügümde , hasta yataginda daima Selanik sehrini ve dogdugu evi anlatmami istiyordu. Ben anlatirken çok duygulaniyordu, adeta gözleri doluyordu. Müteessir oldugunu gördükçe mevzuu degistirmeye çalisiyordum, fakat o israrla ayni seyleri söylememi istiyordu.
O sene ben Türk Kusu'na basögretmen tayin olmustum. Fakat Atatürk'ü yatakta birakip Ankara'ya gidemiyordum. Türlü bahanelerle hareketimi geciktirdigimin farkina vardi. Hiç kimsenin , hiç bir suretle vazifesinden ve vatana hizmetinden geri kalmasini arzu etmedigini bildirerek sunu söyledi:
"Git vazifenin basina, isini gör. icab ederse tekrar dönersin" dedi..."

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 441
favori
like
share